Son Dakika

Son Dakika

Hukukçu Yaman Akdeniz: OHAL rejim değişikliği tamamlandıktan sonra kaldırıldı

Okunan haber:

Hukukçu Yaman Akdeniz: OHAL rejim değişikliği tamamlandıktan sonra kaldırıldı

Bir konferans sırasında Prof. Dr. Yaman Akdeniz
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye’de 20 Temmuz 2016’da ilan edilen Olağanüstü Hal uygulaması bugün sona erdi. Bu iki yıllık süre zarfında yayımlanan 30’dan fazla kanun hükmünde kararname (KHK) ile kamudan 125 binden fazla kişi ihraç edildi, 446 bin kişi hakkında adli işlem yapıldı; 1431 dernek, pek çok yayın kuruluşu kapatıldı.

Peki bundan sonra ne olacak? Türkiye normalleşecek mi ya da nasıl normalleşecek?

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz sorularımızı yanıtladı.

"Türkiye’yi pek çok açıdan çok zor günler bekliyor"

İki yıllık OHAL’in bugün sonuna geldik. Bu, Türkiye’nin OHAL öncesindeki koşullara döndüğü anlamına mı geliyor? OHAL’in kalkmasıyla ne değişecek? Her şey normale mi dönecek? Yoksa OHAL yeni yönetim biçimi haline mi geliyor?

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz

Prof. Dr. Yaman Akdeniz: "OHAL süreci ancak 2017 Anayasa Referandumu'ndan ve 24 Haziran 2018 seçimlerinden sonra kaldırılıyor. Bir başka deyişle, Türkiye’de rejim değişikliği süreci tamamen tamamlandıktan sonra ancak kaldırılıyor. Rejim değişiklikleri ile OHAL kalkacak ama yeni rejimde kalıcı yeni bir hal söz konusu. Memleket yaklaşık iki yıldır OHAL KHK’ları ile yönetilirken, yeni halde Cumhurbaşkanı kararnameleri ile yönetilmeye başlandı. Fiilen OHAL bitse bile aslında OHAL’in devamı niteliğinde bir sistemle Türkiye yönetilmeye devam edecek. Bu sistemde artık pek bir fonksiyonu olmayan ve tamamen saf dışı bırakılmış bir TBMM'nin de olduğunu unutmamak lazım. Pratikte de seçim sonrası Türkiye’de gözle görülen bir normalleşme süreci yok. Aksine, sadece ekonomi anlamında değil, Türkiye’yi pek çok açıdan çok zor günler bekliyor."

OHAL sürecinin hukuk açısından fotoğrafını çekecek olsanız neler söylersiniz?

Akdeniz: "OHAL sürecinde ilk aklıma gelenler, KHK ile ihraç edilen 100 binden fazla kamu görevlisi, öğretmen, akademisyen; çok gecikmeli olarak oluşturulan OHAL Komisyonu ve bu komisyonun sadece yavaş hareket etmesi değil ama tamamen şeffaflıktan uzak ve gizli yürütülen karar süreci. Dahası, çok sayıda kurumun kapatılması ki bunların içinde üniversiteler, vakıflar, dernekler, medya kuruluşları var. Tutuklanan gazetecileri ve bir türlü yazılmayan iddianameleri (Gazeteci Deniz Yücel ve iş insanı Osman Kavala) de unutmak mümkün değil. Yargının OHAL döneminde hiçbir zaman bağımsız hareket etmediğini, Anayasa Mahkemesi’nin sadece ara sıra seçmece karar verdiğini ve OHAL ile ortaya çıkan hiçbir sorunu çözme yönünde karar vermediğini, AİHM’nin de tüm bunlara seyirci kaldığını, öncelik verdiği çok sayıda dosyayı (Cumhuriyet, Atilla Taş, Selahattin Demirtaş başta olmak üzere birçok milletvekili) karara bağlamaktan çekindiğini de bu fotoğrafa dahil etmek durumundayız."

"İhraç edilenlerle ilgili süreçte değişiklik olmayacaktır"

Sayıları bin değil, 10 bin değil, 100 binlerle ifade edilen, bu süreçte ihraç edilenlerin durumu ne olacak?

Akdeniz: "OHAL ihraçları belirli bir süre için yapılmadı. Bu ihraçlar süresiz yapıldı. OHAL Komisyonu veya idari yargı, ileride AYM veya AİHM tarafından aksi söylenmezse ihraç edilenler bir daha ömür boyu kamuda görev alamayacak. Barış İçin Akademisyenler (BAK) imzacısı bir akademisyen ihraç sonrası bir daha akademiye dönemeyebilir, dönse bile bu süreç yaklaşık 10 yıl sürebilir. Komünist rejim sonrası kamudan arındırma işlemlerinin hukuk devleti ilkelerine uygun bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından hazırlanan ve hem AİHM hem de Venedik Komisyonu tarafından esas alınan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Rehber İlkeleri, arındırmanın insan hakları ve demokrasiye tehdit teşkil eden pozisyonlarla sınırlı olması gerektiğini belirtmektedir. Arındırma önlemi, sadece kamu gücü ayrıcalığı kullanan, insan hakları ihlaline neden olabilecek kişilerle sınırlı tutulmalıdır.

Polis, asker, hakim, savcı gibi meslek kategorileri bu kapsamda görülebilir. Ancak kamu gücünü kullandığına, darbeye doğrudan katıldığına dair kanıt olmayan BAK imzacılarının veya öğretmenlerin bu kapsamda kamu hizmetinden çıkarılması demokratik bir toplumda zorunlu olarak değerlendirilemez. Bizdeki süreç ise tamamen bu ilkelerden ve AİHM’nin bu konuda vermiş olduğu kararlardan uzak bir şekilde işlemeye devam etmektedir. OHAL’in bitmesi ile de bu süreçte bir değişiklik olmayacaktır."

OHAL süresince mal varlıklarına el konulanların durumu ne olacak?

Akdeniz: "İhraçlar için söylediklerim malvarlıkları için de geçerli. OHAL’in kalkması ile bu konuda da bir değişiklik beklemiyorum."

Uluslararası mahkemelere taşınan konular hakkında ne gibi gelişmeler yaşanabilir?

Akdeniz: "AİHM maalesef Mehmet Altan ve Şahin Alpay kararlarında bu başvurulara her ne kadar öncelik vermiş olsa da Anayada Mahkemesi bu kişiler hakkında karar vermeden karar vermeyeceğini ima etti; öncelikli başvuruları da karara bağlamamaya devam ediyor. Keza, cumhurbaşkanı adayı olan ve öncelik verilen Selahattin Demirtaş başvurusunun karara bugüne kadar bağlanmamasını hukuk sınırları içinde açıklamak mümkün değil."

OHAL komisyonunun işlevini veya işlevsizliğini değerlendirebilir misiniz?

Akdeniz: "22 Haziran 2018 tarihi itibariyle Komisyona yapılan başvuru sayısı 108.905’tir. Komisyon tarafından verilen karar sayısı (21.500) dikkate alındığında, incelemesi devam eden başvuru sayısı 87.405’tir.

22 Aralık 2017 tarihinden itibaren karar verme sürecine başlamış olan Komisyon tarafından, 22 Haziran 2018 tarihi itibariyle verilen karar sayısı;

Başvurusu bulunan kişilerden KHK ile iade olanlara ilişkin verilen 2.000 ön inceleme kararı ve başvuru dosyaları üzerinden verilen (1.300 kabul, 18.200 ret) 19.500 inceleme kararı olmak üzere toplam 21.500’dür.

Bir yıl içinde Komisyon tarafından başvuruların ancak beşte birine karar verilebildi. Son KHK ile ihraç edilen yaklaşık 18.000 kişi daha Komisyon’a başvuracak. Bu hızla bu süreç en az üç yıl sürecek. 21.500 karardan teki dahi Komisyon tarafından yayımlanmadı. Şeffaflıktan ve hesap verilebilirlikten tamamen uzak bir süreç bu. Biz hukukçular Komisyon’un kararlarını değerlendiremiyoruz, ölçemiyoruz ve yorumlayamıyoruz. Ret kararı verilenlerle ilgili idari yargı, AYM ve AİHM süreçleri de yıllarca sürecektir. Dolayısıyla Avrupa Konseyi ve AİHM’nin de onayladığı ve beğendiği bu sistemin etkili bir yol olduğu söylenemez."

OHAL hukuk, yargı ve insan hakları açısından Türkiye'ye ne bıraktı dersiniz?

Akdeniz: "Hiçbir şey bırakmadı. Aksine, açıklamaya çalıştığım gibi çok şey aldı götürdü."

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Adnan Oktar'a neden şimdi dokunuldu?

Eleştirilere dayanamayan Trump geri adım attı: "Yanlış konuştum, istihbaratımıza güvenim tam"

Toprağa gömülüp, ayakkabı kutusunda saklanan gerçek Dünya Kupası'nın tarihi