Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Van Gölü altında gizemli yapılar: Kayıp bir kent bulunmuş olabilir mi?

Van Gölü'ndeki dalışlardan birinde taş üzerinde çiçek motifi tespit edilmişti.
Van Gölü'ndeki dalışlardan birinde taş üzerinde çiçek motifi tespit edilmişti. -  ©  Matthew LaCroix / YouTube
© Matthew LaCroix / YouTube
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Dalgıçların Van Gölü altında büyük, dairesel bir yapı ile birbirine geçen taş bloklardan oluşan uzun bir duvar görüntülediği belirtiliyor.

Van Gölü’nün derinliklerinde bulunan taş yapılar, bölgede henüz keşfedilmemiş daha büyük bir yerleşimin kalıntıları bulunabileceği iddialarını yeniden gündeme getirdi.

REKLAM
REKLAM

Dalgıçların gölün altında büyük, dairesel bir yapı ile birbirine geçen taş bloklardan oluşan uzun bir duvar görüntülediği belirtiliyor. Araştırma ekibinde yer alan Matthew LaCroix, Daily Mail'e yaptığı açıklamada, şimdiye kadar görülen kalıntıların çok daha büyük bir yapının yalnızca küçük bir bölümü olabileceğini öne sürdü.

Ancak yapıların ne zaman inşa edildiği ve gerçekte ne amaçla kullanıldığı henüz belirlenmiş değil. Bölgede arkeolojik kazıyla ortaya konmuş bir “kayıp kent” de yok.

LaCroix ise yapıların en az 11 bin 700 yıllık, hatta 40 bin yıl kadar eski olabileceğini iddia etti. Öte yandan, bu tahmin, kalıntıların kendilerinin tarihlendirilmesine değil, Van Gölü'nün geçmişteki su seviyeleri ve bölgedeki volkanik faaliyetlere ilişkin jeolojik araştırmaların yorumlanmasına dayanıyor.

Son dalış sırasında kaydedilen bir görüntü.
Son dalış sırasında kaydedilen bir görüntü. Matthew LaCroix / YouTube

Diğer araştırmacılar ise yapıların yaklaşık 3 bin yıl önce bölgeye hakim olan Urartular dönemine veya Orta Çağ’a ait olabileceğini düşünüyor.

Gölün altında uzanan dev taş yapı

Dalgıçların görüntülediği yapılardan biri, Van Gölü yüzeyinin yaklaşık 23 metre altında bulunan ve birbirine geçen taş bloklardan oluşan büyük bir duvar.

Görüntülerde üç basamağın dairesel bir yapıya doğru yükseldiği, ardından göl tabanından 2,4 metreden fazla yükselen yedi sıra taş örgünün bulunduğu belirtiliyor.

LaCroix, yapı boyunca yaklaşık 45 metre ölçüm yaptığını ancak taşların görüş alanının ötesine doğru devam ettiğini söyledi.

“Bu geçidin 45 metreden fazla devam ettiğini ölçtüm. 45 metreden fazla ve karanlığın içine doğru gidiyor.”

LaCroix’ya göre yapı, su altında henüz keşfedilmemiş başka binalara ve olası bir yerleşime uzanıyor olabilir.

Araştırmacı, bu ölçekte taş işçiliğinin tek başına inşa edilmiş bir yapı olmasının düşük ihtimal olduğunu savunarak, çevrede daha geniş bir yerleşim alanı bulunabileceğini öne sürüyor.

Ancak şu ana kadar geçidin nereye ulaştığı belirlenebilmiş değil.

İlk kalıntılar 2017'de görüntülendi

Van Gölü’ndeki yapıların keşfinin geçmişi 2017’ye uzanıyor.

Türk su altı görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan, göldeki mikrobiyalit oluşumları ve inci kefallerini araştırdığı sırada taş yapılara rastlamıştı.

Bölgede taş bir yapı ile dairesel oluşumlar görüntülenmişti. Ayrıca üzerinde altı kollu “Yaşam Çiçeği” motifini andıran bir sembol bulunan bir taş da tespit edilmişti.

Ceylan daha sonra LaCroix ile birlikte 2025’te bölgede yeniden dalış yapmıştı. Ancak araştırmacılara göre uzun taş duvarın önemi dalış sırasında fark edilmemişti.

Dairesel yapının arkasındaki görüntüler aylar sonra yeniden incelendiğinde üç basamak, yedi sıra taş örgü ve buradan uzaklaşarak devam eden uzun yapı fark edildiği ileri sürülüyor.

LaCroix, dairesel yapı için “Yukarıdan aşağıya doğru dalış yaptığınızda kusursuz bir daire olduğunu görüyorsunuz,” dedi.

Dairesel yapı ile daha derindeki duvar birbirinden uzakta. Ancak LaCroix’ya göre her ikisi de yaklaşık bir kilometrekarelik su altı alanı içerisinde yer alıyor.

Kalıntılar gerçekten 40 bin yıllık olabilir mi?

Keşifle ilgili en sıra dışı iddia ise yapıların yaşıyla ilgili.

Bilim insanları Van Gölü’nün geçmişte batıya doğru bir çıkışının bulunduğunu, ancak Pleistosen döneminde Nemrut Dağı'ndaki volkanik faaliyetlerin bölgenin jeolojisini ve gölün drenaj sistemini değiştirdiğini uzun süredir biliyor.

LaCroix, kalıntıların göl suları altında kalmasının bu volkanik değişikliklerin ardından gerçekleştiğini varsayıyor.

Pleistosen'in yaklaşık 11 bin 700 yıl önce sona erdiğine ve bölgedeki bazı büyük volkanik faaliyetlerin çok daha eski tarihlere uzandığına dikkat çeken araştırmacı, yapıların bu olaylardan önce inşa edilmiş olması gerektiğini savunuyor.

Bu yorum doğruysa kalıntıların yaşı 11 bin 700 ila 40 bin yıl arasında olabilir.

Ancak su altındaki yapılardan alınmış herhangi bir örneğin, bağımsız bir yöntemle 11 bin 700 veya 40 bin yıl öncesine tarihlendirilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Yapıların bu kadar eski olduğu iddiası, taşlardan elde edilen doğrudan arkeolojik tarihlendirmeye değil, LaCroix’nın bölgenin volkanik ve jeolojik geçmişine ilişkin araştırmaları yorumlamasına dayanıyor.

Dolayısıyla şu anda yapıların Pleistosen dönemine ait olduğunu gösteren doğrudan arkeolojik kanıt yok.

Urartu veya Orta Çağ ihtimali de var

Van Gölü çevresi binlerce yıllık zengin bir yerleşim geçmişine sahip.

Bu nedenle bazı araştırmacılar daha önce gölün altında bulunan bazı duvar ve yapıların yaklaşık 3 bin yıl önce bölgede hüküm süren Urartu Krallığı'na ait olabileceğini öne sürmüştü.

Bir başka ihtimal ise bazı yapıların Orta Çağ'da inşa edilmiş olması.

Bazı araştırmacılar Orta Çağ yapılarında daha eski Urartu taşlarının yeniden kullanılmış olabileceğini de değerlendiriyor.

Bu nedenle yapıların farklı dönemlere ait malzemeleri bir arada barındırması ihtimali var.

Bölgenin kapsamlı bir su altı arkeolojik araştırmasına konu olmaması ve yapıların kesin biçimde tarihlendirilmemesi ise tartışmanın sürmesine neden oluyor.

Van Gölü'nde araştırma yapmak zor

Kalıntıların incelenmesindeki en büyük sorunlardan biri de Van Gölü’ndeki görüş mesafesi.

Gölün dışarıya akan doğal bir çıkışı bulunmaması nedeniyle sudaki çözünmüş ve askıda kalmış maddeler görüşü ciddi biçimde sınırlayabiliyor.

LaCroix’ya göre dalgıçların nispeten açık görüş elde edebildiği süre çoğunlukla sabah 05.00 ile 11.00 arasındaki birkaç saatle sınırlı.

LaCroix kendisinin yaklaşık 23 metre derinlikteki duvara inmediğini, bunun yerine yaklaşık 9 metre derinlikte bulunan dairesel yapının çevresinde sekiz dakika geçirdiğini belirtti. Daha derindeki taş yapılar diğer dalgıçlar tarafından görüntülendi.

Araştırmacılar, göldeki hareketsiz suyun yapıların korunmasına yardımcı olmuş olabileceğini de düşünüyor.

Kayıp bir kent mi?

LaCroix, uzun taş yapının tek başına inşa edilmiş olma ihtimalinin mantıklı olmadığını ve yapının bir zamanlar daha büyük bir yerleşimin parçası olabileceğini savunuyor.

“Hiçbir yere çıkmıyor olamaz,” diyen araştırmacı, yapının daha büyük bir kentsel alana bağlanan bir geçiş noktası olabileceğini öne sürdü.

Ancak mevcut bulgular, Van Gölü’nün altında bir kent bulunduğunu söylemek için henüz yeterli değil.

Şimdiye kadar bölgede bunu ortaya koyacak kapsamlı bir arkeolojik kazı gerçekleştirilmedi. Uzun taş yapının tamamen insan yapımı olup olmadığı, nereye uzandığı ve çevresinde başka yapılar bulunup bulunmadığı da kesin olarak belirlenmiş değil.

Bu soruların yanıtlanabilmesi için yeni dalışların yanı sıra ayrıntılı sonar haritalaması, yapı malzemelerinin tarihlendirilmesi ve su altı arkeologlarının sistematik incelemeleri gerekiyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Göç mevsimiyle birlikte Van Gölü kıyıları, flamingolarla renklendi

Rojin Kabaiş'in cansız bedeni Van Gölü kıyısında bulundu

NASA'nın yarışmasında Van Gölü fotoğrafı birinci oldu: Astranot Rubins fahri hemşeri ilan edilecek