Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Portekiz'de evcil hayvan terkleri artıyor: 'Hayvanlar hâlâ bir eşya gibi görülüyor'

terk edilmiş hayvan
terkedilmiş hayvan ©  AP Photo
© AP Photo
By Ana Filipa Palma
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Sahiplerinin ölümü, ekonomik zorluklar ve bilinçsiz sahiplendirme, Portekiz'de her yıl binlerce evcil hayvanın terk edilmesine yol açıyor. Uzmanlar, sorunun temelinde hayvanların hâlâ bir 'can' değil, bir 'eşya' olarak görülmesinin yattığını söylüyor.

Ziro ve Mike, hayatlarının büyük bölümünü sevgi dolu bir yuvada geçirdi. Onlar için temiz su, mama ve sahiplerinin varlığı mutlu bir yaşam sürmeye yetiyordu. Her ikisi de yaşlı sahipleriyle yalnız yaşıyordu. Birbirlerini hiç tanımadılar, aynı sokaklarda dolaşmadılar. Ancak hayatlarının son döneminde yolları aynı çatı altında kesişti: SOS Animal barınağında.

REKLAM
REKLAM

İki köpeğin hikâyesi de benzerdi. Sahipleri, öldüklerinde can dostlarının bakımına ilişkin herhangi bir resmi düzenleme yapmamıştı. Büyük olasılıkla bunun mümkün olduğunun bile farkında değillerdi. Bunun sonucunda kaderlerine, onları sahiplenmek yerine sokağa terk etmeyi seçen akrabaları karar verdi.

Ziro, Setúbal sokaklarında günlerce başıboş dolaştı. Bu süreçte bir aracın çarpması ve kötü muamele görmesi nedeniyle ağzında ciddi yaralar oluştu. Mike'ın durumu ise farklı ama en az onunki kadar ağırdı. İleri derecedeki kalp hastalığı nedeniyle sürekli bakıma ihtiyaç duyuyordu. Sahibinin komşuları ve arkadaşları ona yardımcı olmaya çalışsa da gerekli desteği sağlamaya güçleri yetmedi.

Mike, yaşamının son günlerini SOS Animal'da geçirdi ve burada hayatını kaybetti. Ziro ise hâlâ derneğin koruması altında, kendisine yeni bir yuva açacak aileyi bekliyor.

Portekiz'de bir evcil hayvanı terk etmek, 2014'ten bu yana altı aya kadar hapis veya 60 güne kadar para cezasıyla cezalandırılabilen bir suç. Ancak uygulamada bu tür vakalarda sorumluların cezalandırılması her zaman mümkün olmuyor.

Veteriner hekim ve SOS Animal Başkanı Sandra Duarte Cardoso, bunun en önemli nedenlerinden birinin hukuki süreçte yaşanan boşluklar olduğunu söylüyor.

"Evcil hayvanın mikroçipi, hayatını kaybeden kişinin adına kayıtlı kalıyor. Dolayısıyla idari yaptırım da ölen kişi adına işlemeye devam ediyor," diyen Cardoso, Euronews'e yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bugüne kadar yaptığımız tüm şikâyetlerde, mirası devralan kişinin hayvanın sorumluluğunu da üstlenmesi gerektiğini savunduk. Ancak dosyaların hiçbiri ilerlemedi. Sonuç olarak, annesinin ya da babasının köpeğini veya kedisini sokağa terk eden kişiler bugüne kadar bunun hukuki sonuçlarıyla yüzleşmedi."

Soldan sağa: Mike ve Ziro
Soldan sağa: Mike ve Ziro SOS Animal

Bu cumartesi, 15 Ağustos'ta, özellikle yaz aylarında daha da görünür hale gelen evcil hayvan terkine dikkat çekmek amacıyla Uluslararası Terk Edilmiş Hayvan Günü anılıyor.

Her gün terk edilmiş hayvanlarla ilgilenen SOS Animal Başkanı Sandra Duarte Cardoso, insanların evcil hayvanlarını ailelerinin bir parçası olarak görmediğini belirterek durumu şu sözlerle özetliyor:

"Kimse ev ya da ülke değiştirirken çocuklarını geride bırakmayı veya bir kuruluşa teslim etmeyi düşünmez. Ancak konu hayvanlar olduğunda bunu yapabiliyorlar."

Portekiz'de köpekler için mikroçip uygulaması 2008'de, kediler için ise 2022'de zorunlu hale getirildi. Hayvanların terk edilmesini önlemeyi amaçlayan bu düzenlemeye rağmen, uygulamanın sık sık ihlal edildiği ve tek başına evcil hayvan terkini azaltmaya yetmediği belirtiliyor.

SOS Animal Başkanı Sandra Duarte Cardoso, karşılaştıkları vakaları iki gruba ayırıyor. Bunlardan ilki, bakamayacağı ya da artık istemediği hayvanı derneğe teslim ederek onun için yeni bir yuva bulunmasını isteyen kişilerden oluşuyor. Cardoso, bunu "vazgeçme" olarak tanımlıyor. İkinci grupta ise hayvanların bilinçli şekilde kaderine terk edildiği vakalar yer alıyor.

"Bazıları arabasının kapısını açıp hayvanı yol kenarında bırakıyor. Bazıları ise onu bir çuvala koyup bir derneğin kapısına bırakıyor. Bunlar doğrudan terk etme vakalarıdır," diyor.

Portekiz Ulusal Cumhuriyet Muhafızları (GNR), temmuz ayı sonunda yayımladığı açıklamada, 2024 ile 2026'nın ilk yarısı arasında hayvanlara yönelik suçlarla ilgili 2.400'den fazla vaka kaydedildiğini ve bu kapsamda ülke genelinde 28 kişinin tutuklandığını duyurdu.

GNR verilerine göre, yıllık vakaların yüzde 38,1'ine karşılık gelen 142 olay temmuz ve ağustos aylarında yaşandı. Yetkililer, yaz aylarındaki artışı tatil döneminde yapılan seyahatlerle ilişkilendiriyor.

Hayvanların korunması için çalışan SOS Animal ise 2007 yılında kuruldu. Dernek, bir veteriner kliniğinin yanı sıra güvenlik gerekçesiyle adresi açıklanmayan bir barınak da işletiyor. Cardoso, geçmişte neredeyse her gün barınağın kapısına hayvan bırakıldığını anlatarak karşılaştıkları manzaraları şöyle hatırlıyor:

"İlk yıllarda hayvanları doğrudan içeri atıyorlardı. Dört haftalık, bacakları kırılmış bir yavru köpeğin başıboş köpeklerin arasına bırakıldığını hatırlıyorum. Bacağı kırılmış keçiler ve terk edilmiş kediler ise neredeyse her gün karşılaştığımız vakalardı."

Cardoso'ya göre, sorunun temelinde hayvanlara yönelik toplumsal bakış açısı yatıyor. Portekiz'de hayvanlarla kurulan ilişkiler konusunda ciddi bir "yurttaşlık bilinci" eksikliği olduğunu söyleyen veteriner hekim, insanların yeni bir yaşamı dünyaya getirirken başka bir canlının yaşamını kolaylıkla gözden çıkarabilmesini anlamakta zorlandığını belirtiyor.

"Ülkemizde hayvan terk etmek artık normalleşmiş durumda," diyen Cardoso, derneğe her gün, hayvanlarını teslim almadıkları takdirde onları sokağa bırakacaklarını söyleyen e-postalar ulaştığını aktarıyor.

"İnsanlar bunu o kadar doğal görüyor ki bir şantaj aracı olarak kullanıyorlar. Oysa aklı başında hiç kimse, 'Çocuğuma yardım etmezseniz onu yol kenarına bırakacağım' demez."

Cardoso, bu yaklaşımın hayvanların hâlâ birer canlıdan çok bir "mülk" olarak görülmesinden kaynaklandığını savunuyor.

"Hayvan hâlâ kişinin sahip olduğu bir eşya gibi değerlendiriliyor. Belli bir noktaya kadar işe yaradığı düşünülüyor; sonra da artık işe yaramadığına karar verildiğinde ondan kurtulma hakkı olduğu sanılıyor. Oysa bir hayvan, vazgeçilebilecek bir eşya değil, ömür boyu üstlenilmesi gereken bir sorumluluktur."

İnsanlar hayvanlarını neden terk ediyor?

Veteriner hekim Sandra Duarte Cardoso, 2022 yılında Journal of Applied Animal Welfare Science (JAAWS) dergisinde yayımlanan araştırmasında, Portekiz'de köpek ve kedilerin sahipleri tarafından terk edilmesine yol açan başlıca nedenleri inceledi. Araştırmaya göre en sık öne sürülen gerekçeler arasında hayvanla ilgilenmeye zaman bulunamaması, sağlık sorunları, evde yeterli alanın olmaması, diğer hayvanlara karşı saldırgan davranışlar ve ev eşyalarına zarar vermesi yer alıyor.

Cardoso'ya göre COVID-19 salgını sonrasında yaşanan gelişmeler de terk vakalarını artırdı.

"Pandemi sırasında insanlar evde daha fazla vakit geçirdikleri için büyük bir sahiplendirme dalgası yaşandı. Ancak gelecekte yaşamlarının nasıl şekilleneceğini düşünmeden hayvan sahiplendiler," diyen Cardoso, birçok kişinin işe ve eski yaşam düzenine döndükten sonra pandemi döneminde edindiği evcil hayvanları barınaklara teslim ettiğini söylüyor.

Ekonomik koşullar da önemli bir etken olarak öne çıkıyor. Eurostat'ın 2025 verilerine göre, veteriner hizmetleri ve ilgili bakım masrafları son on yılda Euro Bölgesi'nde yüzde 30'dan, Avrupa Birliği genelinde ise yaklaşık yüzde 37'den fazla arttı. Cardoso, bu durumun birçok hayvan sahibini çaresiz bıraktığını belirtiyor.

"İnsanlar çoğu zaman hayvanlarını dayanabilecekleri son noktaya kadar getiriyor. Bu, onları sevmedikleri ya da acı çektiklerini görmedikleri için değil; tedavi masraflarını karşılayacak maddi imkânları olmadığı için yaşanıyor," diyen Cardoso, ekonomik nedenlerle ötenazi kararının da giderek daha sık gündeme geldiğini vurguluyor.

"Çoğu zaman başka seçenek olmadığı için değil, insanlar tedavi masraflarını karşılayamadığı için bu karar alınıyor. Bu gerçekten korkunç bir durum."

Cardoso, yaşanan sorunun çözümü konusunda devletin daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini savunuyor. Ardı ardına görev yapan hükümetleri eleştiren veteriner hekim, ülke genelini ve adaları kapsayan kapsamlı bir ulusal stratejiye ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

"Elimizde yapısal ve ulusal ölçekte kronikleşmiş bir sorun var. Uluslararası kuruluşlar çözüm önerileri ve iş birliği modelleri sundu ancak hükümetler bunu hâlâ siyasi öncelik olarak görmüyor."

Cardoso'nun önerileri arasında köpek ve kedilerin zorunlu kısırlaştırılması da bulunuyor. Buna göre büyük ırk köpeklerin dokuz aylık, küçük ırkların ise altı aylık olmadan önce kısırlaştırılması; tüm kedilerin de beş aylık olana kadar bu işlemin yapılması gerekiyor.

Maddi yetersizliği belgelenen hayvan sahiplerine ise kısırlaştırma masraflarının tamamını ya da bir bölümünü karşılayacak devlet destekli kupon verilmesini öneriyor.

Avrupa'nın bazı ülkelerinde benzer uygulamalar yürürlükte bulunuyor. Yunanistan'da, sahipleri hayvanlarının genetik materyalini kayıt altına aldırmadığı takdirde köpek ve kedilerin kısırlaştırılması zorunlu hale gelebiliyor. Böylece terk edilen hayvanlar veya bunlardan doğan yavrular tespit edildiğinde sahiplerine ulaşılabiliyor.

Belçika, İspanya, Avusturya ve Almanya'da ise farklı uygulama biçimleri olsa da kedilerin kısırlaştırılmasını zorunlu kılan yasal düzenlemeler bulunuyor.

SOS Animal, evcil hayvanların sorumlu şekilde sahiplendirilmesini teşvik etmek amacıyla, aday sahiplerden çeşitli belgeler talep edilen kapsamlı bir değerlendirme süreci uyguluyor. Dernek, hayvan sahiplenmek isteyen kişilerin karar vermeden önce yaşam koşullarını, günlük rutinlerini ve uzun vadeli sorumluluklarını dikkatle değerlendirmelerini istiyor.

"Biz bu süreci kolaylaştırmıyoruz; oldukça titiz davranıyoruz. Çünkü bizim için önemli olan sayı değil, doğru yuvalar bulabilmek," diyen Sandra Duarte Cardoso, önceliklerinin mümkün olduğunca fazla hayvanı sahiplendirmek değil, her hayvan için kalıcı ve güvenli bir aile bulmak olduğunu vurguluyor.

SOS Animal’da sahiplendirilmeyi bekleyen hayvanlar
SOS Animal’da sahiplendirilmeyi bekleyen hayvanlar SOS animal

Cardoso'ya göre başarılı bir sahiplendirme sürecinin ölçütü sayı değil, kalıcılık.

"Bir yılda 80 ya da 100 sahiplendirme yapıp hiçbir hayvanın geri getirilmediğini bilmek, 300 sahiplendirme yapıp ardından çok yüksek bir geri dönüş oranıyla karşılaşmaktan çok daha değerlidir," diyen Cardoso, sık sık el değiştiren hayvanların bunun bedelini ağır ödediğini vurguluyor.

"Bu süreç hayvanlar için son derece travmatik."

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Portekiz'de şehre inen yaban domuzlarının yaya geçidini kullandığı anlar kamerada

Gergin köpekler, susan kuşlar: Tam Güneş tutulmasında hayvanlar nasıl davrandı

BM: El Niño çok güçlü olacak, Şubat'a kadar sürecek