Son Dakika

Son Dakika

Almanya'daki Türklerin kimlik sorunu: Alman olmak ya da olmamak

Okunan haber:

Almanya'daki Türklerin kimlik sorunu: Alman olmak ya da olmamak

"Burka? Biz bikiniyi tercih ederiz" ve "Merkel ayrılmalı" yazılı posterler
@ Copyright :
JOHN MACDOUGALL
Metin boyutu Aa Aa

Almanya'da yaşayan Türkiye kökenli bireylerin "Alman" ve "Türk" olma olgusu etrafında oluşan kimlik sorunu hâlâ çözülebilmiş değil. Almanya'da yaşayan Türk nüfusun Alman toplumunca kabulü tartışmaları yükselen aşırı sağcı eğilim ve islamofobiyle birlikte çetrefilli bir hal aldı.

Almanya doğumlu futbolcu Mesut Özil'in Dünya Kupası sonrası Alman Milli Takımı'ndan ırkçılığa maruz kaldığını söyleyerek ayrılması ülkede kimlik tartışmalarını gündeme taşıdı.

Özil, "Kazandığımız zaman Alman, kaybettiğimizdeyse göçmenim" diyerek ayrılma kararını açıkladığı mektubunda Almanya toplumunda kabul edilmediğini vurgulamıştı. Takım arkadaşları Lukas Podolski ve Miroslav Klose'nın hiçbir zaman Polonya asıllı Alman olarak anılmadığını söyleyen Özil, "neden ben Türk asıllı Alman oluyorum?" sorusunu sormuştu.

Daha önceyse Almanya Şansölyesi Angela Merkel'in 2015 yılında 1 milyon göçmene kapıları açması Alman olmanın ne demek olduğu konusunda tartışmaları başlatmıştı.

Kim Alman, kim değil?

Almanya'da neredeyse 3 milyon Türkiye kökenli insan var, bu Almanya'nın en büyük azınlık grubunu oluşturuyor. Türk nüfusun büyük çoğunluğu, 50'ler ve 60'larda ülkeye işçi olarak giden göçmenlerin 2. ya da 3. nesil yakınları.

Duisburg'da restoran sahibi Harun Kiki ise 18 sene önce Türkiye'den göç etmiş. Kiki, Almancayı tam olarak konuşamıyor ve günlük hayatta eşinin Almancasına bağlı olarak yaşıyor.

Harun Kiki "Alman komşularım benimle konuşmaya çalışıyor ama ben onlarla tam olarak diyalog kuramıyorum." diyor ve ekliyor "Bazen kendimi küçük bir çocuk gibi hissediyorum. Duygularımı net bir şekilde ifade edemiyorum."

43 yaşındaki Harun Kiki, zamanının çoğunu yaşadığı şehir Duisburg'da Türk toplulukla sarmalanmış olarak geçiriyor. Kiki, paralel bir toplum içerisinde yaşıyor olmakla suçlanabilirdi. Ancak Harun Kiki'ye Türkiye'den gelip entegrasyon konusunda başarılı olamamış Türk kesime örnek olarak algılanabilir mi diye sorulduğunda, buna sıcak bakmadığını gösteriyor.

"Almanca öğrenmiş olmam gerektiğini kabul ediyorum. Ancak şunu da söylemem gerekir ki benim 40 kişiye iş verdiğim işletmem var ve ben burada vergi ödüyorum." diyor Harun Kiki.

Kiki kendi çabalarıyla bir yere gelmiş, başarılı ve lüks restoranını işleten bir iş adamı ve yerel ekonomiye katkı sağlıyor.

Hilarius Riese
Restoran sahibi Harun KikiHilarius Riese

"Burada kendimi Türkiye'de gibi hissediyorum"

Harun Kiki'nin restoranında genelde Türkçe konuşuluyor. Böylelikle neredeyse 20 sene Almanca öğrenmemesinin nasıl mümkün olduğunu görmek kolaylaşıyor.

Restorandan birkaç adım ötedeki Marxloh mahallesinde daha fazla Türk restoranına rastlanıyor ve hafif bir ezan sesi duyuluyor. Bu mahalle ülkenin en büyük camilerinden birini ve Avrupa'da evlilik hazırlığı yapan Türkiye kökenli çiftler için "Wedding Mile" isimli bir gelinlik mağazasını barındırıyor.

Mahalle, Türklerin yoğunluğuyla şehrin geri kalanından ayrıldığını hissettiriyor. Gelinlik mağazasıyla aynı caddedeki hediyelik eşya mağazasında çalışan Ayşe Kara, "Kendimi burada Türkiye'de gibi hissediyorum." diyor ve ekliyor: "Ailem de burada ve güzel Türk yemekleri için çok uzağa gitmem gerekmiyor."

Hilarius Riese
Duisburg, Weseler Caddesi'ndeki gelinlikçiHilarius Riese

Almanya'da temizlik işçisi Mehmet Uzan ise Almaya Milli Takımı'ndan ayrılırken "biri Türk biri Alman" iki kalbi olduğunu söyleyen Mesut Özil'den farklı olarak, "Kalbim hala Türk" diyor. Uzan'ın babası 66'da işçi olarak gelip Ford otomobil tesisinde çalışmaya başlamış.

Mehmet Uzan, Almanya'da doğup büyümesine rağmen Alman vatandaşlığı yerine Türk vatandaşı olmayı seçmiş. Bu karar Almanya'da oy kullanamayacağı anlamına geliyor.

Uzan, Almanya'da tam olarak hoş karşılanmadığını ve kendini buraya ait hissetmediğini söylüyor. Kimliğinin atalarının gelenek ve göreneklerine göre şekillendiğini ifade ediyor.

Hilarius Riese
Mehmet UzanHilarius Riese

"Genç jenerasyon kimlik krizi içerisinde"

Uzan kendini Almanya'ya ait hissetmemekte yalnız değil. Uzmanlara göre Almanya'daki Türkiye kökenli 2. ve 3. nesil bireyler de benzer şekilde kafa karışıklığı yaşıyor.

Duisburg kentinin bağlı olduğu eyalette mülteci ve entegrasyondan sorumlu yetkili Serap Güler, genç neslin kimlik krizi içinde olduğunu ifade ediyor.

Güler büyükanne ve babaları Almanya'ya gelmiş insanların kimlik sorunlarıyla mücadele ettiğini söylüyor. Güler'e göre "Ne yaparlarsa yapsınlar, ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, ortaya ne koyarlarsa koysunlar Alman olarak asla kabul edilmeyecekleri duygusuna sahipler."

Bu onları, Türkiye hakkında bilgileri ve Türkçeleri kısıtlı da olsa kendilerini daha çok Türk hissetmeye sevk ediyor.

Toronto Üniversitesi Munk School of Global Affairs'in direktörü Randall Hansen, göçmen ailelerin çocukları ve torunlarının, sonradan gelen ailelerine göre daha az kabul edilmiş hissinin sık rastlanan bir durum olduğunu söylüyor.

Hansen "Aileleri geldiğinde sadece bir iş bulmak, rahat bırakılmak ve sokakta saldırıya uğramamak onları memnun ediyordu. Fakat orada doğanlar, herhangi bir Almanla aynı şekilde muamele görme beklentisi içerisinde." diyor.

Hansen ayrıca Almanya'da asimilasyonun zor olabileceğini, bunun sebebininse Almanların kendilerinin bile "Alman olmanın ne demek olduğunu gerçekten bilmemesi" olduğunu ifade ediyor.

Amerika Birleşik Devletleri'nde "aynı potada erimek" üzerine kurulu bir konsepti olduğunu, Kanada'nın çok kültürlü bir toplum anlayışını öne sürdüğünü, Fransa'nınsa açık bir ulusal kimlik anlayışına dayalı olumlu bir asimilasyon modelini uyguladığını söyleyen Hansen, Almanya'nın bu geleneklerden hiçbirinin içinde değerlendirilemediğini belirtiyor.

Hansen'e göre Almanya'da bağlayıcı bir kimlik anlayışı varsa bu "anayasaya dayalı bir yurtseverlik" olabilir. Hansen bunun hukukun üstünlüğü inancı, kadın ve etnik azınlıkların hakları gibi liberal değerlere geniş destek olarak tanımlanabileceğini söylüyor.

Almanya'nın ulusal kimlik sorunu

Almanya, ulusal kimlik konusunda İkinci Dünya Savaşı'ndan miras kalan bir karmaşa yaşıyor. Almanlar tarihi bir suçluluk duygusuyla ulusal onuru ifade etmede fazla kendinden emin ya da istekli olma konusunda tereddütlü davranıyor. Bunda da modern bir vatanseverliğin çabucak Nazi geçmişine çok yakın bir milleyetçilik olarak görülebileceği korkusu var.

Öte yandan Merkel 2015'te kapıları sığınmacılara açarken "bunu yapabiliriz" diye ısrar etti ve bu kararı da aşırı sağın politik olarak tekrar dirilmesine neden oldu.

NBC News'ün Duisburg'da Türkiye kökenli insanlarla yaptığı görüşmeler, Almanya'da yabancı düşmanlığı ve islamofobinin büyüyen bir problem olarak algılandığına işaret ediyor. Almanya'daki ulusal kimlik tartışmaları şu an bunun sağlıklı bir vatanseverlik mi zehirli bir milliyetçilik mi olduğu sorusuna odaklanmış durumda.

Haziran ayında yapılan bir kamuoyu yoklaması Alman toplumunun ırkçılıkla mücadele içinde olduğunu ortaya koyuyor: Almanya'da halkın yüzde 67'si ırkçılığı "çok büyük bir problem" ya da "büyük bir problem" olarak görüyor.

Aşırı sağ yükselişte

Mehmet Uzan, Almanya'nın aşırı sağ görüşlü partisi AfD'nin yükselişinin altını çizerken "Çok sayıda Alman yabancıların burada yaşamasını istemiyor" diyor.

AfD 2017 Almanya Federal Seçimleri'nde oyların yüzde 12.6'sını alarak parlamentoda 94 sandalye kazanmıştı. Harun Kiki'nin restoranı ve gelinlik mağazasının bulunduğu Duisburg-Hamborn semtinden AfD yaklaşık yüzde 20 oranında oy toplamıştı.

Parti, ülkede sayısı artan Müslüman göçmenler üzerine de gidiyordu. Seçim kampanyası sırasında üzerinde "Burka? Bikiniyi tercih ederiz" yazılı bir poster görülmüştü.

JOHN MACDOUGALL
"Merkel ayrılmalı", "Burka mı? Bikiniyi tercih ederiz"JOHN MACDOUGALL

Almanya'da İslam'ın yerini sorgulayan sadece aşırı sağcılar değil. Almanya İçişleri bakanı Horst Seehofer "İslam Almanya'ya ait değil" ifadesini yıl içerisinde kullandı. Nisan ayındaysa Bavyera Eyaleti'nde hükümet binalarına haç konması zorunlu hale getirildi.

İslamofobideki artış politik söylemin ötesinde de kendisini gösteriyor. Geçen yıl, Alman İçişleri Bakanlığı, Almanya'da islamofobi kaynaklı ve çoğu aşırı sağ bağlantılı 1,075 suç işlendiğini kaydetti.

"Türk mü Alman mı olduklarına karar vermeliler"

Almanların bazıları, özellikle kendilerini cesur ve bariz şekilde gösteren Türk kökenli bireylerin Türklükleriyle gurur duymalarını kabullenmekte zorluk yaşıyor.

Emekli elektrikçi Heinz Bandurski "Evi kaplayan boyda Türk bayrağını dalgalanırken görmekten hoşlanmadığını" söylüyor. Duisburg-Laar Mahallesinde yaşayan 73 yaşındaki Bandurski, "Türk mü Alman mı olduklarına karar vermeliler, ikisi birden olamazlar." diyor ve Alman olmanın Alman yaşam tarzını benimsemek anlamına geldiğini düşündüğünü ekliyor.

Bandurski ayrıca, Türk asıllı insanların kendilerini Almanya'da evlerinde hissetmediklerine şaşırmadığını çünkü bazılarının kendini soyutladığını söylüyor.

Öte yandan Almanya'da Türkiye kökenli herkes kendini iki kimlik arasına sıkışmış hissetmiyor. Amcası Harun Kiki'nin restoranında çalışan 21 yaşındaki Kaan Akuslug, kendini yarı Alman yarı Türk hissettiğini ifade ediyor.

Akuslug, "Hem Alman, hem de Türk arkadaşlarım var" derken hiç ırkçılık ya da yabancı düşmanlığına maruz kalmadığını belirtiyor.

"Biz birlikte büyüdük." diyor Kaan Akaslug, "Hem Alman hem de Türk olabilirsin."

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Merkel'den Erdoğan'a: Türkiye ekonomisinin güçlü olması Almanya için önemli

Almanya parlamentosu üçüncü bir cinsiyet tanımını kabul etti

İnsan türünü kurtarmak için kaç kişiye ihtiyaç var?