Anketler, pazar günkü seçim öncesi, Sosyal Demokratların başını çektiği merkez sol muhalefetin zaferine ve Başbakan Ulf Kristersson’un merkez sağ koalisyonunun iktidardan düşmesine işaret ediyor.
İsveç, pazar günü sandığa gidiyor. Avrupa'nın güvenliğiyle ilgili kaygıların gölgesinde, sağlık sistemi ve refah devleti konusundaki endişelerin damga vurduğu sıkı bir genel seçimde sol muhalefet hükümeti koltuğundan edebilir.
Kamuoyu yoklamaları, Sosyal Demokratların liderlik ettiği merkez sol muhalefetin zaferine işaret ediyor.
Ancak Başbakan Ulf Kristersson'un merkez sağ koalisyonu ile parlamentodaki müttefiki, göçmen karşıtı İsveç Demokratları, kampanyanın son haftalarında arayı kapattı ve uzmanlara göre seçim son ana kadar çekişmeli geçebilir.
Stockholm Üniversitesi siyaset bilimci Jan Teorell AFP'ye, hâlâ biraz heyecan olduğunu, ancak anketlerin uzun süredir çok büyük bir fark gösterdiğini ve bu kadar açığı kapatmanın genellikle zor olduğunu söyledi.
Geçen hafta yapılan üç ankette, soldaki dört partiye yaklaşık yüzde 50, sağdaki dört partiye ise yaklaşık yüzde 47 oy verildi.
Sağ blok, yıllardır süren ve organize suç şebekeleriyle ilişkilendirilen silahlı saldırılar ile bombalamaların ardından suç ve göçle mücadeleyi sertleştirme vaadini sürdürüyor.
Ancak blok, dört yıl önce onu iktidara taşıyan ivmeyi yakalamayı başaramadı.
Teorell, iktidara büyük ölçüde suç oranlarını ve enerji fiyatlarını düşürme programıyla geldiğini, suç ve akaryakıt fiyatlarının gerilediğini, bu nedenle bu konuların artık seçmenlerin gündeminin üst sıralarında yer almadığını belirtti.
Aşırı sağ bir hükümet mi?
Sol, sağlık hizmetleri ve okullara yatırım yapmak ve artan ekonomik eşitsizlik ortamında yükselen maliyetlerle boğuşan hanelere destek olmak için bankalar ve yüksek gelirler üzerindeki vergileri artırma sözü verdi.
İsveç'in en büyük partisi Sosyal Demokratların lideri muhalefet lideri Magdalena Andersson, AFP'ye yaptığı açıklamada seçimin İsveç'in nasıl bir ülke olması gerektiğiyle ilgili olduğunu söyledi.
Seçmenlerin, insanların işi olduğu ve refahın iyileştirilebildiği, İsveç'e daha çok benzeyen bir İsveç ile, yeni-Naziler tarafından kurulan aşırı sağ İsveç Demokratları'nın domine ettiği bir hükümetin yönettiği tamamen farklı bir ülke arasında tercih yapacağını vurguladı.
Oyların yaklaşık yüzde 20'sini alan ve ülkenin ikinci büyük partisi olan aşırı sağ, ilk kez hükümete girmeyi umuyor.
Popülist parti, İsveçlilere Avrupa'nın en düşük akaryakıt fiyatlarını ve en düşük göç düzeyini, ayrıca diş tedavisi sisteminde reform vaat ediyor.
Kristersson, azınlık koalisyonunun İsveç Demokratları ile eşi benzeri görülmemiş bir anlaşmaya varmasının ardından 2022'de başbakan oldu; anlaşma, desteği karşılığında eski siyasi dışlanmışlara özellikle suç ve göç konusunda hükümet politikasını şekillendirmede önemli nüfuz sağladı.
Kristersson, yeniden seçilirse aşırı sağa, göçten sorumlu bakanlık da dahil olmak üzere kabinede koltuklar vaat ediyor.
İsveç Demokratları lideri Jimmie Akesson, partisinin bir dizi kilit bakanlığı alması gerektiğinde ısrar ediyor, ancak Kristersson'un koltuğuna talip değil.
Akesson, ağustos ayında AFP'ye yaptığı açıklamada, önlerinde daha çok seçim olduğunu, bu yüzden başbakanlık için hedefini 2030'a ya da sonrasına koymak istediğini söyledi.
Güvenlik
Seçimden biraz fazla bir hafta önce, aşırılıkçılık izleme kuruluşu Expo, parlamentoda görev yapan bir İsveç Demokratları memurunun yıllardır Rusya yanlısı propaganda paylaştığını ortaya çıkardı.
Görev süresi boyunca skandalların peşini bırakmadığı Kristersson sert tepki verdi.
Aftonbladet gazetesine konuşan Kristersson, Avrupa'da bir savaşın tam ortasında olunduğunu, parlamentoda Rusya yanlısı söylem yayan insanların çalışmasına izin verilemeyeceğini söyledi.
Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı topyekûn işgalinden bu yana İsveç, onlarca yıllık askerî tarafsızlık politikasına son vererek NATO'ya katıldı. Ülke ordusunu büyük ölçüde yeniden silahlandırıyor ve sivil hazırlığı güçlendiriyor.
Stockholm yönetimi, Baltık üzerindeki insansız hava aracı ve savaş uçağı olaylarının yanı sıra siber saldırılar, dezenformasyon ve casusluk faaliyetlerinden Moskova'yı sorumlu tutuyor.
Teorell'e göre hükümet ile muhalefet arasında NATO ve savunma konularında geniş bir uzlaşı bulunuyor ve İsveç'in sola yönelmesi halinde büyük politika değişiklikleri beklenmiyor.
Teorell, vergilerin daha yüksek olacağını ve refah sistemine daha fazla yatırım yapılacağını da söyledi.
Önde gelen sanayici Jacob Wallenberg, Financial Times'a, bunun hızla büyüyen teknoloji sektörü için ne anlama geleceği konusunda derinden kaygı duyduğunu belirtti.
Sağ blok anketlerde geride kalırken ve dört sol parti ideolojik olarak bölünmüş durumdayken, hükümet kurulması için çetin pazarlıklar gerekebilir.
Peki pazar günü ülkenin en üst makamı için yarışacak başlıca isimler kimler?
Ulf Kristersson
62 yaşındaki eski jimnastikçi, göç karşıtı İsveç Demokratlarına destekleri karşılığında hükümet politikasında söz hakkı tanıyan bir anlaşmaya varan sağ koalisyonunun ardından 2022'de başbakanlık koltuğuna oturdu.
Aşırı sağ ile yapılan düzenleme Kristersson'un partisine iktidarı sağladı. Ancak kamuoyu yoklamalarında partiye zarar verdi; birkaç ay içinde seçmen desteği düşmeye başladı.
Kristersson daha önce İsveç Demokratları ile asla pazarlık yapmayacağına yemin etmişti.
Ekonomi eğitimi almış bir Tenten hayranı olan Kristersson, başbakan olarak savunma harcamalarının artırılmasına, sıkı göç politikalarına ve organize suçla kapsamlı mücadeleye öncülük etti.
Ayrıca eşi, Luterci papaz Birgitta Ed tarafından yönetilen bir vakıfla ilgili incelemeler ve çocukluk arkadaşlarından birinin ulusal güvenlik danışmanı olarak işe alınması dahil birçok skandalın odağında yer aldı.
Jimmie Akesson
İsveç Demokratları'nın 20 yılı aşkın süredir liderliğini üstlenen Akesson, neo-Nazi kökenlere sahip aşırı sağ partiyi, sağın iktidara gelebilmesi için desteği hayati önem taşıyan, siyasi sahnenin ağır sıklet oyuncularından birine dönüştürdü.
Aşırı sağın desteğiyle iktidar olan azınlık sağ hükümetin kurulduğu 2022'den bu yana Akesson, göç ve suç konusunda katı çizgisini hükümet politikalarına dikte etmeyi başardı.
Göç büyük ölçüde azaltılmışken, aşırı sağın odağı artık 'yeniden göç'e, yani göçmenlerin İsveç'ten ayrılmasını teşvik etmeye kaymış durumda.
Parti, 2025 Haziran ayının sonunda geçmişteki faşist ve Nazi örgütleriyle bağlantılarını ve üyelerinin yabancı düşmanı ve antisemitik görüşlerini ayrıntılarıyla ortaya koyan kapsamlı bir köken raporu yayımladı.
Akesson parti adına özür diledi, ancak milliyetçi ideolojiyi savunmayı sürdürdü.
Magdalena Andersson
2021-2022'de İsveç'in ilk kadın başbakanı olarak görev yapan Sosyal Demokrat Magdalena Andersson, finans alanında yetişmiş, sabırsız, açık sözlü ve tutumlu olmasıyla tanınan sert bir teknokrat.
59 yaşındaki Andersson, ülkenin refah devletini güçlendirme vaatleriyle Kristersson'u koltuktan etmeyi umuyor.
Kasım 2021'de parti liderliğini Stefan Löfven'den devraldığından bu yana Sosyal Demokratların başında bulunuyor.
Andersson, başbakan olmadan önce yedi yıl boyunca maliye bakanlığı yaptı.
10 aylık süre zarfında İsveç'i çalkantılı iç siyaset ve COVID-19 salgını döneminden geçirdi, ülkenin NATO'ya katılmak için yaptığı tarihi başvurunun öncülüğünü üstlendi, ancak 2022 seçimlerini Kristersson'a kaybetti.