Yapay zekâlı cihazlardan insansı robotlara Haier, IFA 2026’da “zeki ev” vizyonunu tanıtıyor. Euronews, akıllı ev sonrasını ve olası takvimi Haier CEO’su Neil Tunstall’la konuştu.
Bu yılki IFA’nın sloganı “The Future is Now”. Çinli beyaz eşya ve tüketici elektroniği grubu Haier, bu temaya kendi yorumunu “Akıllı Olasılıklar Evi” sloganıyla Berlin’e taşıdı.
Şirket, IFA 2026’yı bağlantılı cihazlar ve yapay zekânın yalnızca yardımcı olmadığı, ihtiyaçları önceden sezdiği akıllı yaşam vizyonunu ortaya koymak için kullanıyor.
Euronews, akıllı evden sonrasını ve bu fikirlerin ne kadar kısa sürede gerçeğe dönüşebileceğini konuşmak için Haier Europe CEO’su Neil Tunstall ile görüştü.
Akıllı evin ötesinde
Haier’in hedefi, akıllı ev konseptini bir adım ileri taşıyıp, ürünlerden çok insanlar etrafında şekillenen, şirketin “zeki ev” adını verdiği bir sisteme geçmek.
Bireysel cihazları merkeze koymak yerine, şirket, bu cihazları kullanan insanların gündelik ihtiyaçları etrafında kurgulanan bağlantılı sistemler inşa etmek istiyor.
Bu vizyonun büyük bir bölümü, teknolojiyi daha sezgisel hâle getirmek ve insanların gündelik ev işlerine harcamak zorunda kaldığı düşünme payını azaltmakla ilgili.
“Özellikle pişirme konusunda, ürünün içindekileri görmesi, yemeğin gerektiği gibi pişip pişmediğini kontrol etmesi ve fırına bir şey koyup ‘acaba pişti mi’ diye tereddüt eden kullanıcıların yaşadığı belirsizliği ortadan kaldırması mümkün,” dedi Tunstall.
“Artık bunu sizin yerinize ürün yapacak. Bu da umarım evde yemek yemekten çok daha fazla keyif alacağımız anlamına gelecek.”
Akıllı evde sürdürülebilirlik
Ancak gündelik hayatı kolaylaştırmak, Haier’in daha akıllı ve daha bağlantılı cihazlara yatırım yapmasının tek nedeni değil. Tunstall’a göre sürdürülebilirlik de kilit bir unsur.
“Tüm döngüyü düşünürseniz; üretimden lojistiğe, kamyonların sevkiyatına kadar… Bizim sektörümüzde en büyük etki aslında kullanım aşamasında ortaya çıkıyor; çünkü elektrikli ürünler üretiyoruz, dolayısıyla çok fazla elektrik ve su tüketiyoruz,” diye konuştu.
Tunstall’a göre cihazların çevresel etkisini azaltmak, evlere girdikten sonraki kullanım şekillerine de bakmayı gerektiriyor; akıllı teknolojiler ise enerji tüketimini daha verimli yönetmeye yardımcı oluyor.
Haier’in “uçtan uca inovasyon” yaklaşımı
Sürdürülebilirlik, üretim aşamasında da dikkate alınıyor. Haier, geliştirme, üretim ve ürünlerin tüketiciye ulaştırılması gibi farklı aşamalarda yapay zekâ ve veriden yararlanılan yaklaşımını “uçtan uca inovasyon” olarak tanımlıyor.
“Elimizde, insanların ürünleri nasıl kullandığını anlamamızı sağlayan devasa bir büyük veri havuzu var: Hangi programları çalıştırıyorlar? Çamaşır makinesini nasıl dolduruyorlar? Ne yapıyorlar? Tüm bu veriler birleşerek bizim yeni kullanım senaryoları ve yeni çözümler geliştirmemize imkân tanıyor,” dedi Tunstall.
Tunstall’a göre amaç, bu bilgiyi yalnızca yeni ürünler geliştirmek için değil, aynı zamanda üretim ve teslimat süreçlerini de daha verimli hâle getirmek için kullanmak.
Bu teknolojileri geliştirmeye devam edebilmek için Haier, önümüzdeki yıllarda önemli yatırımlar planlıyor.
“Önümüzdeki beş yılda yapay zekâya, robotik sistemlere, Ar-Ge’ye, ileri mühendisliğe ve benzeri alanlara 13 milyar yatırım yapacağız,” diye konuştu Tunstall.
Tunstall, bu yatırımın, yeni teknolojilerin Haier’in ürün yelpazesi genelinde geliştirilmesini ve sahaya sürülmesini hızlandırmayı amaçladığını söylüyor.
“Tüketicilere ve ticari ortaklarımıza daha iyi değer sunmak için inovasyon yapmak istiyoruz. Bu 13 milyar, inovasyonu pazara ne kadar hızlı sunabildiğimizi hızlandıracak. Tüm ürün kategorilerimizde yeni fikirler ve yeni kullanım senaryolarını, bu yatırım sayesinde çok daha hızlı geliştirebileceğiz.”
‘İnsanın yerini almak istemiyoruz’
Tunstall, bu gelişmelerin nereye varabileceğine dair net bir vizyona sahip. Daha ileriye bakıldığında, bağlantılı cihazlara bir gün insansı robotlar da eşlik edebilir. Tunstall için önemli olan, bu süreçte insani unsurun kaybolmaması; robotların tamamen kontrolü ele geçirdiği bir “bilim kurgu” senaryosundan kaçınmak.
“İnsanın yerini almaya çalışmıyoruz,” dedi Tunstall.
“Ama robotların gerçekleştirebileceği temel görevler var. Şimdiden robot süpürgeler, robot çim biçme makineleri hayatımızda. Bugün kendi başımıza yapmak zorunda olduğumuz bazı temel işleri, yapay zekâ ile birlikte robotlar bizim yerimize üstlenebilecek.”
Zaman çizelgesine geldiğimizde ise Tunstall, bu geleceğin göründüğü kadar uzak olmayabileceğini düşünüyor.
“Sektörümüzün bu inovasyonu çok hızlı biçimde hayata geçirdiğini göreceksiniz. Gelişmeler düşündüğümüzden daha hızlı yaşanıyor.”
Teknoloji henüz tam anlamıyla hazır olmasa da Tunstall, bunun tüketicilere ulaşmasının uzun sürmeyeceği konusunda iyimser; üstelik yalnızca dünyanın başka yerlerinde değil, Avrupa’da da.
“Bu çözümleri ticarileştirip pazara sunmamız gerekiyor; yani şu anda burada değiller ama bu sektörde çok yakında olacaklar.”
İnovasyondan pazara
Ancak yeni teknolojileri pazara sunmak, onları çok farklı tüketicilere uyarlamayı da gerektiriyor. Tunstall’a göre Haier’in küresel ölçeği, şirketin teknolojileri ve bileşenleri farklı pazarlarda geliştirirken, bunların etrafında tasarlanan ürünleri yerel alışkanlık ve ihtiyaçlara göre uyarlamasına imkân tanıyor.
“Çinli tüketicinin pişirdiği yemekler, tahmin edebileceğiniz gibi, Britanyalı tüketicinin yaptıklarından tamamen farklı,” diye anlattı Euronews’e.
Üstelik bu farklar yalnızca kıtalar arasında değil. Tunstall, tek bir Avrupa tüketicisi profili de olmadığını söylüyor.
“Fransız tüketici diğer Avrupalılardan farklı, İngiliz tüketici İtalyanlardan çok farklı; yani Avrupa içinde bile tek bir tüketici profili yok. Çok sayıda farklı kullanım senaryosu var ve bu nedenle gerçekten her bir tüketiciyi dinleyip, onların istediği ürünü sunmamız gerekiyor.”
Şimdilik Haier’in bazı fikirleri hâlâ konsept aşamasında. Ancak Tunstall, ziyaretçilerin hangilerinin fuar standından çıkıp pazara geçeceğini görmek için fazla beklemek zorunda kalmayabileceğini söylüyor.
“Gelecek yıl da burada olacağız; bugün sadece konsept olarak sergilediğimiz bazı çözümleri belki o zaman piyasaya sunuyor olacağız.”