Son Dakika

Son Dakika

Viyana; bir şehrin ritmi

Okunan haber:

Viyana; bir şehrin ritmi

Viyana; bir şehrin ritmi
Metin boyutu Aa Aa

Viyana günümüze kadar gelen zengin bir kültürel mirasa sahip. Konser salonlarından, kahvehanelerden ve hatta sokaklardan gelen tınılar sizi büyülüyor. Metropolitanın bu bölümünde Avusturya’nın başkentinin, kendine has melodisini dinliyoruz.

Viyana…Geçmişin ve geleceğin bir arada yaşadığı şehir. Bir zamanlar Habsburg imparatorluğunun merkezi olan Viyana oldukça zengin bir kültürel mirası barındırıyor. Tarihinden bu güne birçok ünlü bestakara ev sahipliği yapan Viyana, bestekar konuklarından izler taşıyor. Başkentin yüzyıllardır sokaklarında yankılanan özel bir sesi var: Viyana tınısı.

Bu özel tınıyı her gün şehre duyuran kişi ise Wolfgang Vladar. O, 20 yıl boyunca dünyaca ünlü Viyana Flarmoni Orkestarası’nda görev almış.

Sanatçı, icra etmesi epey zor olan ve özel Viyana tınısı veren nadir müzik aletlerinden birini çalıyor: Viyana kornosu.

“Viyana tınısı, hassastır. Bence bu sesin her notasında aşk var. Bu aşk melodinin ilk notasından başlar, bir sonrakine bağlanır ve son notada yine aşkla biter.”

“Viyana tınısı, duygu ve duyarlılığın muhteşem sentezinden oluşur. Hatta Viyana Filarmoni Orkestrası’nın üyeleri bunun bazen bir doğaçlama şeklinde bile olabileceğini söylüyor. Yani Viyana tınısı notaların teknik ifadesinden daha çok kalbin ve hislerin ifadesidir.”

Viyana tınısı müzikten çok daha öte bir ritimle can buluyor. O, şehrin sesini tanımlıyor, peki ama nasıl?

“Bana göre geleneksel tını müziğin yalnız bir yönü. Çünkü benim hayatımın büyük kısmı müzikle içiçe… Ama müzik bir yanda da fincanın çıkardığı ses… Bu ses de Viyana’ya ait. Uyandığımda bu sesi duyuyorum ve Viyana’da olduğumu anlıyorum”

Viyana’daki kahvehaneler Paris’in Eyfel kulesi gibi şehrin sembollerinden biri. Mola verip bir kahve yudumlamak içinse vazgeçilmez mekanlar.

Kafelerde “Wiener Ober” olarak adlandırılan şef garsonlar çalışıyor. Viyana şef garsonunu özel kılan nedir?

“Bir kere aykırı olması gerekiyor. Onu normal bir garsondan ayıran da, bu özelliği. Buradaki şef garsonlar uzun yıllar burada çalışır ve müşterilerini iyi tanır. Öyle ki, müşteriler bizlerle sırlarını, özel hayatlarını bile paylaşır. Ağlarken başlarını yaslasınlar diye onlara omuzlarımızı uzatırız. Yani bir Viyanalı şef garson çoğu zaman aslında bir psikolog gibidir.”

1900’lü yılların başlarından 30’lara kadar kahvehaneler entellektüeller için önemli bir buluşma yeriydi.

“Viyana’nın kültürü daha çok kahvehanelerinde oluşmuştur. Hatta “kahvehane şiiri” tanımı da buradan gelir “

Günün ilk ışılarıyla kraliyet ve imparatorluk pastacısı Demel’de hummalı bir çalışma başlıyor. Buradan çıkan Tarifler gizli. Ama bir kereliğine Şef Michael’in omuzlarının üstünden mutfağa şöyle bir göz atmamıza müsade ediyorlar.

“Doğru Kıvamı tutturmak çok önemli. Mesela oldukça gergin ve pürüzsüz olması lazım. Bunun için de yılların tecrübesine ve kuvvetli hislere sahip olmalısınız. Yani aslında özel bir tarif yok”

25 yıldan fazla zamandır pasta şefi olarak çalışan Michael anahtar kelimenin hissetmek olduğunu sözlerine ekliyor. Michael bugüne kadar 1 milyondan fazla sacher turtası yapmış.

Geçmişin göz alıcı izleri şehrin her köşesinde karşımıza çıkıyor. Bunlardan biri ise Viyana faytonu. Faytonlar 17inci yüzyıldan beri şehrin melodisinin tanınan en önemli parçalarından biri.

Viyana tümüyle geçmişte yaşamıyor. Geleceğe de yatırım yapıyor. Son zamanlarda şehirde yükselen en yüksek ses ise inşaatlardan geliyor.

Merkez tren garının etrafından çekiç ve matkap sesleri duyuluyor. Yeni bir tren garının yanı sıra binlerce daire ve ofisten oluşan bir kompleks inşaa edilen projenin 2015’te tamamlanması bekleniyor.

“ Viyana halkı için bu bölge çok tanıdık değil. Çünkü önceden burada bir kargo istasyonu, küçük şirketler ve depolar vardı. Halkın girişi yasaktı. Bir taraftan öteki tarafa da geçilemiyordu. Yani bir bariyer oluşturuyordu. Biz de bu bariyerden kurtulup etrafında büyük bir park bulunan ve apartmanlardan oluşan bir tren garı yapmaya karar verdik.”

Yeni ve eski Viyana ritminin arasında bir fark var: Aksan. Ödüllü Viyanalı yazar Peter Henish “Black Peter” adlı kitabında bu konuya değiniyor. Henisch kitabında Avusturya ve Alman aksanı arasındaki farktan söz ediyor:

“Alman lisanında söylem ağzın ön kısmında gerçekleşir. Bir Avusturyalı ise daha çok ağzın arka kısmını kullanılır. Belki de bunun için kelimelerin dile dökülmesi biraz daha zaman alıyor. Daha devrik ve çok daha şiirsel cümleler ortaya çıkıyor.”

Viyana eşsiz tını ve ritimlerden oluşan bir şehir. Öyle ki bir kere şehri ziyaret edenler gözleri kapalı olsa bile Viyana’yı tanıyabileceklerini öne sürüyor.

Gün batımından sonra sıra ünlü Viyana Filarmoni Orkestrası’nı dinlemeye geldi. 1842’de kuruluşlarından bu yana Viyana’nın klasik dönemlerindeki melodilerden örnekler veriyor.

… ve bu melodiler dinleyenleri büyülüyor.

Daha fazla METROPOLITAN