Son Dakika

Son Dakika

Algoritma Oyunları: Müzik sektöründeki ‘sahte rakamlar’ ne anlama geliyor?

Müzik dünyasında 'sahte dinlemeler'
Müzik dünyasında 'sahte dinlemeler' -
Copyright
Reuters
Metin boyutu Aa Aa

Plaklar, kasetler, CD’ler ve streaming şirketleri... Uluslararası Fonogram Endüstrisi Federasyonu’nun (IFPI) raporuna göre 2018’de dinleyiciler her hafta 17,8 saat müzik dinledi. Günümüzde müzik sektörünün kalbini oluşturan streaming platformları 2030 yılında 41 milyar dolarlık bir sektöre dönüşecek.

Müzik dinleme uygulamaları arasında en yaygını olan Spotify 87 milyon kullancı ile ilk sırada bulunuyor. Onu 50 milyon kullanıcı ile Apple Music izliyor. Diğer önemli streaming platformlarından olan Fransız menşeli Deezer 7 milyon, Tidal ise 3 milyon kullanıcıya sahip.

Bu alanda önemli bir çıkış yapan ancak Türkiye’de henüz hizmet vermeyen Amazon Music 16 milyon aktif kullanıcıyla mevcut oyuncular arasında önemli bir yere sahip.

Usulsüzlük ve manipülasyon sektörün büyük sorunları arasında

Müzikseverlerin %75’i akıllı telefonları üzerinden müzik dinlemeyi tercih etti. Ancak bunların %38’i telif hakkını ihlal ederek müzik dinliyor. Sosyal medyada takipçi ve yorum satın alma bilinen bir durum. Dünyanın en büyük video yayıncısı olan Youtube, 2013 yılında Türkiye’de sahte tıklanma haberleriyle gündeme oturmuştu. Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği (MÜYAP) Youtube’daki sahte tıklanma sorularını yanıtsız bırakmıştı.

Youtube’da istenilen her içeriği bulamadığı için ücretli müzik aboneliğine geçen tüketiciler Spotify, Apple Music ve Tidal gibi servisler sayesinde bugün 50 milyon civarında zengin bir kataloğa erişim sağlayabiliyor. Ancak bu servisler de sahtecilik konusunda aynı tehlike ile karşı karşıya.

Peki sahte dinlemeler, izlenmeler ve takipler nasıl oluyor?

Kamu algısını değiştirmeye yönelik olaylarda hukuki olarak nasıl bir yol izleniyor? Müzisyenler nasıl etkileniyor? Bugün 1.3 milyar izleyicisi olan Youtube, 2013’te MÜYAP kanalında 261 milyon sahte görüntüleme tespit etmiş ve soruşturma başlatmıştı. O dönem Türk müzik endüstrisinin lisanslama faaliyetlerinin büyük bir bölümüyle ilgilenen MÜYAP “Kendi incelemelerimiz ve Youtube ile sürdürdüğümüz temas sonrasında izleme sayılarındaki düşüşün “sahte” veya “oynanmış izlemelerden kaynaklanmadığı net olarak söyleyebiliriz. MÜYAP’a yapılan büyük denetim sonucunda 261 milyon izleme düzeltilmiştir. Dijital lisanslamaların yapım şirketleri tarafından yapılmaya başlanması sonucunda, Youtube kanalımızda 900 civarında video izlenmeye kapatıldığı için videoların izleme sayıları kanalımızın izleme sayısından düşürülmüştür.” açıklamasını yapmıştı.

Euronews’e konuşan MÜYAP yetkililerinden Ahmet Asana 2013’deki iddiaları ve müzik platformlarında yaşanan değişimleri değerlendirdi. Youtube’un kullandığı çeşitli algoritmalar ile sahte izlemeleri engellemeye çalıştığını dile getiren Ahmet Asana, “2013 yılında dijital lisanslamaların el değiştirmesiyle MÜYAP kanalından silinen videolar izlenme sayılarını etkiledi.” diyor.

2013 yılına kadar MÜYAP tarafından verilen izinlerin artık yapım şirketleri tarafından verildiğini belirten Asana, MÜYAP'ın bir meslek birliği olarak konuyla doğrudan ilgisinin kalmadığını vurguluyor.

Video izlenmelerinden elde edilen gelirlerin doğrudan hak sahibinin yapım şirketlerinin almakta olduğuna dikkat çeken Asana, son dönemde istikrarlı bir gelir artışının gözlenmekte olduğunu belirtiyor.

Steaming playformlarının tüm dünyada gelir üretmenin başlıca mecrası haline geldiğini belirten Asana, müzik tüketiminin sahip olmaktan dinleme hakkına doğru evrildiğini, söz konusu platformların ilerleyen yıllarda kişilerin bulunduğu lokasyona ve farklı faktörlere göre de konumlanacağını açıkladı.

Spotify, Apple Music ve Tidal

Ülkemizde de en çok tercih edilen streaming kanalları arasında yer alan Spotify, Apple Music ve Tidal da sahte profillere ve dijital manipülasyona karşı ciddi önlemler alıyor.

Ancak 200 dolar karşılığında 100.000 adet takipçi satan Streamify gibi siteler sektörle ilgili etik kuralları gündeme getirirken telif haklarının adil bir şekilde bölüştürülmesiyle ilgili soruları da akıllara getiriyor.

Bir müzisyenin bu platformlarda ne kadar takip edildiğini yakından izleyen organizatörler ve sanatçılara sponsor olan markalar da bu manipülasyonun dolaylı olarak kurbanı oluyorlar.

Özellikle son birkaç yılda farklı türler ve mood’lar üzerinden kürasyon ile hazırlanan ve tüketicilerin önemli bir kısmının albüm dinlemek yerine tercih ettiği playlistler bu manipülasyonun diğer kurbanları arasında yer alıyor.

Geçtiğimiz yıl Spotify’in yayımladığı yıl sonu Wrapped listelerinde yer alan bazı sanatçılar bir anda dinleyicilerin dikkatini çekmişti. Daha önce adını hiç duymadıkları sanatçıları listelerinde gören müzikseverler,bu sanatçıların parçalarının çok az veya hiç şarkı sözüne sahip olmadığı şikayetlerini dile getirdi.

Bunun üzerine Spotify söz konusu playlistlerden şüpheli sanatçıları geri çekti ve konuyla ilgili soruşturma başlattı. Bunun yanı sıra dünyanın çeşitli yerlerinde oluşturulan hesaplarla 31 dakika süresince Spotify üzerinden dinlenen parçalar tespit edildi ve soruşturmaya dahil edildi.

Zira bir şarkının telif ödemesinin yapılması için en az 30 saniye dinlenilmiş olması gerekiyor. Bu da bazı şirketlerin PR çalışmaları yerine robot uygulamalar ile sahtecilik yaptığını ortaya koyuyor.

Daha önce Spotlister gibi üçüncü parti playlist promosyonu şirketleri sayesinde şarkılarını web sitesine yükleyen ve bir analizden sonra sisteme yüklenen parçaları uygun Spotify playlistlerinde görebileceğinizi iddia eden Spotlister bir süre önce sistemden engellendi.

Müzik sektöründe şok etkisi yaratan son sahtecilik konusu Tidal cephesinden geldi. 2015 yılında Jay Z’nin İsveçli Aspiro’dan 56 milyon dolara satın aldığı ve sanatçılar tarafından sahip olunan ilk ve tek streaming şirketi olan Tidal, Madonna, Rihanna, Beyoncé, Kanye West, Daft Punk ve Arcade Fire’nin dahil olduğu rüya takım yönetiminde bir ilke imza atmıştı.

Özel anlaşmalarla streaming yarışının zirvesinde kalmaya çalışan ancak üyelik rakamlarıyla istenilen hedefi yakalayamayan şirketin birkaç çalışanı hakkında Norveç'te soruşturma başlatılmıştı. Sebebi ise Beyoncé’nin Lemonade ve Kanye West’in The Life of Pablo albümlerine gelen 320 milyon streaming rakamının sahte olduğunun ortaya çıkması.

Streamify gibi binlerce dinlenme vadeden onlarca şirket, demografik olarak şeffaf bir şekilde sunmadıkları yöntemlerle müzik sektöründe zorlanan sanatçılara veya markaların ve organizatörlerin dikkatini çekmeye çalışan sanatçıların en basit kaçış noktası gibi gözüküyor.

Aynı şekilde söz konusu müzik platformlarını aldatmaya çalışan sanatçılar, oyunu kurallarına göre oynayan sanatçıların streaming ücretlerinden kesinti yapılmasına neden oluyor. Dinleme başına 0.0004 ila 0.012 dolar ödeyen dev şirketler, kişi ve türlere göre farklı ödemeler yapsalar da çığ gibi büyüyen müzik sektörünün nabzını tutuyor.

Telif hakları konusunda uzmanlaşan avukat Burcu Kaya ise sistemdeki açıkla ilgili şunları söylüyor. _“Dünyanın birçok yerinde yayıncılık sektörü dikkate alınarak dijital manipülasyon etik kodlarla yasaklanmıştır. Yayıncılık için geçerli olan etik kodlar dijital manipülasyonun tümü için düşülebilir belki. Türkiye’de dijital manipülasyon özel olarak kanunda suç olarak tanımlanabilir. Haksız kazançlar ise bu amaçla oluşturulmuş bir platformda, bu alanda mücadele için kullanılabilir. İspat yine çok önemli olmak ile birlikte eser sahiplerine dağıtım pratik olarak zor olabilir.“ _

Youtube rakamlarını merak eden bir kişi bugün herhangi bir sanatçının, şarkının ya da videonun hangi coğrafyadan kaç kez dinlendiği ve izlendiği bilgisine ulaşabiliyor iken bambaşka bir ülkeden büyük bir trafik gelmesi kafalarda soru işareti yaratıyor.

Otomatik paneller yardımıyla Tayland ve Kamboçya gibi ülkelerde trend olan Türk sanatçılar ve stream şirketleri konusundaki son gelişmeleri Who Are We Who We Are’ın plak şirketi sahibi ve müzisyen Berke Can Özcan’a danıştık.

Özcan, alternatif sanatçıların Spotify gibi platformlarda kazançtan çok varlıklarını ispatlamak ve var olmaya devam etmek için çabaladıklarını belirtiyor.

Telif hakkında haksız kazanç sağlayanlara karşı ortak bir girişim kurulsa buna dahil olup olmamak konusunda çekimser kalan Özcan, coğrafi olarak uzak olan bir ülkenin listesinde trend olsa, bu durumun turneye dönüşmediği sürece şüphe uyandıracağını belirtiyor.

Son gelişmeleri göz önüne aldığımızda, algoritmaların durdurulamayan yükselişine tanık olsak da, telif pastasından haksız kazanç sağlamaya çalışan kesimin önüne geçmenin en etkin yolunun küratörlerden, moderatörlerden ve titizlikle kurgulanan güvenlik sistemlerinden geçtiğini gözlemliyoruz.