Son Dakika

Türkiye-Libya anlaşması neler içeriyor? Doğu Akdeniz’de yeni bir krize neden olabilir mi?

Euronews logo
Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, euronews'in editoryal görüşünü yansıtmaz.
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye ve Libya Ulusal Mutabakat Hükumeti arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası, Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeleri yeni bir boyuta taşıdı. Yunanistan anlaşma nedeniyle Libya Büyükelçisi Muhammed Menfi'yi sınır dışı etme kararı aldı. Mısır tarafından yapılan açıklamada söz konusu anlaşmanın hukuken bir sonuç doğurmayacağı ifade edildi.

Peki, anlaşma sonrası yaşanan gelişmeler Doğu Akdeniz’de yeni bir kriz yaşanmasına neden olabilir mi?

Türkiye anlaşıldığı kadarıyla Libya ile bir anlaşma yaparak kendisine karşı kurulan koalisyonda çatlak oluşturmayı ve tarafları tekrar yeni koşullar altında bir masa etrafında toplamayı hedefliyor
Mehmet Cem Demirci

Kriz 2003'te başladı

Doğu Akdeniz’de şu an yaşanan kriz, 2003 yılında Güney Kıbrıs ve Mısır arasında imzalanan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Sınırlandırma Anlaşması ile başladı. Bu anlaşmayı 2007 ve 2010 yıllarında Lübnan ve İsrail ile yapılan anlaşmalar takip etti. Türkiye kendi hak ve menfaatlerini korumak için, Arap Baharı sonrasında Mısır ile hem askeri hem de politik alanda ilişkilerini en üst seviyeye çıkardı. Doğu Akdeniz’de ikili askeri tatbikatlar yapıldı. Bu yakınlaşmadan maksat; Mısır ile yapılacak bir MEB Sınırlandırma Anlaşması ile Doğu Akdeniz’de durum üstünlüğünü kazanmaktı. Ancak 2013 yılında Mısır’da yaşanan darbe ve sonrasında yaşanan iktidar değişikliği planın yarım kalmasına neden oldu.

Doğu Akdeniz’de ABD’nin de desteğiyle, Türkiye’nin dışlandığı Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nun kurulması, Mısır ve Yunanistan arasında hem askeri hem de siyasi ilişkilerde yaşanan yakın iş birliği, Kıbrıs’ın güneyinde yapılan sondaj faaliyetleri, Türkiye’yi daha sert politikalar izlemeye zorladı. Yunanistan ve Mısır arasında yapılacak olası bir MEB sınırlandırma anlaşması ve Doğu Akdeniz gazının “EastMed” boru hattı ile Avrupa’ya taşınması ihtimali, Türkiye’yi uzun süredir masada olan Libya seçeneğini hayata geçirmeye zorladı.

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, anlaşmanın 15 Kasım 2019 tarihinde BM’ye gönderilen mektupta ifade edilen esaslar çerçevesinde imzalandığı belirtildi. Buna göre; Türkiye’nin 032 16 18 boylamının batısında kıta sahanlığının dış sınırları, Libya-Mısır deniz sınırına kadar olan bölge için Türkiye-Mısır ortay hattı esas alarak saptanan noktalardan oluşuyor. 028 00 00 boylamının batısında yer alan saha için ise, Ege Denizi için çizilecek kıta sahanlığı sınırının devamı ve ilgili diğer sahildar ülkeler arasında yapılacak adil ve eşit paylaşım esasları doğrultusunda belirleneceği belirtiliyor.

Henüz içeriği konusunda çok fazla bilgi paylaşılmamış olsa da, Türkiye-Libya anlaşması; 028 00 00 doğu boylamı batısında deniz yetki alanlarının nasıl paylaşılacağını düzenliyor. Denizcilik Havacılık Genel Müdürü Büyükelçi Çağatay Erciyes resmi twitter hesabından yaptığı açıklamada; “Türkiye’nin kıyısal projeksiyonunu ve kıta sahanlığını kesen ana karalar arasındaki ortay hattın yanlış tarafında kalan kıyı uzunluğu Türk ana karası ile kıyaslanmayacak ölçüde küçük olan ADALAR Kıta Sahanlığı ve MEB yaratmamalıdır” maddesinin anlaşmada yer aldığını ifade etti.

Özellikle Ege Denizindeki kıta sahanlığı paylaşımını da etkileyecek bu maddenin yer aldığı anlaşmaya Mısır ve Yunanistan itiraz etti. Her iki ülkenin dışişleri bakanları 1 Aralık tarihinde Mısır’da bir araya geldi. Mısır, anlaşmanın hukuki bir sonuç doğurmayacağını ifade ediyor. Zira, 17 Aralık 2015 tarihinde yapılan Suheyrat Anlaşmasına göre; Ulusal Mutabakat Hükumeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz el Serra’nın Türkiye ile tek başına bir anlaşma yapma yetkisi bulunmuyor. Mısır ve Türkiye Libya’da karşıt grupları destekliyor. Yunanistan ise yapılan anlaşmanın Girit Adasını yok saydığını, hukuki bir temeli olmadığını iddia ediyor.

Mısır ve Yunanistan MEB sürecini hızlandırmaya karar verdi

Her iki ülke dışişleri bakanları arasında yapılan toplantının en önemli sonucu, Mısır ve Yunanistan’ın MEB sürecini hızlandırmaya karar vermeleri oldu. Peki, bu durumda Yunanistan ve Mısır arasında imzalanacak bir MEB Sınırlandırma Anlaşmasının sonuçları ne olur?

Türkiye 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuk Sözleşmesi'ne (BMDHS) taraf değil. Sözleşmenin düzenlediği uyuşmazlıkların çözümünde zorunlu yargı yetkisine başvurulmasına itiraz ediyor. Türkiye şimdiye kadar sorunların zorunlu yargı yetkisi altında çözülmesi yerine, siyasi olarak tarafların eşitçe ve adilce hak paylaşımında bulunabileceği ikili ve çoklu müzakereler yoluyla sonuçlandırılması gerektiğini savundu. Nitekim, Yunanistan’ın 1976 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD)’na başvurmasına rağmen, Türkiye başvuru yapmayı kabul etmedi.

Bu politikanın devamı olarak Doğu Akdeniz’de yapılan MEB sınırlandırma anlaşmalarına, hem Kıbrıs’ın özel durumu hem de deniz yetki alanları paylaşımının eşit ve adil bir biçimde yapılmadığı gerekçesiyle itiraz etti. İlan zorunluluğu olmadığı için hak ve menfaatlerini Kıta sahanlığı üzerinden gündeme getirdi.

Hal böyle iken Libya ile yapılan anlaşmanın kamuoyuna MEB anlaşması olarak duyurulması hem mevcut politika hem de 15 Kasım tarihinde BM’ye sunulan mektupta ifade edilen hususlar ile çelişiyor. Bu anlaşma ile Türkiye; şimdiye kadar Doğu Akdeniz’de, kıta sahanlığının ilan zorunluluğunun olmamasının sağladığı serbestlikten istifade ederek izlediği politikadan vazgeçerek, sonucunda zorunlu yargı yetkisi ile yüzleşmek zorunda kalabileceği yeni bir sürece geçtiğini deklare ediyor.

'Türkiye kendisine karşı kurula koalisyonda çatlak oluşturmayı hedefliyor'

Türkiye anlaşıldığı kadarıyla Libya ile bir anlaşma yaparak kendisine karşı kurulan koalisyonda çatlak oluşturmayı ve tarafları tekrar yeni koşullar altında bir masa etrafında toplamayı hedefliyor. Zaten daha önce yapılan anlaşmalarda tarafların ve özelikle de Mısır’ın kayıplarının gündeme getirilmesi ve Türk Kıta Sahanlığı dış sınırlarının bir kısmının belirlenmesinde Mısır-Türkiye ortay hattı esas alınması da bu amaca hizmet ediyor.

Ancak yapılan anlaşma Türkiye açısından krize neden olabilecek ciddi sonuçlara da neden olabilir. ABD’nin Yunanistan’ı kendisine yeni stratejik ortak olarak belirlemesi, Mısır ve Yunanistan’ı Doğu Akdeniz’de daha cüretkâr politikalar izlemeye itebilir. Aralık ayının ilk haftasında Yunan Başbakanı ABD’yi ziyaret edecek. ABD’nin desteği alındığı takdirde Mısır-Yunanistan MEB sınırlandırma anlaşmasını daha olumlu bir hava altında yapabilir.

Mısır-Yunanistan ve daha sonra Yunanistan-Güney Kıbrıs MEB anlaşmalarının imzalanması, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi daha fazla çıkmaza sokabilir. Türkiye diğer kıyıdaş ülkelerin de MEB ilan etmesiyle Doğu Akdeniz’de uluslararası toplumun baskısıyla zorunlu yargı yetkisine başvurmak zorunda kalabilir. Türkiye bu koşullar altında hukuki olarak kaybetmek istemeyeceği için, siyasi olarak daha sert bir politika izlemek zorunda kalabilir, Doğu Akdeniz Türkiye-Mısır-Yunanistan krize sahne olabilir.

Yunanistan Türkiye’yi daha saldırgan bir hale getirmek ve uluslararası toplumun tam desteğini almak isteyecektir. Zaten Nato zirvesi öncesinde konuyu Nato’nun gündemine taşıyacağını ifade etmesi bunu işareti olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, Yunanistan Mısır’ın Doğu Akdeniz’de elini güçlendirmek ve Türkiye’nin dikkatini Ege Denizi’ne çekmek için BMDHS kendisine tanıdığı karasularını 12 deniz miline çıkarma hakkını Ege Denizi için kullanabileceğini tekrar gündeme getirebilir. Libya’da Mısır ile aynı politik çizgiye gelerek Hafter’i destekleyebilir.

Sonuç olarak Türkiye büyük bir risk alarak Libya ile geçerli olacağı bile tam olarak bilinmeyen bir anlaşma imzaladı. BM’ye sunulan mektup da açıkça ifade edildiği gibi bu anlaşmanın bir anlam ifade edebilmesi için Türkiye ve Mısır’ın uzlaşması gerekiyor. Politik iklim bu şekilde devam ettiği müddetçe bu anlaşma mümkün olamayacağı için, yakın vadede hem Ege’de hem de Doğu Akdeniz’de Türkiye-Yunanistan ve Türkiye-Mısır krizlerini beklemek akla daha yatkın geliyor.

Yazar: Mehmet Cem Demirci - Deniz güvenliği uzmanı

Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.