Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Avrupa'da petrol ve gaz fiyatlarında rahatlama bekleniyor mu?

4 Nisan 2026 Cumartesi günü Almanya'nın Münih kentindeki bir akaryakıt istasyonunda benzin fiyatları görülüyor.
4 Nisan 2026 Cumartesi, Almanya'nın Münih kentindeki bir akaryakıt istasyonunda benzin fiyatları panoda görüntüleniyor. ©  AP Photo/Matthias Schrader
© AP Photo/Matthias Schrader
By Doloresz Katanich
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Avrupa, Hürmüz Boğazı’na büyük ölçüde bağımlı olmasa da enerji fiyatları bir süre daha yüksek kalabilir.

ABD ile İran arasında iki haftalık ateşkesin teyit edilmesinin ardından petrol fiyatlarında sert düşüş yaşansa da, Avrupa’nın enerji arzına olan yüksek bağımlılığı nedeniyle rahat bir nefes alması beklenmiyor.

REKLAM
REKLAM

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasının küresel petrol piyasası tarihindeki en büyük arz kesintisini tetiklediğini bildirdi. Körfez’deki enerji tesislerine yönelik saldırıların gaz arzı üzerinde yıllara yayılan etkiler yaratabileceği öngörülüyor.

Avrupa, petrol ve gazının yalnızca küçük bir bölümünü doğrudan Hürmüz Boğazı üzerinden temin etse de krizden önemli ölçüde etkileniyor. Ateşkes öncesinde İran güçlerinin kontrolünde olan boğazın açılması, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatları açısından kritik öneme sahip olduğu için müzakere edilemez bir şart olarak öne çıktı.

IEA’ya göre 2025’te boğazdan günlük yaklaşık 15 milyon varil ham petrol geçti. Bunun yalnızca yüzde 4’ü, yani günde yaklaşık 600 bin varil Avrupa’ya yönlendirilirken, AB’nin günlük ihtiyacı 13 milyon varil seviyesinde bulunuyor. Buna rağmen ateşkes sonrası olası bir barış anlaşması durumunda dahi Avrupa’da akaryakıt fiyatlarında hızlı bir düşüş beklenmiyor.

AB Enerji Komiseri Dan Jørgensen geçen hafta yaptığı açıklamada, “Barış yarın sağlansa bile öngörülebilir gelecekte normale dönmeyeceğiz,” ifadelerini kullandı.

Küresel fiyatlar Avrupa'yı nasıl etkiliyor?

AB İstatistik Ofisi Eurostat verilerine göre AB, petrolünün yüzde 80-85’ini ithal ediyor. En büyük tedarikçi yüzde 15,1 ile ABD olurken, onu Norveç ve Kazakistan izliyor.

Küresel petrol ticaretinin büyük bölümü uluslararası referans olarak kabul edilen Brent petrolüne göre fiyatlanıyor.

Savaş öncesinde varil başına 72–73 dolar seviyesinde olan fiyatlar, zirvede yaklaşık 120 dolara kadar yükseldi. Ateşkes sonrasında ise fiyatlar çarşamba günü itibarıyla yaklaşık 93 dolar seviyesinde seyretti.

Avrupa’da doğalgaz fiyatları da savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana yükseldi. Vadeli kontratlar savaş öncesindeki yaklaşık 35,5 euro/MWh seviyesinden 50 euroya çıktı ve 19 Mart’ta 61,93 euro/MWh ile zirve yaptı. Ateşkes sonrası fiyatlar yaklaşık 44 euro/MWh seviyesine geriledi.

Fiyat artışları tüketiciye nasıl yansıyor?

Avrupa’da birçok ülkede elektrik fiyatları, çoğu zaman en pahalı kaynak olan doğalgaza göre belirleniyor. Bu nedenle gaz fiyatlarındaki artış hem doğrudan enerji faturalarını hem de gazla elektrik üretim maliyetlerini yükseltiyor.

Uzmanlara göre sabit fiyatlı sözleşmeler ve devlet destekleri bu etkinin gecikmesine veya sınırlanmasına yardımcı olabiliyor. Örneğin Almanya’da toptan gaz fiyatlarının elektrik fiyatları üzerindeki etkisi yaklaşık yüzde 40 seviyesinde bulunurken, hanehalkı gaz fiyatlarının yüzde 50-60’ı bu kalemden oluşuyor.

Petrol tarafında ise Fransa Merkez Bankası, rafine yakıt fiyatlarında yüzde 1’lik artışın vergi öncesi fiyatları yaklaşık yüzde 0,75, pompa fiyatlarını ise vergilere bağlı olarak yaklaşık yüzde 0,3 artırdığını tahmin ediyor.

Ham petrol fiyatlarında 10 dolarlık bir artış, ulusal vergi sistemlerine bağlı olarak Avrupa’da litre başına yaklaşık 3 ila 6 euro centlik artış anlamına geliyor. Döviz kurları da önemli rol oynuyor; petrolün dolar üzerinden fiyatlanması nedeniyle euronun değer kaybetmesi, referans fiyatlar sabit kalsa bile maliyetleri artırıyor.

Fiyat artışlarını sınırlamak amacıyla İtalya, Almanya, İspanya, Portekiz ve Avusturya’dan bakanlar, enerji şirketlerinin aşırı kârlarına vergi getirilmesini AB’nin değerlendirmesini talep etti.

Fiyatların düşmesi için ne gerekiyor?

Avrupa’nın baskıyı hafifletmek için IEA’nın 400 milyon varillik rezervinin parçası olan stratejik stoklar ve ulusal düzeyde vergi indirimleri, sübvansiyonlar ve tüketim kısıtlamaları gibi araçları bulunuyor.

Atlantic Council Küresel Enerji Merkezi’nden Andrei Covatariu, ateşkes öncesinde Euronews Business’a yaptığı açıklamada, “Bunlar yalnızca geçici olarak durumu yumuşatabilir,” dedi.

IEA, Körfez ülkelerinin yaşanan aksaklıklar nedeniyle günlük en az 10 milyon varillik üretim kesintisine gittiğini ve bunun küresel talebin yaklaşık yüzde 10’una karşılık geldiğini tahmin ediyor.

Ancak yalnızca fiziksel arz değil, belirsizlik de fiyatlar üzerinde etkili oluyor.

Covatariu, “Belirsizlikten kaynaklanan büyük bir risk primi var, ancak aynı zamanda akışlarda ve üretimde ciddi bir kesinti de görüyoruz; yani piyasa sadece psikolojik faktörlerle şekillenmiyor,” dedi.

Petrol fiyatlarını yukarı iten unsurlar neler?

Arz endişelerinin ötesinde, yatırımcılar savaş riski sigorta primlerini ve tanker navlun ücretlerini yakından izliyor. Bu kalemler, petrolün nihai maliyetinde kritik rol oynuyor.

Nakliye maliyetleri önemli ölçüde arttı. Baltic Dirty Tanker Endeksi 27 Mart’ta 3.737 ile rekor seviyeye ulaştı; bu değer geçen yılın büyük bölümünde yaklaşık 1.000 seviyesindeydi. Ateşkesin ardından ise çarşamba günü Avrupa’da 2.000’in biraz üzerinde seyretti.

Mart ayındaki yoğun saldırılar sırasında Körfez’e giden gemiler için savaş riski sigorta primleri, S&P Global verilerine göre yedi günlük teminat için gemi değerinin yüzde 1’ine çıkarak dört katına yükseldi.

Savaş öncesi seviyelere dönüşün haftalar veya aylar alabileceği ve bunun için kalıcı barış ile güvenli geçişin kanıtlanması gerektiği belirtiliyor.

Covatariu’ya göre bir barış anlaşması sağlansa bile Avrupa’da tüketici fiyatlarının kalıcı olarak düşmesi aylar alabilir; zira stokların yeniden oluşturulması uzun zaman gerektiriyor. Ayrıca bölgede 40’tan fazla enerji altyapısının ciddi şekilde hasar görmesi nedeniyle arz sıkı kalmaya devam ediyor.

Doğal gaz fiyatları neden yüksek kalabilir?

Son yaklaşık altı haftada Körfez’den küresel LNG arzının önemli bir bölümü üretim aksaklıkları ve Hürmüz Boğazı’ndan sevkiyatların neredeyse durma noktasına gelmesi nedeniyle ya kaybedildi ya da engellendi. Tüm bu gelişmeler İran savaşıyla bağlantılı.

Dünyanın en büyük LNG tesisi olan Katar’daki Ras Laffan tesisinin zarar gördüğü bildirildi. QatarEnergy bazı sözleşmeler için mücbir sebep ilan ederken üretimin yüzde 17’sini devre dışı bıraktı. Toparlanmanın beş yıla kadar sürebileceği ifade ediliyor.

Tillcock’a göre Hürmüz Boğazı açılsa ve gemi geçişleri tamamen normale dönse bile, Katar’dan fiziksel arzın azalması nedeniyle gaz piyasaları savaş öncesine kıyasla daha düşük arzla karşı karşıya kalabilir.

Avrupa LNG’sinin yaklaşık yüzde 8’ini Katar’dan sağlıyor ve şu an için yeterli arz bulunuyor. Ancak depoların yeniden doldurulması sürecinde rekabet artıyor. Avrupa gazının yaklaşık yüzde 40’ının LNG’den sağlanması, kıtayı küresel aksaklıklara karşı hassas hale getiriyor.

Tillcock, “Avrupa LNG’ye büyük ölçüde bağımlı ve bu küresel bir piyasa olduğu için başka bölgelerdeki kesintiler Avrupa’ya ulaşan LNG miktarını azaltabilir,” dedi.

Kalan arz için Asya ile rekabetin artması da fiyatları yukarı itebilir.

Barış anlaşması ardından ne bekleniyor?

Ateşkesin ardından Brent ve WTI petrol vadeli fiyatları Avrupa’da Çarşamba öğleden sonra itibarıyla sırasıyla yüzde 14 ve yüzde 16’dan fazla geriledi. Ancak bu seviyeler hâlâ savaş öncesine kıyasla varil başına yaklaşık 20 dolar daha yüksek.

Gaz fiyatları da kriz zirvelerinden düşse de savaş öncesi seviyelerin üzerinde kalmaya devam etmesi bekleniyor.

Covatariu, “Taban seviyenin kriz öncesine göre daha yüksek olması muhtemel, çünkü Avrupa düşük stoklarını yeniden doldurmak zorunda. Bu nedenle anlaşma sonrası kısa vadede 40 euro/MWh üzeri seviyeler olası,” değerlendirmesinde bulundu.

Piyasalar, ABD ile İran’ın çatışmayı nasıl çözeceğini ve kalıcı bir barış anlaşmasına ulaşıp ulaşamayacağını yakından izliyor.

Covatariu’ya göre bir anlaşma imzalanması halinde, Tahran’ın ham petrol altyapısında ek bir aksama yaşanmaması durumunda İran piyasaya nispeten hızlı şekilde ek arz sağlayabilir.

Ancak sürecin büyük ölçüde anlaşmanın detaylarına bağlı olduğu vurgulanıyor. Belirsizliklerin sürmesi halinde. Özellikle nakliye ve sigorta maliyetlerinden kaynaklanan riskler nedeniyle fiyatların yüksek kalmaya devam edebileceği belirtiliyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

İran savaşı siyasi bir sorumluluk haline gelirken ateşkes Trump'a çıkış yolu sunuyor

Avrupa ABD-İran ateşkesini memnuniyetle karşıladı ancak anlaşmaya dair soru işaretleri sürüyor

İran Savaşı'ndan kimler kârlı çıktı?