Son Dakika

Ölümünün 4'üncü yılında dostları Tahir Elçi'yi anlatıyor: Özlüyoruz

Tahir Elçi mezarı başında anılıyor - AA
Tahir Elçi mezarı başında anılıyor - AA
Metin boyutu Aa Aa
Birçok medeniyete beşiklik etmiş, ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede, insanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun diyoruz
Tahir Elçi

Eski Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin bu sözlerinin ardından öldürülmesinin üzerinden dört yıl geçti. Cinayetin failleri ortaya çıkarılmadı. Soruşturmada 4 başsavcı, beş savcı değişti. Cinayet anına ait görüntü kayıtları halen kayıp. Adli Tıp Kurumu’nda çalışan Mehtap Altuğ’un delil karartıldığına ilişkin ifadesi olduysa da buna ilişkin suç duyurusu henüz sonuçlanmadı. Soruşturmada hâlâ tek bir şüpheli bulunmuyor.

Faili meçhullerin, işkencenin sıkça yaşandığı 1990’lı yıllarda avukatlık yapan Tahir Elçi o zamanlar da ölüm tehdidiyle karşılaşan ve yürüttüğü hukuk mücadelesiyle “faili meçhullerin avukatı” olarak anılan bir hukukçuydu.

Ölümünün dördüncü yılında Tahir Elçi’yi dostlarına sorduk. Yanıtları hep aynı oldu: “Cesur, fikri takip yeteneği yüksek, aldığı davayı sonuna kadar götürür…” Bunların yanında hiç duymadığımız yönlerini de öğreniyoruz.

Ortağı avukat Neşet Girasun, Elçi’yi çocukluğundan beri tanıdığını söylüyor: “Özellikle Cizre’deki ağır hak ihlallerindeki tutumu, mağdurların yanında yer alması… Avukatlığını ve insani ilişkilerini bir bütün olarak değerlendirdiğimizde benim avukat olmamda etkisi oldu. İlham kaynağım. Hukuk okuma nedenim.”

Birlikte çalıştıkları üç yılı; “Sürekli problem çözmeye odaklı, karşısındakini her durumda hoş gören, sabırla ve inatla dosyasını takip edip müvekkilinin adalet duygusunun tatmin olmasını sağlamaya çalışan bir avukattı” diye anlatan Girasun duruşma sırasındaki Tahir Elçi’yi şöyle anlatıyor: “Olağanüstü bir hukuk formasyonu, deneyimi, bilgisi ve özgüveni vardı. Mahkeme heyetlerinin ona karşı saygısı da görünürdü. Takip ettiği her dosyayla ilgili duruşmasından önce çok ciddi bir hazırlık süreci olurdu. Meseleyi her yönüyle mahkemeye sunardı. En önemlisi özgüveniydi. Özgüveni disiplinli çalışması, dosyaya verdiği önem, bilgisi, birikiminin bir bileşkesinden kaynaklanıyordu.”

Tahir Elçi'nin özgüveni disiplinli çalışması, dosyaya verdiği önem, bilgisi, birikiminin bir bileşkesinden kaynaklanıyordu
Neşet Girasun

Stajyerliğini Tahir Elçi’nin yanında yapan avukat Erkan Şenses ise; “Adını daha üniversitedeyken duyardım. Yedi ay kadar birlikte çalıştık. İş hayatında yoğun ve çalışkan bir insandı. Özel hayatında ise sıcak ve nüktedan yönleri vardı. Nereyse bölgemizdeki her ilde takip ettiği bir dosya vardı. Hemen hepsi faili meçhul dosyasıydı. Gözaltında bir kayıp dosyası için Siverek’e gitmiştik. Dosya 90’lı yıllara aitti Tahir Abi o dosyayı 2006-2007 yılında hâlâ takip ediyordu. Çok sabırlı ve özverili bir avukat olduğunu görmüştüm” diyerek CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın programından sonra aldığı tehditleri hatırlatıyor; “O zaman bile iyimserliğini koruyordu. Ziyaret ettiğimde şakayla karışık; ‘Neşet’le sana vekâlet çıkaracağım. Şunlara bir dava açın da biraz para kazanın. Hepsi işli güçlü insanlar” demiş, gülmüştük. Gergin dönemlerde bile iyimserliğini koruyan bir insandı. Bize her zaman şu tavsiyede bulunurdu, aldığınız dosyanın hakkını verin, sonuna kadar takip edin. Hakikaten kendisi de çok iyi bir fikri takipçiydi. Mesela toplu dosyalarda bir süre sonra avukat sayısı azalır ve iş bir, iki avukata kalırdı. İşte Tahir Abi o bir, iki avukattan biriydi.”

“Tahir Elçi gazetecilere çok yardımcıydı, bana sigara bıraktıran adamdır”

Gazeteci Mahmut Bozarslan’a soruyorum, “Gazetecilere çok yardımcı olurdu. Haber paslardı, her zaman ulaşabilirdik, bilgisini paylaşırdı” diyor. “Bana sigarayı bıraktırmıştı” diyerek devam ediyor: “Kendisi sigarayı iki paket içerdi. Bir gün biraz farklı görünüyordu; “Ağabey ne oldu, yüzüne bir renk gelmiş” diye sordum. “Sigarayı bıraktım” dedi. “Nasıl” diye sorunca; ‘Bir tarih koydum kendime. O güne kadar içip sonra bırakacağım dedim ve o tarihte bıraktım” dedi. ‘Sen bıraktıysan herkes bırakır’ dedim. Bana ‘Sen de dene. Kendine bir zaman ver ve bırak. Bir şey kaybetmezsin ama kararlı ol’ dedi. Onun tavsiyesiyle denedim ve bıraktım.” Aralarında geçen son diyaloğu anlatıyor: “Gazeteciler cemiyetinde karşılaşmıştık. Bir röportajı için oradaydı. Hazır bulmuşken ben de birkaç soru sormuştum. Sonra vedalaşırken, ‘Abi yemek yiyelim’ dedik. Biraz acelesi var gibiydi ve ‘Eşim ve çocuklar evde değil. Köpeğim evde tek ve dün akşamdan beri bir şey yemedi, aç. Sabahtan beri aklımdan çıkmıyor. Gidip onu besleyeyim’ dedi. En son konuşmamız bu olmuştu… Öyle bir insandı ki duruşmalarda hem mahkeme heyeti hem sanık avukatları kendisine saygı duyardı. JİTEM Türkiye’de resmi kayıtlara girmesini sağlayan avukattır.”

Eski dostu Orhan Kemal Cengiz Tahir Elçi'yi anlatıyor: “Süper bir taklit yeteneği vardı”

Eski dostlarından avukat Orhan Kemal Cengiz’le 1996 yılında AİHM’de köy yakma davalarını takip ederken tanışmışlar. Cengiz avukatlığın dışındaki dostu Tahir Elçi’yi şöyle anlatıyor: “Çok samimi bir insandı, derler ya kanınız kaynar işte öyleydi. En korkunç şeylerde bile bir tebessüm yaratabiliyordu. Mesela AİHM duruşmalarını takip ederken devletin tanıkları sürekli gerçek olmayan şeyler anlatırdı. Tahir’de onları taklit eder, sürekli gülerdik. Süper bir taklit yeteneği vardı. Mizah yanı çok gelişmiş birisiydi. Bir taraftan çok stresli işlerle uğraşıyorduk öbür taraftan mizahta eksik olmuyordu. Çok iyi bir avukattı. Birbirimize hep destek de olduk. Malatya’daki Zirve Yayınevi davasında öldürülenlerin avukatlığını üstlendiğimde yanıma ilk koşan o olmuştu. Uğur Kaymaz davasında da ben ona koşmuştum. Aramızda müthiş bir dayanışma vardı.”

Tahir Elçi dostlarıyla

Eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, 1993 yılından beri dostlukları olduğunu söylüyor. Daha çok anılarını soruyorum; “Barolar Birliği toplantısı için Van’a gidiyorduk. O Başkan’dı. Ribaz adında Kürt muzu olarak bilinen bir meyve vardır. Bitlis yolunda; “Arkadaşlar size ribaz ısmarlayayım” dedi. “Yemekten kurtulmak için ribazla ucuza getiriyorsun” dedik. O da, “Ucuza kurtulayım” demişti, gülmüştük. Hatta yol kenarında hatıra fotoğrafı çekmiştik” diye anlatıyor. Tahir Elçi’nin gözaltına alınmasında ve ifadesi sırasında yanında olan Aktar o anları ve Elçi’yi ise şöyle anlatıyor: “Bildiğim en iyi özelliği fikri takibinin çok iyi olmasıydı. Başladığı bir şeyi sonuna kadar takip etme kararlılığı ve azmi vardı. Birçoğumuzda olmayan bir özelliktir. Gözaltına alındığındaki ifadesinde ifade özgürlüğü vurgusu daha çok öndeydi. Sadece savcıya ‘Beni neden buraya getirttiniz’ diye sordu. Savcı da ‘Tanışmak istedim’ dedi. Sorgu sırasında sakindi ama hâkimin karşısına çıkarıldığında sinirlendi, sesi biraz daha yükseldi. Tutuklama talebi çıkmasını kabul edilir bulmadı. Hukuk adına bir tepki göstermişti.”

Elçi’nin son zamanlarını birlikte geçirdiği isimlerden Başkan Yardımcılığını yapan Ahmet Özmen ise şöyle anlatıyor: “Çok titiz, çok iyi bir avukattı. Mesleğinde çok hassastı. Almış olduğu her işi eşit derecede önemserdi ve fikri takip yeteneği çok önde olan bir avukattı. Aldığı bir davayı sonuna kadar takip ederdi. Hakkı ihlal edilen kişinin, kimliğine, inancına bakmaz, ayrımcılık yapmadan herkesin hakkını savunurdu. Zor bir süreç. Birçoğumuzun kendisine rehber edindiği, örnek aldığı bir abimiz birçok ölüm tehlikesini atlatmışken, Diyarbakır Baro Başkanı olduğu dönemde neredeyse canlı yayında katledildi ve dört yıl geçti… Hala bırakın failleri bir şüpheli bile koymadılar ortaya. Failleri bulmak için bir soruşturma yapılmadı. Tahir Elçi’nin katilleri hala aramızda! Bu her birimizin öfkesini de arttırıyor. İçimiz soğumadı. 90’lı yıllarda birçok karanlık olayı AİHM’de aydınlığa kavuşturmuş Tahir Elçi’ye her birimizin bir borcu var. Onu özlüyoruz, unutmayacağız.”

Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.