Rusya'daki bir veba araştırma laboratuvarında yaşanan olayın ardından veba yeniden gündeme gelirken, Almanya'daki uzmanlar Euronews'e Kara Ölüm'ün tarihini ve günümüzde bu hastalıktan çıkarılabilecek dersleri anlattı.
Sibirya'daki Irkutsk Veba Araştırma Enstitüsü'nde çalışan 28 yaşındaki bir laboratuvar görevlisinin "kaynağı bilinmeyen akciğer enfeksiyonu" nedeniyle hayatını kaybetmesi, olayla ilgili soru işaretlerine yol açtı. Son olarak ABD Başkanı Donald Trump da konuya ilişkin endişelerini dile getirdi.
Peki, veba bugün ne kadar tehlikeli ve veba araştırmaları Rusya'daki mevcut durumu anlamamıza nasıl yardımcı olabilir?
Covid-19 salgını sırasında birçok kişi koronavirüs ile geçmiş yüzyıllardaki veba salgınları arasında karşılaştırmalar yaptı.
Ancak Leipzig'deki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nden arkeogenetikçi Johannes Krause'a göre veba, Orta Avrupa'da sanılandan çok daha eski.
Krause, Yersinia pestis bakterisinin Güney Almanya'da, Augsburg bölgesi de dahil olmak üzere, Neolitik ve Tunç Çağı'na tarihlenen iskeletlerden elde edilen DNA örneklerinde tespit edilebildiğini söylüyor.
Ancak en bilinen salgın, 1346-1353 yılları arasındaki Kara Ölüm.
Krause'a göre hastalık 1348'den itibaren İtalya ve Fransa üzerinden Kutsal Roma İmparatorluğu topraklarına ulaştı. Rivayete göre Almanca konuşulan bölgelerde etkilenen ilk kent, 29 Haziran 1348'de Mühldorf am Inn oldu. Lübeck ve Hamburg gibi liman kentleri ise muhtemelen deniz yolları üzerinden 1350 yazında salgından etkilendi.
Vebanın hangi kentte en ağır şekilde yaşandığını kesin olarak belirlemek ise mümkün değil.
Krause, kaynakların parçalı olduğunu belirterek, Erfurt'ta 1350 yılında yaklaşık 12 bin kişinin öldüğünün kroniklerde aktarıldığını, Viyana'da ise nüfusun yaklaşık üçte birinin hayatını kaybettiğinin tahmin edildiğini söylüyor.
Genel olarak Orta Avrupa nüfusunun yaklaşık üçte biri ile yarısı arasında bir bölümünün hayatını kaybettiği, ancak bölgelere göre kayıpların önemli ölçüde değiştiği düşünülüyor.
Hastalık ticaret ve seyahat yolları boyunca yayıldı
Leibniz Doğu Avrupa Tarihi ve Kültürü Enstitüsü'nden Martin Bauch'a göre vebanın yayılmasında uzun mesafeli ticaret bağlantıları önemli rol oynadı.
Bauch, bunu bir anlamda erken dönem "küreselleşmesinin" yan etkilerinden biri olarak nitelendiriyor.
Krause ise hastalık etkenlerinin insanların ticaret ve seyahat güzergahları boyunca yayıldığına dikkat çekiyor. O dönemde bu yollar İpek Yolu ve Karadeniz üzerinden uzanırken, bugün hava ulaşımı hastalıkların kıtalar arasında taşınmasında önemli bir rol oynuyor.
Rusya'daki mevcut olayın veba olduğu henüz doğrulanmış değil. Ancak bakterinin yayılması söz konusu olsa bile, Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya'ya uygulanan yaptırımlar ve seyahat kısıtlamaları nedeniyle Avrupa'dan Sibirya'ya seyahat edenlerin sayısı oldukça düşük.
Veba salgınlarından hangi dersler çıkarılabilir?
Veba tarihi, pandemilerin önemli bir bölümünün hayvanlardan insanlara geçtiğini ve hastalık etkenlerinin mutasyon ve adaptasyon yoluyla değişebildiğini de gösteriyor.
Krause, vebanın bu sürecin binlerce yıllık DNA verileri üzerinden izlenebilmesi açısından önemli bir örnek olduğunu belirtiyor.
Tarih ayrıca erken ve kararlı önlemlerin salgınlarla mücadelede etkili olabileceğini gösteriyor. Nitekim karantinanın veba salgınlarına karşı geliştirilen uygulamalardan biri olduğu biliniyor.
Ancak uzmanlara göre, Kara Ölüm'ün mirası yalnızca tıbbi sonuçlarla sınırlı değil.
Krause, salgınların toplumları değiştirdiğini ve bunun azınlıkların hedef alınmasına kadar varabildiğini belirtiyor. 1348 ve 1349 yıllarında Yahudilere yönelik pogromları, salgın dönemlerinde toplumların suçlayacak gruplar aramasının çarpıcı bir örneği olarak gösteriyor.
Bauch da Kara Ölüm dönemindeki Yahudi karşıtı pogromlara ve Covid-19 sırasında ortaya çıkan toplumsal gerilimlere dikkat çekerek, salgınların toplumlarda günah keçisi arayışını güçlendirebildiğini söylüyor.
Krause'a göre veba tamamen ortadan kalkmış değil. Bakteri kemirgen popülasyonlarında varlığını sürdürüyor ve zaman zaman yeni vakalara yol açıyor.
Ancak günümüzde hastalık antibiyotiklerle etkili biçimde tedavi edilebildiği için geçmişteki salgınlarla aynı ölçekte bir tehdit oluşturmuyor.
Erfurt yakınlarında olası veba toplu mezarı
Leipzig'de Martin Bauch'un da aralarında bulunduğu disiplinlerarası bir araştırma ekibi, yılın başında Erfurt yakınlarında vebaya ait olabilecek bir toplu mezar tespit etti.
Tarihsel kaynaklara göre 1350'deki veba salgını sırasında yaklaşık 12 bin kişi, kentin dışında açılan 11 büyük çukura gömüldü.
Araştırmacılar, tortu örneklerini inceleyerek Orta Çağ'daki arazi yapısını yeniden oluşturdu ve yaklaşık 10 metreye 15 metre genişliğinde, 3,5 metre derinliğinde bir alanda insan kemiklerine ait parçalar tespit etti. Araştırmacılara göre bulunan insan kalıntıları 14. yüzyıla tarihleniyor.
Bauch, bu bulgunun Kara Ölüm dönemindeki yüksek ölüm oranlarının nedenlerini anlamaya yardımcı olabileceğini belirtiyor. Araştırmacılar, dönemde yaşanan yetersiz beslenme ile iklimdeki dalgalanmaların ve soğuma dönemlerinin ölüm oranlarını etkileyip etkilemediğini kemiklerden ve tarihsel kayıtlardan araştırmayı amaçlıyor.
Ancak bulunan alanın gerçekten bir veba toplu mezarı olup olmadığı henüz kesinleşmiş değil.
Krause, bunun ancak kazı ve DNA analizleriyle ortaya konabileceğini belirtiyor. Kıtlık veya başka felaketler gibi alternatif açıklamaların da henüz dışlanamadığını ifade ediyor.
Eğer veba bağlantısı doğrulanırsa, kalıntılardan elde edilecek genetik materyal bölgedeki veba genomlarının Avrupa'nın diğer bölgelerindeki örneklerle karşılaştırılmasına olanak sağlayabilir.