Birleşik Arap Emirlikleri emlak piyasası yükselişte: Eğilimin 2023'te de devam edeceği öngörülüyor

Access to the comments Yorumlar
 euronews
Birleşik Arap Emirlikleri emlak piyasası yükselişte: Eğilimin 2023'te de devam edeceği öngörülüyor
©  euronews   -   Credit: Dubai

Birleşik Arap Emirlikleri emlak piyasasında, özellikle de Dubai’de 2022 yılında rekor sayıda işlem gerçekleşti. Uzmanlar bu eğilimin 2023’de de devam edeceğini tahmin ediyor.

Dubai’de 2022 yılında, 67,38 milyar euro değerinde 97 binden fazla gayrimenkul işlemi kaydedildi

Yüksek net değerli bireyler, küresel ekonomik görünüme rağmen son 18 ayda Dubai’ye gelmeye devam etti, bu da lüks piyasasını canlandırdı.

Gayrimenkul grubu Haus & Haus'un Genel Müdürü Simon Baker Euronews'e, "Geçtiğimiz yıl satışlarda devasa bir büyüme yaşandığını gördük. Satışlar 2022 yılında 2021’e göre artış gösterdi, satış hacmi yüzde 76 arttı." şeklinde konuştu.

Ülkenin emlak uzmanları, olgunlaşan pazarın talebi dairelerden villalara doğru kaydırdığını ve fiyatların 2023 yılında pandemi öncesi seviyeleri aşacağı beklentisi olduğunu söylüyor. 

Bölgenin gayrimenkul verilerini ve piyasa istihbaratlarını bir araya getiren Cavendish Maxwell, bu etkileyici performansın pandemi sonrası toparlanmadan kaynaklandığını vurguluyor. 

Cavendish Maxwell'in Pazar İstihbaratı ve Araştırma Direktörü Zhann Jochinke, "Piyasa 2020 Kasım ayının sonlarında dibi gördü ve sonra pandemi vurdu ve piyasaların sıçrama yapması gerekiyordu. Piyasayı yeniden harekete geçiren de bu ikinci el mülkler, villalar ve şehir evleri oldu." ifadelerini kullandı. 

Jochinke, son 12 ayda, birçok son kullanıcı yeniden satış piyasasından fiyatlandırıldığı için plan dışı projelere geri dönüldüğünü de sözlerine ekledi.

Sektörden isimler, kentin uluslararası piyasalara göre daha iyi bir performans sergilemesinde rol oynayan faktörler konusunda hemfikir. 

Simon Baker, "Avrupa’dan, İngiltere’den, Fransa’dan, İsviçre’den, Almanya’dan çok daha fazla sayıda alıcımız var. Politik ve ekonomik olarak bu ülkelerde vergiler çok yüksek ve büyük enflasyon problemleri yaşanıyor." şeklinde konuştu. 

Zhann Jochinke ise "Büyük küresel pazarlardan herhangi biriyle karşılaştırıldığında, mesela Avrupa, Hong Kong, Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri’yle, hepsi kendi yerel pazarlarından daha fazla etkileniyor. Faiz oranlarından, istihdam döngülerinden etkileniyorlar. Dubai ve Birleşik Arap Emirlikleri konumlanış şekli bakımından benzersiz bir yerde duruyor. Büyük bir göçmen iş gücüne sahibiz. Ve emlak piyasasında, hiçbir yerde burada olduğu kadar yeni ürün inşa edilmiyor." dedi. 

London Heathrow Havalimanı'nda amiral gemisi restoran

25 yıl önce Avustralya’da mütevazı bir başlangıç yapan günlük yemek devi Jones the Grocer, bugün Orta Doğu ve Asya’da 33 restorana ulaştı ve 15 restoran daha yolda. 

Şirket, Londra Heathrow Havalimanı'ndaki amiral gemisi mağazasının açılışını yapmak üzere. 

Jones the Grocer'ın Euronews'e konuşan CEO'su Yunib Siddiqui, "Stratejimiz karma bir strateji. Hem franchise büyümesine odaklandık çünkü eğitim kapasitemize ve marka uyum kapasitemize çok fazla para ve kaynak yatırımı yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz, hem de gıda geliştirmeye odaklandık. Stratejimizin ikinci bölümüyse şirkete ait mağazaları büyütmek ancak bunu çok seçici bir şekilde yapmak. Konsepti, burada sahip olduklarımızın en iyilerini kullanarak ve birkaç bileşen ekleyerek mekan için özel olarak geliştirdik." ifadelerini kullandı. 

Şirket, bölgedeki mağazalarının en büyük franchise segmenti haline gelmesinin ardından küresel merkezini Dubai'ye taşıdı. 

Siddiqui, "4 yılda 7 mağaza açtık ve gelirlerimiz küresel işlerimizin önemli bir kısmını oluşturuyordu." dedi.

Şirketin CEO'suna göre, son yıllarda gündelik yeme-içme ortamında büyük bir dönüşüm yaşandı: "Her şeyden önce rekabet her zaman tetikte olmanız gerektiği anlamına gelir. Yeniliğe, hizmette mükemmelliğe, gıda kalitesine, küresel eğilimleri takip etmeye önem vermelisiniz. Pazar çok hızlı ilerliyor ve biz de onunla birlikte hareket etmeliyiz. Vegan ve sürdürülebilir beslenme yönünde bir hareket var. Bunların hepsini yakalıyoruz. Şöhretinize sırtınızı dayayamazsınız. İlerlemeye, yenilik yapmaya devam etmek zorundasınız."

Nükleer füzyon projesi yeniden 'rötar yaptı'

Genel müdürüne göre, Fransa merkezli bir nükleer füzyon projesi yıllar sürecek gecikmelerle karşı karşıya kalabilir.

Uluslararası Termonükleer Deneysel Reaktör (Iter) Projesi, füzyon enerjisinin bilimsel ve teknik olarak yapılabilir olduğunu kanıtlamaya çalışıyor.

Iter projesinin takviminin yeniden güncellendiği haberi, Amerika Birleşik Devletleri’nde bilim insanlarının araştırmalarında çığır açacak sonuçlar elde ettiklerini açıklamasından sadece haftalar sonra geldi. 

Uluslararası Termonükleer Deneysel Reaktör Iter, 2007 yılında dünyanın en büyük füzyon makinasını oluşturmak ve güneştekine benzer bir süreçle karbonsuz enerji üretmek amacıyla kuruldu.

Füzyon, hafif atomik elementlerin çekirdeklerinin güçlü manyetik kuvvetler tarafından tutulan ısıtılmış bir plazmada bir araya getirilmesiyle oluşur.

Iter, 2025 yılına kadar gerekli plazmayı yaratmayı hedefliyordu ancak patronları bu tarihin ertelendiğini söylüyor.

Iter'in Genel Müdürü Pietro Barabaschi, "Elimde tarih yazılı bir sözleşme olmadan zaman vermeyi sevmiyorum. Burada aylar hatta yıllar alabilecek bir şeyden bahsediyoruz." ifadelerini kullandı.

Erteleme haberi, ABD’de benzer bir proje üzerinde çalışan ekibin aralık ayında yaptığı atılım sonrası geldi. 

Barabaschi ekibinin önceki zaman çizelgesinin gerçekçi olmadığını söyledi: "Size tam olarak ne kadar zaman süreceğini bilmediğimi söylemem gerekiyor. Şu anda analiz ediliyor. Ve bir analize sahip olmadan, bunu telaffuz etmemeyi tercih ederim."

Mr. Barabaschi added that his team's initial time frame was unrealistic, "It's a matter of telling you that in essence, I know that it's a substantial amount of time, but I don't know precisely how much time. This is being analysed at this point in time, and until I have an analysis, you know I prefer not to pronounce myself."

Iter’ın, 2035 yılı için planlanan tam aşamaya geçmeye hazırlanırken gecikmelerin bir kısmını telafi edebileceği umut ediliyor.