Son Dakika

Son Dakika

Dubai'de tarihi bedevi kültürünü develer canlı tutuyor

Dubai'de tarihi bedevi kültürünü develer canlı tutuyor
Metin boyutu Aa Aa

Dubai’deyken bu şehrin çölün ortasında kurulduğunu unutmanız mümkün. Ancak aslında Dubai’nin gelenekleri tarih boyunca bu çöllerde yaşayan bedevilerin kültürüne dayanıyor.

‘Çölün gemisi’ olarak adlandırılan deve günümüzle tarih arasındaki bağı koruyan en önemli sembollerden biri. Bu büyüleyici hayvanı Dubai Deve Yarışları Klubü’nde görmekse herkese açık bir deneyim.

El Mermum yarış pistinde sunulan ödüller sadece Dubai’deki değil tüm Arap yarımadasındaki deve sahiplerini buraya çekiyor. Yarış sırasında bir yandan arabayla takip ettikleri develerine tezahürat yaparken diğer yandan uzaktan kumandalarla üzerilerindeki robot jokeyleri kontrol ediyorlar.

Deve yarışları geleneksel kültüre bir kapı aralıyor

Seyirciler için tüm duygulara hitap eden etkinlik geleneksel kültüre bir kapı aralıyor.

Dubai Deve Yarışları Klubü Genel Müdürü Ali Said bin Sarud, "Turistler deve yarışlarına geldiklerinde yeni bir deneyimle karşılaşıyorlar. İnsanların develere nasıl baktığını ve develerin birbirleriyle nasıl yarıştıklarını görüyorlar. Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’nde develerin nasıl gözde olduklarını görüyorlar." diyerek ziyaretçilerin hislerini aktarıyor.

Buranın hemen yanında ise bedevi kültürel takviminin en büyük etkinliği düzenleniyor. Dubaililerin kültürel kimliğinin temelini oluşturan geleneksel Arap çöl kültürü, her sene El Mermum Miras Festivali’nde kutlanıyor.

Festivalde izleyebileceğiniz etkinliklerden biri olan geleneksel çubuk dansı, veya ‘eyale’, birbirine bakan iki sıra dansçı tarafından oynanıyor. Dansçıların birbirlerine yakın durmaları, kabilelerin beraberliğini ve işbirliğini simgeliyor.

Bedevi ailelerinin vazgeçilmez parçası olan develer

Eski zamanlarda, göçmen çöl aileleri için deve günlük hayatın vazgeçilmez bir parçasıydı. O zamanlarda deve sadece bir taşıma aracı değil aynı zamanda ailenin de bir parçasıydı. Develerin eti ve sütünden faydalanılır, onlara evcil hayvan muamelesi yapılırdı.

Ali Said bin Sarud, "Biz deve yarışlarının yapıldığı bir ortamda yetiştirildik. Bedevi hayatı yaşıyorduk. Babalarımız deve sürerdi. Biz de deve yetiştirir, onları yarıştırırdık. Deve yetiştiriciliğimiz, içinde yaşadığımız ortamın doğal bir sonucu olarak ortaya çıktı." şeklinde konuşuyor.

Teknoloji, buradaki insanlara yeni ulaşım araçları sununca, eski BAE Devlet Başkanı Şeyh Zayid bin Sultan el-Nehyan, develerin Arap kültüründeki önemini canlı tutmak istediğinden, deve yarışlarının öne çıkarılması kararı aldı.

Ali Said bin Sarud, "Şeyh Zayid bin Sultan el-Nehyan, bizim büyüdüğümüz çevreye, babalarımıza, dedelerimize ait olan deve kültürünün tekrardan değer kazanması için deve yarışlarının eskiden sahip olduğu önemi geri getirdi." diyor.

Dubai’nin hükümdar ailesi olan Mektumlar da deve yarışını etkin olarak desteklemeye devam ederek gelenekleri koruma çabasına katkıda bulunuyor.

Arap kültürünün sıra dışı Alman elçisi

Alman Ursula Musch ise Arap kültürünün sıra dışı bir elçisi. Birleşik Arap Emirliklerini ilk defa 1993’te ziyaret eden kadın, Arap bir ailenin yanına yerleşerek yaklaşık 20 yıl önce burayı kendi evi haline getirmiş.

Deve yetiştiriciliği yapan ve benzersiz deneyimlerini ziyaretçilerle paylaşan Musch, "Benim tutkum ve vermek istediğim mesaj, Arap misafirperverliğini, geleneğini, kültürünü, bunu daha önce hiç görmemiş yabancılara gösterebilmek. Deve yetiştiriciliği benim hobim, benim tutkum, deve sürücülüğü ise kendiliğinden gelişti." ifadelerini kullanıyor.

Musch, çöl kültürünü buradaki ailesi sayesinde yaşayarak öğrenmiş ve develerle olan bağını, "Deve size bir özgürlük de sağlıyor. Rahat bir hayvan, aynı zamanda da gururlu. Araplar da ondan gurur duyuyor. Ben de öyle." şeklinde açıklıyor.

Çölde yaşayan ailelerin deveye olan bağımlılığı yıllar önce sona ermiş. Buna rağmen Dubai kültürel kimliğinde devenin sahip olduğu önemli konuma şaşmamak gerek.