Son Dakika

Son Dakika

Arakanlı Müslümanlara uygulanan ayrımcılık kalıcı hale getiriliyor

Okunan haber:

Arakanlı Müslümanlara uygulanan ayrımcılık kalıcı hale getiriliyor

Arakanlı Müslümanlara uygulanan ayrımcılık kalıcı hale getiriliyor
Metin boyutu Aa Aa

Dünya Myanmar'daki soykırımdan kaçarak Bangladeş'e sığınan yüz binlerce Arakanlı Müslüman mültecinin yeniden evlerine dönmesini tartışadursun Myanmar'ın içinde oluşturulan kamplarda yaşam mücadelesi veren Rohingya Müslümanları ise buradan kaçabilmenin planlarını yapıyor.

Silahlı Budist çetelerin ve Myanmar ordu güçlerinin, kendilerine ait ne varsa yakıp yıktığı 128 bin Rohingyalı Müslüman, bundan 6 yıl önce ülke içinde oluşturulan 5 farklı bölgedeki kamplara yerleştirilmişti.

Uluslararası kamuoyunun baskısı altındaki Aung San Suu Kyi hükümeti ise kampların kapatılarak buradaki Rohingya Müslümanlarının yeniden inşa edilecek evlere nakledileceğini belirtiyor.

Ancak Rohingya Müslümanları, Myanmar hükümetinin kampları kapatıp yeni yer vermesi adımının aslında bir daha asla kendi evlerine dönememesi anlamına geleceğini belirtiyor.

Hükümetin tahsis edeceği 'yeni eve' geçenlerin yanı sıra kamplarda faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler personeli de, Rohingyaların her ne kadar yeni evlerine taşınsalar bile, bunun daha önceki gibi yine baskı ve kontrol altında tutulmaya devam edecekleri anlamına geldiğini kaydediyor.

Kontrol noktaları ve Budist çetelerin şiddet içeren tehditleri, Müslümanların Arakan eyaletinde serbestçe hareket etmesini engelliyor.

Bağımsız kaynaklara göre, geçim kaynakları ellerinden alınan ve diğer hizmetlerin birçoğundan mahrum bırakılan Rohingyalar, dış dünyadan gelecek yardımlara bağlı kalmaya devam edecek.

Uluslararası basının kamplara giriş çıkışının yasak olması nedeniyle gazeteciler, Arakan'da 6 yıl önce yerlerinden edilen Arakanlı Müslümanlara telefonla ulaşmaya çalışıyor.

Myanmar, Müslümanlara 'denetimli kart' dayatmasında bulunuyor

Myanmar Sosyal Refah, Yardım ve Yeniden Yerleştirme Bakanı Myat Aye, hükümetin kampları kapatmak için Birleşmiş Milletler ajanslarıyla birlikte ulusal bir strateji üzerinde çalıştığını belirtti.

Myanmar ordu güçlerinin ve Budist çetelerin geçen yılki katliamlarından kaçarak Bangladeş'e sığınan 730 bin kişinin dışında yine 6 yıl önce Budist çetelerin düzenlediği saldırılarda yaklaşık 130 bin Rohingyalı Müslüman, evlerinden ayrılarak ülke içinde göçmen durumuna düşmüştü.

Reuters
Myanmar güvenlik güçleri ve Budist çetelerin yaktığı Müslümanlara ait köylerReuters

Aye, yerlerinden edilenlerin ulusal 'denetimli kart' uygulamasını kabul etmeleri halinde, serbest hareket etmelerinin önünde hiçbir yasal kısıtlama bulunmayacağını belirtti. Ayrıca Aye, kartın Arakanlı göçmenlere eğitim ve sağlık sistemine eşit erişim imkanı sağladığını iddia etti.

Uluslararası yardım kuruluşları çalışanları ve Arakanlı Müslümanlar ise, bakanın açıklamalarının aksine denetimli kartı kabul edenlere yönelik kısıtlamaların aralıksız sürdüğünü dile getiriyor.

Öte yandan birçok Rohingya, söz konusu kartı almayı reddediyor. Zira uygulamanın kendilerini, vatandaşlıklarını ya da uyruklarını kanıtlamak zorunda kalan yabancı muamelesine maruz bıraktığını ifade ediyor.

BM: Myanmar temel insan haklarını inkar ediyor

Birleşmiş Milletler Myanmar Temsilcisi Knut Ostby, basının eline geçen bir gizli notta, hükümetin bu kampları kapatma kararının ülke içinde yerlerinden edilmiş insanların temel insan haklarını inkar ederek bu kişilerin daha fazla ayrımcılığa maruz kalma riskini de beraberinde getireceğinin altını çizdi.

Rohingya Müslüman toplumunun ileri gelenleri, katliamdan kaçamayarak Arakan'da kalan kişilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesinin, Bangladeş'e sığınan yüz binlerce mültecinin ülkeye geri dönmeye ikna edilmesi için çok önemli olduğunu belirtiyor.

Birleşmiş Milletler'e bağlı müfettişlerin yayımladığı raporda, "Myanmar ordusu soykırım amaçlı cinayet, tecavüz ve kundaklama faaliyetleri yürüttü" ifadeleri yer almıştı.

Yönetime ve ordu güçlerine yöneltilen tüm suçlamaları reddeden Myanmar hükümeti ise, yapılanların 'teröristlere karşı meşru operasyon' olduğu iddiasında bulunuyor.

Ayrıca Rohingya Müslümanları, kendilerine uluslararası kamuoyu tarafından can ve mal güvenliği konusunda güvence verilmeden Myanmar'a dönmeyeceklerini belirtiyor.

Mülteciler, şartların geri dönüşleri için uygun olmadığını belirtiyor.

Teknelerle riskli deniz yolculukları sürüyor

Bu arada Arakanlı Müslümanlar, muson yağmurlarının etkisinin azalmasıyla birlikte yeniden tehlikeli deniz yolculuklarına başladı.

Myanmar'da baskı altında kaldıklarını belirten Arakanlı Müslümanlar, tüm risklerine rağmen kendi imkanlarıyla buldukları derme çatma teknelerle Malezya ve Endonezya'ya kaçmaya çalışıyor.

Son olarak aralarında onlarca kadın ve çocuğun da bulunduğu 3 tekne, Malezya'ya doğru yola çıktı. Hiçbir güvenliği olmayan dayanıksız teknelerle yapılan yolculuklar haftalar sürebiliyor.

Bangladeş'te bulunan Arakanlı insan hakları aktivisti Khin Maung, "Mülteciler botlarla kaçmaya çalışıyorlarsa, bu mülteci kamplarındaki koşulların ne derece ağır olduğunun açık bir kanıtıdır." diye konuştu.

Arakan eyaletindeki arkadaşlarıyla halen irtibatının devam ettiğini söyleyen Maung, "Eğer onlar oradaki kamplarda mahkum gibi yaşıyorsa, Bangladeş'teki mültecileri Myanmar'a geri dönmeye nasıl ikna edebilirsiniz ki?" diye ekledi.

Müslümanlara yönelik ayrımcılık kalıcı hale getiriliyor

Myanmarlı Bakan Myat Aye, ülkesinin hem ülke içinde yerlerinden edilen göçmenlerin hem de geri dönecek mültecilerin yaşam şartlarını iyileştirmek için çalıştığını öne sürdü.

"İnsanlar teknelerle buradan ayrılıyorlar." diyen Aye, "Sanırım kendileri için yaptığımız konaklama, geçim ve sosyo ekonomik kalkınma düzenlemelerini anlamıyorlar" ifadelerini kullandı.

Arakan eyaletinde halihazırda Müslüman göçmenler 5 farklı yerde 18 kampta barınıyor.

Onlardan biri de 2012'de Myebon kasabasında Budist çetelerin şiddetine maruz kaldıktan sonra evlerinden kaçan 3 bin kişinin yerleştirildiği Taungpaw kampı.

Myanmarlı yetkililer, bölgenin sel suları altında kalma riskine rağmen kampın hemen karşısındaki pirinç tarlalarına 200 ev inşa etti.

Bölge haziran ayında sel suları altında kaldı ancak hükümet bu durumu görmezden gelerek eylül ayında aynı bölgeye sadece Müslüman çocukların gideceği iki okul yaptı.

Reuters
Myanmar hükümetinin Arakanlı Müslümanlar için Taungpaw'da inşa ettiği 'yeni evler'Reuters

Geçtiğimiz günlerde gizli BM belgeleri basına sızdı. Raporda, ağır ifadelerle eleştirilen Myanmar hükümetiyle ilgili, "Bu, yönetiminin Arakan'da entegrasyonu teşvik etmek yerine kalıcı ayrımcılığa yaptığı yatırımı gösteren açık bir delildir" ifadeleri yer aldı.

Myebon kasabasındaki saldırılardan kaçan Müslümanlardan bir kısmının Myanmar vatandaşlığı bulunuyor. Diğerleri ise ulusal denetim kartını almayı kabul etmiş durumda. Ancak buna rağmen 2012'deki saldırılar sırasında kaçtıkları köylerini ziyaret etmelerine izin verilmiyor.

Ayrıca Budist çeteler zaman zaman insani yardım konvoylarını engelleyip kampa girişine izin vermiyor.

Cho isimli 49 yaşındaki kamp sakini, "İnsanların bir kısmına yeni ev verdiler ama yine de hareket etme özgürlüğü ve iş yapma şansımız yok." diye konuştu.

Myebon'daki Arakan Budist toplumu lideri Aung Thar Kyaw ise iki toplumun birlikte yaşamak için çok farklı olduğunu öne sürerek Müslümanları "çok agresif" olarak nitelendiriyor. Budist lider Kyaw, "Hükümet onlara yeni evler inşa etti, dolayısıyla artık kasabaya girmelerine gerek de yok" diye ekliyor.

Irk ayrımcılığı politikası

Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı'nın basına sızan bir başka gizli raporunda da, şu ifadeler yer aldı:

"İnsancıl topluluğun Myanmar'ı söz konusu kampların kapatılmasıyla ilgili teknik tavsiyeler dahil olmak üzere rotayı değiştirmeye ikna çabalarına rağmen, ortaya çıkan tek senaryo, vatansız Rohingya Müslümanlarının daimi ayrışması için gözlerimizin önünde bir apartheid (ırk ayrımcılığı) politikasının uygulanıyor oluşu"

Myanmar Sosyal Refah, Yardım ve Yeniden Yerleştirme Bakanı Win Myat Aye, böylesi uyarılarla ilgili endişe duymadığını, çünkü hükümetin BM, diğer sivil toplum kuruluşları ve yabancı diplomatlarla istişare ederek kamp kapatma stratejisi uyguladığını dile getirdi.

Bakan, bahsettiği sivil toplum kuruluşlarının ya da yabancı diplomatların kimler olduğu hakkında ise bilgi vermedi.

Yine Budist çetelerin saldırısından kaçan bir başka kamp sakinleri 2012'den önce yaşadıkları ve iş yaptıkları Kyauktaw'a geri dönemiyor.

İnsan hakları aktivistleri, Kyauktawlı kamp sakinlerinin neredeyse tamamının ev, arazi ve iş yerlerinin Budistlere tahsis edildiğini belirtiyor.

Reuters
Myanmar ordu güçleri ve Budist çeteler, binlerce Arakanlı Müslüman'ı katletmişti.Reuters

Kyauktawlı Budist doktor Tun Wai, "Müslümanlar şehrin dışına özgürce gidebilirler ama eğer geri dönmeye çalışırlarsa, öldürüleceklerdir." ifadelerini kullandı.

Normal bir doktorun bu şekilde konuşması, Budist toplumun Müslüman azınlığa nasıl baktığının küçük bir örneği olarak algılandı.

Müslümanların kente giremeyeceğini söyleyen bir başka isim de Kyauktaw emniyet müdürü yardımcısı Soe Lwin'di.

Myanmar'da hukukun üstünlüğünün bulunduğunu iddia eden Lwin, ancak Rohingya Müslümanlarının Kyauktaw'a gelmesi halinde saldırıya uğrayıp uğramayacağı ya da şiddete maruz kalırlarsa hukukun üstünlüğüne göre muamele görüp görmeyecekleri yönündeki sorulara cevap vermedi.

Dış dünyadan gelen yardımlar olmasa ölürüz

Arakanlı bir balıkçı, "Müslümanlar kendilerine ait olmayan pirinç tarlalarının arasında dünyadan irtibatları koparılmış bir şekilde yaşamaya mahkum ediliyor." diyor.

Balıkçılar ayrıca, avlanmak için gerekli ekipmanları bulunmadığından, kiralama yoluna gittiklerini, bunun da kendilerine hiçbir fayda sağlamadığını ifade ediyor.

Temiz içme suyu imkanı bulunmayan ve toplama kamplarını andıran 'yeni evler'deki çocuklar, deri hastalıkları dahil birçok rahatsızlıkla mücadele ediyor.

İnsani yardım kuruluşu çalışanlarına göre bedenleri kaskatı kesilen çocukların doktor ve ilaç imkanı da bulunmuyor.

Eski bir kamp sakini olan 43 yaşındaki Khin Hla, "Çocuklarımıza hiçbir şey yapamıyoruz, çünkü hiçbir gelirimiz yok. Dışarıdan gelen yardımlar da olmasa açlıktan öleceğiz" sözleriyle içinde bulundukları çaresiz durumu gözler önüne seriyor.