Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

'Üyelik müzakereli donmuş kalacak': AB'den Türkiye'ye AİHM kararlarına uy çağrısı

Access to the comments Yorumlar
 Euronews
AB Konseyi'nin AB'nin genişlemesiyle ilgili Türkiye raporu
AB Konseyi'nin AB'nin genişlemesiyle ilgili Türkiye raporu   -   ©  Lefteris Pitarakis/Copyright 2019 The Associated Press. All rights reserved   -   Emrah Gurel

Avrupa Birliği (AB), insan hakları, ifade özgürlüğü ve demokrasi gibi konularda gerilemenin 'endişe verici' olduğunu açıklayarak, Türkiye'den Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AIHM) kararlarını uygulaması için çağrı yaptı. Türkiye'nin AB'den giderek daha fazla uzaklaştığı not edilirken, üyelik müzakerelerinde yeni bir fasıl açılması ya da mevcut bir faslın kapatılmasının da söz konusu olmadığı ifade edildi.

Üye ülkelerin AB işleriyle ilgili bakanları, yılın son Genel İşler Konseyi toplantısı için Brüksel'de bir araya geldi.

16 Aralık'ta düzenlenecek AB Liderler Zirvesi öncesinde AB'nin 2022 gündem maddelerini ele alan AB Konseyi AB'nin genişlemesiyle ilgili son durumu değerlendirdi. Toplantı sonrasında yayımlanan sonuç bildirisinde diğer aday ülkelerle birlikte Türkiye ile ilgili değerlendirmeler de yer aldı.

AB'nin Türkiye ile iş birliğine ve karşılıklı faydaya dayalı bir ilişki geliştirmeyi istediğinin hatırlatıldığı bildiride, "Türkiye, aday ülke statüsünü koruyor ve birçok ortak ilgi alanında kilit ortak olmaya devam ediyor" denildi.

Göç, halk sağlığı, iklim, terörle mücadele ve bölgesel meselelerde işbirliği mesajı

Bildiride, AB Konseyi'nin Doğu Akdeniz'de tansiyonun düşürülmesinden duyduğu memnuniyet ifade edilirken, bunun sürdürülmesinin önemine değinildi ve AB'nin Türkiye ile ortak çıkar alanlarında aşamalı, orantılı ve tersine çevrilebilir ilişki kurmaya hazır olduğu anımsatıldı.

Bildiride konseyin "açık ve samimi bir diyalog sürdürmeye, ortak sorunları ele almaya ve göç, halk sağlığı, iklim, terörle mücadele ve bölgesel meseleler gibi ortak çıkar alanlarında iş birliği yapmaya kararlı" olduğu ifade edildi.

Bu alanlardan bazılarında yakın zamanda başlatılan Yüksek Düzeyli Diyaloglardan ve Türkiye'nin Paris İklim Anlaşması'nı onaylamasından duyulan memnuniyetin ifade edildiği bildiride şunlar aktarıldı:

"Konsey, Türkiye'nin yaklaşık 4 milyon mülteciye ev sahipliği yapma ve ihtiyaçlarını karşılama konusundaki süregelen önemli çabalarını takdir ediyor. Mültecilere ve ev sahibi topluluklara taahhüt edilen AB yardımları zamanında sağlanacaktır."

Bildiride, AB-Türkiye göç mutabakatının sonuç vermeye devam ettiği belirtilirken, Türkiye'ye, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni de kapsayacak şekilde mutabakatı eksiksiz ve ayrım gözetmeksizin uygulanmasını sağlama çağrısında bulundu.

Temel haklarda gerileme endişe verici

Bildiride Türkiye'de demokrasi, hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğünün de yer aldığı temel haklar noktasında gerilemenin ve yargı bağımsızlığındaki eksikliğin endişe verici olduğu belirtildi.

"OHAL sırasında alınan kısıtlayıcı önlemlerin hukuka entegre edilmesi Türk halkı üzerinde derin olumsuz etkiler yaratmaktadır" denilen bildiride gazeteciler, akademisyenler, milletvekilleri, siyasi parti mensupları, avukatlar, inan hakkı savunucuları, sosyal medya kullanıcıları ve diğer temel hak ve özgürlüklerini kullanan kişilere karşı süregelen kısıtlama, gözaltı, hapse atma ve diğer uygulamalara göz yumulamayacağı kaydedildi.

Hukuka ve seçim sürecinin bütünlüğüne saygıya da vurgu yapan bildiride Türkiye'ye uluslararası standartlara ve taahhüt ettiği yükümlülüklere uyum çağrısı yapıldı. Türkiye'nin Avrupa Konseyi ve diğer ilgili kurumlarla iş birliği arttırması gerektiğine işaret edilen bildiride, Türkiye'nin üyesi olduğu Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi'ni tam olarak uygulaması ve AİHM kararlarına riayet etmesi gerektiğini kaydedildi.

"Konsey Türkiye'nin AB'den giderek uzaklaşmaya devam etiğini üzüntüyle kaydeder" denilen bildiride Türkiye'nin katılım müzakerelerinin durma noktasına geldiği hatırlatılarak yeni bir faslın açılma ya da kapanmasının söz konusu olmadığının altı çizildi.

"Merkez Bankası'nın bağımsızlığı" vurgusu

Türkiye'de pazar ekonomisinin işleyişindeki ciddi sorunların devam ettiğine dikkat çekilen bildiride kurumsal ve politika zayıflıklarının yetkililerin hareketlerinin güvenilirliğini ve etkinliğini zedelediğine, dengesizlikleri arttırdığına ve sonuç olarak finans piyasalarında istikrarsızlığa, emek piyasasında derin olumsuz etkiye ve yüksek oranda yoksulluğa yol açtığı tespiti yapıldı ve "Merkez Bankası gibi düzenleyici kurumların bağımsızlığı özellikle önemlidir" ifadesine yer verildi.

Gümrük Birliği ile ilgili olarak da "Konsey, Türkiye'nin AB-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki yükümlülüklerinden sürekli olarak sapmalarını esefle karşılar ve buna uygun olmayan ticaret engellerinin gecikmeksizin kaldırılması gerektiğini hatırlatır" denildi.

"Maraş'ta atılan adımların tümü geri alınsın"

Türkiye'nin dış politikada, özellikle de Libya konusunda AB'nin ortak dış politika ve güvenlik politikasının öncelikleriyle çatıştığı belirtilen bildiride, AB Konseyi'nin Türkiye'den ve diğer bütün aktörlerden bölgedeki krizlerin çözümüne olumlu katkıda bulunmasını beklediği dile getirildi.

Bildiride Türkiye'den tartışmasız olarak komşularıyla iyi ilişkiler kurması, uluslararası anlaşmalara uyması ve anlaşmazlıkların barışçıl şekilde çözülmesi ve bunun için gerekirse Uluslararası Adalet Divanı'na başvurulması beklentilerinin devam ettiği belirtildi.

Bu kapsamda Türkiye'nin bütün üye devletleri tanımasının esas olduğu ve komşularına yönelik tehdit ve eylemlerini durdurması gerektiğine vurgu yapılan bildiride Kıbrıs'la ilişkilerin normalleştirilmesi ve üye devletlerin kara, deniz ve havada egemenliğinin tanınması, doğal kaynakları arama ve çıkarma hakkına saygı göstermesi istendi.

Maraş konusuna da değinilen bildiride şu ifadeler yer aldı:

"Konsey, Türkiye'nin Maraş ile ilgili olarak BM Güvenlik Konseyi Kararlarına aykırı olan tek taraflı eylemlerini kınar. Maraş'ın statüsünün önemini ve BM Güvenlik Konseyi'nin özellikle 550, 789 ve 1251 sayılı kararlarına tam saygı gösterilmesi gerektiğini hatırlatır. Konsey, bu eylemlerin ve Ekim 2020'den bu yana Maraş'ta atılan tüm adımların geri alınmasını talep etmektedir"

AB Komisyonu ve AB Dış İlişkiler Servisi, Maraş konusunda Türkiye'ye karşı atılacak adımlarla ilgili bir "seçenekler belgesi" hazırlamıştı ancak üst düzey bir AB yetkilisi, konuyla ilgili gazetecilere bilgi verirken "Hangi seçeneğe ağırlık verileceğine veya belki de hiçbirine gerek olmadığına bakanlar karar verecek. Sürecin nasıl ilerleyeceğini bakanların toplantısından sonra göreceğiz" demişti.