Arjantin’den yola çıkan ve Cape Verde açıklarında günlerce bekletilen geminin pazar sabahı Tenerife açıklarına ulaşması bekleniyor. Ancak operasyon kötü hava koşulları nedeniyle zaman baskısıyla karşı karşıya.
Güney Atlantik’te hantavirüs salgını nedeniyle denizde mahsur kalan Hollanda bayraklı 'MV Hondius' adlı kruvaziyer gemisi, İspanya’ya bağlı Kanarya Adaları’ndaki Tenerife’ye doğru ilerlerken hem uluslararası sağlık otoritelerini hem de ada halkını alarma geçirdi.
Bu esnada Kanarya Adaları yönetimi, tahliyenin geminin varışından sonraki 24 saat içinde tamamlanamaması halinde sert rüzgâr ve dalgalar nedeniyle operasyonun haftalarca ertelenebileceği uyarısında bulundu.
Gemide şimdiye kadar üç kişinin hayatını kaybettiği, en az sekiz kişinin hastalandığı salgın nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO) ve İspanyol hükümeti “benzeri görülmemiş” diye tanımlanan geniş çaplı bir tahliye operasyonu hazırlıyor.
Arjantin’den yola çıkan ve Cape Verde açıklarında günlerce bekletilen geminin pazar sabahı Tenerife açıklarına ulaşması bekleniyor. Ancak operasyon yalnızca sağlık riski nedeniyle değil, kötü hava koşulları nedeniyle de zaman baskısıyla karşı karşıya. Guardian'a göre, Kanarya Adaları yönetimi, tahliyenin geminin varışından sonraki 24 saat içinde tamamlanamaması halinde sert rüzgâr ve dalgalar nedeniyle operasyonun günler ve hatta haftalarca ertelenebileceği uyarısında bulundu.
Gemide üç ölüm
Salgında şimdiye kadar bir Hollandalı çift ile bir Alman yolcunun yaşamını yitirdiği açıklandı. Virüs taşıdığı doğrulanan diğer yolcular ise Hollanda, Güney Afrika ve İsviçre’de tedavi görüyor. Yetkililer ayrıca İngiltere ve İspanya’da olası yeni vakaları araştırıyor.
Hantavirüs genellikle kemirgen dışkısı ve idrarıyla kirlenmiş partiküllerin solunmasıyla bulaşıyor ve normal şartlarda insanlar arasında kolay yayılmıyor. Ancak MV Hondius’taki salgında tespit edilen 'Andes' türünün nadir de olsa insandan insana da bulaşabildiği düşünülüyor. Bilim insanları virüsün tam olarak ne kadar kolay yayıldığını hâlâ araştırıyor.
DSÖ yetkilileri ise kamuoyundaki endişeleri yatıştırmaya çalışıyor. Kurum sözcüsü Christian Lindmeier, “Bu yeni bir COVID değil” diyerek virüsün kolay bulaşmadığını ve genel halk için riskin düşük olduğunu vurguladı. Yetkililere göre bulaşma büyük ölçüde yakın ve uzun süreli temas gerektiriyor ve özellikle semptom gösteren kişilerde bulaşma riski var.
Buna rağmen sağlık ekipleri dört kıtaya yayılan geniş bir temas takibi yürütüyor. Salgının resmen doğrulanmasından önce gemiden ayrılan onlarca yolcunun en az 12 farklı ülkeye dağıldığı belirtiliyor. İngiltere, ABD ve Avustralya dahil birçok ülke vatandaşlarını geri götürmek için Tenerife’ye özel uçak göndermeye hazırlanıyor.
Singapur’da da gemide bulunan iki kişi testlerinin negatif çıkmasına rağmen 30 günlük karantinaya alındı.
Tenerife’de endişe ve öfke
Geminin Tenerife’ye yaklaşması adada ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi. BBC'ye göre, liman işçileri, yeterli koruyucu önlem ve bilgilendirme yapılmadığını söyleyerek protestolar düzenledi. Göstericiler Kanarya Adaları parlamentosu önünde toplandı.
Bazı liman çalışanları, gerekli güvenlik önlemleri alınmazsa geminin gelişini engellemekle tehdit etti. Liman işçileri sendikasından Joana Batista, BBC'ye yaptığı açıklamada, “Enfekte bir gemi yaklaşırken bize hiçbir özel önlem ya da bilgi verilmeden çalışmamız bekleniyor. İnsanlara yolcuların nasıl taşınacağı anlatılmalı. Her şeyden önce güvence istiyoruz,” dedi.
Ada sakinleri arasında da kaygı hâkim. Tenerife’de bar işleten Alicia Rodriguez, geminin günlerdir “kasabanın konuşulan tek konusu” olduğunu söylerken, bazı yerel halk Kanarya Adaları’nın sürekli uluslararası krizlerin merkezine dönüştüğünü düşünüyor. Özellikle düzensiz göç baskısı nedeniyle zaten hassas bir dönemden geçen adalarda kruvaziyer krizi yeni bir gerilim başlığı yarattı.
Aşırı sağcı Vox partisi de krizi siyasi tartışmaya dönüştürmeye çalıştı. COVID dönemindeki kısıtlamalara karşı çıkışıyla bilinen İspanyol grup Iustitia Europa ise geminin İspanya kıyılarına yaklaşmasına izin verilmemesi çağrısında bulundu.
'Bu yeni bir pandemi değil'
İspanyol ve DSÖ yetkilileri ise COVID benzetmelerinin önüne geçmeye çalışıyor. Özellikle Tenerife halkının hafızasında pandeminin ilk günleri hâlâ canlı. İspanya’daki ilk doğrulanmış COVID vakasının Kanarya Adaları’nda tespit edilmesi ve ardından yüzlerce turistin otelde karantinaya alınması ada halkında derin iz bırakmıştı.
Yetkililer bu kez çok daha sıkı önlemler uygulanacağını söylüyor. Geminin doğrudan limana yanaşmasına izin verilmeyecek; bunun yerine Tenerife’nin güneydoğusundaki Granadilla açıklarında demirlemesi planlanıyor. Yolcular küçük teknelerle kontrollü biçimde kıyıya taşınacak, ardından izole otobüslerle doğrudan havaalanına götürülecek. Yetkililer, uçakları hazır olmadan hiçbir yolcunun gemiden indirilmeyeceğini belirtiyor.
Gemideki 14 İspanyol vatandaşının ise Madrid’deki askeri bir hastaneye zorunlu karantinaya gönderileceği açıklandı. İspanya Sağlık Bakanı Mónica García, operasyonun 23 ülkeyi ilgilendiren uluslararası bir sağlık alarmına dönüştüğünü belirterek, “DSÖ bu operasyonu yürütme görevini İspanya’ya verdi,” dedi.
Yolcular da korkuyor
Gemide bulunan bazı yolcular ise karaya çıktıklarında dışlanmaktan korkuyor. İsmini vermek istemeyen bir yolcu, “İnsanların bizi nasıl karşılayacağından korkuyoruz,” derken, bir başkası “Burada 140 insan olduğunu unutuyorlar,” sözleriyle yaşadıkları baskıyı anlattı.
Kanarya Adaları yönetimi ise halkı sakinleştirmeye çalışıyor. Yetkililer, yolcular ile yerel halk arasında hiçbir temas olmayacağını ve tüm sürecin tamamen izole biçimde yürütüleceğini vurguluyor.
Tüm tartışmalara rağmen bazı ada sakinleri hükümetin açıklamalarından sonra daha sakin olduklarını söylüyor. Emekli Marialaina Retina Fernández, “Yetkililer kimsenin enfekte olmayacağından emin olduklarını söylüyorsa buna güvenmek zorundayız,” diyor. Fernández’e göre Kanarya Adaları artık uluslararası krizleri yönetmeye alışmış durumda:
“Her tür sorunun buraya ulaşmasına alışığız. Bu tür durumları yönetmekte iyi olduğumuzu görebiliyorsunuz.”