Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Eğitimde yola devam

Eğitimde yola devam
©  Charles Deluvio
Metin boyutu Aa Aa

Küresel koronavirüs pandemisinin ilk dalgasında, dünya genelinde 160 ülkede yaşayan 1,5 milyar öğrenci eğitimine evden devam etmek zorunda kaldı.

Avrupa Eğitim Vakfı (ETF), ortak proje yürüttüğü 29 ülkede koronavirüs pandemisi karşısında eğitim ve öğretim alanında yapılanları gözlemledi. Bu haritalama çalışması bize eğitimin nasıl ve nerede gerçekleşeceği konusunda uzun vadeli etkileri olabilecek sosyal değişim eğilimlerini gözlemleme fırsatı verdi. Bu sayede bu eğilimin en az bir kuşağın, istihdam piyasasına entegre olma ve başarılı bireyler olarak topluma katkıda bulunma kabiliyetini nasıl etkileyebileceğini de inceleme şansımız oldu. İşte COVID-19 sonrası dönemde, sürdürülebilir sosyoekonomik kalkınma açısından yaşamsal önemde görülen beş eğilim:

Eğitim sistemleri, esenliğin ana öncelik olduğu müfredat ve süreçler tasarlamalı

Küçük ve 10’lu yaşlardaki öğrenciler için pandemi, internet üzerinden öğrenimden çok daha fazlası anlamına geliyor. Milenyum kuşağının en genç üyeleri Z Kuşağı ve Alfa Kuşağı, dünyayı algılama ve dünyayla bağ kurma anlamında bu ayların izlerini üzerlerinde taşıyacak. Bu kuşaklar iletişim, öğrenmeyle ilgili öz motivasyon, potansiyel kariyer ve yaşam çizgileri konularında bu süreçten farklı dersler çıkarıyor.

ETF’nin hazırladığı bir sosyoekonomik rapor şu tespitte bulunuyor: “İstihdam piyasasına girişte zaten zorluklarla karşı karşıya olan genç mezunlar ve iş bulmaya çalışan gençler şimdi daha büyük bir risk altında. Bunun nedeni, ülkelerin genç mezunlara yönelik çıraklık programları ve diğer destek uygulamalarını dondurması. Ayrıca, daha zayıf talep ve daha ihtiyatlı işe alma stratejileri de orta vadede istihdam olanaklarını kısıtlayabilir.” Bir Zoom odasından diğerine koşan gençlerin üzerine çöken belirsizlik ve stres, bu insanların yeni bilgi ve beceriler edinme kabiliyetleri ya da sosyal entegrasyonlarına pek yardımcı olmuyor.

Video produced by the ETF with the support of UNICEF and ILO

COVID-19 kriz yönetimi stratejisinin bir parçası olarak, esenlik ve psikolojik sağlık konularına özellikle eğilen ülkelerden biri Türkiye. Ülkenin dijital eğitim platformu EBA ve Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) uzaktan öğrenimin mümkün olduğu kadar çok çocuğa (duyma engelli çocuklar da dâhil) ulaşmasını sağlamak için kullanıldı. Bu süreç, öğrenciler ve veliler için bir yardım hattı ve hem bir uygulama olarak hem de internet üzerinden sunulan bir psikososyal rehberle takviye edildi. Bu rehber, okulların kapalı olduğu dönemde çocuklar, veliler ve öğretmenlerin deneyimleri hakkında daha açık bir diyalog ortamı oluşmasını sağladı ve onlara yaşadıkları endişelerin bu koşullar altında nadiren görülen bir durum olmadığını gösterdi.

Gençlerin eğitim ve mesleki beceriler edinme hakkı vardır

Esenlik, COVID sonrası dönemde evden çalışma avantajlarını kullanan ve giderek daha az nüfuslu yerlerde yaşamaya ilgi duyan bireyler için büyüyen bir öncelik. Şirketler akıllı çalışmaya doğru yöneldikçe ev sahibi ülkelerin, dünyanın herhangi bir yerindeki kurumlarda çalışabilecek genç çalışanlarını ülkede tutma ve böylece iş gücü göçünü asgariye indirme potansiyeli de artıyor. Diğer taraftan, eğitim kurumları, farklı coğrafi alanlarda ve belki de farklı zaman dilimlerinde öğrencilere sahip olmanın getirdiği lojistik zorluklarla başa çıkmak zorunda.

Böyle bir ortamda aktarılabilir, farklı alanlarda kullanılabilen becerilere sahip olmak önem taşıyor. Eğitim sistemleri 21. yüzyıl becerilerine (bilimsel ve BT okuryazarlığı, yaratıcılık, iş birliği, merak, problem çözme) diğer konulara verdiği kadar önem vermeli. Daha çok sayıda iş uzaktan yapılırken, belli bir türde sosyal ve duygusal zekâ ve küresel, çok kültürlü, uzaktan çalışan ekipleri çalıştırabilecek iletişim becerilerine ihtiyaç ortaya çıkıyor.

Video produced by the ETF with the support of UNICEF and ILO

Covid-19 aşısı bulunur bulunmaz ekonominin toparlanacağı ve her şeyin eskisi gibi olacağına dair genel kanı, biraz fazla basit bir bakış açısı olabilir. Birçok değişkenin belirsiz olduğu bir ortamda, gençler gibi hassas grupların ihmal edilmesi riski büyük.

Gelecek karma öğrenimdedir

Geleceğin dijital ve internet üzerinden öğrenimde olduğunu ilan etmek çekici olabilir, fakat okullarını özleyen öğrencilerin ETF’ye ulaşan anlatıları, gelecekte karma öğrenime ihtiyaç duyulacağına işaret ediyor. Hem mekân hem de zaman açısından esnek bir öğrenim modeli, çok ihtiyaç duyulan yaşam boyu öğrenim yaklaşımına en uygun konsept.

Ekonomik manzara özellikle pandeminin etkisi altında sürekli değişirken modüler kurslara giderek artan bir ilgi görüyoruz. Eğitim pazarının kendisi, dar kapsamlı mikro-sertifikalar ve yeni tip beceriler gibi bozucu unsurların daha ana akım kanallara girmesine tanık oluyor.

ETF COVID-19 haritalamasındaki bulgulardan biri şöyle:

“COVID-19 krizine gösterilen kayda değer reaksiyondan alınacak başlıca ders, dönüşümün sadece “internete taşınmak” değil, öğrenimi yaşam boyu kılmak ve öğrenimin herkesin erişimine açık olmasını sağlamak olduğunun farkına varılmasıdır.”

Ölçmek geliştirmenin anahtarıdır

Öğrenciler eğitim sonrasında kendilerini bekleyen koşullara ancak uzaktan iş birliği, proje bazlı ödevler ve internet üzerinden iletişimi deneyimleyerek hazırlayabilir.

Avrupa Komisyonu, bu durum karşısında okulların dijital teknolojileri nasıl kullandıkları konusunda kendilerini ölçebilecekleri, internet üzerinden bir öz değerlendirme aracı olan SELFIE’yi yarattı. SELFIE, ETF, Avrupa Gelişim ve Mesleki Eğitim Merkezi (Cedefop) ve UNESCO’nun Eğitimde Bilgi Teknolojileri Enstitüsünün ortaklığıyla geliştirildi. 2017’de 14 ülkedeki 650 okulda, 67.000 kullanıcıyla pilot uygulaması yapılan SELFIE, bugüne dek 57 ülkedeki 7300’den fazla okulda 670.000’in üzerinde kişi tarafından kullanıldı ve bu sayı artıyor. Sürekli güncelleniyor ve hatta iş temelli öğrenimi ele alan bir modülle genişletildi. Okullar, SELFIE anketini yaparak, altyapıdan etik çevrim içi davranışlara, dijital kapasitelerinin konumunu ölçebiliyor. SELFIE okulları, kendileriyle yüzleşme süreciyle tüm paydaşlarının; öğrencilerin, öğretmenlerin, şirket bünyesindeki eğitmenlerin ve yönetici kadrosunun seslerini dinleyerek kanıta dayalı gelişmeler kaydedebilecek şekilde güçlendirildi.

Her seviyede paydaş katılımı eğitimin geleceği için yaşamsal önemdedir

Eğitim ve çalışma bakanlıklarından, işverenlere ve STK’lara tüm ilgili tarafların geniş kapsamlı ortaklığı olmadan bu amaçların hiçbirine ulaşılamaz.

Geniş kamu-özel sektör ortaklıkları (PPP) işte öğrenim için sağlam platformlar sağlayabilir. Özellikle meslek eğitiminde, işte öğrenim çok gereklidir. Bunun sürdürülebilir bir seçenek olması için, uzaktan öğrenim düzenlemeleri, artırılmış ve sanal gerçeklik çözümleri ve aynı zamanda yeni organizasyon formlarının tüm öğrencilere erişilebilir kılınması gerekiyor.

Her bir öğrenciye gerekli cihazların, bağlantı imkânlarının ve evde öğrenime uygun ortamların sağlanması için de iş birliğine ihtiyaç var. Hangi koşullar altında, kimler tarafından, hangi işlerin evden yapılabileceğine bakıldığında eşitlik bir sorun olarak ortaya çıkıyor. ETF, bu yüzden kaynak paylaşımının, alandaki ihtiyaçlara göre merkezî yönetimler tarafından yapılabileceği projelere gereksinim olduğunu düşünüyor.

ETF Direktörü Cesare Onestini, “kitle kaynak kullanımı ve kaynakların paylaşılması da dâhil olmak üzere uluslararası iş birliğini daha geniş boyutlarda yeniden oluşturmanın, bu dönüşümü hızlandırabileceğini ve destekleyebileceğini” söylüyor.

eni eğitim-öğretim yılı başlarken EFT, hükûmetler, sivil toplum, işverenler ve özellikle veliler ve öğrencilerin, eğitimin ilerlemesini devam ettirmek için gösterdikleri büyük çabanın bilincinde. Onestini “Başlıca paydaşlarımızla yaptığımız toplantılar ve aynı zamanda #learningconnects (#öğrenmebirleştirir) sosyal medya kampanyamızla, ülkelerin benzer aşamalardan geçtiğini gözlemledik” diyor. Onestini şöyle devam ediyor: “Ülkelerin gösterdiği tepkiler bize, pekâlâ değişim eğrisini hatırlatıyor olabilir. İnkârdan (‘bu çok uzun sürmeyecek, sadece birkaç gün’) ülkelerin sistemlerindeki kaosu önlemek için kararlar aldıkları şok ve kafa karışıklığına, özellikle öğretmenler ve veliler olmak üzere tüm tarafların sistemin nasıl daha iyi işleyeceği sorunu karşısında bir ‘akışına bırakma’ hâline girmelerine ve en nihayetinde ‘yeni fikirler arayışına’ girip, çok yüksek sayıdaki çözümü ve inovatif uygulamaları hızlı bir ivmeyle bulmaları ve yaşama geçirmelerine. Genelde insanlar değişim eğrisinin bu aşamasına geldiklerinde, bir sonraki aşama yeni bir başlangıç olur.”

Bizimle görüşlerinizi paylaşın: openspace.etf.europa.eu