Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Yeni araştırmadan yeni bir cevap: DEHB ve otizm tanısı neden artıyor?

Arşiv
Arşiv -  ©  Unsplash
© Unsplash
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Danimarka'da 2,1 milyondan fazla çocuk ve ergenin verilerini inceleyen bilim insanları, bugün DEHB veya otizm tanısı alan gençlerin çeşitli özellikler bakımından genel nüfusa 10 yıl önce tanı alanlardan daha fazla benzediğini ortaya koydu.

Yeni bir araştırma, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB/ADHD) ile otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanılarındaki artışa farklı bir açıdan yaklaşıyor.

REKLAM
REKLAM

Danimarka'da 2,1 milyondan fazla çocuk ve ergenin verilerini inceleyen bilim insanları, bugün DEHB veya otizm tanısı alan gençlerin çeşitli özellikler bakımından genel nüfusa 10 yıl önce tanı alanlardan daha fazla benzediğini ortaya koydu.

Barcelona Küresel Sağlık Enstitüsü (ISGlobal) ve Aarhus Üniversitesi öncülüğünde yürütülen araştırma JAMA Psychiatry adlı akademik dergide yayımlandı.

Bulgular, son yıllarda DEHB ve otizm tanılarında görülen artışın yalnızca bu durumların toplumdaki gerçek sıklığındaki olası değişimlerle açıklanamayabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılara göre kimlerin fark edildiği, değerlendirmeye yönlendirildiği ve sonunda tanı aldığı da zaman içinde değişmiş olabilir.

2,1 milyondan fazla çocuk ve ergen incelendi

Daha önce yapılan araştırmalar, bazı özelliklerin DEHB veya otizm tanısı alan kişiler arasında genel nüfusa kıyasla daha sık görüldüğünü ortaya koymuştu.

Bunlar arasında erken doğum veya düşük doğum ağırlığı, ebeveynlerin eğitim düzeyinin ve hane gelirinin düşük olması, ebeveynlerden birinde psikiyatrik bozukluk geçmişinin bulunması ve çocuğun tanıdan önce sağlık hizmetlerinden daha fazla yararlanması gibi faktörler yer alıyor.

Araştırmacılar, DEHB ve otizm tanıları yaygınlaştıkça bu ilişkilerin de değişip değişmediğini anlamaya çalıştı.

Bu amaçla Danimarka'da 2,1 milyondan fazla çocuk ve ergenin bilgileri incelendi. Araştırmacılar, 2012-2022 yılları arasında DEHB veya otizm tanısı alan 71 binden fazla çocuk ve genci, bu iki tanıdan herhangi birini almamış 713 binden fazla kişiyle karşılaştırdı.

Düşük doğum ağırlığıyla tanı arasındaki fark yüzde 54'ten yüzde 17'ye geriledi

DEHB veya otizm tanısı alan çocuk ve gençlerde daha önce bu durumlarla ilişkilendirilen özelliklerin çoğu hâlâ genel nüfusa kıyasla daha sık görülüyordu. Ancak araştırmacılar, iki grup arasındaki farkın 10 yıllık dönem boyunca giderek azaldığını tespit etti.

Düşük doğum ağırlığı bunun en belirgin örneklerinden biriydi.

İlk başta düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelen çocukların daha sonra DEHB veya otizm tanısı alma olasılığı, normal doğum ağırlığına sahip çocuklara kıyasla yüzde 54 daha yüksekti. Araştırmanın sonunda ise bu farkın yüzde 17'ye kadar gerilediği görüldü.

Erken doğum ve sosyoekonomik dezavantajı gösteren çeşitli ölçütlerde de benzer bir eğilim görüldü.

Araştırmanın ilk yazarı Aarhus Üniversitesi'nden Magnus Elias Tarp, sonuçların bu faktörlerin artık önemsiz olduğu şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguladı.

Tarp, "Temel mesaj, bu risk faktörlerinin artık önemli olmadığı değil. Son yıllarda tanı alan kişilerin, on yıl önce aynı tanıları alanlara kıyasla genel nüfusa daha fazla benzediğini gördük," dedi.

DEHB ve otizm tanıları neden artıyor?

DEHB ve otizm üzerine yapılan araştırmaların önemli bir bölümü, tanı oranlarının neden yükseldiğini veya hangi faktörlerin bu durumların görülme olasılığıyla ilişkili olduğunu anlamaya odaklanıyor.

Yeni araştırma ise soruyu tersinden ele alıyor: Tanıların artmasının yanı sıra, tanı alan insanların özellikleri de değişiyor olabilir mi?

Araştırmacılara göre bu değişimin birden fazla olası açıklaması var. DEHB ve otizm konusundaki toplumsal farkındalığın artması, sağlık ve eğitim sistemlerinin vakaları daha iyi tespit etmeye başlaması ve tanısal değerlendirmeye erişimin genişlemesi bunlardan bazıları.

Bunun yanında, nörogelişimsel özelliklerin hangi noktada kişinin günlük yaşamını klinik açıdan anlamlı derecede etkilediğinin kabul edildiğine ilişkin ölçütler ve uygulamalar da zaman içinde değişmiş olabilir.

Çalışma, bu faktörlerin her birinin değişime ne ölçüde katkıda bulunduğunu belirlemiyor. Ancak araştırmacılar, DEHB ve otizm tanılarındaki yükselişin doğrudan bu durumların toplumdaki gerçek sıklığının aynı oranda arttığı şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirtiyor.

Araştırmacılar: Bulgular 'fazla tanı' konduğunu kanıtlamıyor

Çalışmanın kıdemli yazarı, ISGlobal ve Aarhus Üniversitesi araştırmacısı Oleguer Plana-Ripoll, bulguların DEHB ve otizm tanılarındaki belirgin artışın anlaşılmasına yardımcı olabileceğini söyledi.

Ancak Plana-Ripoll, sonuçlardan "fazla tanı konması" veya hastalıkların hafiflediği sonucunun çıkarılamayacağını özellikle vurguladı.

"Bu bulgular, bu durumlara fazla tanı konduğunu veya durumların şiddetinin azaldığını göstermiyor," diyen Plana-Ripoll, "Sadece bu tanıları alan nüfusun zaman içinde değiştiğine işaret ediyor. Günümüzdeki eğilimleri yorumlarken bunun dikkate alınması gerekiyor," ifadelerini kullandı.

Araştırmacıya göre aynı değişimin başka ülkelerde de yaşanıp yaşanmadığının anlaşılması için benzer çalışmaların farklı toplumlarda tekrarlanması gerekiyor.

Tedavilerin başarısını değerlendirirken de önemli olabilir

Araştırmanın sonuçları yalnızca tanı oranlarının neden arttığını anlamak açısından değil, DEHB ve otizmli bireylerin uzun vadeli durumlarını inceleyen çalışmalar açısından da önem taşıyor.

Örneğin yıllar içerisinde DEHB veya otizm tanısı alan kişilerin eğitim, sağlık veya sosyal yaşamla ilgili sonuçlarının iyileştiği gözlemlenebilir. Ancak araştırmacılara göre bu değişimin tamamını tedavilerin veya destek hizmetlerinin daha başarılı hale gelmesine bağlamak yanıltıcı olabilir.

Gözlenen iyileşmenin bir bölümü, günümüzde tanı alan grubun özelliklerinin geçmişte tanı alan gruptan farklı olmasından kaynaklanabilir.

Bulgular aynı zamanda sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerin planlanmasını da etkileyebilir. Zira DEHB ve otizm tanısı alan nüfusun yapısı değişiyorsa, bu kişilerin ihtiyaç duyduğu desteklerin ve hizmetlerin planlanmasında da bu değişimin hesaba katılması gerekebilir.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Gebelikte görülen nadir enfeksiyonlar, ağır zeka geriliği ve otizm riskini artırıyor

Orta Asya'da spor, otizmli çocukların yaşamını değiştirdi

Trump'ın iddiası incelendi: 'Hamilelikte parasetamol kullanımı otizme yol açmıyor'