Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Avrupa ve Akdeniz neden dünyanın geri kalanından daha hızlı ısınıyor?

Avrupa ve Akdeniz neden dünyanın geri kalanından daha hızlı ısınıyor?
©  euronews   -  
 Jeremy Wilks  & euronews

Climate Now'ın bu özel bölümünde, İklim Değişikliği Zirvesi COP 27'nin düzenlendiği Mısır'da uzmanlar, iklimin bugün neden ve nasıl değiştiğine dair bilgiler veriyor.

Kopernicus İklim Değişikliği Servisi’nden son veriler geçtiğimiz ekim ayının Avrupa’da kaydedilen en sıcak ekim ayı olduğunu gösteriyor. Sıcaklıklar Avrupa'da 1991-2020 ortalamasının neredeyse 2 derece üzerindeydi.

Euronews
Ekim 2022 sıcaklıkları (1991-2020 referans dönemi) Kaynak: Copernicus Climate Change Service implemented by ECMWFEuronews

Haritada Fransa, İsviçre, Avusturya, Almanya, İtalya ve İspanya’nın bazı kısımlarında koyu kırmızı ile gösterilen bölgelerin tamamında geçtiğimiz ay olağanüstü sıcaklıklar yaşandı.

Ekim ayına ilişkin veriler çok daha büyük bir eğilimin bir parçası. Avrupa gezegenin geri kalanından çok daha hızlı bir şekilde ısınıyor.

Bunun nedenini sorduğumuz Dünya Meteoroloji Örgütü Genel Sekreteri Petteri Taalas, "Avrupa’nın dünyanın diğer bölgelerine kıyasla iki kat daha hızlı ısındığını görüyoruz. Bunun nedeni Kuzey Kutup Bölgesi'ndeki, Avrupa’nın kuzeyinde çok büyük bir etkisi olan ısınma. Küresel olarak en hızlı ısınan ikinci bölge ise Akdeniz bölgesi. Kuzey Kutup bölgesinde kar ve buzulların erimesi bu ısınmaya neden oluyor. Akdeniz bölgesi ise giderek daha da kuru hale geliyor. Bu nedenle sıklıkla meydana gelen bu ısınmayı azaltmak için yeterli buharlaşma sağlanmıyor."

Karada gördüğümüz bu ısınma eğer okyanuslar olmasaydı çok daha hızlı gerçekleşirdi. Okyanusların sera gazları tarafından atmosferde hapsedilen aşırı sıcaklıkların yüzde 90’ını absorbe ettiği hesaplandı. Ancak okyanuslar bugün iyi durumda değil.

Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) Direktörü, Okyanusbilimci Jean-Pierre Gattuso, Akdeniz'in son birkaç yılda maruz kaldığı tekrar eden sıcak hava dalgalarının etkisi şöyle açıklıyor: "Denizlerdeki ısı dalgalarının başlıca etkisi, omurgasızların, bitkilerin, yumuşakçaların, süngerlerin ve mercanların kitlesel ölümüne neden olması. Denizlerde yüzeyle 50 metre derinlik arasındaki çok sayıda omurgasız ve bitki, bundan etkileniyor ve ölüyor."

Peki COP 27’de alınan kararlar herhangi bir fark yaratıyor mu? Asitlenme ve sıcak hava dalgaları gibi sorunlara gerçekten bir çözüm getiriliyor mu?

Gattuso COP 27'de yürütülen müzakerelerin son derece önemli olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nin öngördüğü senaryolara göre, Paris İklim Anlaşması’nın hızlı ve eksiksiz bir şekilde uygulanmaya başlaması halinde okyanuslardaki asitlenmeyi ve sıcaklıkları sabitleyebiliriz. Bu, durumu eski haline getirebileceğimiz anlamına gelmiyor. Isınmayı ve asitlenmedeki artışı durdurabileceğimiz anlamına geliyor."

COP 27’de ciddi bir atmosfer hakim çünkü Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşmak ve küresel ısınmayı 2 santigrat derecenin çok altında sınırlamak için umutların tükenmek üzere olduğunu olduğunu herkes biliyor.

Peki emisyonları azaltmaya dair gerçek bir ilerleme kaydediliyor mu? Sera gazı konsantrasyonları azalıyor mu yoksa artıyor mu? 

ClimateAnalytics’ten emisyon uzmanı Claire Fyson, "Ne yazık ki atmosferdeki sera gazı konsantrasyonları hâlâ artmaya devam ediyor. Kısa süre önce yapılan bir tahminde karbondioksit konsantrasyonlarının milyonda 416 parçada olduğu söylendi. Geçtiğimiz yıldan daha yüksek, hatta tüm insanlık tarihinde olduğundan daha yüksek. Bu çok endişe verici bir eğilim çünkü karbon emisyonları artmaya devam ettikçe iklim değişikliğinin etkileri daha da kötüleşmeye devam edecek." şeklinde konuşuyor. 

Fyson atmosferdeki sera gazı emisyonlarının yakın zamanda sabitlenip sabitlenmeyeceğinin özellikle önümüzdeki 8 ila 10 yıl içinde ne yaptığımıza bağlı olduğunu söylüyor: "Eğer emisyonları sıfıra indirmeyi başarırsak o zaman evet, konsantrasyonların sabitlendiğini, sıcaklık artışı grafiğinin düzleştiğini ve iklim değişikliğinin etkilerinin kötüleşmeye son verdiğini göreceğiz. Son değerlendirmeler yaklaşık 2.4 ila 2.8 derecelik bir ısınmaya doğru gittiğimizi gösteriyor. Yani olmak istemeyeceğimiz bir yere doğru gidiyor."

Öte yandan önümüzdeki on yıllarda emisyonlar hızlı bir şekilde azalsa dahi iklim değişikliğinin deniz seviyesinin yükselmesi ve kriyosferin erimesi gibi bazı etkileri yüzyıllar boyunca devam edecek.