Paris’teki 91. Otomobil Fuarı yaklaşırken Avrupalı otomobil üreticileri Çin’den gelen sert rekabet, azalan güven ve jeopolitik baskılarla karşı karşıya.
İlk kez 1898’de Paris’teki Tuileries bahçelerinde düzenlenen Paris Otomobil Fuarı, her yıl yeni modelleri görmek isteyen kalabalıkları kendine çekiyor; 12-18 Ekim 2026 tarihlerinde yapılacak 2026 edisyonunda yaklaşık yüz yeni model sergilenecek.
İnsanların otomobilleri görmeye, onlara dokunmaya, içine oturmaya, denemeye gerçekten ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum, diyor Paris Otomobil Fuarı’nın CEO’su Serge Gachot. Bu özellikle elektrikli modeller için geçerli.
Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’ne (ACEA) göre tamamen elektrikli otomobiller, 2026’nın ilk sekiz ayında AB’deki yeni araç tescillerinin yüzde 21,7’sini oluşturdu; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 15,8’di. Fransa, yüzde 74,2’lik artışla, tamamen elektrikli araç tescillerinin en hızlı büyüdüğü başlıca pazarlardan biri oldu.
Hızla büyüyen Çin otomotiv endüstrisi, araçlarını Avrupalı alıcılara sunma konusunda özellikle istekli. Paris’te yirmiye yakın Çinli marka boy gösterecek.
Mobility Global’da baş otomotiv analisti olan Tim Urquhart, tabloyu şöyle özetliyor: Geleneksel Avrupalı üreticiler için manzara son derece kaygı verici. Çin otomotiv sanayisinin son yıllarda kaydettiği ilerleme olağanüstü; özellikle son on yılda, ama en önemlisi, son beş yılda bu gelişim daha da hızlandı.
Çinli markaların gelişi, Avrupalı alıcıların giderek geleneksel benzinli ve dizel otomobillerden uzaklaştığı bir döneme denk geliyor.
Avrupalı üreticiler için zorlu koşullarda dönüşüm
ACEA verilerine göre, hibrit elektrikli araçlar ağustos ayına kadar AB’de en popüler motor seçeneği olmaya devam etti ve pazar payları yüzde 36,6’ya ulaştı; şarj edilebilir hibritler ise yüzde 10’a çıktı. Benzinli ve dizel araçların toplam payı bir önceki yılki yüzde 37,5’ten yüzde 29’a geriledi.
Yüksek benzin fiyatları, kamu otoritelerinin sağladığı teşvikler ve çok daha geniş, daha ucuz elektrikli otomobil yelpazesi bu dönüşümü hızlandırdı.
Ancak üreticiler bu geçişi son derece zorlu bir ortamda gerçekleştirmeye çalışıyor. İran’ı da içine alan çatışmayla bağlantılı yüksek petrol fiyatları, otomotiv sektörünün kâr marjlarını daraltıyor. Avrupalı üreticiler aynı zamanda zayıflayan tüketici güveni, sıkılaştırılan emisyon kuralları ve bir zamanlar Volkswagen, BMW ve Mercedes-Benz gibi Alman devleri için başlıca büyüme kaynağı olan Çin pazarındaki baskıyla karşı karşıya.
Urquhart, Bir zamanlar Çin pazarı Avrupalı otomobil üreticileri için adeta bir süt ineğiydi; artık öyle değil, diyor.
Bu arada Avrupa Birliği ile Çin, devlet destekleri, gümrük tarifeleri ve Avrupa’ya artan Çin menşeli araç akışı üzerine süregiden bir ticari anlaşmazlıkta kilitlenmiş durumda.
Urquhart’a göre, devasa jeopolitik gerilimler, çok yüksek petrol fiyatları, baskı altındaki genel ekonomik ortam ve bunların sonucu olarak Avrupa’da zarar gören bir güven ortamı söz konusu.
Tüm bunlara yanıt arayan Avrupalı üreticiler, bir yandan geçmişe, bir yandan da geleceğe dönüyor. Retro esintili otomobiller, Renault, Citroën, Peugeot, Opel, Lancia ve Fiat gibi markaların standlarında Paris Fuarı’nın öne çıkan temalarından biri olacak.
91. Paris Otomobil Fuarı, 12 Ekim’de Paris Expo Porte de Versailles’da düzenlenecek basın günüyle kapılarını açacak, 13-18 Ekim tarihleri arasında ise genel ziyaretçiye açık olacak.