Son Dakika

Okunan haber:

Et tüketimine alternatif besin "Kinoa"


futuris

Et tüketimine alternatif besin "Kinoa"

Futuris’in bu haftaki bölümünde et üretiminin nasıl azaltılabileceğini araştırdık. Araştırmalarımızda İnka medeniyetinde çok daha önceleri bilinen kinoanın et tüketimine alternatif olabileceği bilgisi karşımıza çıktı. Gelecekte yaşayacağımız küresel gıda sorunlarına çözümler geçmişten gelebilir.

Muhabirimiz Claudio Rosmino İtalya’nın güneyinde bulunan Caserta’da giderek Protein2Food projesi kapsamında kimoa türündeki bitkilerin nasıl test edildiğini gözlemledi:

1960’lı yıllardan bu yana bir çok batı ülkesinde beslenme alışkanlıkları ağırlıklı olarak et tüketimi üzerine kurulu. Fakat dünya gıda talebinin hızla arttığı bir gelecekte (2050’de yüzde 70 artış bekleniyor:FAO) protein değeri yüksek başka gıda ürünlerine ihtiyaç duyulacak.



Örneğin Kinoa ve horozibiği olarak bilinen Amaranthus, besin değeri ete en yakın gıda çeşitlerinden. Bu bitkiler bir gün ana yemeklerinizin temel gıdası olabilir.


CNR-ISAFOM araştırmacılarından Cataldo Pulvento: “Kinooa ve amaranthus proteinlerinin kompozisyonu, tüm gerekli amino asitlere sahip. Dolayısıyla baklagillerden daha düşük bir protein seviyesine sahip olsalar bile besin değerleri daha yüksek.”

AB’nin finanse ettiği proje kapsamında, araştırmacılar bu besinlerin hangi zemin ve hava koşullarına uygun olup olmadığını araştırıyor. Projede 13 AB üyesi, Peru ve Uganda’da ortaklığında 19 yetiştirici ve çiftçilerden oluşan bir konsorsiyum yer alıyor.


CNR-ISAFOM araştırmacılarından Cataldo Pulvento: “Kinoa ve amaranthus (büyüme ve gelişmeyi sınırlayan) abiyotik stresin azalmasını sağlar. Avrupa’nın güneyinde abiyotik stresin ana nedeni su kıtlığı ve tuzluluktur.”

Bu “stres testleri” kapsamında çeşitli bitki örnekleri farklı zamanlarda ve değişen miktarda tuz içeren su miktarıyla sulanıyor.

Yoğun et üretimi, hayvan yemi yetiştirmek için kullanılan büyük oranda su tüketiminden dolayı çevre üzerinde olumsuz etkiye sahip.

Kopenhag Üniversitesi profesörlerinden Protein2food projesi Koordinatörü Sven-Erik Jacobson: “Et yiyebiliriz, güzel bir tadı var vs. Fakat hayvanları beslemek için kullanmak zorunda olduğumuz araziler çok pahalıya mal oluyor. Sonrasında ürettiğimiz her kilo et için bitkilere gerekli olanından 10 kat daha fazla su tüketiyoruz.


Ercolano merkezli Ulusal Araştırma Merkezi’ndeki (CNR) bilim insanları, tohumların stres testlerine nasıl tepki verdiğini incelemek üzere detaylı 3D analizleri yapıyor. Belirli bir ürün türünün potansiyelini anlamak için üretim ve kalite seviyeleri büyük önem taşıyor.


CNR-ISAFOM araştırmacılarından Giacomo Mele: “Bir çiftçinin şirketi adına iyi bir verim sağlayacak bir bitki yetiştirdiğinden emin olması çok önemli. Tüketiciler için tohum bileşenlerini analiz ediyoruz ve bunların her birinin tüketime uygun nitelikleri bulunuyor.”

Söz konusu proje, (çiftlikten kullandığınız çatala kadar) gıda ve tedarik zincirinin tamamını kapsayan disiplinli bir yaklaşım benimsediğinden pişirme aşaması ve tüketici üzerindeki doğrudan etkileri de dikkate alınıyor.


Restoran Şefi Giosole Capua: “Asıl sorun insanların kinoa hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması. Fakat, örneğin diğer bakliyatlarla karıştırarak çok lezzetli ve besin değeri yüksek bir çorba hazırlayabiliriz.”

Kopenhag Üniversitesi profesörlerinden Protein2food projesi Koordinatörü Sven-Erik Jacobson: “Akşamları ailemizle birlikte yemeğe oturup diyetimize daha iyi bir yön verebiliriz. Bu şekilde beslenme alışkanlıklarımız daha çeşitli olurken toprak verimliliği de artar. Sadece faydaları var diyebiliriz.”

Projeyi yürüten bilim adalarına göre bitki protein üretimini arttırmak, biyoçeşitlilik için olduğu kadar insan hayatı için de faydalı.

Hayvansal kökenli proteinden bitki kökenli proteine geçiş, Avrupa’da karbon ayak izinin de azalmasıyla sonuçlanacak.


Editörün Seçtikleri

Bir sonraki konu
Biyoteknolojide Mikroalgler

futuris

Biyoteknolojide Mikroalgler