Araştırma | Ölümden dönenlerin anlattıkları halüsinasyon değil

Access to the comments Yorumlar
 Sertaç Aktan
Beyin
Beyin   -   ©  Mauricio Lima/AFP/Getty Images

İnsanların ölüme yaklaştıklarında neler yaşadıklarını araştıran çalışmalar bilim insanlarını önemli bir sonuca götürdü: Hala açıklanamasa da 'ölümden dönme' ile ilgili deneyimlerin gerçek olabileceği ortaya çıktı.

Bugüne kadar sayısız insan, hayatlarının “gözlerinin önünden geçtiğini” veya ölüme yakınken bedenlerini terk edip başka bir yere gittiklerini iddia etti.

Çoğu uzman bu deneyimlere 'halüsinasyon' veya 'yanılsama' dedi. Ne var ki, NYU Grossman Tıp Okulu'ndan araştırmacılar aslında başka bir şeyin olduğunu ileri sürüyor.

Nörobilimler, yoğun bakım, psikiyatri, psikoloji, sosyal bilimler ve beşeri bilimler dahil olmak üzere çeşitli tıp disiplinlerinden bilim insanları ekibi, yüksek bilinç durumunu içeren ancak açıklanamayan olayları inceledikten sonra bir dizi bilimsel sonuca vardı.

Buna göre ana bulgu, bu olayların, halüsinasyon gören veya psychedelic bir ilaç kullanan birinin yaşadığı deneyimlerle pek ortak yanı olmaması.

Aksine yükseltilmiş, engin bir bilinç duygusu ile öldüklerinin farkına vararak bedenlerinden ayrıldıklarını aktaranlar tipik olarak birkaç farklı olayı rapor ediyor:

Farklı bir yere seyahat

Tüm geçmiş eylemlerinin eleştirel bir analizini de içeren, hayatlarının anlamlı ve amaçlı bir incelemesi yani temelde, hayatları gözlerinin önünden geçiyor. “Ev” gibi hissettiren bir yere gittiklerini belirtiyorlar.

Hayata geri dönmek

Araştırmacılar, ölüme yakın deneyimin genellikle kişide olumlu ve uzun vadeli bir psikolojik dönüşümü tetiklediğini belirtiyor.

Ekip, ölüme yakınken olumsuz ve üzücü deneyimler yaşayan kişilerin bu tür bir değişim yaşamadığını da belirtiyor.

Beyinde bir şeyler oluyor

Ekip, ölümden dönme deneyiminin anlatılan hikayelerden daha fazlası olduğunu da keşfetti. Bilim insanları, biri ölüme yakın olduğunda beyinde meydana gelen fiziksel değişiklikleri gerçekten tespit edebiliyor.

Araştırmacılar, insanlar teknik olarak ölürken gama aktivitesinin ve ani elektrik çarpması gibi olayların varlığını buldu. Araştırmacılar bunu bir elektroensefalografi (EEG) kullanarak ölçtüğünde, yüksek bir bilinç durumunun işareti olduğunu gördüler. Bulgular, ölürken “bedenlerini terk ettiklerini” söyleyen kişilerin iddialarını destekleyebilecek nitelikte.

Çalışmanın yazarları, geçen yüzyıl boyunca tıptaki ilerlemeler sayesinde sayısız insanın ölümün eşiğinden geri getirildiğini belirtiyor. Bu hastaların çoğu, şimdiye kadar ayrıntılı olarak incelenmemişti ancak çok sayıda kişi hep açıklanamayan olayların hikayeleriyle geri döndü.

Ekibin başındaki kişi olan Sam Parnia yaptığı basın açıklamasında, "Kalp durması kalp krizi değil, bir kişinin ölmesine neden olan bir hastalığın veya olayın son aşamasını temsil eder" diyor ve ekliyor:

"Kardiyopulmoner resüsitasyonun (CPR) ortaya çıkışı bize ölümün mutlak bir durum olmadığını, bunun yerine bazı insanlarda başladıktan sonra bile potansiyel olarak tersine çevrilebilecek bir süreç olduğunu gösterdi. Ölümün bilimsel olarak incelenmesini sağlayan şey, kalp durduğunda oksijen yoksunluğundan dakikalar sonra beyin hücrelerinin geri döndürülemez şekilde hasar görmemesidir. Bunun yerine, saatler içinde 'ölüyorlar'. Bu, bilim insanlarının ölümle bağlantılı olarak meydana gelen fizyolojik ve zihinsel olayları nesnel olarak incelemesine izin veriyor.”

Ölüm bir son olmayabilir

Çalışma yazarları, ne fizyolojik ne de bilişsel süreçlerin ölüm anında tamamen sona ermediği sonucuna vardı.

Önceki raporlar, insanların ölüme yakın deneyimleri hakkında söylediklerini kanıtlayamasa da, yeni rapor, iddiaları çürütmenin de olanaksız olduğunu ortaya koyuyor.

Parnia, "Öldüğümüzde ne olduğunu nesnel ve bilimsel bir şekilde araştıran çok az çalışma var, ancak bu bulgular insanlarda bilincin nasıl var olduğuna dair ilgi çekici bilgiler sunuyor ve daha fazla araştırmanın önünü açabilir" diyor.