Mart 2025’te Paris’teki bir mahkeme, Marine Le Pen’in partisinin 2,9 milyon euro değerindeki Avrupa Parlamentosu fonlarını usulsüz şekilde aktarmak için kurduğu 'hileli bir sistemin' merkezinde yer aldığını hükmetti.
Paris Temyiz Mahkemesi, aşırı sağcı lider Marine Le Pen hakkında açılan dolandırıcılık davasında kararını 7 Temmuz’da açıklayacağını duyurdu. Söz konusu kararın, Fransız siyaseti açısından kritik bir dönüm noktası olması bekleniyor.
Alt mahkeme, 57 yaşındaki deneyimli siyasetçiye geçen yıl Avrupa Parlamentosu’ndaki sahte istihdam skandalı nedeniyle beş yıl kamu görevinden men cezası vermiş, bu karar Le Pen’in cumhurbaşkanlığı hedeflerine darbe vurmuştu.
Mart 2025’te Paris’te görülen davada mahkeme, Le Pen’in partisinin Avrupa Parlamentosu fonlarından 2,9 milyon avroyu usulsüz şekilde aktarmak için kurduğu “hileli bir sistemin” merkezinde yer aldığına hükmetmişti.
Temyiz mahkemesinin bu çarpıcı kararı onaması halinde, üç kez cumhurbaşkanlığına aday olan Le Pen’in 2027 seçimlerinde yarışması engellenecek. 2027 seçimleri, Le Pen’in en güçlü şansı olarak değerlendiriliyor. Çarşamba günkü duruşmanın sonunda mahkeme başkanı, kararın 7 Temmuz günü öğleden sonra açıklanacağını bildirdi.
Le Pen ise duruşma sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, “Ne kadar erken olursa o kadar iyi olur diye düşünüyorum,” ifadelerini kullandı.
Le Pen, 2017 ve 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalmış, ancak her iki kez de Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a karşı kaybetmişti.
Macron ise art arda iki dönem görev yapma sınırına ulaştığı için gelecek yıl yeniden aday olamıyor.
Le Pen, temyiz davasında verilecek kararın ardından cumhurbaşkanlığına aday olup olmayacağına karar vereceğini açıklarken, partisi Ulusal Birlik’in (RN) liderliğini yürüten 30 yaşındaki yardımcısı Jordan Bardella’nın aday gösterilebileceğini de ima etti.
Kasım ayında yayımlanan bir kamuoyu yoklaması, Bardella’nın aday olması halinde 2027 seçimlerinin ikinci turunu, karşısına kim çıkarsa çıksın kazanacağını öngördü.
Savcılar geçen hafta, Le Pen ve göçmen karşıtı RN partisinin diğer üyelerine yönelik davada mahkemeden, Le Pen hakkında beş yıl kamu görevinden men cezasının ve üç yılı ertelenmiş olmak üzere dört yıl hapis cezasının korunmasını talep etti.
Le Pen, ilk yargılamada iki yılı ertelenmiş olmak üzere dört yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
Savcılar: Fonlar bilinçli şekilde usulsüz kullanıldı
Savcılar, çalışanların maaşlarının AB fonlarıyla karşılanmasının ülkedeki diğer siyasi partilere karşı haksızlık oluşturduğunu savundu. Hukuk eğitimi almış olan Le Pen’in, danışmanların fiilen yaptıkları işler ile imzaladıkları sözleşmeler arasındaki uyumsuzluğu fark etmemiş olamayacağını ileri sürdü.
Savcılardan Stephane Madoz-Blanchet, “damla damla birikerek nehre dönüşen kamu kaynaklarının usulsüz şekilde aktarıldığını” belirterek, Le Pen’in liderliğinde işleyen bir “sistemi” eleştirdi.
“Kamu fonlarının zimmete geçirilmesine yönelik eylemler bilinçli ve dikkatli bir şekilde gizlendi” diyen savcı, davanın kamu güveni açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Bir diğer savcı Thierry Ramonatxo ise söz konusu usulsüzlüklerin “dürüstlük ilkesinin çok ciddi bir ihlali” olduğunu ve bunun partiye, Avrupa Parlamentosu aleyhine önemli tasarruflar sağlayarak “somut bir avantaj” kazandırdığını söyledi.
Savcılık makamı, mahkemeden Le Pen’in beş yıl süreyle seçilmiş görevlerde bulunmasının yasaklanmasını ve elektronik kelepçe ile bir yıl ev hapsine mahkûm edilmesini talep etti.
'Hiçbir şeyi gizlemedik'
Temyiz duruşmasında Le Pen, AB Parlamentosu danışmanı olarak maaş alan bazı çalışanların partisinde görev yaptığını kabul etti. Ancak bunun kurallara aykırı olmadığını düşündüğünü ve hiçbir şeyi gizlemeye çalışmadığını savundu.
“Yanlışlık şu noktada: Muhtemelen bazı danışmanlar, duruma göre az ya da çok, hatta tamamen parti yararına çalışmış olabilir. Hepsi bu,” diyen Le Pen, mahkemede bu ifadeleri kullandı.
Le Pen ayrıca, Avrupa Parlamentosu yetkililerinin partisinin işe alım yönteminin kurallara aykırı olabileceği konusunda kendilerini uyarmadığını belirterek eleştiride bulundu.
“Hiçbir şeyi gizlemedik,” dedi.
Partinin avukatı ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, kurallar konusunda “gri bir alan” bulunduğunu ve bunun sanıkların lehine değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“Belki bazı idari eksiklikler, belki dikkatsizlik ya da acelecilik söz konusu olmuş olabilir,” diyen David Dassa-Le Deist, ancak genel olarak parti yetkililerinin iyi niyetle hareket ettiğini ifade etti.