Son Dakika

Son Dakika

Avrupa Birliği'nin Bölgesel Politikası'nın 30 yıllık başarısı

Okunan haber:

Avrupa Birliği'nin Bölgesel Politikası'nın 30 yıllık başarısı

Avrupa Birliği'nin Bölgesel Politikası'nın 30 yıllık başarısı
Metin boyutu Aa Aa

Talk Show Brüksel programımızda, 30. yıl dönümünde bölgesel politikanın Avrupa Birliği’ne etkilerini, katkılarını ve geleceğini konunun uzmanları ile mercek altına alıyoruz.

« Bölgesel Politika Avrupa Birliği ve vatandaşları arasındaki en güçlü bağı oluşturuyor. »

Antonio Tajani Avrupa Parlamentosu Başkanı

Sasha Vakulina, Euronews: “Avrupa Birliği’nin Bölgesel Politikası, 30 yıllık başarısı, Geçmiş ve Gelecek” adlı Talk Show programımıza hoşgeldiniz. 30. yıl dönümünde bölgesel politikanın Avrupa Birliği’nin gelişimine nasıl eşlik ettiğini inceleyeceğiz.
Avrupa Birliği’ndeki farklılık ve eşitsizlikleri azaltmaya yardımcı olan bu politika Avrupa Birliği üyesi ülke ve bölgelerin kalkınmasına destek sağlıyor. Bölgesel politika Avrupa Birliği’nin sadece yoksul ülkelerini değil, aynı zamanda zengin ülkelerin yoksul bölgelerini de hedef alıyor, yani bu politikadan tüm Avrupa faydalanıyor.
Evet, belki bölgesel politikayı günlük hayatta pek duymamış olabilirsiniz, ancak işin özünü anlamak için ‘istihdam’ kelimesini ne kadar duyduğunuzu bir düşünün. Bu politika sayesinde 2007-2013 yılları arasında kriz yaşanırken dahi Avrupa Birliği’nde en az 1 milyon iş yaratıldı. Yatırım, araştırma ve yenilik, altyapı, geniş bant ve hatta temiz suya erişimi duyduğunuz zaman da yine bu politikayı düşünebilirsiniz.
Oturumu açmak için sahneye Avrupa Komisyonu Bölgesel Politika Komiseri Corina Cretu’yu davet ediyorum. Komiser Cretu, Avrupa’nın neden bu politikaya ihtiyacı var?

Corina Cretu, Avrupa Komisyonu Bölgesel Politika Komiseri: Öncelikle, bunun bölgesel politika açısından tarihi bir an olduğunu düşünüyorum. Mali olanaklar anlamında bu dayanışmanın farkındalığına vurgu yapmak isterim. Sosyal ve ekonomik projelere değindiniz. Bence bu 2020 sonrası bütçenin benimsenmesinden önce, bölgesel politikanın insanların hayatındaki etkisinin en görünür şekliyle, söylediğiniz gibi sadece fakir bölgelere değil, aynı zamanda zengin bölgelere de yardım etmeye devam etmesi gerektiğini gösteren çok güçlü bir siyasi işaret. Bildiğiniz gibi hala yoksulluk ve işsizlik var, bu yüzden daha da sağlam durmalıyız. Bizi davet ettiğiniz için çok teşekkür ederiz ve sizlere de burada bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler.

Sasha, Euronews: Bizi kırmayıp geldiğiniz için asıl biz size teşekkür ederiz. Şimdi ise bu politikanın temellerini açıklaması için Portekiz Başbakanı Antonio Costa’yı müzakereye davet etmek istiyorum.
Sayın Başbakan, bize biraz bölgesel politikanın Portekiz’deki başarılarından bahsedin lütfen.

Antonio Costa, Portekiz Başbakanı: 30 yıllık bölgesel politikayı Portekizce iki dakikada özetlemem çok zor. Ancak bu politikanın bazı somut sonuçları oldu; mesela yeni doğan ölüm oranı. 1986’da Avrupa Birliği’ne katıldığımızda ülkemizde yeni doğan ölüm oranı Avrupa’nın ortalamasının yüzde 20 üzerindeydi. Şimdi ise ortalamanın çok altındayız. En zengin ve en yoksul bölge arasında yüzde 70 oranında bir eşitsizlik söz konusuydu. Ayrıca ülkemizin eğitim sisteminde ve teknik beceride eksiklikler vardı. Krize ve kemer sıkma politikalarına rağmen ilerleme kaydettik ve 2004-2016 yılları arasında okulu bırakanların oranını yüzden 35’ten 12 buçuğa kadar düşürdük. Aynı dönemde 30 ile 34 yaşları arasında üniversite eğitimine sahip nüfus yüzde 17,5’ten yüzde 35’e yükseldi. Bu da tüm ekonomik sıkıntılara ve Euro para birimiyle beraber yeni bir ekonomiye uyum sürecine rağmen, Avrupa Birliği’nin küreselleşme ve genişlemesiyle birlikte, bölgesel politikanın Portekiz’i daha gelişmiş ve düzenli bir ülke haline getirmekte çok önemli bir rol oynadığı anlamına geliyor.

Sasha, Euronews: Komiser Cretu, Portekiz gerçekten de çok ilginç bir örnek, değil mi?

Corina Cretu: Evet tabi ki. Portekiz’in Avrupa fonlarını kullanma şeklinin de çok güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum. Komiserlik görevine başladığımda ilk ziyaretlerimden biri Portekiz’e oldu, çünkü programın bitiminden bir yıl önce tüm fonları kullanan tek ülke Portekiz idi. Yani harcama konusunda çok iyiler ve kaliteli programlara harcama yapıyorlar.

Sasha, Euronews: Ve şimdi sahneye özel konuğumuz, Avrupa Parlamentosu Başkanı Antonio Tajani’yi çağırıyorum, lütfen bize katılın.
Başkan Tajani, Portekiz örneğinden bahsettik. Sizce bölgesel politikanın Avrupa Birliği’ni olduğu gibi oluşturmadaki rolü nedir?

Antonio Tajani, Avrupa Parlamentosu Başkanı: Bölgesel politika çok mühim bir mevzu. Geçmişte de önemliydi, şimdi de öyle ve gelecekte de önemini yitirmeyecek. Geçmişte birçok probleme sahip olan ülkeler bölgesel politikanın Avrupa vatandaşları için çok işe yaradığını belirtti. Ayrıca doğudan Avrupa Birliği’ne dahil olan ülkelerin katılımı için bölgesel politika fonları ekonomik durumdan ötürü çok önemliydi. Eğer Brüksel’de bir kahramanı olmak istiyorsanız, güçlü bir ekonomik pozisyona sahip olmalısınız. Bölgesel politika fonları sayesinde birçok ülke bugün kahraman oldu.
Açık olmak gerekirse, bölgesel fonlar dayanışmanın bir sembolü. İhtiyaç duyulduğunda birlik olup diğer ülkelere yardım etmek gerekir. Örneğin İtalya, Almanya ve Yunanistan’ın göçmen konusunda yardıma ihtiyacı olduğunda, bölgesel fonu kullanan ülkelerle beraber bir dayanışma oluşturmalıyız. Biz İtalyanlar diğer ülkelerdeki bölgesel fonlar için çok para harcadık ve şimdi de bizim mülteciler konusunda dayanışmaya ihtiyacımız var. İtalya, Yunanistan ve Almanya’dan gelen parayı kullanıp da şu an sığınmacı konusunda dayanışmaya karşı olmak kabul edilebilir gibi değil.

Corina Cretu: Sayın Başkan, size bölgesel politikaya olan katkılarınızdan dolayı tüm Avrupa Parlamentosu ve kendim adına teşekkür etmek istiyorum. Bence dayanışma çift yönlü olmalı, bu yüzden bölgesel politikadan daha çok yararlanmak, altyapı için daha fazla para almak isteyen ülkelerin, diğer ülkelerin de yardıma ihtiyacı olduğunda dayanışma göstermesi gerekir. Ben bölgesel bir binayı bir arada tutan bir çimentoya benzetiyorum.

Antonio Costa: Başkan Tajani’nin söylediğine bir yorumda bulunmak istiyorum. Bölgesel politikalar sadece ekonomik reformlar değildir, Avrupa’nın temel değerlerine derinden kök salmıştır. Bu politikalar Avrupa Birliği’nin bölgemizin her yerindeki şehirlere, ilçelere ve sokaklara ulaşmasına izin vermiştir. Bölgesel politika Avrupa Birliği ve vatandaşları arasındaki en güçlü bağı oluşturmaktadır.

Sasha, Euronews: Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’den bir video mesajımız var. İsterseniz önce bir videoyu izleyelim, daha sonra konuşmamıza kaldığımız yerden devam edebiliriz.

Jean-Claude Juncker, Avrupa Komisyonu Başkanı: Sevgili arkadaşlarım, bugün sizlerle olamadığım için çok üzgünüm. Ama Corina’yla Avrupa bölgesinin emin ellerde olduğunu size temin edebilirim. 2018 yılı Avrupa’nın bölgesel politikası için iki sebepten dolayı çok önemlidir:
Öncelikle bu sene bölgesel politikanın 30. yıl dönümü. Bu politikanın temeli Avrupa’daki yaşam fırsatlarının bir posta kodu ya da doğum yeri piyangosu tarafından belirlenmediği, tüm Avrupalıların eşit imkan ve dayanışmaya sahip olmasıdır. Bu sebeple bölgesel politika ekonomimizi yönlendiren faktörlerin başında geliyor. Birliğimizdeki kamu yatırımlarının yüzde 8 buçuğunu sağlıyor. 2013’ten 2020’ye 1,1 milyon küçük işletmeyi destekliyor. 7 milyondan fazla insanın iş bulmasını, yaklaşık 9 milyon insanın da vasıf kazanmasını sağladı. Ama bölgesel politika rakamlardan ibaret değil, Avrupa vatandaşlarından kimsenin geride kalmadığından emin olmak ve insanların hayatlarında olumlu bir fark yaratmak amacındadır.
2018’in bölgesel politika için bir dönüm noktası olduğunu söylememin ikinci nedeni ise 2020 sonrası dönem için Avrupa’nın yeni bütçesinin nasıl olacağına karar vermemiz gerektiğidir. Bu son derece politik bir egzersiz. Bu ne tür bir Avrupa istediğimize karar vermek ve onu inşa etmemiz için gereken kaynaklarla donatmak ile ilgili. Bütçe iddialı ve esnek olmalı, Avrupa fonlarının gerçek katma değere sahip olduğu alanlara odaklanmalıdır. Bu da bölgelere gelindiğinde kendimize bazı zor sorular sormamız gerektiği anlamına gelir. Bütün ülkeler ve tüm bölgeler için destek sağlamak istiyor muyuz? Ya da sadece ihtiyacın daha fazla olduğu daha az gelişmiş bölgelere mi odaklanacağız?

Böyle bir değişim ucuza gelebilir, ancak pratikte Belçika, Danimarka, Fransa, İrlanda ve benzeri birçok ülke ve bölgenin para kaybetmesi anlamına gelir. Her seçeneğin genel Avrupa bütçesi ve yerel ekonomiler için bir bedeli var.
İşte bunlar programınızda cevaplandırmanız gereken sorular, müzakerenizi izlemek için sabırsızlanıyorum. Ancak tartışma ne şekilde devam ederse etsin, Avrupa’nın bölgesel politikası, son otuz yıl boyunca olduğu gibi potansiyelinin en üst sınırına ulaşmaya devam etmelidir. Size olan sarsılmaz inanç ve bağlılığımla teşekkür ederim. Görüşmek üzere.

Sasha, Euronews: Sayın Jean-Claude Junker’e, Avrupa Bölgesel Politikası hakkındaki fikir ve yorumlarını bizlerle paylaştığı için teşekkür ederiz.

Corina Cretu: Sayın Junker, AB’nin bölgesel politikasını destekleme adına çok güçlü bir sinyal verdi, ama aynı zamanda Birleşik Krallık’taki dostlarımızın desteği olmadan bu uzlaşmanın ne kadar zor olacağını da açıkça da ifade etti.
Finansman meselesine kesin bir çözüm bulunmadan uzlaşmanın sağlanması zor gibi gözüküyor. Başkan Antonio’nun da ifade ettiği gibi göç politikası, sınırların kontrolü ve savunma alanlarında Avrupa Birliği’nin şu ana kadar ciddi bir katkısı olmamıştı. Fakat AB’nin 2020 politikası için artık bu başlıklar da önceliklerimiz arasına girdi.

Antonio Tajani: Komiser Cretu’ya bu konuda tamamen katılıyorum. Gelecek 2 Mayıs’ta, Avrupa Komisyonu, AB’nin siyasi programı kapsamında çok uluslu yapıyı savunan bir proje sunacak. Bu toplantıda AB’nin siyasi hedeflerini açıkça belirlememiz gerekiyor. Söz konusu hedefleri birçok ana başlık altında ele alabiliriz. Mesela göç ile mücadelede, AB’nin güvenliğini güçlendiren daha katı politikalarımızın olması lazım. Bunun yanı sıra genç nüfustaki işsizliğe karşı çalışmalarımızın da güçlenerek devam etmesi gerekiyor. Bugün eğer Avrupa’da yayınlan popülizmi durdurmak istiyorsak, bu önemli meselelere karşı kesin çözümler üretmeliyiz.
Bunun için AB’nin bölgesel politika fonlarına daha fazla kaynak bulmaz gerekiyor ve bunun nasıl kullanılacağıyla ilgili akıllı bir strateji geliştirmemiz gerekiyor. Şahsen ben AB’nin bölgesel politikasına hep önem verdim.
Biz Avrupalı yetkililer bu projeleri geliştirirken aynı zamanda AB vatandaşlarına paranın nasıl harcandığında dair makul bir şekilde açıklama yapmamız da şart, sonuçta bu vatandaşların parası.

Sasha, Euronews: AB’nin gelecek politikalarına detaylı bir şekilde girmeden önce. Komiser Cretu’den önce bu alanda görev almış eski AB komiserlerinin Bölgesel politikanın gelişime nasıl katkı sağladıklarını bir de onlardan dinleyelim.
Evet maalesef davet ettiğimiz üst düzey AB yetkililerin hepsi bugün aramızda olmadı. Fakat, sağ olsunlar bize yorumlarını video mesajı kanalıyla gönderdiler. Ve ilk mesaj 1994 ile 1999 yılları arasında AB Bölgesel Politika’dan sorumlu Komisyon üyesi Monika Wulf-Mathies’ten geldi.

Monika Wulf-Mathies, AB Bölgesel Politika’da sorumlu Komisyon üyesi: AB’nin finansal perspektifinin belirlenmesi açısından, 1999’daki üye devletler arasında düzenlenen zirve gerçekten çok başarılıydı.
Bu bağlamda benim için en önemli olan, AB’nin yapısal fonlarının ekonomik ve sosyal uyumu desteklemek için güçlü bir araç haline gelmesi.
Aynı zamanda bunun gerçekleşmesi için katılımcı ülkeleri bu fonlara daha fazla kaynak ayırmaları için onları ikna etmemiz gerekti.
Bunun için yapısal fonların kullanımı hakkında önemli reform kararı aldık. Bir yandan AB’nin en fakir bölgelerine tüm araçları yoğunlaştırarak aradaki farkı kapatmaya çalıştık, diğer yandan da ortalama Gayri safi yurt içi hasılaya ulaşan bölgeleri azaltma konusunda önemli adımlar attık ve tatmin edici sonuçlar elde ettik.
Bugünki resme baktığımda Michel’in bu süreci Berlin Millenyum Senfonisi gibi ustaca yönettiğini görüyorum. Umarım gelecekte de bu politikaların gelişerek devam ettiğine şahit oluruz.

Sasha, Euronews: Sayın Michel Barnier programımıza hoşgeldiniz.
1999 ve 2004 yılları arasında AB’nin Bölgesel Politikası’ndan sorumlu komiser olarak görev aldınız. Daha sonra 2010’dan 2014’e kadar ortak pazar ve hizmetlerden sorumluydunuz. Lütfen, deneyimlerinizi bizlerle paylaşır mısınız?

Michel Barnier, Avrupa Komisyonu Brexit Başmüzakerecisi: İngilizce konuşmak zorunlu mu?

Antonio Costa: İsterseniz Portekizce de konuşabilirsiniz!

Michel Barnier: Sanırım Bölgesel Politika’nın etkin bir araç olduğunu kanıtlamak için Fransızca konuşmam gerekiyor.
1992’de Birleşmiş Milletlerin iklim değişikliği hakkında yayınladığı raporda, dönemim Norveç Başbakanı Gro Harlem Brundtland’ın güzel bir sözü vardı, şöyle diyordu: Küresel düşün ve yerel davran.
AB’nin bölgesel politikası da bu anlamda benim içim çok güzel siyasi proje. Yani bu politika global anlamda düşünülmüş ve lokalde etkisini göstermiş ve kanıtlamıştır. Bu projeyi her ortamda savundum ve destekledim.
Çünkü o zaman, AB’nin bölgesel politikasını ciddi anlamda eleştiren hatta suçlayan ekonomik raporlar yayınlandı ve bu konuda önemli tartışmalar oldu. Bunun faydasız olduğunu söyleyen uzmanlar vardı. Buna karşılık, Avrupa Çevresel Denizcilik Bölgeleri Konferansı ve bunun gibi bazı derneklerin yardımıyla, yeni çözümler bulduk ve bu fikirlerden birisi de , gelecekteki bölgesel politika ile Lizbon gündemi arasında bir uyum sağlamaktı. Bölgesel politikanın etkinliğini güçlendirmeyi başardık ve bu sayede politikayı alttan gelen basit bir fikirle kurtarmayı başardık.
Mesela, Brexit süreci kapsamında da karşılaştığım ana başlıklardan biri de Kuzey İrlanda meselesi. O dönemde Kuzey İrlanda’ya bir barış fonu ayarlanmıştı, benden öncekiler de bu program için yoğun çaba harcadılar.
Kuzey ve Güney arasında, korkunç düşmanlıklara maruz kalan topluluklar arasında diyalog, barış ve işbirliğini teşvik etmek için başlatılmış bir programdı. Biz de bu süreçten ciddi sonuçlar elde edebilmek için, Bölgesel Politika kapsamında onu Avrupa bütçesine yerleştirdik. Benden sonrakiler de bunun üzerine çalıştı. Bugün Brexit süreciyle ortak pazardan ayrılmak isteyen İngilizlerle ve Avrupa Birliği ile politikalarımızı bir yana bırakın, kişisel olarak barış fonunun devam etmesinden yanayım.
Peki neden bunu bir duyguyla anlatıyorum? Çünkü ben bu göreve geldiğimde ilk ziyaretimi Belfast’ta gerçekleştirdim. Orada Nobel Barış Ödülü’nü kazanan çok değerli iki insanla tanıştım. John Hume ve David Trimble. Barış süreciyle ilgili, inanın ikisi de aynı şeyleri söyledi. Bana şunu dediler bizi bir araya toplayan, konuşmamızı ve anlaşmamızı sağlayan ne Londra oldu, ne Dublin oldu ve ne de Belfast. Bunu mümkün kılan sadece Brüksel oldu. O yüzden AB’nin orada oynadığı rolü hiçbir zaman unutamam.

Sasha, Euronews: Programımıza katıldığınız için çok teşekkür ederiz sayın Barnier. Şimdi de AB Parlemento üyesi sayın Danuta Hubner’i sahneye davet ediyorum. 2004 ile 2009 yılları arasında Danuta Hubner Avrupa Bölgesel Politikası Komiseri olarak görev aldı.

Antonio Tajani: Üzgünüm, vaktim kısıtlı olduğu için ayrılmak zorundayım, ama gitmeden önce, Komiser Cretu’ya ülkem İtalya adına teşekkürlerimi iletmek istiyorum. İtalya halkını derinden yaralayan deprem de bizlerin yanında olduğunuz için, yardım elinizi uzattığınız için tekrar teşekkür etmek istedim.
İtalya halkı bu zor zamanında kendinine uzatılan yardım elini hiç bir zaman unutmayacaktır. Teşekkür ederim Cretu Hanım.

Sasha, Euronews: Sayın Danuta Hubner, 2004’ten 2009’a kadar Avrupa Bölgesel Politikası’nı sanırım siz yönettiniz? Peki bu süreçte AB’nin bölgesel politikası üye ülkelere nasıl bir katkı sağladı?

Danuta Hubner, AB Parlemento üyesi: Ben bu göreve geldiğimde, Avrupa Birliği önemli bir süreçten geçiyordu. Birliğin genişlemesi anlamında tarihi bir dönemdi.
Aynı yıl, farklı bir yapıya ve farklı bir kültüre sahip 10 ayrı devlet AB’ye katılmıştı. Ve bu süreç içerisinde AB’nin bölgesel politikası yenden ana gündem maddesi olmuştu.
Lizbon zirvesinde belirlediğimiz yol haritasında, söz konusu politikayı Avrupa’nın tüm bölgelerine genişletme kararı almıştık.
Daha sonra, 2004’ün Ararlık ayındaydı sanırım, kentsel dönüşüm başlığı altında Rotterdam’da önemli bir zirve düzenledik ve bölgesel politika kapsamında kentsel dönüşüm projesini geliştirdik.
Ayrıca toplumsal ve ekonomik bütünleşmeyle ilgili de ciddi adımlarımız oldu. Yeni ülkelerin katılımıyla bölgesel finansman politikası kapsamında daha fazla fonlara ihtiyacımız vardı.
Katılımcı ülkelerin daha fazla kaynak sağlamaları için yeni yöntemler bulmamız gerekiyordu. Bu bağlamda, inovasyon projelerini bu politikamıza eklememiz çok faydalı oldu. Katılımcı ülkelerin de bu fonlardan faydalanabilmesi, katılımının artması ve dolayısıyla AB’nin bölgesel politikasının güçlenmesi demekti.
Bunun yanı sıra, bugün Michel ve Monika’nın da yaptığı gibi, Avrupa’nın bir çok kentine gittim. Mesela ben görevim boyunca en az 240 bölgeyi ziyaret ettim.
Avrupa’nın bazı bölgelerinde daha önce Brüksel’den hiç bir yetkilinin gelmediğini duyduğumda, oralara gidip olan biteni yerinden öğrenmemin çok daha sağlıklı olacağını düşündüm. Ayrıca bu projelerdeki önemli aktörleri ikna etmek için daha kapsamlı ve etkin çalışmalar çıkarmamız gerekti.

Sasha, Euronews: Çok teşekkür ederim. Biraz aceleniz olduğunu biliyorum. Ancak sizden biraz daha kalmanızı rica edeceğim, çünkü 2010 ve 2014 yılları arasında Bölgesel Politika’dan sorum komiser Johanes Hahn’nın da bu konuda önemli değerlendirmeleri var. Sayın Hahn artık Avrupa Komisyonunun Genişleme ve Komşuluk Politikası’ndan sorumlu, ama uzun yıllar bölgesel politika için çalıştı. İsterseniz bir de onun yorumlarını dinleyelim.

Johannes Hahn, Avrupa Komisyonu Genişleme ve Komşuluk Politikası Sorumlusu: Görevim boyunca en büyük başarılarımızdan bir tanesi AB’nin bölgesel politikasını sadece yardım programından güvenilir bir yatırım politikasına dönüştürmemiz oldu. Bu bağlamda önemli alanlarda projeler geliştirdik. Örneğin Birlik içinde dayanışma fonunun arttırdık ve sınır ötesi işbirliğini güçlendirdik. Böylelikle AB’in bölgesel politikasını kentsel dönüşümün merkezine yerleştirdik.
Mesela, Kuzey İrlanda’da Katoliklere Protestanları birbirine bağlayan köprünün inşası, görevim boyunca tamamladığım en önemli projelerden biriydi.
Bu projeyi Barış Köprüsü olarak adlandırmıştık. Kuzey İrlanda’da Foyle Nehri’nin üzerinden geçen bu köprü yayalar ve bisikletler için inşa edildi. Köprü, Protestan ve Katolik bölgeleri arasında fiziksel bir bağ oluşturuyor. Mezhep ayrışmasını bozdu ve böylece iki toplum arasındaki karşılıklı anlayışı arttırdı. Vatandaşları ve politikacıları etkileyici ve başarılı bir uzlaşma örneği olarak bu projeyi ziyaret etmelerine davet ediyorum.

Sasha, Euronews: Evet Sayın Johannes Hahn’a bu paylaşımı için teşekkür ediyoruz.

Corina Cretu: Komiser ayrılmadan önce bölgesel politika hakkında hala bu kadar istekli ve motive olduğu için kendisine minnettar olduğumu belirtmek isterim. Size çok teşekkür ederim, çünkü sizin de söylediğiniz gibi tek başımıza yapamayacağımız çok şey var. Bu yüzden de bir komisyondan diğerine giderek, başardığımız şeyin üzerine koymaya devam ediyoruz. Sınır ötesi işbirliği sizin de söylediğiniz üzere Brüksel’den yaptığımız bir şey ve bizi bir araya getiren ilkeleri korumak bizim için çok önemli. Bu sebeple gerçekten de bölgelere gitmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Danuta Hubner: Bölge sayısını arttırdınız. Nasıl yaptığınızı bilmiyorum ama…

Corina Cretu: Yeni üyeler sayesinde.

Sasha, Euronews: Michel Barnier, Danuta Hubner, tecrüberlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Gitmek zorunda olduğunuzu biliyoruz, tekrardan teşekkürler.
Komiser Cretu, sizden önceki komiserleri dinledik, artık sizin sıranız.

Corina Cretu: En başından beri söylediğim gibi, öncelikle bu politikayı ondan yararlananlar için nasıl daha basit ve içten yapabiliriz, bunu düşünmeliyiz. Bu benim öncelikli amacımdı. Yetkiyi aldığımdan itibaren basitleştirme için bu ileri seviyedeki grubu oluşturduk. Çünkü Başkan Tajani’nin de söylediği gibi, bu halkın parası. Bu yüzden basitleştirme ve paranın nasıl kullanıldığı arasındaki dengeyi iyi kurmalıyız.
Daha sonra geri kalmış bölgelere yoğunlaşmalıyız, çünkü çalışmalarımıza göre araştırma ve yenilik açısından küreselleşme ile oldukça iyi baş etmiş olan bölgelerimiz var. Fakat yine de, AB fonları verilmesine rağmen, durgunluk gösteren bazı bölgelerimiz var. Tahminlerimize göre, bazı bölgeler hala krizden önceki seviyenin altında.
Kriz sırasında Avrupa’yı bir arada tutanın bölgesel politika olduğu kanısındayım. Daha fazla altyapıdan, araştırma ve yeniliğe, her ekonominin motoru olan küçük ve orta büyüklükteki şirketlere giderek akıllı uzmanlaşma yoluyla çok şey başardığımızı düşünüyorum.

Sasha, Euronews: Şimdi hep beraber bölgesel politika projesinin somut bir örneğine göz atalım. Euronews bu politikanın orada ne sunduğunu görmek için Finlandiya’ya, Tampere bölgesine gitti.

Serge Rombi, Euronews: Avrupa Birliği’nin ekonomik ve sosyal bölgesel politikasının bir bölgedeki somut etkilerini anlamak için Finlandiya’nın ikinci büyük şehri Tampere’deyiz. Farklı güçlerin yeni bir ekonomik modelin arkasında akıllı uzmanlaşma adıyla nasıl birleştiğini göreceksiniz. Haydi bir göz atalım.

Bu endüstriyel merkezde, ekonomik yenilenmeyi tetiklemek için 3D yazıcının potansiyeline güveniyorlar. Bu proje üç sene önce bölgesel politika fonları ile başlatıldı. Üniversiteleri, bir öğretmen okulunu ve yüzlerce işi bir araya getiriyor.

Antti Laht: “Bu bölgede, 3 boyutlu yazıcıya ilgi duyan çok sayıda ihracat ve teknoloji endüstrisi şirketimiz var. Bu, onları rekabetçi hale getiriyor ve uluslararası pazarlara girmelerini sağlıyor.”

Buradaki amaç aynı zamanda, 3 boyutlu yazıcının tam kapsamına hakim olmak: farklı teknikler ve plastik dışında aynı zamanda metal ve seramik de kullanmak.
Bu araştırma ve geliştirme laboratuvarı, işletme liderliğindeki yenilikleri test etmek için özel olarak tasarlanmış.

Ve işe yarıyor! Örneğin, Antti dünyada benzeri olmayan bir bıçak geliştirdi. Bu geleneksel bir bıçak, ancak farklı olarak 3 boyutlu yazıcı titanyum sapının kullanıcının eliyle şekillendirilmesini sağlıyor.

Antti Korpi: “Üreticiler daha iyi ürünler yapabilir; daha hafif yapılar, daha fazla performans ve emniyet sağlayabilirler.”

Kısa bir sürede pazara sürüm, mükemmel müşteri geri bildirimi. Antti için ekosistem mükemmel bir şekilde çalıştı.

Antti Korpi: “Kişisel olarak parametreleri tartışabiliyor, sonuçları test edebiliyor ve hangi parçaların uygun olduğunu görebiliyorum.”

Proje, eğitim standartlarının önemli ölçüde gelişmesine yardımcı oldu. Bu genç kız, Kuzey Avrupa’nın en büyük 3D yazıcı şirketlerinden biri olan IN INSURITY’de çalışıyor. Bu eşsiz bir fırsat.

Amina Nouira: “Bu bizim çalışma programımızın bir parçası ve gelecekte iş bulmamıza yardımcı olabilir.”

Akıllı uzmanlaşma sayesinde, Tampere bölgesi ekonomik düşüşe direndi ve yeni bir dinamik oluşturdu.

Kari T. Koskinen: “Günümüzde Tampere bölgesinde üretim tesisleri için ortaya daha fazla para koyarak yeni tesislere yatırım yapan şirketlerin bulunduğunu görüyoruz. Bunun bir parçası olmaktan mutluyuz. “

Sasha, Euronews: Bu, bölgesel politikanın desteklediği projelerden sadece biri. Şimdi ise Stockholm Belediye Başkanı Karin Wanngård’ın söyleyeceklerine kulak vereceğiz. İyi günler.

İsveç kişi başına düşen GSYİH açısından AB’nin en zengin ülkelerinden biri. AB neden şehirinize ve genel olarak AB’deki şehirlere yatırım yapmaya devam etmeli?

Karin Wanngård, Stockholm Belediye Başkanı: Teşekkürler. İki noktanın altını çizmeme izin verin. İlk olarak; Stockholm’da AB tarafından finanse edilen projeler genellikle vatandaşlar ve AB arasındaki en görünür bağ. Bu bağ çok önemli ve göz ardı edilmemeli. Avrupa’nın en yenilikçi şehirlerinden birinin belediye başkanı olarak, AB’nin Stockholm ve diğer şehirler için ne kadar faydalı olduğunu söyleyebilirim. Ve güçlü ve istikrarlı bir AB’nin geleceğimiz için ne kadar önemli olduğunu. Ancak bu faydalar vatandaşlarımız için her zaman net olmayabilir. Bölgesel politika, AB’deki dayanışmanın en güçlü ifadesi olmuştur. Mevcut siyasi iklim göz önüne alındığında, tüm şehir ve bölgeler için ortak bir bölgesel politika her zamankinden daha önemli olabilir.
İkincisi, kentsel gündemle ilgili olarak; özellikle bugün küresel açıdan yükselen eşitsizlikler ve politikacıların acil meseleleri çözme kabiliyetlerine genel bir güvensizlik söz konusu olduğu için, konu AB politikaları geliştirmeye gelince şehirler önemli bir rol oynuyor. Şehirler, vatandaşlara en yakın hükümet seviyesidir. Ve Stockholm gibi şehirler, ulusal ve AB liderlerine, sahadaki ihtiyaç ve imkanlar hakkında hayati bilgiler sağlayabilir. Uzmanlığımızla, anlamlı sonuçlar veren daha etkili mevzuat geliştirmeye yardımcı olabiliriz, vatandaşlarımızın günlük zorluklarıyla başa çıkmalarına yardımcı olan sonuçlar. AB’nin vatandaşlarıyla yeniden bağ kurmasına yardım etmek için ihtiyaç duyulan şey de budur.

Sasha, Euronews: Sayın Karin Wanngard, Stockholm’dan programımıza katıldığınız için çok teşekkür ederiz.

Karin Wanngård: Ben de çok teşekkür ederim.

Sasha, Euronews: Simdi de Avrupa Bölgeler Komitesi Başkanı Karl-Heinz Lambertz’i sahneye davet ediyoruz.
Sayın Lambertz, siz de bizimle birlikte konuşmaları takip ettiniz. Peki sizin yorumunuz nedir?

Karl-Heinz Lambertz, Avrupa Bölgeler Komitesi Başkanı: Öncelikle uzun süre önce beraber çalıştığım komisyon üyeleriyle tekrar bir araya gelmek beni oldukça mutlu etti. Ayrıca bu programa katılanların bölgesel politika hakkında ki heyecanları ben sevindirdi.
Maalesef günümüzde bölgesel politikanın geçmişte kalmış bir proje olduğunu düşünen insanlar var. Evet geçmişte bu politika sayesinde çok güzel projelere imza atıldı ama bu her şeyden önce gelecek politikasıdır.
Çünkü AB, bu politika sayesinde, devletlerin, bölgelerin ve şehirlerin birlikte gelişime yol açan projeleri nasıl gerçekleştirebileceğini bize kanıtladı. Gelecek aynı zorluklarla karşı karşıya kaldığımızda için bölgesel politikanın sağladığı imkanlara her zamandan daha fazla ihtiyacımız olacak.

Corina Cretu: Bence en önemli olan iyi uygulamaları birimizle paylaşmak. Yani bunun paradan daha önemli olduğu düşünüyorum. 45 yıldır bu fonlardan istifade eden Portekiz, Belçika ve Almanya gibi ülkeler var. Doğu Avrupa ülkelerinin, aynı miktarda kaynak almaları halinde nasıl gelişecekleri sorusunun cevabınıancak gelecekte alabileceğiz. Öte yandan AB fonlarının daha iyi kullanılması için gerekli kontrol mekanizmaları geliştirmemiz gerekiyor.

Karl-Heinz Lambertz: Etkili bir bölgesel politika için devletler arası ittifakın önemi çok büyük.
Üye ülkeler, AB’nin bu politikası ve katkıları sayesinde, vatandaşları için yararlı sonuçlar elde edebileceklerine ikna oldular.
AB dendiğinde insanların aklına sadece Brüksel, Lüksemburg veya Strasburg gelmemeli. Çünkü Avrupa’nın daha başka bölgeleri, kentleri ve hatta köyleri olduğunu unutmamak lazım.
Bu bağlamda bölgesel politika insanların hayatında direk etkisi olan önemli siyasi bir projedir. Bu anlamda, Avrupa Birliği’nin insanların hayatında gerçek bir katma değere sahip olduğunu kanıtlamış olduk.

Sasha, Euronews: Sayın Başbakan yorumlarınız için çok teşekkür ederiz.

Antonio Costa: Bölgesel politikanın, insanlara odaklanarak daha da genişlemesi ve aynı zamanda sosyal yapı için çok önemli bir mali araç haline gelmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde Avrupa’nın bütün bölgelerine bu projeyi dahil edebilirsiniz. Eğer bir gün gerçek anlamda bir Avrupa hükümeti kurmak istiyorsak, Birliğin daha da güçlenmesini arzuluyorsak bu sadece bütün devletlerin, bölgelerin bu projeye dahil olmasıyla olur.

Avrupa Birliği düzeyinde ulusal hükumetleri, yerel ve bölgesel politikacıları, genel olarak toplumu harekete geçirme konusundaki muazzam kabiliyeti için Komiser Cretu’ya buradan teşekkür etmek istiyorum. Birliğin ortaya koyduğu güzel icraatlarının devamı için, güncel sorunlara en iyi çözümleri üretmek için bölgesel politikanın daha güçlenerek devam etmesi lazım.

Corina Cretu: Elbette, daha iyi sonuçlar elde edebilmek için modernleşmemiz gerektiğinin farkındayız. O yüzden Daha esnek olmalıyız. Şoklara ve her an gelebilecek krizlere cevap verebilmeliyiz. Ama aynı zamanda, yıllar boyunca inşa ettiğimiz şeyleri de korumalıyız. Ve bu yüzden her zamankinden daha fazla bir birlik ve dayanışmaya ihtiyacımızın olduğu kanaatindeyim. Hepinize tekrar teşekkür ediyorum.

Sasha, Euronews: Komiser Cretu, Sayın Başbakan, Başkan Costa ve sahnede bize katılan herkese çok teşekkürler. Bugün bizi burada yalnız bırakmayan konuklarımıza da teşekkür ederiz. Ve ekran başında bizi takip eden izleyicilerimize de çok teşekkürler. Görüşmek üzere.