Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Paris Moda Haftası 2026'da ihtişam, gündelik hayat ve lüksün geleceği tartışıldı

Modeller, Saint Laurent'ın İlkbahar-Yaz 2027 kadın koleksiyonu kapsamında hazırlanan tasarımları Paris'te sergiliyor.
Modeller, Saint Laurent'ın İlkbahar-Yaz 2027 kadın koleksiyonu kapsamında hazırlanan tasarımları Paris'te sergiliyor. -  ©  AP
© AP
By Buse Keskin & AP
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Haftada Türkiye'den Serenay Sarıkaya, Demet Özdemir, Aslıhan Malbora ve Sümeyye Aydoğan da farklı etkinliklerde yer aldı.

Saint Laurent, Eyfel Kulesi'nin ışıldadığı Paris gecesinde, dev avizelerin parlattığı siyah bir açık hava podyumunda altın rengi tasarımlardan oluşan görkemli bir koleksiyon sundu.

REKLAM
REKLAM

Catherine Deneuve, Kate Moss, Hailey Bieber ve Rami Malek'in katıldığı gösteri, Paris Moda Haftası'nın en dikkat çekici etkinliklerinden biri oldu. Haftanın diğer gösterilerinde Jennifer Lopez, yağmur altındaki Stella McCartney defilesini izlerken Rihanna, yükselişteki tasarım markası Matières Fécales için düzenlenen gösteriye katıldı.

Türkiye'den de oyuncuların yer aldığı Paris Moda Haftası'nda Serenay Sarıkaya, Demet Özdemir, Aslıhan Malbora ve Sümeyye Aydoğan farklı etkinlik ve defilelerde boy gösterdi. Sarıkaya, 28 Eylül'de L'Oréal Paris'in "Le Défilé" etkinliğinde Kendall Jenner, Cara Delevingne, Jane Fonda ve Eva Longoria gibi isimlerle aynı podyumda yürüdü. Demet Özdemir ve Aslıhan Malbora ise marka davetlisi olarak moda haftasının etkinliklerine katıldı. Sümeyye Aydoğan da marka elçisi olduğu mücevher markasının etkinliğinde "Élite" dizisiyle tanınan İspanyol oyuncu Ester Exposito ile bir araya geldi.

Lüks sektörünün finansal sıkıntılarına rağmen Paris, yıldızlarla dolu ön sıraları ve Instagram'da paylaşılmaya uygun görkemli sahne tasarımlarıyla dikkat çekmeyi sürdürdü.

İlkbahar-Yaz 2027 koleksiyonlarının tanıtıldığı Paris Moda Haftası'nın ortalarında, üç temel eğilim öne çıktı: görkemli bir ihtişam anlayışı ve haute couture tekniklerinin tişört ve kot pantolon gibi gündelik parçalara taşınması. Tüm bunların arka planında ise moda sektörü, bu lüksün kimin için üretildiği sorusuyla yüzleşiyor.

Saint Laurent'ta veda mı?

Bir model, Saint Laurent'ın İlkbahar-Yaz 2027 kadın koleksiyonu kapsamında hazırlanan bir tasarımı sergiliyor.
Bir model, Saint Laurent'ın İlkbahar-Yaz 2027 kadın koleksiyonu kapsamında hazırlanan bir tasarımı sergiliyor. AP

"Bu bir veda mıydı?" diye sordu defilenin ön sıralarında oturan konuklardan biri.

Saint Laurent'taki onuncu yılını kutlayan tasarımcı Anthony Vaccarello, geleneksel röportajlarını yapmayarak bu özel dönemi, geçmişe göndermeler taşıyan bir koleksiyonla kutlamayı tercih etti.

Herhangi bir ayrılık açıklaması yapılmadı. Ancak moda sektöründe büyüme arayışıyla tasarımcı değişikliklerinin giderek hızlandığı bir dönemde, bu yöndeki tahminler dikkat çekti.

Geçen ay kozmetik devi L'Oréal, Fransa'nın borsada işlem gören en değerli şirketi olarak LVMH'yi geride bıraktı. Böylece 2017'den bu yana ilk kez lüks sektörü dışından bir şirket Paris borsasının zirvesine yerleşti.

Saint Laurent'ın bağlı olduğu Kering Grubu, ağır bir gerileme döneminin ardından yeniden büyümeye geçse de Balenciaga, podyumdaki ihtişamın ardında baskı altında kalmaya devam ediyor.

Salı gecesi düzenlenen Saint Laurent defilesinin neredeyse tamamına altın rengi hâkimdi. Kırışık, akışkan, yarı saydam ya da yoğun işlemelerle süslenmiş kumaşlar, koleksiyonun ana unsurlarını oluşturdu.

Altın ışıltısı, Kering'in bu markadan beklediği başarıyı da simgeliyor. Grubun en büyük ikinci markası olan Saint Laurent, ABD ve Avrupa'dan gelen güçlü taleple yeniden büyürken, Gucci yıllardır süren satış düşüşünü tersine çevirmeye çalışıyor.

Safari ceketleri ve trençkotlar, kırışık metalik pamuklu kumaşlarla yeniden yorumlandı. Kokteyl elbiseleri ışıltılı dantellerle süslenirken kısa ceketlerde brokar kumaşlar kullanıldı. İnce topuklu ayakkabılar ise yılan biçimindeki topuklarıyla dikkat çekti.

Defilenin finalinde, süpermodel Anja Rubik'in öncülük ettiği siyah tasarımlar podyuma çıktı. Bu tercih, Yves Saint Laurent'ın 1991'deki tamamen altın rengi finalinin tam tersiydi.

Chloé'de dokular, peplum kesimlerin dönüşü

İki gün sonra Chloé, gösterişli tasarımlara bu kez farklı dokular üzerinden yaklaştı.

Tasarımcı Chemena Kamali, İngiliz nakışlarını dantel, inci ve püsküllerle bir araya getirdi. Canlı renklerde yağmurluklar ve uzun kenarlı balıkçı şapkaları da koleksiyonda yer aldı.

Koleksiyonun temel sorusu, Chloé'nin rahat giyim anlayışının ne ölçüde süslemeyi kaldırabileceğiydi.

Stella McCartney'nin defilesi ise yağmur altında gösteriyi izleyen Jennifer Lopez'in de aralarında bulunduğu konuklara rahat kesimli takımlar, mercanları andıran örgü formlar ve kot kumaş üzerine hava fırçasıyla işlenmiş yunus figürleri sundu.

Heykelsi etek uçları ve peplum kesimler, tasarımlara su altında süzülüyormuş hissi veren bir hafiflik kazandırdı. Doğa tarihçisi David Attenborough'nun sesi ise okyanusların korunmasına yönelik mesajı aktardı.

Peplum kesimler, haftanın öne çıkan ve farklı tasarımcıların koleksiyonlarında tekrar eden detaylarından biri oldu. Bu kesim, Chloé'de heykelsi formlarda kullanılırken Balenciaga'da gömleklere işlendi.

Haftanın bir diğer ortak teması ise hafiflikti. Issey Miyake, tasarımcı Satoshi Kondo'nun cuma günü sunduğu koleksiyonda bu fikri merkeze aldı. Gösteri, dansçıların canlı piyano müziği eşliğinde dev bir kumaşı dalgalandırmasıyla başladı. Ardından balon gibi bükülmüş elbiseler ve her adımda nefes alıp veriyormuş izlenimi yaratan naylon tasarımlar podyumda süzüldü.

Markanın "ma" olarak adlandırdığı bu yaklaşım, beden ile giysi arasındaki boşluğa ve ikisinin birbirleriyle kurduğu ilişkiye odaklanıyor.

Korselerden kafes tasarımlara

Balmain'de Antonin Tron, markadaki ikinci koleksiyonunu 20. yüzyıl ortalarına ait kulis fotoğraflarından ve bu fotoğraflardaki gösterişli estetikten ilham alarak hazırladı.

Karl Lagerfeld'in eski malikanesinin kapalı pencerelerine yapay yağmur efektleri yansıtıldı. Baskı, nakış ve payetlerle kumaşlara derinlik kazandırılırken, zengin yüzey detayları zaman zaman tasarımların duyusal dökümlü formlarıyla yarıştı.

Rick Owens da kendi özgün yorumuyla iç giyim estetiğine yöneldi. Palais de Tokyo'nun yansıtma havuzunun üzerine kurulan podyumda taş renginde uzun elbiseler, dikenli tüller, kristallerle süslenmiş ayakkabılar ve tül ile elastik malzemelerden oluşturulmuş, tüm bedeni saran tasarımlar sergilendi.

Courrèges'de ise kafes formu gerçek anlamda koleksiyonun parçasına dönüştü. Markanın yeni tasarımcısı Drew Henry'nin ilk koleksiyonu, neon renkli terzilik ürünlerini çiçek desenli sütyen üstler, çiçeklerle süslenmiş kafes tulumlar ve çok kısa şortlarla bir araya getirdi.

Haute couture teknikleri gündelik kıyafetlere taşınıyor

Tüm bu gösterişli sunumların ardında ise yanıtlanması daha zor bir soru vardı: Ekonomik gerileme döneminde lüks, yüksek fiyatlarını nasıl gerekçelendirebilir?

Pierpaolo Piccioli, Balenciaga için hazırladığı koleksiyonda bu soruya teknik ustalıkla yanıt verdi.

Sık ve yoğun dikiş sıraları, beyaz bir gömleğe vücuda oturan bir bel ve genişleyen peplum formu kazandırdı. Benzer bir teknik tişörte de uygulandı. Kot pantolonlar ise kumaşın dökümünü değiştirmek amacıyla verev kesildi.

Koleksiyon, haute couture bilgisinin gündelik giyime uygulanabileceğini ikna edici biçimde ortaya koydu.

180. yılını kutlayan Loewe ise daha yalın bir yaklaşım benimsedi. Teknik açıdan gösterişli tasarımları geri planda bırakan marka, yumuşak deri parçalar ve cam boncuklarla süslenmiş elbiseler sundu. Koleksiyon, üzerine konuşulacak giysilerden çok günlük hayatta giyilmek üzere tasarlanmış parçalara odaklandı.

Lüks sektörünün ekonomik daralmaya verdiği yanıt, fiyatları düşürmek yerine zanaatkârlığı insanların gündelik yaşamlarında kullandıkları kıyafetlere taşımak oldu. Böylece yüksek fiyatların karşılığının, giysilerin üretimindeki ustalıkla verilmesi hedefleniyor.

Matières Fécales, protesto meydanını podyuma dönüştürdü

Moda dünyasının yeni gözde markalarından Matières Fécales, "Yüzde 99" başlıklı defilesi için Paris'in protestolarıyla tanınan République Meydanı'nı seçti.

Koleksiyonda sari giysilerinden ilham alan dökümlü tasarımlar, parçalanmış kot kumaşlar ve maskeli protestocuları andıran görünümler bir araya geldi.

Halkın erişimine açık bir alanda düzenlenen defile, bu yönüyle koleksiyonun temel fikrini de yansıtıyordu. Ancak markanın yarattığı ironiyi gözden kaçırmak mümkün değildi: Dünya nüfusunun yüzde 99'u, Matières Fécales tasarımlarını satın alabilecek ekonomik güce sahip değil.

Danışmanlık şirketi Bain & Company'nin verilerine göre enflasyon ve son iki yılda yaklaşık yüzde 20 artan fiyatlar, lüks tüketicilerini de etkiledi. 2022'den bu yana yaklaşık 60 milyon müşteri lüks tüketim pazarından çekildi. Şirket, sektörde kalmaya devam eden varlıklı müşterilerin bile kendilerini "ihanete uğramış" hissettiği uyarısında bulunuyor.

Paris Moda Haftası, izleyicilerin dikkatini çekmenin yollarını bir kez daha ortaya koydu. Ancak moda sektörü, tüketicileri yeniden harcama yapmaya ikna edecek asıl unsurun podyum gösterileri değil, tasarımların kendisi olacağını umuyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Celine Dion, L'Oréal defilesindeki performansıyla Paris Moda Haftası'na damga vurdu

Modacı John Galliano, tepkiler sonrası Met Gala sergisini iptal etti

Moda devlerinden Z Kuşağı'na çağrı: Atma, tamir et