Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Elektrifikasyon ve Çin markalarının yükselişi: Paris Otomobil Fuarı pazartesi başlıyor

Arşiv - Paris Otomobil Fuarı, 15 Ekim 2024.
Arşiv - Paris Otomobil Fuarı, 15 Ekim 2024. -  ©  (AP Photo/Michel Euler)
© (AP Photo/Michel Euler)
By Nina Borowski
Yayınlanma Tarihi •Son güncelleme
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Paris’teki 91. Otomobil Fuarı yaklaşırken Avrupalı üreticiler, Çin’den gelen sert rekabetle, azalan güvenle ve jeopolitik baskılarla karşı karşıya.

İlk kez 1898 yılında Paris’teki Tuileries’de düzenlenen Paris Otomobil Fuarı, her yıl yeni modelleri görmek isteyen kalabalıkları kendine çekiyor; 12-18 Ekim 2026 tarihleri arasındaki 2026 edisyonunda yaklaşık yüz yeni model sergilenecek.

REKLAM
REKLAM

"İnsanların arabaları görmeye, onlara dokunmaya, içine oturup denemeye gerçekten ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum" diyor Paris Otomobil Fuarı’nın CEO’su Serge Gachot. Bu özellikle elektrikli modeller için geçerli.

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’ne (ACEA) göre, yüzde 100 elektrikli otomobiller 2026 yılının ilk sekiz ayında AB’deki yeni araç tescillerinin %21,7’sini oluşturdu; geçen yılın aynı döneminde bu oran %15,8’di. Fransa, büyümenin en güçlü olduğu başlıca pazarlardan biri oldu; tamamen elektrikli araç tescilleri geçen yıla kıyasla %74,2 artış gösterdi.

Hızla büyüyen Çin otomotiv sanayisi, araçlarını Avrupalı alıcılara tanıtmak konusunda özellikle istekli. Paris’e yaklaşık yirmi Çinli marka gelmesi bekleniyor.

"Manzara, geleneksel Avrupalı otomobil üreticileri için son derece kaygı verici" diye değerlendiriyor Mobility Global’de baş otomotiv analisti Tim Urquhart. "Çin otomotiv sanayisinin son yıllarda kaydettiği ilerleme olağanüstü; özellikle son on yılda. Ama daha da önemlisi, bu gelişme son beş yılda iyice hızlandı."

Çinli markaların gelişi, Avrupalı alıcıların geleneksel benzinli ve dizel otomobillerden giderek daha fazla uzaklaştığı bir döneme denk geliyor.

Avrupalı üreticiler için zorlu koşullarda bir dönüşüm

ACEA’ya göre hibrit elektrikli araçlar, ağustos ayına kadar AB’de en popüler motor tipi olmaya devam etti ve pazar payı %36,6’ya ulaştı; şarj edilebilir hibritler ise %10’a çıktı. Benzin ve dizelin toplam payı ise bir yıl önceki %37,5’ten %29’a geriledi.

Yüksek akaryakıt fiyatları, kamu otoritelerinin sağladığı destek ve çok daha geniş, daha ucuz elektrikli otomobil yelpazesi bu dönüşümü besleyen başlıca etkenler oldu.

Ancak üreticiler bu dönüşümü son derece zorlu bir ortamda gerçekleştirmeye çalışıyor. İran’ı da içine alan çatışmayla bağlantılı yüksek petrol fiyatları, otomotiv sektörünün kâr marjlarını baskılıyor. Avrupalı üreticiler aynı zamanda zayıflayan tüketici güveniyle, daha sıkı emisyon kurallarıyla ve Volkswagen, BMW ile Mercedes-Benz gibi Alman devleri için bir zamanlar başlıca büyüme kaynağı olan Çin’de artan baskıyla karşı karşıya.

"Bir zamanlar Çin pazarı Avrupalı otomobil üreticileri için adeta altın yumurtlayan bir tavuktu. Bugün artık durum böyle değil" diyor Urquhart.

Öte yandan Avrupa Birliği ile Çin, devlet destekleri, gümrük tarifeleri ve Avrupa’ya giderek artan Çin yapımı araç akını üzerine süren bir ticari anlaşmazlığın içinde sıkışmış durumda.

"Jeopolitik gerilimler çok büyük, petrol fiyatları çok yüksek, genel ekonomik ortam baskı altında ve bunun sonucu olarak Avrupa’da güven duygusu zedeleniyor" diye açıklıyor Urquhart.

Bu tabloya karşılık Avrupalı üreticiler hem geçmişe hem geleceğe yönelmeyi tercih ediyor. Retro esintili otomobiller, Renault, Citroën, Peugeot, Opel, Lancia ve Fiat gibi markalar sayesinde Paris Fuarı’nın öne çıkan temalarından biri olacak.

91. Paris Otomobil Fuarı, 12 Ekim’de Paris Expo Porte de Versailles’da düzenlenecek basın günüyle başlayacak; kapılarını 13-18 Ekim tarihleri arasında halka açacak.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Avrupa’da en düşük öğretmen maaşı Türkiye’de: En yüksek ücretler hangi ülkelerde?

IEEFA: AB kışın gaz tüketimini yüzde 7 azaltmak zorunda kalabilir

Euro Bölgesi’nde büyüme yavaşlıyor: Tahvil piyasaları resesyon sinyali mi veriyor?