Son Dakika

Son Dakika

‘Olası bir mali kriz Türkiye’deki Suriyelileri günah keçisi haline getirebilir’

Okunan haber:

‘Olası bir mali kriz Türkiye’deki Suriyelileri günah keçisi haline getirebilir’

‘Olası bir mali kriz Türkiye’deki Suriyelileri günah keçisi haline getirebilir’
Metin boyutu Aa Aa

Türk Lirası'ndaki aşırı değer kaybı ve gittikçe pahalanan yaşam şartlarının yerini bir ekonomik krize bırakması halinde bu durumdan en fazla etkilenecek grupların başında Türkiye’de sayıları 3,5 milyonu aşan Suriyeli mülteciler geliyor.

Muhtemel bir ekonomik kriz ilk etapta Suriyelilere yapılan parasal yardımların kesilmesi anlamına gelmese de mültecilere karşı artan hoşnutsuzluğun istenmeyen siyasi ve toplumsal sonuçları beraberinde getirmesinden korkuluyor.

Uzmanlar gıdadan ulaşıma, elektrikten süt ve yumurtaya temel ihtiyaçların giderek pahalandığı ortama bir de işten çıkarmaların eklenmesi halinde Suriyelilerin doğrudan günah keçisi ilan edilmesi ve beraberinde kitlesel çatışma riskine vurgu yapıyor.

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre, Ağustos 2018 itibariyle Türkiye’deki Suriyeli sayısı 3,5 milyonu aşmış durumda. İstanbul, 563 binden fazla kişi ile en çok Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan şehir konumunda. Yaklaşık 1 milyon Suriyelinin çalıştığı biliniyor. Bunların bir kısmını da küçük ve orta işletme sahibi Suriyeliler oluşturuyor.

Türk-Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Murat Erdoğan’a göre Türk hane halkını doğrudan etkileyecek bir kriz ortamında mevcut gerilimin kontrolden çıkması ve büyük kentler de dâhil şiddet olaylarının patlak vermesi ihtimaller arasında.

“Şimdiye kadar Türk halkı Suriyelileri bir şekilde hoşgörüyle idare etti ve ciddi bir çatışma yaşanmadı. Fakat bundan sonra insanlar işlerinden olmaları halinde ve benzeri olumsuzluklarda doğrudan Suriyelileri suçlayacaktır,” diyen Erdoğan, son dönemde Suriyeliler hakkındaki siyasi jargonun değiştiğinin de altını çiziyor.

“Önceleri sadece muhalefet Suriyelileri ülkelerine göndermekten bahsederken özellikle Afrin operasyonundan sonra bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan bu ve benzeri planlara değinmeye başladı. Erdoğan’ın ilk 100 günlük programında dahi 250,000 Suriyelinin güvenli bölgelere nakli var.”

Erdoğan, hükümetin bir süre öncesine kadar Avrupa Birliği ve batıdan gelen yetersiz yardımlara dikkat çekmek için Suriyelilere harcanan 20-30 milyar dolardan bahsederken şimdilerde toplumda rahatsızlığın önüne geçme adına bu tarz yorumlardan kaçındığının da altını çiziyor.

Aralık 2017 tarihli Suriyeliler Barometresi çalışmasında bu konuya değindiklerini belirten Erdoğan araştırmada altı çizilen önemli bir sorunun da siyasetçilerin kapsamlı ve stratejik bir göç yönetimi yerine, günün kurtarılması yaklaşımını benimsemesi olduğunu hatırlatıyor.

Raporda sağlıklı bir süreç yönetimi gerçekleştirilmemesi halinde bunun “çatışmaları arttırmasından ve bugüne kadar Türk toplumunun ortaya koyduğu kırılgan toplumsal kabulün çökmesinden, nefretin ve ırkçılığın zemin bulmasından” endişe edildiği değerlendirmesi yapılıyor.

Araştırmanın ayrıca Türk toplumunda asıl gerilimin Suriyelilerin çalışmalarından değil, işyeri açmalarından kaynaklandığını gösterdiğini söyleyen, Erdoğan şöyle aktarıyor:

'Suriyeli komşusunun işyeri açması kalıcılık sinyali olarak algılanıyor'

“İnsanlar gitgide işyeri, dükkân açan Suriyelilere ekmeklerini ellerinden alan kişiler gözüyle bakmaya başladı. Yerli esnaf şimdiye kadar geçici olduğunu düşündüğü Suriyeli komşusunun işyeri açmasını bir kalıcılık sinyali olarak alıyor ve kriz ortamında bunu bir tehdit olarak algılıyor.”

Mültecilerin ve göçmenlerin dünyanın her yerinde endişe yaratmasının üç önemli nedeni olduğundan söz eden Erdoğan, bunları ucuz işçilikten kaynaklanan iş kaybı, suç oranlarının artması ve kamu hizmetlerinden yararlanmada yeni gelenlerden dolayı eksilmeler olduğunu anlatıyor. Erdoğan şimdiye kadar Suriyeliler yüzünden Türklerin neredeyse hiç iş kaybına uğramadığı, suç oranlarının da çok düşük kaldığını söylüyor. Ama kamu hizmetlerinden yararlanma hususunda özellikle Suriyelilerin yoğun yaşadığı bölgelerde sorunların ortaya çıktığına dair genel bir algının söz konusu olduğunu ifade eden Erdoğan, bu konuda hem yetersiz iletişim politikasının önemli bir engel olduğunu, hem de bazı mültecilerin ücretsiz yararlandıkları hakların (sağlık gibi) huzursuzluk yarattığını söylüyor. Erdoğan’a göre pek çok konu gerçekte değil aslında, dedikodu ve algılardan kaynaklanıyor; bu nedenle de halkın sağlıklı bilgilendirilmesi son derece önemli.

Öte yandan Türkiye’nin, sınırlı sayıda mülteci dışında, Suriyelilere doğrudan bir para yardımı programı bulunmuyor. Üç milyar dolarlık Avrupa Birliği yardım paketi kapsamında Türkiye’de 1,3 milyon mültecinin aylık kişi başı 120 lira yardım aldığını belirten Erdoğan bunların yüzde 95’ten fazlasını Suriyelilerin oluşturduğunu belirtiyor.

'Halk geleceğini Suriyelilerle paylaşmaya hazır değil'

Türkiye'deki Suriyeli mültecilerin sadece yüzde 5’inin kamplarda yaşadığını belirten Erdoğan, şimdiye kadar küçük şehirlerde gözlenen irili ufaklı şiddet olaylarının olası kriz ortamında büyük kentlere sıçrama riskinin de yüksek olduğunu da sözlerine ekliyor.

Erdoğan, Türk toplumunun olağanüstü bir kabullenme gösterdiğini fakat aynı zamanda halkın geleceğini Suriyeliler ile paylaşmaya hazır olmadığını da vurguluyor.

Bu haberler de ilginizi çekebilir

İdlib açmazında son perde

Nüfusu yaşlanan Çin çocuk sayısı kısıtlamasını kaldırmaya hazırlanıyor

Katil robotlar kimin yaşayıp kimin öleceğine karar verebilir mi?