Bu yılın başlarında İtalya'nın her iki adasında olağanüstü hal ilan edildi.
İtalya'nın Sicilya ve Sardinya adalarını felç eden kuraklıklar, insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle iki kat daha olası hale geldi.
Hava olaylarını inceleyen uluslararası bir kuruluş "World Weather Attribution" (WWA) grubundan bilim insanları, "Eğer insan kaynaklı küresel ısınmanın etkileri olmasaydı, her iki adada 'aşırı kuraklık' riskinden bahsetmeyecektik" diyor.
İtalya'nın en büyük iki adası, geride bıraktığımız 12 aylık periyodu düşük yağış ve yüksek sıcaklıklarla geçirdi.
Yetkililer bu yıl şubat ve temmuz aylarında, son 20 yılın en kötü kuraklığına tanık olunmasından ötürü iki kez olağanüstü hal ilan etti.
Değişken yağış miktarını kuraklığa atfetmek mümkün olmasa da çalışmalar, yağışın az olduğu yıllarda kavurucu sıcakların kuraklık tehlikesine yol açtığını ortaya koyuyor.
Kuraklık tarım ve turizmi etkiledi
Her iki ada ekonomisinin bel kemiği olan tarım ve turizm sektörleri, iklim kaynaklı kuraklıklardan ötürü alarm veriyor. Özellikle Akdeniz mutfağının temel öğeleri olan tarladaki buğdayın ve zeytinin etkilendiği belirtiliyor.
Buğday üretimindeki kayıp nedeniyle Sicilyalı çiftçiler hayvanlarını belirlenenden daha erken tarihlerde kesmek zorunda kaldı.
Agence France-Press (AFP) haber ajansının temmuz ayında yayınladığı bir haberde, "Sicilya'daki şiddetli kuraklığın tarlaları kuruttuğu, hayvanların meralardan mahrum kaldığı, orman yangınlarını tetiklediği," bildirildi.
Kuraklığın yerel ekonomide 2,7 milyar euroluk (101,5 milyar Türk Lirası) zarara yol açtığı vurgulanıyor.
Sardinya'da tarım, ekonomide daha az öneme sahip olsa da, çiftçilik burada da var.
WWA'nın kurucularından Friederike Otto, "Buğday ve zeytin gibi İtalyan mutfağının ikonik ürünleri, 40 derecenin üzerindeki şiddetli sıcaklarda ölüyor," dedi.
Avrupa'da yaz mevsiminin sonuna yaklaşılırken kuraklığın devam ediyor oluşu, her iki adadaki su rezervlerinin Şubat 2024'ten bu yana, su karnesi uygulamasına rağmen neredeyse boş olması, su temini sorunlarını ve daha büyük tarımsal kayıplara ilişkin korkuları körüklüyor.
Dünya genelinde "Sanayi Devrimi" öncesindeki döneme kıyasla sıcaklıklarda neredeyse iki derecelik bir artış ihtimali, kuraklığın daha yaygın ve daha yoğun hissedilmesinin nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
WWA'dan uzmanlara göre, bu tür kuraklıkların yeni normal hale gelmesini önlemek için küresel ısınmanın azaltılması şart. Bu açıdan iklime dönük yatırımların kilit rol oynaması bekleniyor.
Kızılhaç Kızılay İklim Merkezi'nden iklim risk danışmanı Maja Vahlber, “Yaşlanan, sızdıran borulardan su kaybını sınırlamak ve Sardinya ve Sicilya'da depolama kapasitesini artırmak, düşük yağışlı yıllarda benzer su kıtlıklarını azaltmaya yardımcı olacaktır," dedi.
Son olarak geçtiğimiz hafta düzenlenen MED9 toplantısında daha fazla su tasarrufu sağlayacak teknolojilerin geliştirilmesine dair söz verilmişti.
"Kulüp Akdeniz" veya "Akdeniz Grubu" olarak da bilinen MED9 veya EuroMed 9, AB'nin güneyindeki, Akdeniz'e kıyısı bulunan dokuz ülkenin katılımıyla oluşturulmuş bir ittifak.
Üyelerin tamamı 29 Avrupa ülkesini kapsayan Schengen Bölgesi'nin bir parçası.
Grup, 17 Aralık 2013 tarihinde Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve İspanya'nın ortak girişimleriyle Brüksel'de gayri resmi olarak kuruldu.
İlk Bakanlar Kurulu toplantısı 2014'te, İspanya'nın liman kenti Alicante'de düzenlendi.
Toplantılarda kuraklık, göç, sınır güvenliği, gençler arasında yayılan işsizlik, büyümeye yönelik yatırımlar ve mülteci krizi gibi konular ele alındı.