Çanakkale Boğazı’ndaki 100’ü aşkın, ortalama 111 yıllık savaş batığının korunması için başlatılan Derin Miras projesinde ilk katodik koruma HMS Louise’e uygulandı. Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’ndaki 29 dalış noktasıyla bölgenin sürdürülebilir dalış turizminde rol oynaması hedefleniyor.
Çanakkale Boğazı’ndaki tarihi savaş batıklarının korunması ve sürdürülebilir dalış turizmine kazandırılması amacıyla hayata geçirilen "Derin Miras" projesinde ilk katodik koruma HMS Louise batığında uygulandı.
13 metre derinlikteki İngiliz muhribine, çalışmaların tamamlanmasının ardından ilk dalış çarşamba günü gerçekleştirildi.
Katodik koruma yönteminde, batığın çevresine yerleştirilen çinko veya alüminyum alaşımlı anotlar korozyonu kendi üzerine çekerek çelik gövdenin paslanmasını yavaşlatıyor. Böylece batığa fiziksel müdahale edilmeden, yüz yılı aşkın süredir su altındaki yapının daha uzun süre korunması hedefleniyor. Batığın istikrarlı biçimde korunması için anotların beş yılda bir yenilenmesi gerekiyor.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu iş birliğinde yürütülen "Derin Miras" projesi kapsamında, Çanakkale Boğazı’ndaki tarihi gemi batıklarının korunması, dijital olarak belgelenmesi, deniz ekosisteminin desteklenmesi ve sürdürülebilir dalış turizmine kazandırılması hedefleniyor.
Projenin ilk uygulaması, Gelibolu Tarihi Su Altı Parkı sınırları içinde yer alan HMS Louise batığında gerçekleştirildi. Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Deniz Savaşları’na katılan İngiliz Kraliyet Donanması’na ait muhrip, Suvla Koyu’nun kuzeyinde 13 metre derinlikte bulunuyor.
HMS Louise: 111 yıllık savaş tanığı
Çanakkale'de 100'ün üzerinde savaş batığı bulunuyor. Bunların bir kısmı savaş gemisi ve savaş gemilerine yardımcı olan destek gemileri. Bunlardan 29 tanesi ise bugün dalışa açılmış durumda.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı arşivlerinde yer alan kayıtlara göre İngiliz muhrip gemisi HMS Louise, 30 Ekim 1915’te römorkörle çarpışarak hasar aldı, darbe ve şiddetli rüzgârın etkisiyle sürüklenerek kuma oturdu.
Olumsuz hava koşulları nedeniyle kurtarılamayan gemi, kurtarma çalışmaları sırasında parçalanarak kullanılamaz hale geldi.
1912’de denize indirilen ve 1913’te hizmete giren HMS Louise’in 82 metrelik gövdesinin yaklaşık 45 metrelik bölümü bugün kum üzerinde görülebiliyor.
Batığın kalan kısmı ise kum altında bulunuyor. Batıkta yer alan dört adet Yarrov tipi kazan iyi durumda korunurken, bu bölge hem içerisindeki balık ve canlı çeşitliliği hem de su altı fotoğrafçılığı açısından dikkat çekiyor.
'Dünya Mirası Listesi'ne alınması için çalışmalarımızı UNESCO kriterlerine uygun yapıyoruz'
Euronews Türkçe'ye konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, batıkların UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (veya Örgütü) geçici miras listesinde olduğunu ancak Dünya Mirası Listesi'ne alınması için gerekli kriterlere uygun çalışmaları devam ettirdiklerini vurguladı.
"Dünya Mirası" statüsü için hükümet girişimleri gerektiğini belirten Kaşdemir, "O devletimizin vereceği bir karara bağlı. Biz bütün çalışmalarımızı UNESCO kriterlerine uygun yapıyoruz. Şu anda böyle bir gündem yok ama devletimizin ilgili makamları bu konuyla alakalı bir karar verirse biz de tabii ki o konuda destek oluruz. Ama şu anda kriterlerimiz bunun için uygun," ifadelerini kullandı.
Derin Miras projesinin evrensel boyutuna vurgu yapan Kaşdemir, bu batıkların insanlık tarihinin ortak hafızasını taşıyan eşsiz kültürel miras unsurları olduğunu belirtti.
Bu projenin mirası geleceğe taşıyan evrensel bir sorumluluk projesi olduğunu ifade eden Kaşdemir, "Çanakkale Boğazı’ndaki batıkları dalış sporuna açtık ve Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nı dünyanın önde gelen dalış merkezlerinden biri haline getirmeyi hedef olarak koyduk," diye konuştu.
Kaşdemir geçtiğimiz yıl 10 bine yakın dalgıçın Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nı ziyaret ettiğini, her geçen yıl bu sayının daha da artacağını belirtti.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Çanakkale'de hayatını kaybeden müttefik devletlerin askerleri için söylediği "Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır," sözüne atıfta bulunan Kaşdemir, "Bizim topraklarımızdaki bu mirası koruyor ve ona sahip çıkıyoruz," diye konuştu.
Batığı koruyan yöntem: Katodik koruma nasıl çalışıyor?
"Derin Miras" kapsamında HMS Louise’e uygulanan katodik koruma yöntemi, batığa fiziksel müdahale yapılmadan korozyonun yavaşlatılmasını amaçlıyor.
Batığın çevresine dört dış anot ünitesi yerleştiriliyor. Bu anotlar batığın baş tarafında sol üst ve sağ üst bölgelere, kıç tarafında ise sol alt ve sağ alt bölgelere konumlandırılıyor.
Sistemde çinko veya alüminyum alaşımlı anotlar, batığın çelik gövdesinden daha kolay paslanan "fedakâr metal" olarak görev yapıyor.
Anotlar zamanla çözünerek elektron veriyor; bu elektronlar deniz suyu ya da elektriksel bağlantı üzerinden batığa ulaşıyor. Böylece batık elektron alarak katot haline geliyor ve paslanma reaksiyonu batığın gövdesinde değil, anotların üzerinde gerçekleşiyor.
Başka bir ifadeyle korunan batık değil, anotta aşınma meydana geliyor; anot kendini feda ederken çelik yapı korunuyor.
Koruma yöntemiyle ilgili Euronews Türkçe'nin sorularını yanıtlayan teknik dalış eğitmeni Rıza Birkan, "İki farklı metal birbiriyle yaklaştığı zaman kendi aralarında da bir elektron alışverişi olur ve oradan da bir metal korozyonu olur. Bütün bunları bu süreci minimuma indirmek ve durdurmak için oraya kendi bünyesinden daha çabuk elektron veren kurban bir metal (denizcilikteki adı tutya) yerleştiriyoruz," dedi.
Bu koruma yönteminin deniz yaşamına bir zararı olmadığını belirten ve aksine biyoçeşitliliğe katkı sağladığını belirten Birkan, "Batık gemi zaten 100 yılı aşkın zamandır orada ve bu elektronu zaten veriyor. Biz bu elektronu batık değil de anot versin diye çalışma yaptık. Zaten gemi çok ciddi bir şekilde bir biyoçeşitlilik vahası haline gelmiş durumda. Bütün canlılar o geminin civarında. Bunun oradaki yaşantıya bir zararı yok. Geminin yapısını koruduğu ve onun ömrünü uzattığı için bu çalışma faydalı," sözleriyle bilgi verdi.
Birkan, anotların batığa mümkün olduğunca yakın ancak görsel bütünlüğü bozmayacak mesafeye yerleştirildiğini belirtti.
Bu yöntemle HMS Louise gibi yüz yılı aşkın süredir su altında bulunan savaş batıklarının korozyondan kaynaklı aşınmasının azaltılması hedefleniyor.
Çanakkale Boğazı’ndaki batıklar, Çanakkale Deniz Savaşları’ndan bu yana 111 yıldır su altında varlığını sürdürüyor. Ancak iklim değişikliğine bağlı deniz sıcaklığı artışı ve su altı ekosistemlerindeki değişimler, bu yapıların fiziksel ve biyolojik olarak daha hızlı aşınmasına neden oluyor.
İlk dalış HMS Louise’e yapıldı
Katodik koruma uygulamasının tamamlanmasının ardından HMS Louise’e ilk dalış gerçekleştirildi. Türk ve dünya basınına yönelik düzenlenen dalışa, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu (ÇOK A.Ş.) CFO’su Murat Sarıkaya ve basın mensupları katıldı.
Profesyonel dalış eğitmenlerinden oluşan uzman bir ekibin yönetiminde yapılan dalışa, İsveçli su altı fotoğrafçısı Alex Dawson da eşlik etti.
Batıklar, mağaralar ve ekstrem su altı ortamlarındaki çalışmalarıyla tanınan Dawson, ilk katodik koruma uygulamasının ardından HMS Louise’i fotoğrafladı. Dawson, 2024’te Grönland’da çektiği "Whale Bones" fotoğrafıyla Underwater Photographer of the Year ödülünü kazanmıştı.
Etkinlik kapsamında, 18 kilogramlık ağırlıkla su altında 81,60 metre yürüyerek genel klasmanda Guinness Dünya Rekoru sahibi olan milli serbest dalış sporcusu Bilge Çingigiray da HMS Louise batığına serbest dalış yaptı.
Sarıkaya: 'Geçmişten geleceğe uzanan bir taahhüt'
1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu (ÇOK A.Ş.) CFO’su Murat Sarıkaya ise projeyi "geçmişten geleceğe uzanan bir taahhüt" olarak tanımladı.
Sarıkaya, 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu’nun hizmete açıldığı günden bu yana bölgenin sosyal, kültürel, çevresel ve ekonomik gelişimine katkı sunmayı öncelikleri arasında gördüklerini söyledi.
Bölgede bugüne kadar "iyi bir komşu olma" anlayışıyla 321 çevresel ve sosyal proje hayata geçirdiklerini belirten Sarıkaya, "Sürdürülebilirliği yalnızca geleceği inşa etmek değil, geçmişten emanet aldığımız değerleri koruyarak geleceğe taşımak olarak görüyoruz. Derin Miras, uzun yıllar boyunca sahip çıkacağımız kalıcı bir proje olacak," dedi.
"Derin Miras" projesinin ortaklık protokolü, Ocak 2026'da Boot Düsseldorf Yat ve Su Sporları Fuarı’nda, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu arasında imzalandı.
Protokolle batıkların belgelenmesi, katodik korumayla gelecek nesillere aktarılması, deniz ekosisteminin desteklenmesi ve sürdürülebilir dalış turizminin geliştirilmesi hedefleniyor.
29 dalış noktası turizme açıldı
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Boğazı’ndaki 27 batık ve 2 resif olmak üzere toplam 29 farklı noktayı dalış sporuna açmış durumda. Başkanlık, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nı dünyanın önde gelen dalış merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor.
Bu kapsamda TÜBİTAK, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin de aralarında bulunduğu kurum ve üniversitelerle iş birlikleri yürütülüyor. Bu çalışmalarla batık alanlarındaki biyolojik çeşitlilik, deniz yaşamı ve ekosistem sağlığı araştırılıyor ve destekleniyor.
Çanakkale için sürdürülebilir dalış turizmi hedefi
"Derin Miras" projesinin, uluslararası dalış turizmi açısından Çanakkale’yi daha çekici bir destinasyon haline getirmesi ve yerel ekonomiye katkı sağlaması bekleniyor.
Proje, sürdürülebilir turizm anlayışıyla hem doğaya hem tarihe saygılı bir yaklaşım ortaya koyarken, batıkları su altı tarihi ve bilimsel araştırmalar açısından benzersiz bir laboratuvar olarak konumlandırıyor.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Deniz ve Kara Savaşları’nın yaşandığı tarihi alanın kültürel, manevi ve doğal değerlerinin korunması, yaşatılması, tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla 2014 yılında kurulan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı ilgili kuruluş olarak faaliyet gösteriyor.