Les Invalides, üç yüzyılı aşkın bir süredir yaralı askerlere, Holokost'tan sağ kurtulanlara ve Bataclan bombalamalarının kurbanlarına ev sahipliği yapıyor.
Her yıl bir milyondan fazla ziyaretçi, görkemli yaldızlı kubbesi ve Napolyon’un mezarına ev sahipliği yapan Les Invalides’i görmek için Paris’e akın ediyor. Ancak bu ikonik yapının ihtişamlı cephesinin ardında, çok daha az bilinen bir misyon bulunuyor: yaralı askerler ve savaş mağdurları için bir bakım evi ve hastane olarak hizmet vermek.
17. yüzyılda 14. Louis tarafından başlatılan bu girişim, 350 yıl sonra da varlığını sürdürüyor. Kurum, eski askerleri resmen 1974’te kabul etmeye başlayan Institution nationale des Invalides çatısı altında faaliyetlerini devam ettiriyor.
Christophe de Saint Chamas, Les Invalides’in hem tarihsel hem de sembolik açıdan benzersiz bir yer olduğunu vurguluyor: “Les Invalides iki nedenle eşsiz, büyülü, inanılmaz ve görkemli bir yer,” diyor. “Birincisi, Kral 14. Louis burayı inşa ettirdi ve bu yapı onun gücünü ve mesajını tüm dünyaya ileten bir araçtı. Böylece herkes, kralın eski askerleri için bir şey yaptığını görebilecekti.”
Saint Chamas’a göre ikinci neden ise yapının doğrudan “bunu hak eden insanlar” için tasarlanmış olması. “Bu, devletin bir minnettarlık jestiydi. Aslında devletin ilk sosyal girişimlerinden biridir. O döneme kadar yaralıları kabul edenler dini kurumlar ve cemaatlerdi. Burada ise devlet şunu söylüyordu: ‘Hayatlarının sonuna kadar onlara ben bakacağım.’”
Holokost'un dehşetinin ardından
Eskiyen tesisler, şu anda devlet tarafından finanse edilen ve yaklaşık 100 milyon euroya mal olması beklenen kapsamlı bir yenileme sürecinden geçiyor. Bu modernizasyon, yapının hem tarihi dokusunu korumayı hem de artan bakım ihtiyaçlarına yanıt verecek kapasiteyi güçlendirmeyi amaçlıyor.
Buna rağmen Les Invalides, 14. Louis döneminde belirlenen kuruluş misyonunu sürdürmeye devam ediyor. Bugün kurumda, aralarında Holokost’tan kurtulanların ve çatışma ya da saldırı mağduru sivillerin de bulunduğu 64 kişi, yüksek düzeyde bireyselleştirilmiş ve uzun vadeli bakım hizmeti alıyor. Bu süreç, yoğun tıbbi destek ve karmaşık lojistik organizasyon gerektiriyor.
Les Invalides sakinleri arasında, Auschwitz-Birkenau toplama kampından kurtulan 101 yaşındaki Ginette Kolinka da bulunuyor. Kolinka, kurumun tarihsel misyonunun günümüzde de somut bir karşılık bulduğunu gösteren en çarpıcı isimlerden biri olarak öne çıkıyor.
98 yaşındaki Esther Senot da son dinlenme yeri olarak Les Invalides’i seçen isimler arasında yer alıyor. Polonyalı Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Senot, 15 yaşındayken Paris’te tutuklandı ve Eylül 1943’te sınır dışı edildi. Yaklaşık 1.000 kişiyle birlikte Avusturya’daki Mauthausen kampına gönderilen Senot, yaşadığı süreci “Sadece ikimiz geri döndük” sözleriyle anlatıyor.
Fransa’ya 17 ay sonra döndüğünde yalnızca 32 kilo ağırlığındaydı. Toplama kamplarında anne ve babası ile altı kardeşi de dahil olmak üzere ailesinden 17 kişiyi kaybetti.
Kocasının ölümü ve sağlık sorunlarına rağmen Senot, Fransa’nın özgürleşmesine katkı sağlayan 2. Fransız Zırhlı Tümeni’nde savaşan erkek kardeşinin izinden giderek Les Invalides’i tercih etti. 2000’li yıllarda yaklaşık on yıl boyunca burada yaşayan Senot, bu kararıyla ilgili olarak “Onu düzenli olarak ziyaret ederdim. O zamanlar elbette bu harikaydı. Yaşlandıkça ve kendimi yalnız buldukça, zaten epeyce insan tanıyordum… Bu yüzden buraya geldim,” diye anlatıyor.
Yaralı askerler için bir yuva
Duvarların içinde hüküm süren sessizlik, avludaki hareketlilikle keskin bir tezat oluşturuyor. Sağlık ekibi, kurumun özel statüsünü yansıtan askeri üniformalı subaylarla birlikte çalışarak sakinlere destek veriyor.
2021’de Gabon’da bir paraşüt kazasında yaralanan Usta Onbaşı Mikaele Iva, Les Invalides’de yaşayan 64 sakinden biri. Zaman içinde diğer sakinlerle güçlü bağlar kurduğunu söyleyen Iva, “Burası gerçekten bizim ikinci ailemiz oldu. Mutlu ve zor zamanlarımızı paylaşıyoruz,” diyor.
Tekerlekli sandalye kullanan Iva, Invalides spor kulübünde eskrim, okçuluk ve golf antrenmanlarına katılıyor, ayrıca ulusal törenlerde kurumu temsil ediyor. Bu dayanışma ortamının kendisine askeri hayatını hatırlattığını belirterek, “Zor zamanlarda birbirimize destek oluyoruz çünkü yaralarımıza rağmen ayağa kalkmak zorundayız. Ne olursa olsun birbirimize yardım etmeye devam etmeliyiz; bu asker olmanın bir parçası,” diye konuşuyor.
Bir sıhhiye alayında görev yapmış ve Fransa’nın yurtdışındaki birçok operasyonunda yer almış olan Iva, devletin kendisine gösterdiği ilgiden derin bir minnettarlık duyduğunu ifade ediyor.
Bu yaklaşım, bakım ekibi tarafından da paylaşılıyor. 2014’ten bu yana ikamet merkezinde hemşirelik koordinatörü olarak görev yapan Mustapha Nachet, “Kendimizi onlara bedenen ve ruhen adadık,” diyor. “Bu, ulusun yaptığı her şey için teşekkür etme biçimi.”
Ağır engelliler için üst düzey tesis
Les Invalides, aynı zamanda protez ve rehabilitasyon alanında uzmanlaşmış bir hastane olarak faaliyet gösteriyor. Ağır engelliler için özel bakım sunarken, ampute ve tekerlekli sandalye kullanıcılarının hareket kabiliyetini artırmaya yönelik araştırmalar da yürütüyor.
Kurum, geçmişte Bataclan saldırılarında yaralanan bazı kurbanların tedavisini de üstlendi. Ancak sağlık ekipleri bugün farklı ve giderek daha karmaşık bir tabloyla karşı karşıya.
Sylvain Ausset, kurumun güncel sorumluluklarını değerlendirirken “Her çatışma kendi izini bırakır ve hiçbiri bir öncekini silmez,” diyor. Tarihsel süreci de özetleyerek 1914’te “gueules cassées” (kırık çene) olarak bilinen ağır yüz yaralanmalarının ortaya çıktığını, İkinci Dünya Savaşı’nda omurilik yaralanmalarıyla parapleji ve kuadripleji vakalarının hayatta kalmaya başladığını, son dönem çatışmalarında ise daha önce görülmemiş ölçekte çoklu amputasyonların öne çıktığını belirtiyor. Ausset’e göre günümüzde ise en belirgin ve yeni iz, psikolojik yaralanmalar.
Christophe de Saint Chamas ise ulusun 350 yılı aşkın süredir askerlerine sahip çıktığını vurgulayarak, bu geleneğin bugün de sürdüğünü ifade ediyor. Saint Chamas’a göre bu yaklaşım, aktif görevdeki askerler için güçlü bir güven duygusu yaratıyor: “Başlarına bir şey gelirse Fransa’nın yanlarında olacağını bilerek görev yapabiliyorlar.”