Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Robert De Niro'dan Trump'a dört kelimelik film göndermesi

Robert De Niro'dan Donald Trump'a dört kelimelik film göndermesi
Robert De Niro'nun Donald Trump için dört kelimelik sinemasal bir göndermesi var. ©  AP Photo
© AP Photo
By David Mouriquand
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Robert De Niro’nun Trump’ın 80. yaşına kart yollamadığı kesin. Oyuncu, New York’ta Trump’ın son sözlerine yanıt verirken yaptığı film göndermesi kalabalıkça slogan gibi tekrarlandı.

Oscar ödüllü Robert De Niro, Donald Trump’ın 80. doğum günü kafes dövüşü kutlamalarına karşı düzenlenen alternatif etkinliklerden biri olan “Rise Up” gecesine dün akşam katıldı.

REKLAM
REKLAM

ABD Anayasası’nın ifade özgürlüğünü güvence altına alan Birinci Değişikliği’ni kutlayan New York etkinliğinde, 82 yaşındaki beyazperde efsanesi Trump’a karşı sert sözler sarf etti.

“İfade özgürlüğü konusunda neredeyse bir ‘mutlakçıyım’,” diyen De Niro, “hoşlanmadığım konuşmalar da buna dahil ve bundan bolca var ortalıkta. O yüzden hoşlanmadığım bir şey duyduğumda, buna kendi ifade özgürlüğümle karşılık veririm.”

De Niro ardından yakın tarihli bir örnek verdi ve 1988 yapımı bir film klasiğine gönderme yaptı.

“Trump’ın, birkaç gün önce yaptığı gibi, ‘Amerikalıların mali durumunu hiç ama hiç düşünmüyorum’ dediğini duyduğumda ben de ‘Shut the fuck up’ diyorum,” dedi.

Bu sözler, De Niro’nun canlandırdığı Jack Walsh karakterinin Jonathan Mardukas’a (Charles Grodin) “Sana iki kelime: ‘Shut the fuck up’” diye karşılık verdiği, komedi filmi Midnight Run’daki bir sahneyi (kaynak İngilizce) hatırlatıyor.

De Niro başka bir örnek daha verdi: “Çarşamba günü Trump, ‘Enflasyonu seviyorum’ dedi.” Tam bu sırada salondaki izleyiciler, ünlü Midnight Run repliğini hep bir ağızdan tekrar etmeye başladı.

Oyuncu, günümüzün vatanseverlik söylemleri ile aile içi şiddet arasında da bir bağlantı kurdu.

“Bunu söylemekten nefret ediyorum ama ülkemizi sevmek, giderek, dayak yiyen bir eşin kendisine şiddet uygulayanı sevdiğini söylemesine benzemeye başladı,” dedi. “Binlerce masumu öldüren, dolaylı olarak milyonlarcasının daha ölümüne ve acı çekmesine yol açan aptalca ve insanlık dışı savaşlar başlatan bir ülkeyi sevemem.”

“Milyonlarca insandan sağlık hizmetini çekip o parayı Trump-Epstein sınıfındaki dostlarını zenginleştirmek için kullanan bir ülkeyi sevemem,” diye ekledi. “Maskeli milisleri sokaklarda vatandaşları vurmak, komşularımıza işkence etmek ve aileleri ayırmak için sokağa süren bir ülkeyi sevemem. Irkçı, kadın düşmanı, yabancı düşmanı bir tiranın yönettiği bir ülkeyi sevemem. Ve şunu da açıkça söyleyeyim: Donald Trump ile onun yalaka Kongresi’nin yönettiği bir ülkeyi sevemem.”

Sözlerini şöyle noktaladı: “Ülkemi yeniden sevmek istiyorum. Ülkemi geri istiyorum.”

De Niro’nun konuşmasını aşağıdan izleyebilirsiniz (1:44:45’ten itibaren):

De Niro’nun Trump’tan hoşlanmadığını dile getirmesi ise hiç de ilk kez olmuyor.

Bu yılın başlarında Trump, Birliğin Durumu konuşmasının ardından bazı “çatlak” muhaliflerinin sınır dışı edilmesini talep etmişti. Bunlar arasında Temsilciler Meclisi üyeleri Ilhan Omar ve Rashida Tlaib’in (ikisi de Demokrat ve ABD vatandaşı) yanı sıra De Niro da vardı.

Trump, Omar ve Tlaib’in “Trump Takıntılı Robert De Niro ile birlikte bir tekneye binmesi gerektiğini; onun da, bence son derece düşük bir zekâya sahip, ne yaptığından ya da söylediğinden hiç haberi olmayan, hasta ve sapkın bir başka kişi olduğunu – ki bunların bir kısmı ciddi anlamda SUÇ” olduğunu yazmıştı.

De Niro’ya ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü: “Onu dün gece, tıpkı bir çocuk gibi ağlayarak çökerken izlediğimde, şu anda güzel ülkemiz Amerika Birleşik Devletleri’ne nasıl geri döneceğini bulmaya çalışmak için İrlanda’da olan Çılgın Rosie O’Donnell’dan bile daha hasta olabileceğini fark ettim. De Niro ile Rosie arasındaki tek fark, muhtemelen ondan biraz daha zeki olması; ki bu da pek bir şey ifade etmiyor.”

Geçen yıl Trump, hükümetin böyle bir adım atmasını açıkça yasaklayan, onlarca yıllık bir Yüksek Mahkeme kararına rağmen, oyuncu ve komedyen Rosie O’Donnell’ın ABD vatandaşlığını iptal etmekle tehdit etmişti,

Trump’ın yeniden seçilmesinin ardından O’Donnell İrlanda’ya taşındı.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Trump’ın Beyaz Saray’daki kafes dövüşüne yıldızlar sırt çevirdi

Trump’ın yapay zekâ görseli viral oldu: 'Onur' tartışması büyüyor

'FROM' dizisindeki 'çıkışı olmayan kasaba' için satılık ev ilanı yayınlandı