Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

İstanbul yaklaşan 'büyük deprem'e hazır mı? Toplanma alanları ne durumda? Uzmanlar yorumluyor

Balat'ta depremde hasar gören 3 bina, kontrollü şekilde yıkıldı.  ( Arif Hüdaverdi Yaman - Anadolu Ajansı )
Balat'ta depremde hasar gören 3 bina, kontrollü şekilde yıkıldı. ( Arif Hüdaverdi Yaman - Anadolu Ajansı )
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

İstanbul’da Silivri merkezli 5.8 şiddetindeki deprem, yakın dönemde kaydedilen en sarsıcı sallantı olarak endişe yarattı.

Uzmanlar İstanbul için yıkımın eşik değerinin 6.4 olduğunu belirtiyor. Beklenen “Büyük Marmara depremine” kadar olan sarsıntılar, “uyarıcı deprem” olarak kabul ediliyor. Peki İstanbul, yeni olası yeni depremlere ne kadar hazır?

Afet Toplanma Alanları’nın durumu ne?

Bir deprem bölgesi olan ve her ay yaklaşık iki bin depremin yaşandığı belirtilen Türkiye’de yaşanan depremlerin ardından en çok konuşulan sorunlardan biri de Afet Toplanma Alanları’nın durumu. Can havliyle kaçan insanların binaların altına sığınması ise daha büyük bir güvenlik riski doğurabiliyor.

Özellikle nüfus ve yapılaşma açısından kalabalık bir bölge olan Marmara’da afet toplanma alanlarının büyük kısmının alışveriş merkezi ve gökdelenler olarak değerlendirildiği yönünde eleştirilere gelirken, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) on binlerce ilan edilmiş toplanma alanı olduğunu ve bunların sürekli güncellenerek kendi sitesinden yayınlandığını açıkladı.

AFAD’ın 2016 verilerine göre İstanbul'da toplam 2354 toplanma alanı bulunuyor. Bu verilere göre; en çok toplanma alanı Ümraniye, en az toplanma alanı ise Şile’de bulunuyor.

1 Mart 2018’de İstanbul valiliğinin açıklamasına göre ise kentte 2 bin 850 toplanma alanı var. Ancak İnşaat Mühendisleri Odası, bu rakamın kapsamında çok küçük çocuk bahçeleri ve apartmanların dış avlularının da katıldığını ileri sürerek itiraz ediyor.

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nden emekli deprem mühendisi Prof. Mehmet Nuray Aydınoğlu, objektif ölçümler ve GPS sistemleriyle fayın ne kadar hareket ettiğine dair hassas değerlendirmeler ışığında depremin her an olabileceğini, ancak olası bir depremde tehlikenin yapılaşma ve mekan kullanımı açısından büyük tehlike altında olduğunu kaydediyor:

Koca şehirde günlerce yardım gidemeyen yerler olabilir. Daracık sokaklarımız var. Her sokakta iki sıra otomobil park etmiş durumda. Sokaklara kurtarma araçları giremeyecek

“Deprem anında kent olarak mahalleden başlayarak ilçe, şehir ölçeğine doğru genişleyerek ne yapacağımızı, toplanma, ulaşım ağı, temel ihtiyaçlarımızı karşılama açısından nasıl hareket edeceğimizi önceden kapsamlı senaryolar altında değerlendirmeliyiz. Koca şehirde günlerce yardım gidemeyen yerler olabilir. Daracık sokaklarımız var. Her sokakta iki sıra otomobil park etmiş durumda. Sokaklara kurtarma araçları giremeyecek. Bunları giderebilmek için çok detaylı senaryolar geliştirmek, çok ayrıntılı planlamalar yapmak gerek.”

Deprem tatbikatları yapılmalı

Prof. Aydınoğlu ayrıca yılın belli aylarında deprem tatbikatları yapılması gerektiğini, deprem olduğunda semt sakinlerinin evlerinden çıkıp nereye gideceklerini, hangi yoldan ilerleyeceklerini, elektrik ve su kesildiğinde ne yapacaklarını öğrenmeleri gerektiğini belirtiyor ve ekliyor: “Yerel yönetimlere büyük sorumluluk düşüyor. Bu konuda ayrıntılı bir çalışma başlatmazlarsa büyük deprem anında çok zor altından kalkacağız.”

İstanbul büyükşehir belediye başkanı Ekrem İmamoğlu, deprem sonrası yaptığı açıklamada “Deprem şehrimizin, ülkemizin milli sorunudur. Bu tarihe kadar kaybettiğimiz vakti tüm kamu kurumlarıyla işbirliği halinde çözmemiz gerektiğinin bilincindeyiz. 859 adet yeni tespit edilen afet toplanma alanından kentsel dönüşüme, tüm süreci büyük bir ciddiyetle ele alıyoruz.” dedi.

Özel iletişim vergilerine rağmen mobil telefon hatlarının depremin hemen ardından “yoğunluk” gerekçe gösterilerek çökmesi ise yoğun eleştirilere yol açtı. Operatörlerin kısa süre içerisinde tatmin edici bir açıklama yapması bekleniyor.

Prof. Mehmet Nuray Aydınoğlu, deprem hasarlarının azaltılması bağlamında son yirmi yıldır olumlu çalışmalar yapıldığına da dikkat çekiyor.

İSMEP başarılı oldu

Euronews Türkçe’ye konuşan Aydınoğlu, “Bunlar arasında en önemlisi Dünya Bankası projesi çerçevesinde başlatılan, ardından Avrupa Yatırım Bankası tarafından da desteklenen ve halihazırda devam etmekte olan İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi (İSMEP) oldu. Bu kapsamda okullar ve hastaneler güçlendirildi ve bunda büyük ölçüde başarı sağlandı.” diyor.

Öte yandan, deprem sonrasında ana arter üzerindeki viyadüklerin ve köprülerin güçlendirilmesi için yoğun çaba sarf edildiğini ve bu çalışmaların büyük oranda başarıyla tamamlandığını kaydeden Prof. Aydınoğlu, özellikle Birinci Boğaz Köprüsü’ne bağlanan ve çok kritik durumdaki Ortaköy viyadüklerinin ve Mecidiyeköy viyadüğünün güçlendirilmesine dikkat çekerek, bu köprülerden birinin hasar görmesi durumunda köprünün kullanılamayacağını vurguladı.

Ancak Aydınoğlu İstanbul’daki konutlar konusunda çok iyimser değil: “Kentsel dönüşüm adı altında 2012’den bu yana geçen süre zarfında bu konu daha ziyade rant getirici bir kampanyaya dönüştü; kentsel dönüşüm deyince İstanbul’da arsası değerli semtlerdeki binaların yenilenmesi amaçlandı. Ama deprem riskinin azaltılması konusunda sistematik bir çalışma yapılmadı.”

İnşaat denetimlerinde mesleki yeterlilik düşük

Prof. Aydınoğlu, projelerin inşaat denetimi konusunda insan sermayesinin yeterli olmamasının deprem sonrasında kendisini açık bir şekilde gösterdiği kanısında.

“Her yıl üniversitelerden 10 bin yeni inşaat mühendisi mezun oluyor. Ancak mezun olduklarındaki bilgi altyapıları o denli yetersiz ki bu kişilere meslek-içi eğitim sağlamak mümkün değil. İşte onlara bu yetki veriliyor. Bu konudaki tüm sivil toplum girişimlerine rağmen, yapı denetim mekanizması içindeki mühendislerin mesleki kalifikasyonuna önem verilmiyor.”

Türkiye’de yeni deprem tehlikesi haritası, ülke çapındaki üniversitelerden uzmanların katkısıyla güncellendi ve 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi.

Büyük firmaların depreme dayanıklı inşaat işlerine girmesini kalite artışı açısından olumlu gören ancak bu kalitenin diğer şirketlere yansımadığına dikkat çeken Prof. Aydınoğlu, son dönemde hazır betonun zamanında bilinçli kullanılmaması, su izolasyonu tedbirlerinin alınmaması sebebiyle durduğu yerde çöken binaların sayısının özellikle son dönemde arttığını, ancak bu durumun medyaya yeterince yansımadığını da vurguluyor.

AFAD
Türkiye Deprem Tehlike HaritasıAFAD

20-25 yıl içerisinde büyük deprem bekleniyor

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, İstanbul’da depremin şiddetinin 7.2’den küçük olma olasılığının yüzde 74, 7.2 ila 7.5 arasında olmasının yüzde 4, 7.5 olma olasılığının ise binde 1 olduğunu belirtiyor. 5.8’lik bir deprem beklediğini bir gün önceden açıklamış olan Prof. Ercan, “son depremde bir olağanüstülük yok, her şey olağan seyrinde gidiyor. Ama ben bu kadar erken geleceğini tahmin etmiyordum. Demek ki bölgedeki gerginlik henüz boşalmamış.” diyor.

Ancak, Prof. Ercan bundan sonra daha büyük bir deprem geleceği kanısında değil; zira Kuzey Marmara’da şiddeti 4 ila 6 arasında değişen depremler görüleceğini, 20-25 yıl içerisinde olacağını öngördüğü ana deprem yaklaştıkça da bu depremlerin sıklığının artacağını düşünüyor:

“İstanbul’da yapıların büyük kısmı yapılaşma izni olmayan yerlere yapıldı; imar affıyla gelen izinlerin ardından da kaçak yapı oranları çok arttı. Bu deprem bir uyarıdır. Deprem kaçak yapıları aradan seçer, yıkılmaya aday yapıları yıkar. İstanbul’da kentsel dönüşüm yerine yapısal dönüşüm yapılıyor. O yapıda dairesi olan kişiyi, müteahhidi daha zengin ediyor. Ecevit döneminde konmuş olan deprem vergilerin duble yol yapmak üzere kullanılması, yoksulun umudunun kırılması anlamına geliyor.”

“Kentsel öteleme” önlenmeli

Prof. Ercan, TOKİ ve KİPTAŞ aracılığıyla yapılan yapıların en güvenilir olanlar olduğunu söyleyerek özellikle yoksullara yönelik olarak bu yapıların yoğunlaştırılması, kentsel dönüşüm ile şehirlerin büyütülmeksizin bulunduğu yerde dönüşüm yapılması gerektiğini de bir örnekle açıklıyor:

“Fikirtepe’de kötü bir uygulama gördük. Orada yoksulların oturduğu eski gecekondu semtlerindeki evleri, arazileri müteahhitler yok pahasına aldılar, yoksullar da aldıkları cüzi miktarda parayla kentin çeperlerine doğru itilmiş oldular, çünkü ancak oralarda daire alabildiler. Bu da “kentsel öteleme” sonucunu doğurdu.”

Prof. Ercan’a göre, halihazırda İstanbul’da 300.000 konut boş olmasına rağmen halen ev yapılıyor ve banka kredileriyle zengin semtlerinde yapılan kentsel dönüşüm, depremden asıl etkilenecek kesimlere herhangi bir güvence sağlamıyor.