Suudi Arabistan ve İran'ın Çin'in arabuluculuğunda anlaşması ABD'de nasıl yorumlandı?

İran ve Suudi Arabistanlı yetkililer Çin'in başkenti Pekin'de, Mart 2023
İran ve Suudi Arabistanlı yetkililer Çin'in başkenti Pekin'de, Mart 2023 © AP Photo
By euronews
Haberi paylaşınYorumlar
Haberi paylaşınClose Button

İran ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için varılan anlaşmada Çin'in üstlendiği rol ABD'de nasıl yorumlandı?

REKLAM

Suudi Arabistan ile İran'ın diplomatik ilişkileri yeniden başlatmak için el sıkışması ve bu anlaşmaya Çin'in arabuluculuğunda varılması Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) temkinli karşılandı.

Taraflar, iki ay içinde elçilik ve misyonlarını yeniden açma ile güvenlik ve ekonomik iş birliği anlaşmalarını uygulamada mutabakata varmış, imzalar 10 Mart'ta Çin'in başkenti Pekin'de atılmıştı. 

Anlaşmanın ardından Amerikan basınında çıkan haberlerde girişim, 'Washington'un Orta Doğu'daki nüfuzuna gölge düşürecek nitelikte' yorumları ile verildi. 

ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi'ne görüş yazısı kaleme alan, eski istihbarat şeflerinden Jonathan Panikoff, Çin'in hamlelerinin Amerikan yönetimi için bir uyarı olması gerektiğini savundu.

Panikoff, 'Çin'in Orta Doğu'daki varlığının sadece pasif ekonomik çıkarlarla sınırlı' görüşünün yaygın olduğunu fakat ticari ilişkilerin zamanla diplomasiyi güçlendirdiğini ve nihayetinde istihbarat ve güvenlik iş birliğine varabileceğini söyleyip Pekin'in bölgedeki nüfuzunu sağlamlaştırabileceğini aktardı. Eski istihbarat şefine göre ABD'nin Orta Doğu'da bıraktığı boşluğu Çin'in doldurması, ABD'nin ticari, enerji ve ulusal güvenliğinin darbe alması anlamına geliyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Orta Doğu Enstitüsü'nden Alex Vatanka ise Pekin'in politik düzeyde elini güçlendireceğine ihtimal vermiyor. Vatanka, tarafların barışmasının büyük önem taşıdığını ancak Yemen başta olmak üzere şiddeti olaylarını dindireceğine yönelik soru işaretlerinin olduğunu söyledi.

The Hill'e konuşan Vatanka'ya göre en büyük rakibi Çin'in devreye girmesi ABD için 'bölgede kilit rolü oynayamadı' izlenimi verse de Orta Doğu'da Pekin rüzgarı esmesi olası değil.

Çin'in Suudi Arabistan'ın en büyük petrol müşterilerinden olması ve aynı zamanda Tahran ile de yakın ilişkiler yürütmesi, taraflar arasındaki arabuluculuk rolünü kolaylaştırdı.

Beyaz Saray'ın ise, Trump yönetimin özellikle nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından tamamen kopan ilişkilerden dolayı bu tür bir rolü ABD'nin üstlenmesinin imkansıza yakın olduğu da yazıldı.

ABD Başkanı Joe Biden, geçtiğimiz temmuzda ABD'nin Orta Doğu bölgesinde aktif bir ortak olmaya devam edeceğini belirterek, "Asla çekip gitmeyeceğiz ve bölgede Çin, Rusya veya İran tarafından doldurulacak bir boşluk bırakmayacağız." demişti.

İran-Suudi Arabistan ilişkileri

Suudi Arabistan'da 2 Ocak 2016'da aralarında Şii din adamı Nimr el-Nimr'in de bulunduğu 47 kişi "terör" suçlamasıyla idam edilmişti.

İdamlara tepki gösteren İranlı yetkililerin peş peşe yaptığı açıklamaların ardından Suudi Arabistan'ın Tahran Büyükelçiliği ve Meşhed kentindeki konsolosluk binaları İran'daki göstericiler tarafından ateşe verilmişti.

Mart 2015'te başlayan Yemen'deki kriz nedeniyle zaten gergin olan iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler tamamen kesildi. Taraflar 7 yıl sonra ilişkilerin normalleşmesi için Pekin'de varılan anlaşmaya imzaları attı.

Haberi paylaşınYorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

İran ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanları ramazanda yapacakları görüşmeyi ele aldı

İran'da kız öğrencilerin toplu zehirlenme vakalarıyla ilgili 100'den fazla kişi gözaltına alındı

ABD'de bir asker, Gazze'deki savaşı protesto için İsrail Büyükelçiliği önünde kendini ateşe verdi