Son Dakika

Okunan haber:

Washington’daki elçilik binasının bilinmeyen öyküsü


Türkiye

Washington’daki elçilik binasının bilinmeyen öyküsü

Amerika’da ırkçılığın, siyahlara karşı baskının ve ayrımcılığın en uçta olduğu dönemler… Washington’da iki Türk genci, beyazların girmediği sokakları arşınlayıp, beyazların adım atmadığı mekanlarda gezinip, onların göremediği bir dünyanın kapılarını araladılar. Nasuhi ve Ahmet Ertegün kardeşlerin siyahların caz müziğini Amerika’ya ve dünyaya tanıtması biraz da böyle oldu. Osmanlı’nın çok kültürlülük mirasını taşıyan bir ailenin fertleri olarak Washington’daki Türk Büyükelçilik Rezidansı’nı bir sanat merkezi haline getirdiler.

İstanbul Kültür Üniversitesi Küresel Siyasal Eğilimler Merkezi GPOT’un katkılarıyla üç önemli uzmanın birlikte yazdığı kitap hem bu değerli tecrübeleri hem de Türk-Amerikan ilişkilerinin temellerinin atıldığı Washington’daki Büyükelçilik Rezidansı’nın tarihine ışık tutuyor.

Washington Şehir tarihçisi SkipMoskey, Sanat ve Mimarlık Tarihçisi Caroline Mesrobian Hickman ve Smithsonian Enstitüsü Caz Orkestra’sının kurucusu John Edward Hasse tarafından kaleme alınan “The Turkish Ambassador’s Residence and the Cultural History of Washington, D.C.” isimli yeni yayınlanan kitap Türkiye-ABD ilişkilerinin kültürel yönüne eğiliyor.

SkipMoskey’in yazdığı ilk iki bölüm, Büyükelçilik Rezidansı’nın ilk sahibi olan Mr. Everett’in Washington’a gelişini, şehrin sosyo-kültürel gelişimiyle iç içe anlatıyor.
Caroline Mesrobian Hickman tarafından kaleme alınan ikinci bölümde, Everett House olarak da bilinen Rezidans’ın yapım aşaması ve mimarisi gerek Türkiye’deki gerekse ABD’deki politik, diplomatik ve kültürel gelişmelerle paralel olarak anlatılıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında Amerika ile olan ilişkilere değinilen bu bölümde, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşadığı bir takım zorluklara da yer veriliyor. Hickman’ın, kökleri Türkiye’ye dayanan bir Ermeni oluşu ve İstanbul’a duyduğu derin ilgi, üslubuna hoş bir şekilde yansımış durumda.

Kitabın son bölümü ise Türkiye’nin çok kültürlülük mirasının ne gibi katkılar sunabileceğinin gerçek öyküsü. Yazar John Edward Hasse, caz müzisyenlerine geçmişten günümüze kapılarını açan Büyükelçilik Rezidansı’nın, Amerika’da ırk ayrımcılığının en üst noktada olduğu günlerde seçkin beyazlarla yetenekli siyahları nasıl aynı masada buluşturduğunu anlatıyor. Büyükelçi Mehmet Münir Ertegün’ün davetlerinde Afrikalı-Amerikalı caz sanatçıları, tepkilere rağmen yer alıyor ve böylece belki de iki toplum arasında duvarların yıkılmasına önemli bir katkı sağlıyor. Kuşkusuz bu tavır, bugün kutuplaşmaların tırmanışta olduğu her yerde hatırlanması, takdir edilmesi gereken bir tavır.

Kitabın bu son bölümü ise Büyükelçi Münir Ertegün’ün Atlantic Records’ın kurucusu oğulları Ahmet Ertegün ve Nesuhi Ertegün’ün caz tutkusuna ve dünya çapında bilinen serüvenine dair anılarla dolu. Kitapta ayrıca Büyükelçi Ertegün’ün vefatı ile Türk-Amerikan ilişkilerinin nasıl gelişmeye başladığına dair de ipuçları bulunuyor.

Bora Bayraktar, İstanbul