Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Atlantik'te radyoaktif sızıntı şüphesi: 200 bin varil inceleniyor

Arşiv
Arşiv ©  Unsplash
© Unsplash
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi'ne (CNRS) göre, 1950 ile 1990 yılları arasında Kuzeydoğu Atlantik'in derin bölgelerine 200 binden fazla radyoaktif atık varili bırakıldı. Şimdi bu variller sızdırıyor olabilir.

Kuzeydoğu Atlantik'in yaklaşık 5 kilometre derinliğinde onlarca yıldır bekleyen radyoaktif atık varilleri yeniden bilim insanlarının gündeminde. Fransız araştırmacılar, 20. yüzyılın ikinci yarısında okyanusa bırakılan 200 binden fazla varilin bazılarında ileri düzeyde korozyon ve bozulma tespit ederken, radyoaktif maddelerin çevredeki ekosisteme geçip geçmediğini belirlemek için su, tortu ve deniz canlılarından örnekler topladı.

REKLAM
REKLAM

Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi'ne (CNRS) göre, 1950 ile 1990 yılları arasında Kuzeydoğu Atlantik'in derin bölgelerine 200 binden fazla radyoaktif atık varili bırakıldı.

Bilim insanları 2025 yazında gerçekleştirilen ilk araştırma seferinde varillerin bulunduğu alanları haritalandırdı. İkinci araştırma seferinde ise insanlı Nautile denizaltısıyla 4 bin 700 metreyi aşan derinliklere 20 dalış gerçekleştirildi.

Araştırmacılar böylece bazı varilleri ve çevrelerini doğrudan inceleme fırsatı buldu.

Gözlemler, bazı varillerin ileri derecede bozulduğunu ve bazılarının içindeki maddelerin dışarı çıkmış olabileceğini gösterdi. Araştırmacılar ayrıca radyoaktif atıkların muhafazasında kullanılan farklı malzemeleri de tespit etti.

Ancak bilim insanlarının yanıtlamaya çalıştığı asıl soru varillerin paslanıp paslanmadığından çok, içlerindeki radyoaktif maddelerin deniz tabanına ve canlılara ne ölçüde yayıldığı.

Varillerin içinde ne var?

Varillerin düşük ve orta seviyeli radyoaktif atıklar içerdiği biliniyor. Bunlar arasında nükleer işlemlerden kaynaklanan çamurlar, radyoaktif maddelerle kirlenmiş metal parçaları ve laboratuvar ekipmanları var.

Atıklar yaklaşık 3 bin ila 5 bin metre derinlikteki uluslararası sularda yer alıyor.

İlk araştırma seferinde elde edilen fotoğraflar, varillerin farklı seviyelerde korozyona uğradığını ortaya koymuştu. Ancak yalnızca görüntülere bakarak radyoaktif maddelerin çevreye veya besin ağına geçip geçmediğini anlamak mümkün değildi.

Bu nedenle son araştırmada bilim insanları paslanmış varillerin hemen yakınından hassas biçimde su, deniz tabanı tortusu ve canlı örnekleri topladı.

Laboratuvar analizleriyle olası radyoaktif maddelerin varillerden ne kadar uzağa taşındığının ve derin deniz ekosistemine girip girmediğinin belirlenmesi hedefleniyor.

Bazı radyoaktif izotopların sinyalleri tespit edildi

Araştırmacılara göre, bölgede özellikle atıklarla ilişkilendirilebilecek bazı radyonüklitlerin sinyalleri belirlendi. Bunlar arasında kobalt-60 ve niyobyum-94'ün yanı sıra sezyum-137 ve amerikyum-241 var.

Ancak bu bulgular tek başına varillerden kaynaklanan radyoaktif kirlenmenin boyutunu ortaya koymaya yetmiyor.

Bunun önemli nedenlerinden biri, Kuzey Atlantik'in halihazırda farklı tarihsel kaynaklardan gelen radyonüklitleri barındırması.

  1. yüzyılda atmosferde gerçekleştirilen nükleer silah testleri, 1986'daki Çernobil nükleer felaketi ve Avrupa kıyılarındaki nükleer tesislerden izin verilen deşarjlar okyanusta ölçülebilen radyoaktif izler bıraktı.

Araştırmacıların önündeki önemli görevlerden biri bu nedenle varillerden kaynaklanabilecek sızıntıları mevcut "arka plan" radyoaktivitesinden ayırmak.

Varillerin çevresinde yaşam devam ediyor

Yaklaşık 5 kilometrelik derinliğe ve radyoaktif atıklara rağmen araştırma alanının yaşamdan yoksun olmadığı da görüldü.

Bilim insanları varillerin üzerinde veya hemen yakınlarında yengeçler, süngerler, deniz şakayıkları ve başka organizmalar gözlemledi.

Normalde yumuşak tortularla kaplı deniz tabanında bulunan metal variller, bazı canlılar için yerleşebilecekleri sert yüzeylere dönüşmüş durumda.

Bu durum araştırmanın en önemli sorularından birini daha gündeme getiriyor: Varillerden çıkan radyonüklitler bu canlılar tarafından emiliyor mu?

Araştırmacılar yalnızca radyoaktif maddelerin bölgede bulunup bulunmadığını değil, bunların su ve tortu içerisinde ne kadar hareket ettiğini, organizmalarda birikip birikmediğini ve deniz besin ağı boyunca aktarılıp aktarılmadığını anlamaya çalışıyor.

Toplanan biyolojik örneklerin analizi bu soruların yanıtlanmasına yardımcı olacak.

Variller sonsuza kadar dayanacak şekilde tasarlanmadı

Bugünden bakıldığında şaşırtıcı görünen bir diğer nokta ise kullanılan varillerin radyoaktif atıkları sonsuza kadar deniz tabanında kapalı tutmasının zaten beklenmemiş olması.

O dönemde kullanılan kapların amacı, atıkların kalıcı biçimde izole edilmesinden ziyade başlangıçta belirli bir süre muhafaza edilmesiydi. Uzun vadede radyoaktif maddelerin kademeli olarak açığa çıkacağı ve devasa okyanus hacmi içinde seyrelip dağılacağı varsayılıyordu.

Radyoaktif atıkların denize boşaltılması 20. yüzyılın büyük bölümünde çeşitli ülkeler tarafından uygulandı. Ancak çevresel etkiler konusundaki endişelerin artmasıyla bu uygulama uluslararası düzenlemelerle sona erdirildi.

Bugün bilim insanları açısından mesele yalnızca geçmişte bırakılan varillerin durumunu belirlemek değil. On yıllar boyunca derin denizde kalan radyoaktif maddelerin çevreyle nasıl etkileşime girdiğini anlamak, benzer atık yönetimi uygulamalarının uzun vadeli sonuçlarına ilişkin önemli bilgiler sağlayabilir.

Araştırmanın bundan sonraki aşamasında su, tortu ve canlılardan alınan örneklerin ayrıntılı laboratuvar analizleri gerçekleştirilecek. Bu sonuçlar, varillerden yayılan radyonüklitlerin ne kadar uzağa taşındığını ve derin deniz besin ağına girip girmediğini gösterecek.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Nükleer enerji sanıldığı kadar çevreci değil: Sıcak dalgaları ve gizli emisyonlar

Fransa, EDF'ye Gravelines nükleer santraline iki yeni reaktör için hazırlık izni verdi

Rusya'nın 'kıyamet denizaltısı' denize açıldı: Poseidon nükleer silahlarını taşıyacak