Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Yunanistan’da yedi yıl süren dava bitti: 'İnsani yardım suç değil'

Kurtarma gönüllüleri ve avukatları, Yunanistan'ın kuzeydoğu Ege adası Midilli'deki bir adliye binasının önünde kutlama yapıyor, 15 Ocak 2026.
Kurtarma gönüllüleri ve avukatları, Yunanistan'ın kuzeydoğu Ege adası Midilli'deki bir adliye binasının önünde kutlama yapıyor, 15 Ocak 2026. ©  AP Photo
© AP Photo
By Estelle Nilsson-Julien
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Brüksel merkezli PICUM’a göre, yalnızca 2024 yılında Avrupa’da en az 124 kişi benzer yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldı.

Yunanistan’ın Midilli (Lesvos) Adası’nda arama-kurtarma faaliyetlerine katıldıkları gerekçesiyle “göçmen kaçakçılığı” ile suçlanan insani yardım çalışanları, perşembe görülen mahkemede beraat etti.

Yedi yılı aşkın süredir devam eden hukuki belirsizliğin ardından Midilli Temyiz Mahkemesi, 2016–2021 dönemine ilişkin olarak sanıkların; suç örgütüne üyelik, üçüncü ülke vatandaşlarının Yunanistan’a girişini kolaylaştırma ve kara para aklama suçlamalarından aklanmasına karar verdi.

Sanıklar, mahkum edilmeleri halinde 20 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalacaktı.

Mahkeme başkanı Vassilis Papathanassiou, Yunan basınına yansıyan haberlere göre, sanıkların beraatine gerekçe olarak niyetlerinin “suç işlemek değil, insani yardım sağlamak” olduğunu söyledi.

Karar öncesinde savcı da suçlamaların delilden yoksun olduğunu belirterek beraat talep etmişti. Yunan medyası, savcının özellikle bir suç örgütü sayılabilecek hiyerarşik bir yapının varlığını kanıtlayan herhangi bir delil bulunmadığını vurguladığını aktardı.

Savcılığın ilk aşamada dayandığı unsurlardan biri, sanıkların göçmen botlarının gelişleri hakkında iletişim kurmak için Meta’ya ait şifreli mesajlaşma uygulaması WhatsApp’ı kullanmalarıydı. Bu durum, “suç ortaklığı” kanıtı olarak sunulmuştu.

Ancak mahkeme başkanı bu argümanı da reddederek, “İnternet üzerindeki bir iletişim grubunun suç örgütü olarak kabul edilemeyeceğine” hükmetti. Bir zamanlar turistik bir merkez olan Midilli, Avrupa’daki göç krizinin zirve yaptığı 2015 yılında Avrupa’ya ulaşmaya çalışan kişiler ve küçük tekneler için başlıca giriş noktası haline gelmişti.

Yunan makamları davayı ulusal sınır güvenliği meselesi olarak görürken, insan hakları örgütleri başından beri davayı “asılsız” olarak nitelendirmiş ve sanıklara destek vermişti.

Amnesty International (Uluslararası Af Örgütü) Belçika Direktörü Wies de Graeve, kararın ardından mahkeme salonunda büyük bir alkış koptuğunu belirterek, “Sanıklar birbirlerine sarılıyordu,” dedi.

De Graeve, sonucu “acı-tatlı” olarak tanımladı; sanıkların duruşmada verdikleri ifadelerin, yargılamanın hayatları üzerindeki “psikolojik, mali ve duygusal etkilerini” gözler önüne serdiğini söyledi.

“Önümüzdeki 20 yılı hücrede geçirmeyecek olmak büyük bir rahatlama”

Beraat edenler arasında, 2017’de henüz 20’li yaşlarının başındayken Midilli’ye giden Alman-İrlanda vatandaşı Seán Binder da bulunuyordu.

Binder, o dönem Yunanistan’da kayıtlı bir insani yardım kuruluşu olan ve artık faaliyet göstermeyen Emergency Rescue Centre International (ERCI) bünyesinde gönüllü arama-kurtarma çalışmalarına katılmıştı.

“Önümüzdeki 20 yılı bir hapishane hücresinde geçirmeyecek olmak büyük bir rahatlama. Ama aynı zamanda bunun bir ihtimal olarak dahi masada olması son derece rahatsız edici,” diyen Binder, “Bugün, hayat kurtaran insani yardımın bir suç değil, bir yükümlülük olduğu netleşti,” ifadelerini kullandı.

Binder, Aralık ayında Euronews’e yaptığı açıklamada, zamanının büyük bölümünü “gözlem nöbetlerinde” geçirdiğini; Türkiye kıyılarına birkaç deniz mili mesafedeki bölgede insan kaçakçılarının göçmenleri botlara bindirip Avrupa’ya gönderdiğini anlattı.

“Botlar yakalanmak istemediği için güçlü ışıklar olmaz. Biz yardım çağrılarını, çığlıkları ve bağırışları dinlerdik. Sahil güvenlikle haftalık iletişim kurar, denize açıldığımızda liman otoritesini bilgilendirirdim,” demişti.

Binder’ın çalışmaları, aralarında hikâyesi 2018’de Netflix filmi yapılan Sarah Mardini’nin de bulunduğu bir grup gönüllüyle birlikte tutuklanmasıyla sona ermişti.

2023’te Binder, Mardini ve bazı sanıklar; sahtecilik, yasa dışı telsiz dinleme ve casusluk gibi kabahat suçlamalarından da beraat etmişti. Diğer 16 sanıkla ilgili kalan kabahat suçlamaları ise bir yıl sonra düşürülmüştü.

İnsani yardım kuruluşlarından Avrupa’ya eleştiri

İnsani yardım örgütleri, bu davanın Ege adalarındaki arama-kurtarma faaliyetlerini caydırdığını ve söz konusu operasyonların ciddi biçimde azaldığını söylüyor.

Ayrıca davanın, Avrupa genelinde göçmenlere ve sığınmacılara yardım eden kişi ve kuruluşlara yönelik daha geniş bir baskının sembolü olduğunu savunuyorlar. Brüksel merkezli PICUM’a göre, yalnızca 2024 yılında Avrupa’da en az 124 kişi benzer yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldı.

Karara tepki gösteren Amnesty International Avrupa Kurumları Ofisi Direktörü Eve Geddie, AB’ye “insani yardımın suç sayılmasına karşı daha güçlü hukuki güvenceler” getirme çağrısında bulundu.

Son yıllarda Avrupa’nın göç politikaları sertleşirken, Yunanistan ve adaları da yeniden artan göçmen botu geçişleriyle karşı karşıya. Yunan makamlarına göre, çoğunlukla Kuzey Afrika’dan gelen 1.000’den fazla göçmen Girit ve yakınındaki Gavdos Adası’na ulaştı.

Yetkililer, Libya çıkışlı kaçakçıların, hava koşullarının elverişli olması ve Kuzey Afrika’ya yakınlık nedeniyle Girit ve Gavdos’u giderek daha fazla tercih ettiğini belirtiyor.

Resmî verilere göre Yunanistan, Ekim 2025 sonu itibarıyla 39.495 düzensiz sınır geçişi kaydetti. Bu rakam, 2024’ün aynı dönemindeki 48.415 geçişe kıyasla yüzde 18’lik bir düşüş anlamına geliyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Libya rotasında göçmen geçişleri artıyor: Gavdos açıklarında 545 kişi kurtarıldı

Tekne pervanesi 12 yaşındaki sığınmacı çocuğun ölümüne yol açtı

AB'den 'Made in Europe' hamlesi: Yeni yasa yolda