Son Dakika

Son Dakika

Turgut Özakman 50 yıl boyunca çalıştığı 'Milli Mücadele'yi anlatıyor: 'Çılgınlık'tı

Okunan haber:

Turgut Özakman 50 yıl boyunca çalıştığı 'Milli Mücadele'yi anlatıyor: 'Çılgınlık'tı

Turgut Özakman 50 yıl boyunca çalıştığı 'Milli Mücadele'yi anlatıyor: 'Çılgınlık'tı
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye'nin bağımsızlık savaşı bundan 96 yıl önce, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın, ordunun başında bizzat yönettiği 30 Ağustos 1922 Dumlupınar Meydan Muharebesi (Başkomutanlık Meydan Muharebesi) ile sonuçlandı.

Yazar Turgut Özakman, 1948 yılında 18 yaşında genç bir öğrenciyken Kurtuluş Savaşı'nın yürütüldüğü cephelerde Polatlı'dan başlayarak Dumlupınar'a kadar 10 gün boyunca yürüdü.

Hala bozulmamış siperlerdeki şarapnel parçalarını topladı, yaşanmış anıları dinleyerek, harita, fotoğraf, bilgi belge toplayarak Milli Mücadele'nin izlerini sürdü. Daha sonra da 50 yıl boyunca Milli Mücadele üzerine çalışmayı sürdürdü.

Turgut Özakman: Polatlı'dan Dumlupınar'a kadar yürüdük, siperler hala duruyordu

Turgut Özakman, vefatından önce Ankara'da bir radyo kanalında yaptığımız canlı söyleşide bu deneyimlerini şöyle aktarmıştı:

"1947 yılında bir arkadaşımız 'Yunanlıların en çok ilerlediği Polatlı'dan yürüyerek bu savaşın cereyan ettiği yerleri gezelim, yürüyelim, dolaşalım, insanlar sağ, onlardan anı toplayalım, var mısınız?' dedi. Biz 10 arkadaş, evet dedik.

1948 yılı 20 Ağustos'unda Ankara'dan Polatlı'ya trenle gittik, Polatlı'da indik. Kartaltepe'nin eteğinde henüz daha siperler duruyordu. Doğa ve vefasızlığımız o siperleri henüz silmemişti.

Özakman: Toprağa elinizi daldırsanız şarapnel parçaları geliyordu, onları topladım

Orada duamızı ettik şehitlerimize, yola çıktık. Onuncu gün, 29 Ağustos gecesi, Afyon'da Dumlupınar Abidesi'ne ulaştık. Başımızı o taşa koyup uyuduk. Yolda o dönemi yaşamış tanıklarla konuştuk. Kimi bu savaşlara katılmış, kimi sadece tanık olmuş, kadınlar erkekler gençler yaşlılar. Benim, o tarihte başlar anı toplamam. Yaşayanlardan anı topladım. Eski dergileri, kitapları topladım, o dönemle ilgili yerli yabancı bütün kitapları topladım. Haritalar, fotoğraflar topladım.

Savaş alanlarını dolaştım. Polatlı'da Yıldıztepe'ye çıkıyorsunuz, daha siperlerin izleri duruyor, elinizi toprağa daldırırsanız avucunuza şarapnel parçaları geliyor. Onları da topladım, tüfek parçaları, neler.

"Şu çeşmenin ardından kalpaklı süvariler geçti, anladım, Kemal'in askerleri"

Oradaki bir Anadolu annesinin sözünü de aktarmadan geçmeyeyim. Dedi ki: 'Biz yana kavrula ordumuzun taarruza geçip bizi kurtarmasını bekliyorduk. Sonra bir gün, (gösterdi) şu çeşmenin ardından başı kalpaklı süvariler rüzgar gibi geçip gittiler, anladım bizimkilerdi. Köye çığlığı bastım: Kemal'in askerleri!'

Bu Kemal'in askerleri deyimi benim içimi titretmişti o zaman. Yani çok halktan bir insan, Gazi'nin demiyor, Başkomutan'ın demiyor, Paşa'nın demiyor, Kemal diyor. Canından birinden bahseder gibi. O Kemal'in askerleri deyimini birkaç yerde anlattım. Çok da kullanılır oldu.

O zamanlar şunu gördüm: Bu bir avuç Anadolu insanı, emperyalizme karşı, dünyayı dize getirmiş emperyalizme karşı, belki bilinçsiz bir tepki gibi, belki derinden gelen bir içgüdüyle karşı durmaya başladı.

Milli Mücadele'yi yapanlar sağdı, toprak daha barut kokuyordu, anıları dinledim

Benim kuşağım Milli Mücadele'yi iyi bilen bir kuşak. Çünkü Milli Mücadele'yi yapanlar henüz sağ idi. Toprak daha barut kokuyordu. Ben İstanbullu, Bakırköylüyüm. Bakırköy'ün işgalini yaşamış bir ailenin çocuğuyum. Onlar da işgal dönemini anlatıyorlardı. Biz bunları öğrenerek geldik. Sonra mesela, benim ilkokuldaki hocalarımdan biri Milli Mücadele'ye gidip silahıyla katılmış bir Gazi'ydi. Bunlar Kuva- i Milliye ruhu nedir, ölüyorduk dirildik, uçuruma gidiyorduk geri döndük. Bunu bize çok güzel anlattılar."

28 Eylül 2013'te aramızdan ayrılanTürk Edebiyatı'nın en önemli isimlerinden Turgut Özakman 1948 yılından itibaren 50 yıl boyunca her gün belirli bir süre ayırarak Milli Mücadele dönemi üzerine çalıştı.

Bu yarım yüzyıllık çalışmaları sırasında biriktirdiği bilgi, belge ve anılarını, Milli Mücadele dönemini yaşayanlarla yaptığı görüşmelerden edindiği izlenimlerini, 2005 yılında yayımladığı Şu Çılgın Türkler isimli romanında da kullandı.

Bilgi Yayınevi’nden çıkan roman, 400'e yakın baskı adedi ve 2 milyona yakın tirajı ile Türk edebiyatının en çok okunan yapıtı oldu.

Özakman aynı söyleşide Şu Çılgın Türkler ismini romanına nasıl verdiğini de şöyle anlatmıştı:

TRT'ye yazdığı Kurtuluş dizisine kabul edilmeyince 'Şu Çılgın Türkler' ismini romanı için kullandı

"Milli Mücadele ile ilgili herşeyi toplayayım, en doğruyu bulayım. Bunu ne yapabilirim? O zaman bilmiyordum bunu ne yapacağımı. Oyun mu yazmalıydım, bir bilim kitabı mı yazmalıydım, anıları derleyip onları bir demet olarak mı sunmalıydım bir kararım yoktu ama bu çalışma sürdü.

İhtiyacım olan her şeyi elimde toplamıştım.O zamanlar şunu gördüm "Bir avuç Anadolu insanı emperyalizme karşı belki bilinçsiz bir tepki gibi belki çok derinden gelen bir içgüdüyle karşı durmaya başladı. Bir avuç insanın karşın durmasını hem Batılılar hem İstanbul yönetimi "Çılgınlık" olarak niteledi. Bir avuç Türk ne yapabilir diye. Ama sonra baktılar ki bu bir avuç Türk giderek millet olmaya başlıyor. Emperyalizmi yenebiliyor. O zaman da övgü olarak "Ya bu Türkler ne çılgınmış!" dediler. Çılgın kelimesi bana hem olumlu hem olumsuz anlamıyla Milli Mücadele'nin bir özeti gibi gelmişti . Önce küçültmek için kullandılar sonra övmek için.

Sonra o özeti kullanmayı çok istedim. TRT 'ye Kurtuluş dizisini verdiğimde adı 'Şu Çılgın Türkler'di. Daha çok müsamere zevki taşıyan Yönetim Kurulu üyeleri demişler ki Türkler için Çılgın tabirini kullanmayalım. O zaman ben bu ismi geri aldım. Romanıma da kaldı bu isim."

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nde dramatik yazarlık dersleri veren, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ve TRT'de yöneticilik yapan Turgut Özakman Şu Çılgın Türkler dışında pek çok roman, araştırma -inceleme kitabı, senaryo ve oyun yazdı.