Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Tarihi anlaşmanın taslağı sızdı: İran nükleer silahtan vazgeçecek, ABD 300 milyar dolar verecek

1 Mart 2026'da Tahran'daki bir saldırının ardından duman bulutu yükseliyor.
Tahran’daki bir saldırının ardından duman bulutu yükseliyor, 1 Mart 2026 ©  AP Photo
© AP Photo
By Peter Barabas & Maria Tadeo & Aleksandar Brezar
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

G7 zirvesi sırasında basına sızan ve savaşı sona erdirmeyi amaçlayan kapsamlı ABD-İran çerçeve anlaşması, İran'ın nükleer silah edinme arayışından vazgeçmesini, bunun karşılığında ise anlaşmaya uyması için finansal teşvikler almasını öngörüyor.

ABD-İran çerçeve anlaşmasının tüm şartlarını ortaya koyduğu anlaşılan 14 maddelik bir belgeye göre; İran hiçbir zaman nükleer silah üretmeyeceğini taahhüt ediyor ve Hürmüz Boğazı'nı derhal yeniden trafiğe açmak için adımlar atmayı kabul ediyor. ABD ise buna karşılık, yaptırımların kaldırılması ve 300 milyar dolar (258,5 milyar euro) değerinde bir yeniden inşa fonunu içeren bir dizi finansal teşvik sağlamayı kabul ediyor.

REKLAM
REKLAM

Arapça yayın yapan medya organları tarafından eş zamanlı olarak kamuoyuna duyurulan taslak metnin doğruluğu, henüz ne Washington ne de Tahran tarafından resmî olarak teyit edildi. G7 toplantılarında dolaşıma giren bu taslağın, cuma günü düzenlenecek törenle resmîleşecek olan nihai versiyon olup olmadığı da belirsizliğini koruyor.

ABD Başkanı Donald Trump sızıntılardan rahatsız görünüyordu; G7 marjında gazetecilere verdiği demeçte, "Anlaşmanın ne olduğunu kimse bilmiyor, ancak çok güçlü olacak" dedi. Trump ayrıca, İran'ın şartlara uymaması halinde ABD'nin "yeniden bombalamaya başlayacağı" uyarısında bulundu.

Euronews'e konuşan kaynaklar, ABD heyetinin mutabakat zaptının içeriğini diğer G7 liderleriyle paylaştığını söyledi. Bir diplomat, belgeyi bir anlaşmanın temelini oluşturabilecek yaklaşık iki sayfalık bir metin olarak nitelendirdi.

Belgenin 1. maddesinde, "İran ve ABD, mevcut savaştaki müttefikleriyle birlikte, bu mutabakat zaptının imzalanmasıyla Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın derhal ve kalıcı olarak sona erdiğini ilan eder ve bundan böyle birbirlerine karşı güç kullanma veya güç kullanma tehdidinden kaçınmayı taahhüt ederler," ifadesi yer alıyor.

"Müttefikler" ifadesinin İsrail'i kapsayıp kapsamadığı ise net değil. İsrail yönetimi şu ana kadar defalarca resmî olarak yaptığı açıklamalarda, "Trump'ın anlaşması" olarak adlandırdığı bu metin için kendilerine danışılmadığını ve uluslarını savunmak için kendi askeri operasyonlarına devam edeceklerini belirtmişti.

İsrail'in, İran'ın Lübnan'daki vekili olan Hizbullah'a yönelik saldırılarını durdurması, Tahran'ın bir barış süreci anlaşması için öne sürdüğü en temel taleplerden biriydi. Belgenin artık "tüm cephelerde savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesi" yönündeki ortak taahhüde Lübnan'ı da dahil etmesi bu açıdan gösterge niteliği taşıyor.

Müttefikler ifadesinin, şubat ayında başlayan savaşın aktif evresi sırasında İran'ın saldırılarına maruz kalan komşu ülkelere savunma kapasitesi sağlayan Avrupa ülkelerini kapsayıp kapsamadığı da henüz bilinmiyor.

Hürmüz Boğazı 1 ay içinde normale dönecek

Belgeye göre ABD, "imzalanmasının hemen ardından" İran limanlarına yönelik deniz ablukasını kaldırmayı taahhüt ederken, İran da "Basra Körfezi'nden Umman Denizi'ne ve tersi yönde ticari gemilerin hareketinin yeniden başlamasını sağlamak için derhal adımlar atacak."

Her iki taraf da deniz trafiğini en fazla 30 gün içinde "tam kapasiteyle" eski haline getirmeyi taahhüt ediyor.

Belgede, bu süreye "İran tarafından teknik engellerin kaldırılması ve mayınların etkisiz hale getirilmesi" için de ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. ABD'li yetkililer de bu engeli kabul ederek, savaş öncesi kapasiteye dönüşün daha uzun sürebileceğini ifade etti.

G7 zirvesinde Trump, Hürmüz'ün cuma günü, İsviçre'nin Lucerne kentindeki törenle eş zamanlı olarak yeniden açılacağını yineledi. Törene Trump yerine ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in katılması bekleniyor.

G7 liderleri ise ortak bildiride, seyrüsefer serbestisinin tam anlamıyla yeniden tesis edilmesi gerektiği konusunda ısrar etti.

Metin, önümüzdeki 60 günlük barış müzakereleri boyunca İran'ın, Hürmüz Boğazı üzerinde uzun süredir iddia ettiği ve savaşın başından beri defalarca dile getirdiği, seyrüseferi düzenleme ve geçiş ücreti alma gibi egemenlik haklarını savunmaya devam edip etmeyeceğini tam olarak açıklamıyor.

Ayrıca, küresel denizcilik şirketleri Hürmüz Boğazı üzerinden seyrüseferin yeniden başlamasının gemiler, mürettebat, rotalar, sigorta ve diğer hususlar için yeni bir planlama gerektireceğini defalarca ifade etti.

Görüşmelere yakın bir diplomat Euronews'e ayrıca, Avrupa ülkelerinin geçiş ücreti ödemeyeceğini ve Trump yönetimi yetkililerinin kendilerine su yolunun herhangi bir ödeme gerektirmeden yeniden açılacağı konusunda güvence verdiğini söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron liderliğindeki Avrupalı liderler, güvenli geçişi sağlamak için bir deniz misyonu görevlendirilebileceğini öne sürdüler. Bu öneri, çarşamba gününün erken saatlerinde G7 tarafından yayımlanan ortak bildiriye de dahil edildi.

Bildiride Trump'ın çabaları memnuniyetle karşılandı, çerçeve anlaşması kabul edildi ve Orta Doğu'da yenilenen ivmeye dikkat çekildi.

Masada milyarlarca dolar

Belgeye göre ABD, İran’ın bir dizi önemli mali talebini kabul ediyor ve bunlara yönelik taahhütte bulunuyor.

ABD ve bölgesel ortakları, “İran’ın rehabilitasyonu ve ekonomik kalkınma planı” için en az 300 milyar dolarlık finansman sağlamayı, müzakerelerde kaydedilen ilerlemeye bağlı olarak dondurulmuş fon ve varlıkları serbest bırakmayı, İran’a yönelik “her türlü yaptırımın” kaldırılmasını ve İran ham petrolü ile ilişkili tüm hizmetlerin ihracatına ilişkin ABD Hazine Bakanlığı muafiyetlerini taahhüt ediyor.

İran, barış anlaşmasına razı olmanın ön koşullarından biri olarak, savaş tazminatı ve yeniden imar ödemeleri konusunda uzun süredir bastırıyordu.

Buna karşılık İran, Washington’ın kritik talebini kayıtsız şartsız kabul ederek, Tahran’ın “asla nükleer silah üretmeyeceğini bir kez daha teyit ettiğini” açıkça beyan ediyor.

İran, Barack Obama yönetimiyle imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) çerçevesinde nükleer silah üretmeme taahhüdünde bulunduğunu ancak bu anlaşmanın Trump tarafından feshedildiğini sürekli vurguluyordu.

Trump’ın ilk döneminde ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yapan John Bolton, Euronews’e yaptığı açıklamada, anlaşmanın ABD ve küresel güvenlik açısından “kötü” bir sonuç olduğunu söyleyerek, İranlı müzakerecilerin ABD başkanını “parmağında oynattığını” öne sürdü.

Bolton’a göre bu anlaşma, İran’ın nükleer programının tamamen sökülmesini garanti etmiyor ve yaptırımların kaldırılması yoluyla İran’a mali kazanç sağlıyor.

Trump ise yaptırımların yalnızca Tahran’ın “uslu durması” halinde kaldırılacağını söyledi. Vance de diğer ülkelerin İran’ın geleceğine yatırım yapmak isteyebileceğini ancak bunun İran’ın “normal bir ülke gibi davranmasına” bağlı olacağını belirtti.

Avrupalılara gelince, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin sadece “sahada gerçek bir değişim” gördüğünde yaptırımları hafifleteceğini söyledi.

Sızdırılan anlaşma, 300 milyar dolarlık yeniden imar fonunun kaynağının nereden geleceğine açıklık getirmiyor.

ABD’nin mali katkıda bulunup bulunmayacağı sorulduğunda, ABD Başkanı cuma günü gazetecilere “Tahran’a bir kuruş gitmeyecek” derken, buna karşın diğer ülkelerin isterlerse İran’a yatırım yapmalarını engelleyemeyeceğini de sözlerine ekledi.

Trump ayrıca, Körfez ülkelerinin yeniden imar fonuna olası katkıları konusunda bu ülkelerle konuyu gündeme getirmediğini söyledi. Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri liderleri, salı günü G7 marjında ABD ile ikili görüşmeler yaptı.

Rejim değişikliği yok

Belgede, “İran ve ABD, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine karışmaktan kaçınmayı taahhüt eder” ifadesi de yer alıyor. Bu ifade, ABD’nin İran’da rejim değişikliği hedefini takip etmeyi bırakmayı kabul ettiğine işaret ediyor.

Washington, savaşın başlamasından önce ve sonra, rejim değişikliğini en üst hedefi olarak açıkça dile getirmiş ve bunu Tahran’a karşı İsrail’in de destek verdiği askeri harekâtının başlıca amaçlarından biri olarak sunmuştu.

Metnin dili, ABD’nin İran’dan daha fazla taahhütte bulunduğunu ortaya koyarak, İran’ın Beyrut’taki bombardımanlara karşı İsrail’e yeniden saldırmaya hazırlandığı geçen hafta sonunda Trump’ın anlaşmayı ilerletmek için taviz vermeyi tercih ettiğine dair önceki haberleri teyit ediyor.

Belgedeki son madde, “Nihai anlaşma, BM Güvenlik Konseyi’nin bağlayıcı bir kararıyla onaylanacaktır” diyerek, ABD ve İsrail’in bir daha asla İran’a saldırmaması için uluslararası toplumdan ilave güvence talep eden Tahran’ın isteğinin karşılandığını gösteriyor.

Teknik ayrıntıların hâlâ netleştiriliyor olması ve tarafların tamamının içerik konusunda gizliliği koruması nedeniyle, belgenin nihai metninin cuma günkü törene kadar değişme ihtimali bulunduğu bildiriliyor.

Trump, pazartesi günü yaptığı açıklamada, mutabakat zaptının ABD ve İran tarafından elektronik ortamda imzalandığını doğruladı, ancak başka ayrıntı vermedi. Metnin tamamının bu hafta içinde yayımlanacağını, ancak kesin bir tarih belirtmediğini söyledi.

“Anlaşmanın tamamı imzalandı. Ve boğaz şimdiden kısmen açıldı” diyen Trump, G7 liderler zirvesi için Fransa’ya varışının hemen ardından konuştu.

Taslağın tam metnini buradan okuyabilirsiniz.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Trump'tan komünizm mesajı: Washington'da Bağımsızlık Günü geçidi iptal

ABD Yüksek Mahkemesi, Haitili ve Suriyelilerin toplu sınır dışı edilmesinin önünü açtı

Washington’daki Lincoln Anıtı havuzu yenilemeden günler sonra yeniden yeşile döndü