Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Ralph and Russo, 100 sene sonra Paris Moda Birliği'ne giren ilk İngiliz markası nasıl oldu?

euronews_icons_loading
Ralph and Russo, 100 sene sonra Paris Moda Birliği'ne giren ilk İngiliz markası nasıl oldu?
©  euronews   -   Credit: Dubai
Metin boyutu Aa Aa

Interview'in bu haftaki konukları "Ralph and Russo" giyim markasının kurucuları ünlü modacılar Tamara Ralph ve Michael Russo.

Russo ve Ralph ikilisi Dubai serüveninin nasıl başladığını ve markalarının Paris Moda Birliği'nden 100 sene sonra davet alan ilk İngiliz şirket olması başarısını anlatıyor. İkili ayrıca Paris Moda Birliği Sendikası'ndan davet alan ilk Avustralya asıllı modacılar olarak da yine bir ilke imza attı.

Jane Witherspoon, euronews: "Biraz gerilere gidelim. Bu markayı nasıl ve neden yarattınız? Markanın hangi moda çizgisinde ilerlediğini bizlere anlatır mısınız?"

Tamara Ralph, Modacı, Ralph and Russo CEO'su: "Lüks ve el yapımı tasarımlara olan tutkumuz, bu markanın doğmasındaki en büyük etken. Ve ben biliyorsunuz, nesiller boyu özel tasarım ve terzilik yapan bir aileden geliyorum. Bir araya geldiğimizde lüks tüketime yönelik bir marka oluşturmaya karar verdik. Zaten her zaman böyle bir vizyonumuz vardı. Dünyaya açılan lüks bir giyim markasının sahibi olmak istiyorduk."

euronews: "2013 yılında Haute Couture yani Paris Moda Birliği'nden davet aldınız. Sanırım siz Paris Moda Haftası'nda yer alan tek İngiliz markaydınız. Bu serüveni bize biraz anlatır mısınız?"

Michael Russo, Modacı, Ralph and Russo CEO'su: "Evet, 100 sene sonra Paris Moda Birliği'ne giren ilk İngiliz marka olduk."

Tamara Ralph: "Evet bu bir dönüm noktasıydı. Ayrıca Paris Moda Birliği'ne davet edilen ilk Avustralyalılarız. Bu markamız için oldukça önemli bir olaydı. Paris Moda Birliği Sendikası tarafından tanınmak gerçekten de önemli bir başarı. O dönemde açıkçası sendika başkanı Didier Grumbach'nın da büyük desteğini aldık. Grumbach, moda dünyasındaki birçok markayı keşvedip büyüten bir isim. Ondan bu desteği almak harika bir duygu."

Özel tasarım bölümümüzde 45 farklı dil kullanılıyor. 16 yaşından 60 yaşına kadar birçok tasarımcı var. Biz her zaman sınırlarımızı zorluyoruz, sürekli yenilik peşindeyiz.
Tamara Ralph
Modacı, Ralph and Russo CEO'su

euronews: "Terziliği kişisel açıdan nasıl tanımlarsınız?"

Tamara Ralph: "Terzilik bir sanattır. Bizim tasarımlarımızı satın alan müşteriler aslında bunu diğer nesillere miras bırakıyor. Bu, aslında yatırım yapmak gibi bir şey, mücevher satın almaya benziyor. Özel tasarımları satın alıp sonsuza kadar saklayabilirsiniz. Bu işle uğraşmak bizim için gerçekten de çok özel."

euronews: "Moda tasarımı ve kıyafet yapma teknikleri geçen zaman içerisinde nasıl değişti? Siz buna nasıl ayak uydurdunuz? Daha çok geleneksel çizgide mi kaldınız?"

Tamara Ralph: "Dikiş konusunda uzman olduğumuz çok büyük bir atölyemiz var. Bunun yanında bünyemizde hazır giyim alanında uzman olan birçok zanaatkar barındırıyoruz. Ancak özel tasarım bölümünde 45 farklı dil kullanılıyor. 16 yaşından 60 yaşına kadar birçok tasarımcı var. Bu sebeple eski terzilik yöntemlerine modern dokunuşlar yapabilmek gerçekten de çok güzel. Biz her zaman sınırlarımızı zorluyoruz, sürekli yenilik peşindeyiz. Atölyemizde çıraklık ve yamaklık programlarımız var. Bu sayede eğitim, yenilik ve gelişimi bir arada sürdürüyoruz. Bunun önemi oldukça büyük."

euronews: "Birçok ünlü isim sizin tasarımlarınızı giyiyor. Örneğin Meghan Markle. Sanırım onun nişan elbisesi sizin tasarımınızdı. Böyle bir durumla karşılaşmak sizin için nasıl bir duygu? Heyecan verici mi yoksa korkutucu mu?"

Tamara Ralph: "Bu kesinlikle heyecen verici bir şey. Bunun yanında o nişan töreni, gerçekten de hafızalara kazınan bir etkinlik oldu. Çünkü Markle'ın nişan elbisesi seçimi, birçokları açısından oldukça sıra dışıydı. Bence harika bir seçimdi. Bu karakterini gösterdi. Sınırları zorladı."

euronews: "Giysi tasarlarken müşteriniz mi size belli bir fikirle geliyor yoksa duruma göre ya da müşterinizin tarzına göre siz mi onlara bir şeyler öneriyorsunuz?"

Michael Russo: "İkisi de... Örneğin Beyonce'nin sıra dışı sahne kostümlerinden Angelina Julie'nin Maleficent gibi filmlerde kullandığı kıyafetlerine kadar bugüne değin çok farklı tarzlarda tasarımlar yaptık. Tasarımlarımız her zaman çok çeşitliydi."

Tamara Ralph: "Ancak sadece bu isimler için değil, tüm özel müşterilerimiz için hep kişisel tasarımlara imza attık. Müşterilerimizin ünlü ya da özel isimler olmasının önemi yok. Onlara moda konusunda rehberlik etmeyi seviyoruz ve tasarım sürecinin her zaman bir parçasıyız."

Sanırım Covid-19 sürecin en zor yanı, moda sektörünü canlı tutma çabalarıydı.
Tamara Ralph
Modacı, Ralph and Russo CEO'su

euronews: "Bu sene her açıdan oldukça zor geçti. Tasarımlarınızı sanal ortamlarda sergilemek nasıl bir tecrübeydi?"

Tamara Ralph: "Şurası bir gerçek ki, bu süreç evrim gibi bir şeydi. Sanal ortamlar elbette gözle görmenin ya da elle dokunmanın yerini tutmuyor. Sanırım bu sürecin en zor yanı, sektörü canlı tutma çabalarıydı. Ancak ben yeni tasarımları ve icatları severim. Bence dijital dünya söz konusu olduğunda sınırları zorlamak ve yeni fikirler geliştirmek oldukça ilginç bir deneyim. Ancak geleneksel moda defilelerinin yeri her zaman ayrı ve kıyafet koleksiyonları bakımından hala çok önemli. Sektör gelişirken bazı dengeleri sağlamak gerekiyor. Geleneksellik ya da modernlik... Bence her ikisi de eşit öneme sahip."

euronews: "Neden Dubai'de bir mağaza açmaya karar verdiniz?"

Michael Russo: "Dubai'nin artık farklı kültürlere açıldığını gördük ve ürünlerimiz de şehrin bu yapısına ve buradaki moda piyasasına oldukça uyuyordu. Burada müşteri odaklı bir piyasa hakim ve bu aslında tam da Ralph & Russo markasının vizyonu... Böylelikle bölgedeki amiral gemimizi yürütmeye başlamış olduk."

euronews: "Burada farklı müşterileriniz olduğunu söyleyebilir misiniz?"

Michael Russo: "Dubai'de çok fazla yabancı turist var ve Ralph Russo müşterileri de aslında bu kitleden oluşuyor. Burada satılan ürünler diğer dünya ülkelerinde satılanlarla birbirine çok yakın tarzda... Kısaca budaki yerel pazarla dünya pazarı arasında çok da bir fark yok diyebiliriz. Biraz yerel, biraz da uluslararası müşterilerin karışması bence çok güzel."

euronews: "New York, Milano, Londra ve Paris gibi sektörün önde gelen şehirleriyle kıyaslarsanız, sizce buradaki yerel moda piyasası gelişiyor mu?"

Tamara Ralph: "Bence Dubai, Körfez bölgesinin ayrılmaz bir parçası. Evet burası gerçekten de bölgenin merkezi, inanılmaz derecede uluslararası... Burası bölgenin büyük bir moda güzergahı ve bu açıdan önemli bir konuma sahip."

euronews: "Yakında ilk kez anne olacaksınız. tebrik ediyorum. İşinizle özel hayatınız arasındaki dengeyi nasıl sağlayacaksınız? Çünkü çalışan bir anne olacaksınız."

Tamara Ralph: "Sanırım bu süreç bu dengeyi nasıl koruyacağınızı da deneyimle öğretiyor. Çünkü daha önce böyle bir tecrübem olmadı. Çok iyi bir ekibimiz var. Şirket içerisinde çok güçlü bir altyapı desteğine sahibiz. Bir şekilde yolunu bulacağız. Bunun yanında belki de annelik deneyimim, çocuk kıyafetleri pazarına girme şansı da doğurabilir."

euronews: "Şu anda iş alanınızı genişletiyorsunuz ve aksesuar pazarına yatırım yapacaksınız. Bu konuda ne söylemek istersiniz?"

Tamara Ralph: "Benim açımdan Covid-19 salgınından önce ve sonra işleyen süreç harikaydı. Farklı şeyler yaşadık. Düşünce yapımızı tamamiyle değiştirdik. Gelecek birkaç seneye odaklanmaya başladık. Kozmetik ve moda aksesuarları sektörüne her zaman ilgi duyuyorduk. Ev içi tasarım, mobilya, dekorasyon... Moda sektöründe birçok şey iç içe... Zaten biz bu sektörlere yavaş yavaş girme eğilimindeydik ve zaman geçtikçe çalışmalarımızı hızlandırıyoruz."