Türkiye’nin ilk tam kapsamlı Dijital Deneyim Merkezi, Japon sanatının yüzyıllara meydan okuyan görsel dilini dev projeksiyonlar ve interaktif enstalasyonlarla İstanbul’a taşıdı. 'Düşler Zamanı: Japonya,' ziyaretçilerini samuray ve ruhların dünyasında benzersiz bir keşfe davet ediyor.
Türkiye’nin dijital sergicilik alanındaki öncü platformu Dijital Deneyim Merkezi (DDM), Japon kültürünün derinlikli mirasını modern teknolojinin imkanlarıyla yeniden yorumluyor. 'Düşler Zamanı: Japonya' sergisi; büyük ölçekli projeksiyonlar, interaktif yüzeyler ve fiziksel-dijital enstalasyonlarla Japonya’nın görsel ve mekânsal dilini İstanbul’da bir araya getiriyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ DDM'nin hayata geçirdiği sergi, açıldığı ilk haftada 10 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlayarak yoğun ilgi gördü.
Ziyaretçileri doğa betimlemelerinden mitolojik anlatılara, ikonik Ukiyo-e eserlerinden sahne sanatlarının büyülü dünyasına götüren bu kapsamlı içerik; Barış Kabalak, Çağatay Güçlü, Danny Rose Studio, DECOL, Fuat Genç, Hakan Yılmaz, Özde Karadağ, Süleyman Yılmaz ve Umur Burak gibi sanatçıların imzalarını taşıyor. Japon sanatının çok katmanlı estetiği, DDM’nin yenilikçi atmosferinde izleyicilere sadece bir sergi değil, aktif bir parçası olacakları bütünsel bir zihin hali sunuyor.
20 Mart’ta kapılarını açan serginin resmi açılış töreninde sergide yer alan eserler dışında sahnelenen özel performanslar, Japon kültürünün iki kadim sanat disiplinini bir araya getirdi. 2006 yılında Bremen’de temelleri atılan ve 2013 yılından bu yana İstanbul’da da faaliyetlerini sürdüren Japon Savaş Davulları (taiko) grubu MASADAİKO, Üstad Nishimune Masakazu’nun “YOAKE” (Gündoğumu) adlı eserini sahneye taşıdı. Emiko Karayılmaz, Ran Gordi ve Maki Sarıçalı’dan oluşan grup, güneşin karanlık içinden doğuşunu güçlü ritimleriyle yorumladı.
Performansa, Japon kaligrafisi ve semboloji alanında 30 yılı aşkın süredir çalışan sanatçı HAKKAİ eşlik etti. “Fude-Samuray” lakabıyla tanınan sanatçı, davulların ritmi eşliğinde serginin temasını kaligrafik bir yorumla kâğıda aktararak izleyicilere müzik ve görsel sanatların eş zamanlı üretimine tanıklık etme imkânı sundu.
Serginin açılış töreninde konuşan Kültür AŞ Genel Müdürü Osman Cenk Akın, Japonya Başkonsolosluk temsilcilerinin değerli destekleri için teşekkür ederek, sergi süresince ziyaretçilere, farklı yaş ve ilgi gruplarına hitap edecek çeşitli workshop’lar ve gösterilerle birlikte, spor ve yoga gibi etkinliklerle serginin bir parçası olarak aktif deneyim yaşama imkânı sunulmasının hedeflendiğini vurguladı.
Akın ayrıca, 'Düşler Zamanı: Japonya' sergisi, ziyaretçilerini yalnızca izlemeye değil, aynı zamanda deneyimlemeye davet eden, duyulara hitap eden benzersiz bir deneyim sunuyor. Her bir bölüm, Japon kültürünü ve estetik mirasını araştırmaya, keşfetmeye ve deneyimlemeye yönlendiriyor. Açıldığı ilk haftada 10 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlayan sergi, Dijital Deneyim Merkezi’nde gerçekleştirilen dört sergi toplamda 600 bin ziyaretçiye ulaştı," dedi.
Serginin yaz sonuna kadar devam edeceğini ve farklı yaş ile ilgi gruplarına hitap etmeyi sürdüreceğini belirten Akın, "Bu sergi, Dijital Deneyim Merkezi’nin vizyonunu, teknolojiyi sanatla bütünleştirerek kültürel deneyimi dönüştürme misyonunu bir kez daha ortaya koyuyor ve ziyaretçilere unutulmaz bir Japon sanat yolculuğu yaşatıyor,” ifadelerini kullandı.
İBB Kültür AŞ Müzeler Müdürü Reha Öztunalı, sergiye ilişkin olarak, “Açıldığı ilk haftada gösterilen yoğun ilgi, ‘Düşler Zamanı: Japonya’ sergisinin İstanbul’da yaratacağı etkiyi şimdiden ortaya koyuyor. Serginin aynı ivme ile devam ederek hem takdir toplamasını hem de İstanbulluların ilgisini çekmesini umut ediyoruz," diye konuştu.
Sergi içerikleri
Dijital Oda
Dijital Oda, ziyaretçileri Dijital Deneyim Merkezi’nin büyüleyici dünyasına davet eden ilk durak.
Etkileşimli ekranlar, sensörler ve projeksiyon sistemleriyle donatılan bu alan, yenilikçi teknolojiler aracılığıyla tematik içerikler sunuyor. Oyunlaştırılmış öğrenme deneyimiyle ziyaretçileri keşfe teşvik eden Dijital Oda, aynı zamanda merkezin diğer bölümlerine hazırlık niteliği taşıyor.
Sergide ziyaretçiler, Japon sanatının yüzyıllara yayılan estetik dünyasına çok duyulu bir giriş yapıyor. İlk durak olan Dijital Oda’da Yōkai anlatılarından Wamon desenlerine, Tōgei’nin form estetiğinden Ukiyo-e’nin “akan dünya”sına uzanan seçili örnekler etkileşimli medya uygulamalarıyla buluşuyor.
Sanal gerçeklik odası
“Yüzen Dünya”, Japon sanatının geçicilik, doğa ve içsel denge anlayışından doğan estetik evrenini, ziyaretçinin içinde dolaşabileceği çok duyulu bir yolculuğa dönüştürür. Ukiyo-e’nin “yüzen dünya” fikri; motifler, figürler ve ruh anlatıları üzerinden yalnızca bir görsel repertuar değil, aynı zamanda bir bakış disiplini sunar: yavaşlamak, odaklanmak, azla çoğu hissetmek.
Bu sergi önerisi, Japon sanatının Avrupa’da yarattığı kolektif hayali yeniden kurarken, anlatının merkezine zen yaklaşımını yerleştirir. Ziyaretçi ses, ışık, hareket ve boşluk aracılığıyla imgelerin ardındaki düşünceyle karşılaşır; böylece karşılaşma bir tema değil, bir zihin hâli olarak deneyimlenir.
Sürükleyici deneyim odası
Sürükleyici deneyim, 17. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan Ukiyo-e ustalarının başyapıtları eşliğinde, düşünsel ve çok duyulu bir yolculuğa dönüşüyor. Yaklaşık 30 dakika boyunca ziyaretçi, kolektif hayal gücünün Japonya’sına—geişaların, samurayların ve ruhların Japonya’sına—çekiliyor; artık var olmayan ama hâlâ büyüleyen bir dünyanın izlerini sürüyor.
Anlatı doğayla açılıyor; manzaralar ve kiraz çiçeğinin geçici güzelliği, Yōkai’lerin dolaştığı büyülü bir ormana dönüşüyor. Ardından deniz yükseliyor, Hokusai’nin ikonik Büyük Dalgası her şeyi sararken Claude Debussy’nin La Mer’i eşlik ediyor. Geişalar paravanların ardından beliriyor; alacakaranlıkta fener gölgeleri Kabuki oyuncularını vurguluyor; samurayların savaşçı dansı ritmi yükseltiyor ve yolculuk, gece göğünde süzülen fenerlerle yeniden sakinleşiyor.
Deneyim, Debussy’den Japon davullarına, Ryuichi Sakamoto’dan Hiroshi Yoshimura ve Takashi Yoshimatsu’ya uzanan müzik seçkisiyle tamamlanıyor. Hokusai, Utamaro, Kuniyoshi, Hiroshige, Yoshida Hiroshi, Kawase Hasui ve Tsuchiya Koitsu gibi ustalara ait 400’ü aşkın seçili eseri bir araya getiriyor.
Artırılmış gerçeklik odası
Bonsai Garden, Japon zen estetiğinin doğa, zaman ve dinginlik kavramları etrafında şekillenen düşünce dünyasını artırılmış gerçeklik aracılığıyla görünür kılan bir dijital yerleştirme. Su yüzeyleri, tapınak eşikleri ve bonsai ağaçlarıyla kurulan sahne, ziyaretçiyi Japon bahçe kültürünün sembolik mekânına taşıyan şiirsel bir peyzaj oluşturuyor.
Bonsai sanatı, doğanın uzun zaman ölçeklerini küçük bir form içinde yoğunlaştıran bir estetik anlayışı temsil ediyor. Her ağaç sabır, bakım ve süreklilikle şekillenen bir doğa modeli. Bu çalışma, bonsai geleneğini dijital bir bağlama taşıyarak su, taş ve bitki motifleriyle kurulan minimal bir evren yaratıyor.
Dijital koridor
Sinematik rüyalar: Wabi – Sabi
Wabi – Sabi, Japon felsefesinde kusurlu, geçici ve eksik olanın güzelliğini takdir etmeye odaklanan bir dünya görüşü. Mükemmellik arayışından kaçınmayı, geçiciliği, asimetriyi, değişimi ve yaşanmışlığı estetik bir değer olarak görüyor.
Dijital boyama
Japon doğası
Japonya’nın doğal ve kültürel peyzajına ait seçilmiş unsurlar bitki örtüsü, su öğeleri, mimari yapılar ve gündelik yaşamdan sahneler aracılığıyla bir araya getiriyor.
İnteraktif projektörler
Devinim
Japon doğası ve bahçe estetiğinden esinlenen görsel imgeler, ziyaretçilerin hareketlerine duyarlı ortam içinde bir araya geliyor. Gerçek zamanlı olarak üretilen bu görsel ortam, insan bedeninin hareketlerini algılayarak dönüşen bir görüntü alanı oluşturur ve ziyaretçiyi bu akışkan görsel kompozisyonun bir parçası haline getiriyor.