Arkas Sanat ile Centre Pompidou arasındaki beş yıllık iş birliğinin ilk kapsamlı sergisi 'Lumina: Renk ve Işık Sanatı', 20. yüzyılın başlarından 1970’lere uzanan dönemde renk ve ışığın sanattaki dönüşümünü ele alıyor.
Fransa’nın önde gelen modern ve çağdaş sanat koleksiyonlarından Centre Pompidou’nun koleksiyonundan 83 eser, İzmir’de sanatseverlerle buluştu. Arkas Sanat ile Centre Pompidou arasındaki 2026-2031 dönemini kapsayan beş yıllık iş birliğinin ilk kapsamlı sergisi olan “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açıldı.
Anna Hiddleston ve Noemie Fillon küratörlüğünde hazırlanan sergi, 20. yüzyılın başlarından 1970’lere uzanan dönemde sanatçıların renk ve ışıkla kurduğu ilişkinin dönüşümünü ele alıyor.
Fovizmden elektrik çağının yarattığı yeni görsel dünyaya, sinestezi ve fotoğraf araştırmalarından Color Field ve Op Art akımlarına uzanan sergi, rengin zaman içinde görünür dünyayı temsil eden bir araç olmaktan çıkarak başlı başına bir algı deneyimine dönüşmesini izliyor.
Rengin temsil aracından algı deneyimine
“Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, yedi tematik bölüm üzerinden ilerliyor. Serginin ilk bölümünde Fovist sanatçıların Akdeniz ışığını canlı renklerle yeniden yorumlama biçimleri öne çıkıyor.
Georges Braque, Andre Derain ve Maurice de Vlaminck’in eserleri, Albert Marquet’nin deniz manzaralarındaki daha yumuşak renk kullanımıyla birlikte sunuluyor. Sergi ilerledikçe ışığın fiziksel bir olgu olarak temsil edilmesinden, doğrudan sanat eserinin konusu haline gelmesine uzanan dönüşüm takip ediliyor.
20. yüzyılın başında elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşması da sanatçıların ışık ve renk anlayışını değiştiren gelişmeler arasında ele alınıyor. Natalia Goncharova’nın 1913 tarihli “La Lampe electrique” adlı eseri yapay ışığın parçalı görsel dünyasını resme taşırken, Luigi Russolo’nun “Automobile in corsa” adlı çalışması hız, makine ve modern kent ritmini renk ve hareket üzerinden yansıtıyor.
Fernand Leger, Frantisek Kupka ve Vassily Kandinsky’nin eserleri ise renk ile müzik arasındaki ilişkiye odaklanan arayışları ortaya koyuyor.
Fotoğraf ve sinestezi üzerinden yeni görme biçimleri
Serginin bir diğer bölümünde sanatçıların görme ve işitme arasındaki sınırları sorgulayan çalışmaları yer alıyor. Sinestezi araştırmalarıyla birlikte renk ve müzik arasındaki ilişki sanatın yeni araştırma alanlarından biri haline gelirken, siyah ve beyaz üzerine kurulu bölümde ışığın yokluğu ve varlığı arasındaki karşıtlık öne çıkıyor.
Berenice Abbott’ın “Interference Pattern” ve “Water Waves Change Direction” adlı bilimsel fotoğrafları, dalga, titreşim ve hareket gibi fiziksel olguları soyut görsel yapılara dönüştürüyor.
Sergide teknolojik dönüşümün yanı sıra doğal ışığa ve peyzaja yönelen sanatsal yaklaşımlar da yer buluyor. Joan Mitchell’ın “La Grande Vallee” adlı anıtsal çalışması, güçlü fırça darbeleriyle ışık ve enerjiyi resim yüzeyine taşırken, Etel Adnan ve Shirley Jaffe’nin geometrik ve parlak peyzajlarıyla birlikte sunuluyor.
Renk kendi başına bir sanat nesnesine dönüşüyor
20. yüzyılın ikinci yarısında Color Field resminin ortaya çıkışıyla rengin sanattaki konumu bir kez daha değişiyor. Soyut Dışavurumculuğun jestsel yoğunluğundan uzaklaşan sanatçılar, geniş renk alanlarına ve daha yalın yüzeylere yöneliyor.
Op Art ise izleyicinin görme eylemini eserin bir parçasına dönüştürüyor. Optik yanılsamalar aracılığıyla hareket hissi yaratan çalışmalar, izleyicinin bakışını sürekli değiştirmesini gerektiriyor.
Serginin dikkat çeken eserlerinden biri de Gerhard Richter’in 1973 tarihli “1024 Farben (350-3)” adlı çalışması. 254 x 478 santimetre ölçülerindeki eser, yüzlerce renk birimini matematiksel bir sistem ve rastlantısallığın bir arada kullanıldığı bir düzen içinde sunuyor.
Sergide Richter’in yanı sıra Georges Braque, Maurice de Vlaminck, Natalia Goncharova, Luigi Russolo, Fernand Leger, Frantisek Kupka, Vassily Kandinsky, Stanton Macdonald-Wright, Berenice Abbott, Joan Mitchell, Etel Adnan, Shirley Jaffe, Richard-Paul Lohse, Kenneth Noland, Bridget Riley, Agam, Jesus Rafael Soto ve Victor Vasarely’nin eserleri de yer alıyor.
Beş yıllık iş birliğinin ilk kapsamlı sergisi
“Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, yalnızca Centre Pompidou koleksiyonundan yapılan bir seçki olmanın ötesinde, Arkas Sanat ile Centre Pompidou arasında 2026-2031 yıllarını kapsayan beş yıllık iş birliğinin ilk kapsamlı sergisi olma özelliğini taşıyor.
Anlaşma kapsamında Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde beş tematik sezon düzenlenecek ve her sezon iki sergi olmak üzere toplam 10 sergi izleyiciyle buluşacak.
Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, 25 Eylül’de düzenlenen basın toplantısında iş birliğine ilişkin, “Sanat bir şehrin tapusu olamaz, sanat herkesin. Bu sergi de İzmir’in değil Türkiye’nin sergisi” ifadelerini kullandı.
Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon da serginin İzmir’de gerçekleşmesinin önemine dikkat çekerek, Centre Pompidou koleksiyonundaki eserleri Türkiye’den ve dünyanın farklı yerlerinden izleyicilerle buluşturmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton ise sergiyi Fransa ve Türkiye arasındaki kültürel iş birliğinin bir parçası olarak değerlendirdi.
Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası, sergide 83 eserin bir araya getirildiğini ve renk ile ışık temasının İzmir’le güçlü bir ilişki kurduğunu belirtti.
İzmir’de renk ve ışık sezonu
Arkas Sanat ile Centre Pompidou arasındaki iş birliğinin 2026-2027 dönemini kapsayan ilk tematik sezonu renk ve ışığa odaklanıyor. Görsel sanatların yanı sıra film, müzik ve performans alanlarını da kapsayan program kapsamında konferanslar ve sanat atölyeleri düzenlenecek.
Sezonun ikinci sergisi “Through Color” da Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılacak. Anna Hiddleston ve Noemie Fillon, bu serginin de küratörlüğünü üstleniyor.
İş birliğinin ilk adımı ise Lucien Arkas Sanat Merkezi’nin Nisan 2026’daki açılışında atılmıştı. Centre Pompidou koleksiyonundan iki eserin yer aldığı “Sonia & Robert Delaunay: Modern Rengin İcadı” seçkisi, merkezin ilk sergileri arasında yer aldı.
“Lumina: Renk ve Işık Sanatı” 14 Şubat 2027’ye kadar Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde ziyaret edilebilecek.
Arkas Sanat rotasının yedinci durağı
Nisan 2026’da İzmir Bayraklı’da açılan Lucien Arkas Sanat Merkezi, Arkas Sanat’ın İzmir’deki sanat rotasının yedinci durağı olarak faaliyet gösteriyor.
Mistral İzmir’de yer alan 2 bin 500 metrekarelik merkezde 1.110 metrekarelik sergi alanının yanı sıra konferans salonu, fuaye ve atölye alanları bulunuyor. Merkez, sergilerin yanı sıra gösterim, eğitim programları ve kültürel buluşmalara da ev sahipliği yapıyor.