Ülkesinde siyasi krizle boğuşan Macron için Fransa'nın azınlıkta kalması, yeni bir diplomatik sınav olacak.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron perşembe günü X hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Paris'in cuma günü Brüksel'de yapılacak kritik oylamada Mercosur ticaret anlaşmasına karşı çıkacağını duyurdu.
Oylamada nitelikli çoğunluğun sağlanması halinde — ki beklenti bu yönde — bu durum Fransız lider için büyük bir diplomatik yenilgi anlamına gelecek.
“Fransa, Avrupa Birliği ile Mercosur ülkeleri arasındaki anlaşmanın imzalanmasına karşı oy verme kararı aldı," ifadelerini kullandı.
Macron, “AB - Mercosur anlaşması, modası geçmiş temeller üzerinde çok uzun süredir müzakere edilen başka bir döneme ait bir anlaşmadır,” diyerek, ekonomik faydaların “Fransa ve Avrupa'nın büyümesinde sınırlı olacağını” öne sürdü.
Yayınladığı gönderide, “Bu durum, gıda egemenliğimiz için elzem olan hassas tarım sektörünü riske atmayı haklı çıkarmaz,” notunu düştü.
Mercosur anlaşması, Aralık 2024'te Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen tarafından Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay ile 25 yılı aşkın müzakerelerin ardından Atlantik genelinde yaklaşık 700 milyon kişilik bir serbest ticaret alanı yaratma amacıyla imzalanmıştı.
Fransa, Latin Amerika'dan gelecek ithalatın haksız rekabet yaratacağı endişesiyle ve kendi çiftçilerinin iç baskısı nedeniyle anlaşmaya her aşamada karşı çıktı.
Jeoekonomik gerilimlerin arttığı bir dönemde, Almanya ve İspanya’nın öncülük ettiği destekçiler ise yeni ihracat pazarları açmak için anlaşmanın hızla imzalanmasını savundu.
Geçtiğimiz ay yapılan AB zirvesinin ardından, İtalya ve Fransa’nın çekinceleri nedeniyle imza süreci ertelenmişti. Komisyon, bu sorunların giderilebileceğini ve imzanın ocak ayında atılacağını belirtmişti.
Paris, son haftalarda Polonya, Macaristan, İrlanda ve muhtemelen Avusturya’nın desteğiyle anlaşmayı engelleyecek bir azınlık oluşturmaya çalıştı. Fakat cuma günü Brüksel’de yapılacak AB büyükelçileri toplantısı öncesinde İtalya’nın tutumu hala belirleyici konumda.
Avrupa Komisyonu’nun piyasanın yararına daha güçlü koruma önlemleri getirmesi ve çiftçilere erken nakit ödemeleri gibi tavizler vermesiyle birlikte İtalya’nın anlaşmayı destekleyen ülkelere yaklaştığı görülüyor.