COP27 İklim Zirvesi'nde tarihi uzlaşı: 'Kayıp ve Zarar'ı kim ödeyecek?

Access to the comments Yorumlar
 euronews
İklim krizi hakkında tarihi fon anlaşması hangi ülkeleri kapsayacak
İklim krizi hakkında tarihi fon anlaşması hangi ülkeleri kapsayacak   -   ©  AP

Mısır'da düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 27. Taraflar Konferansı'nda  (COP27) iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarıyla karşı karşıya olan ülkelere destek için 'Kayıp ve Zarar' Fonu kurulmasında uzlaştı. 

Böylelikle iklim değişikliğini körükleyen zengin ulusların on yıllardır süren direnişinin aşılması sağlandı. 

Anlaşmaya varılmasında önemli rol oynayan Pakistan İklim Bakanı Sherry Rehman, kararı "iklim adaleti için ilk adım" olarak değerlendirdi. 

Bununla birlikte dönüm noktası niteliğindeki metinde fona kimin katkıda bulunacağı ve kimlerin yararlanacağı gibi önemli pürüzlerin giderilmesi gerekiyor.

İşte tarihi anlaşma hakkında bilmeniz gerekenler:

'Kayıp ve zarar' nasıl fiyatlandırılacak?

Birleşmiş Milletler (BM) iklim görüşmelerinde "kayıp ve zarar", iklim kaynaklı aşırı hava koşulları veya yükselen deniz seviyeleri gibi etkilerden kaynaklanan ek maliyet ve zararları ifade ediyor.

İklim fonları şimdiye kadar çoğunlukla küresel ısınmayı engellemek amacıyla karbondioksit emisyonlarını azaltmaya odaklanıyordu. 

Bu fonların sadece üçte birine yakın kısmı toplumların gelecekte karşılaşabilecekleri sorunlarla başa çıkmalarına yardımcı olacak projelere ayrılıyordu.

Özellikle bu konuda 'Kayıp ve Zarar Fonu' diğerlerinden ayrışıyor. Zira COP27'de uzlaşılan metinde öngörülen fonlar ülkelerin kaçınmaları mümkün olmayan ya da uyum sağlayamayacakları zararların yarattığı maddi maliyeti karşılayacak. 

Bu önemli adım arkasında bir olumsuz tarafı beraberinde getiriyor. Zira anlaşmada iklim değişikliğinin neden olduğu "kayıp ve zarar" çerçevesinin neleri kapsayacağı konusunda hala bir anlaşmaya varılamamış durumda. 

Örneğin fon kapsamında değer biçmesi zor olacak zarar gören ekosistemler veya kültürel varlıkların olup olmyacağı henüz bilinmiyor. 

İklim değişikliğinden en fazla etkilenen 55 ülkenin hazırladığı bir rapor, bu ülkelerin son yirmi yılda iklimle bağlantılı toplam kayıplarının 525 milyar dolar olduğunu işaret ediyor. 

Bazı araştırmalar ise 55 ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılalarının (GSYİH) yüzde 20'sine denk geldiği belirtilen bu miktarın 2030'a kadar yılda 580 milyar dolara ulaşabileceğini öne sürüyor.

Kim kime ödeme yapacak?

COP27'ye kadar iklim değişiklliklerinden zarar gören ülkeler sera gazı emisyonlarıyla iklim değişikliğinin büyük kısmına neden olan zengin ülkelerin ödeme yapması gerektiğini savunmuştu. 

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB), yükümlülüklerinin artmasından korkarak bu argümana direnmiş, ancak COP27 zirvesi sırasında pozisyonlarını değiştirmişti.

AB ayrıca dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan ancak BM tarafından gelişmekte olan bir ülke olarak sınıflandırılan Çin'in de ödeme yapması gerektiğini savundu.

Fakat Çin herhangi bir ödeme taahhüdünde bulunmadı.

Zirvede belirsizliğini koruyan diğer önemli bir konu da bu fonlardan hangi ülkelerin faydalanacağına ilişkin şartların tanımlanmamış olması. 

Mısır'daki BM zirvesinde kabul edilen fon, iklim değişikliğine karşı "özellikle savunmasız" olan gelişmekte olan ülkelere yardım etmeyi amaçlıyor. 

Zengin ülkeler, yardım alacak ülke sayısını düşürmek hedefiyle yardımın en acil vakalara gitmesini istiyor. 

Anlaşma, fonu kimin denetleyeceği, paranın nasıl ve kime dağıtılacağı gibi kararlar için gelecek yılki BM İklim zirvesinde yapılacak tavsiyelerle beraber gelecekteki karar alma süreçleri için bir yol haritası ortaya koyuyor.

Anlaşma, fonların zengin ülkelerin ödeme yapmasına dayanmak yerine, finans kurumları da dahil olmak üzere daha geniş kaynak yelpazesinden karşılanmasını öngörüyor.

Bazı ülkeler mevcut diğer fonların da nakit kaynağı olması taraftarı. Fakat uzmanlar, ödemelerde yaşanan uzun süreli gecikmeler nedeniyle bu fonların kayıp ve zararları karşılamak için uygun olmadığını söylüyor.