Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Erken Cumhuriyet İstanbul’unun 'kamera arkası' Pera Müzesi’nde

Büyük Gazete mürettiphanesinde dizgiciler [mürettipler] harfleri dizerken poz veriyor.
Büyük Gazete mürettiphanesinde dizgiciler [mürettipler] harfleri dizerken poz veriyor. -  ©  Pera Müzesi
© Pera Müzesi
By Buse Keskin
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

'Cumhuriyetin Kamera Arkası', 90 bini aşkın negatiften oluşan Basın Fotoğrafları Arşivi’nden seçilen görüntülerle erken Cumhuriyet İstanbul’unun gündelik hayatını ve görünmeyen hikâyelerini ortaya çıkarıyor.

Pera Müzesi, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün (İAE) 20. yılı kapsamında erken Cumhuriyet İstanbul’unun gündelik hayatını ve foto muhabirliğinin perde arkasını ele alan “Cumhuriyetin Kamera Arkası” sergisini ziyarete açtı.

REKLAM
REKLAM

İdil Çetin ve Ahmet Ersoy’un küratörlüğünü üstlendiği sergi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu’ndaki 90 bini aşkın negatiften oluşan Basın Fotoğrafları Arşivi’nden seçilen görüntülerle 1920’lerden 1950’lerin başlarına uzanan İstanbul’a farklı bir perspektiften bakıyor.

Serginin çıkış noktası ise geleneksel sergi anlayışında çoğunlukla göz ardı edilen fotoğraflar: Gazetelerde yayımlanmayan, teknik açıdan kusurlu bulunan, aynı olayın birkaç saniye öncesini ya da sonrasını gösteren ve haberin son haline dönüşmeyen negatifler.

Küratörler İdil Çetin ve Ahmet Ersoy, serginin ortaya çıkış sürecini anlatırken bu fotoğrafların kendilerinde yarattığı heyecanın belirleyici olduğunu söylüyor. İAE’nin kendilerine ulaşmasının ardından yaklaşık iki yıl boyunca arşiv üzerinde çalışan küratörler, başlangıçta 20 bini aşkın görüntünün oluşturduğu büyük ve karmaşık malzemenin nasıl sergilenebileceğini kendilerinin de bilmediğini belirtiyor.

Küratörler, zaman içinde arşivin nasıl oluştuğuna ve fotoğrafların kendi içindeki örüntülere dair yeni bilgiler keşfettiklerini anlatıyor.

'Kötü' fotoğraflardan sergi fikrine

Çetin ve Ersoy’un dikkatini çeken en önemli unsurlardan biri, arşivde bulunan ve geleneksel anlamda “iyi fotoğraf” olarak değerlendirilmeyecek görüntüler oldu.

Küratörler, “kötü” olarak nitelendirilebilecek negatifleri gördüklerinde heyecanlandıklarını belirtiyor. Onlara göre arşivin değeri, yalnızca dönemin en başarılı veya estetik fotoğraflarını bir araya getirmesinden değil, fotoğraf üretiminin bütün sürecini görünür kılmasından kaynaklanıyor.

Serginin tasarım sürecinde de benzer bir deneysel yaklaşım izlendi. Küratörler, fotoğrafları yalnızca “güzel” buldukları görüntüler üzerinden seçmek yerine, arşivin kendi içindeki ilişkileri takip ettiklerini ve zamanla fotoğrafların gazete sayfalarını andıran gruplar oluşturduğunu fark ettiklerini anlatıyor.

Bu yaklaşım, serginin gazete formatı üzerinden kurgulanmasının da önünü açtı.

'İstanbul ihmal edilmiş ama suskun bir şehir değil'

Serginin ortaya koyduğu en dikkat çekici sonuçlardan biri, erken Cumhuriyet İstanbul’una ilişkin yerleşik görsel hafızanın sorgulanması.

Küratörlere göre Cumhuriyet’in ilk yıllarında başkentin Ankara’ya taşınmasıyla İstanbul’un bir ölçüde geri planda kalması, kente ilişkin görsel anlatıların da belirli kalıplar etrafında şekillenmesine yol açtı. Arşivdeki fotoğraflar ise bu anlatının ötesinde, hareketli ve çok katmanlı bir şehir hayatı gösteriyor.

Sokak eğlenceleri, karnavallar, halk gösterileri, spor karşılaşmaları ve kalabalık etkinliklerin yanı sıra suçlar, kazalar, yangınlar ve kent sorunları da fotoğraf karelerine yansıyor.

Küratörler, bu görüntülerin erken Cumhuriyet İstanbul’unun “ihmal edilmiş ama suskun olmayan” bir şehir olduğunu gösterdiğini söylüyor. Fotoğraflar, özellikle şehir sorunları üzerinden dönemin siyasi ve toplumsal tartışma alanlarına da işaret ediyor.

Su baskınları, suç mahalleri ve diğer kent sorunlarının fotoğraflanması, dönemin haber fotoğrafçılığının gündelik pratiğinin bir parçasıydı. Küratörlere göre bu nedenle arşiv, yalnızca dönemin “iyi” ya da resmî anlarını değil, kentin sorunlarını da kayda geçiriyor.

'Cumhur'un gündelik hayatı

Serginin başlığındaki “Cumhur” vurgusu da bu yaklaşımın merkezinde yer alıyor.

Küratörler, cumhura odaklanmanın farklı toplumsal kesimlerin gündelik hayatlarını görünür kılmak anlamına geldiğini belirtiyor. Onlara göre fotoğraflar, erken Cumhuriyet dönemine ilişkin tek ve bütünlüklü bir anlatı yerine, farklı deneyimlerin yan yana geldiği bir tablo sunuyor.

Orta sınıfın gündelik yaşamından üst sınıfların alışkanlıklarına, geçimini sağlamak için çalışanlardan sokakta yaşayanlara kadar farklı kesimler aynı arşivin içinde yer alıyor.

Küratörler, bu nedenle serginin izleyiciye tek bir erken Cumhuriyet anlatısı sunmak yerine, dönemi farklı şekillerde görme ve hatırlama imkânı verdiğini vurguluyor.

Tatavla fotoğrafları farklı bir hikâye anlatıyor

Arşivin bu çoğul yapısı, dönemin azınlıklarının ve toplumsal olarak geri planda kalan kesimlerin yaşamlarına ilişkin görüntülerde de kendini gösteriyor.

Küratörlerin dikkat çektiği örneklerden biri Tatavla yangınına ait fotoğraflar. Fotoğraflarda haberin yalnızca olay boyutunun değil, yangından etkilenen insanların yaşadığı insani ve trajik durumun da görülebildiğini belirten küratörler, görüntülerin dönemin basınında kullanılan anlatıdan farklı bir hikâye sunabildiğine dikkat çekiyor.

Bu açıdan arşiv, yalnızca gazetelerde yayımlanmış haberlerin görsel bir kaydı olmaktan çıkıyor. Kullanılmayan veya yayımlanmayan kareler, dönemin resmî ya da baskın anlatılarında kendine yer bulamayan insanların yaşamlarına dair izler de taşıyor.

Fotoğrafın gazete sayfasına ulaşmadan önceki yolculuğu

“Cumhuriyetin Kamera Arkası”, bir haber için çekilen fotoğrafların gazete sayfasında tek bir kareye dönüşmeden önce geçirdiği süreci de görünür kılıyor.

Aynı olayın birkaç saniye öncesini ve sonrasını belgeleyen görüntüler, fotoğrafçının seçimlerini ortaya koyarken negatifler üzerindeki dekupe, kazıma ve maskeleme gibi müdahaleler de fotoğrafın editoryal yolculuğuna ışık tutuyor.

Netliğin dağıldığı, ışığın değiştiği, görüntülerin üst üste geldiği veya zamanın fiziksel izlerini taşıyan kareler ise geleneksel arşivleme ölçütlerinin dışında kalan malzemenin de tarihsel değer taşıyabileceğini gösteriyor.

Fotoğrafçıların ortak hafızası

Pattu tarafından tasarlanan sergideki seçki, Basın Fotoğrafları Arşivi’nin 12 bin 586 cam ve 8 bin 97 asetat negatiften oluşan ilk grubundan hazırlandı. Bu grubun önemli bir bölümünün gazeteci ve foto muhabiri Namık Görgüç tarafından oluşturulduğu düşünülüyor.

Görgüç, 1924’te Benli Kemal ile birlikte Cumhuriyet gazetesinin fotoğraf servisini kurdu ve İstanbul’u uzun yıllar boyunca fotoğrafladı. Görgüç’ün 1947’deki ölümünün ardından arşivin fotoğrafçı Selahattin Giz tarafından korunduğu ve genişletildiği biliniyor. Koleksiyonda Cemal Göral ve Faik Şenol gibi dönemin diğer fotoğrafçılarının çekimleri de bulunuyor.

Yaklaşık 1910’lardan 1970’lere uzanan ve büyük bölümü İstanbul’da çekilen 90 bin 52 negatif, Suna ve İnan Kıraç Vakfı tarafından 2011 yılında satın alındı. Arşivin onarım, zarflama, kutulama ve dijitalleştirme çalışmaları 2013’te tamamlandı. Fotoğraflardaki kişi, mekân ve olaylara ilişkin yeni bilgiler ortaya çıktıkça kataloglama çalışmaları ise sürüyor.

Fotoğrafçıların negatiflerini paylaşması ve aynı görüntülerin farklı yayınlarda kullanılması, dönemin mesleki paylaşım kültürünü de ortaya koyuyor. Bu yönüyle arşiv, tek tek fotoğrafçıların çalışmalarının ötesinde kolektif bir görsel hafıza niteliği taşıyor.

Sergiye katalog eşlik ediyor

“Cumhuriyetin Kamera Arkası” sergisine eşlik eden katalog, Basın Fotoğrafları Arşivi’ni fotoğraf tarihi, basın kültürü, arşivcilik ve görsel hafıza eksenlerinde ele alıyor.

Gülru Tanman, Kerim Suner, Mehmet Erken, Cengiz Kahraman, Geoffrey Batchen, Wolfgang Ernst, Ahmet A. Ersoy, Özge Baykan Calafato, İdil Çetin ve Sidar Bayram’ın katkılarını bir araya getiren yayın, serginin ele aldığı konuları farklı perspektiflerden genişletiyor.

“Cumhuriyetin Kamera Arkası”, 28 Mart 2027 tarihine kadar Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilir.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

İngiltere’de müzelerde ücretsiz giriş uygulaması kalıcı hale geliyor

İtalya ve Türkiye’nin arkeoloji işbirliği Pamukkale’de ele alınacak

Erken Cumhuriyet İstanbul’unun 'kamera arkası' Pera Müzesi’nde