Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Tom Cruise'dan Elon Musk'a: Ekim ayında öne çıkan 11 yeni film

"Digger"
"Digger" -  ©  Warner Bros. Pictures
© Warner Bros. Pictures
By Buse Keskin
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

İklim krizini hicveden “Digger”, Anne Hathaway’in başrolündeki gerilim “Verity”, yeni Jane Austen uyarlaması ve Elon Musk’ı konu alan dört saatlik belgesel. Ekim ayında sinemalarda ve dijital platformlarda izleyiciyle buluşacak yapımlar, korkudan biyografiye uzanan geniş bir seçki sunuyor.

Ekim ayı, Tom Cruise’un iklim krizi etrafında şekillenen hiciv filminden Anne Hathaway’in başrolünde olduğu karanlık gerilime, Jane Austen uyarlamasından Elon Musk’ı konu alan dört saatlik belgesele uzanan geniş bir seçki sunuyor. İşte bu ay sinemalarda ve dijital platformlarda öne çıkan 11 film.

REKLAM
REKLAM

1. Digger

Tom Cruise, son yıllarda “Görevimiz Tehlike” serisi başta olmak üzere aksiyon filmlerindeki tehlikeli sahneleri ve fiziksel performansıyla öne çıktı. Ancak oyuncu, bu kez alışılmış rollerinden uzaklaşıyor.

Meksikalı yönetmen Alejandro G. Inarritu’nun imzasını taşıyan “Digger”, iklim krizi üzerinden günümüz dünyasına bakan absürt bir politik hiciv. Cruise, protez makyaj altında, şirketinin yol açtığı iklim felaketini düzeltmekle görevlendirilen eksantrik petrol milyarderi Digger Rockwell’i canlandırıyor.

ABD Başkanı’nın (John Goodman) verdiği görevi yerine getirmeye çalışan Rockwell’e kız kardeşi (Sandra Hüller) ve bir hükümet bilim insanı (Riz Ahmed) eşlik ediyor. Film, hem milyarderlerin gücünü hem de iklim krizine yol açan sistemlerin kendi yarattıkları sorunları çözme iddiasını mizahi bir dille ele alıyor.

2. Sense and Sensibility

Jane Austen’ın klasik romanı “Akıl ve Tutku”, yönetmen Ang Lee’nin 1995 tarihli, yedi Oscar adaylığı kazanan uyarlamasının ardından yeniden beyaz perdeye taşınıyor.

Georgia Oakley’nin yönettiği yeni filmde Daisy Edgar-Jones ve Esme Creed-Miles, babalarının ölümünün ardından aile evlerini kaybeden Dashwood kardeşlerini canlandırıyor. Kardeşlerin aşk hayatları, toplumsal beklentiler ve ekonomik güvencesizlik arasında şekilleniyor.

George MacKay, Herbert Nordrum ve Frank Dillane talipleri canlandırırken Fiona Shaw, kardeşlere destek olan Mrs Jennings rolünde yer alıyor. İngiltere kırsalının doğal güzelliklerini öne çıkaran film, Austen’ın aşk, sınıf ve toplumsal konum meselelerini atmosferik bir anlatımla yeniden yorumluyor.

3. Verity

Colleen Hoover’ın çok satan romanından uyarlanan “Verity”, yazarın eserlerinden sinemaya aktarılan son yapımlardan biri. Anne Hathaway, bir trafik kazasının ardından komaya giren ve çok satan kitap serisinin son romanını tamamlayamayan Verity karakterini canlandırıyor.

Verity’nin eşi (Josh Hartnett), yarım kalan romanı tamamlaması için bir hayalet yazarla (Dakota Johnson) anlaşıyor. Çiftin evine yerleşen genç yazar, zamanla Verity’nin sağlık durumunun göründüğü kadar kötü olmayabileceğinden şüphelenmeye başlıyor.

Psikolojik gerilim, gizem ve gotik unsurları bir araya getiren film, aile içindeki sırları ve güven duygusunu merkezine alıyor. Hartnett, filmin diğer Colleen Hoover uyarlamalarından farklı olarak daha karanlık, gizemli ve şaşırtıcı bir hikâye sunduğunu söylüyor.

4. Other Mommy

Cadılar Bayramı sezonunun dikkat çeken korku filmlerinden “Other Mommy”, Josh Malerman’ın “Bird Box” romanıyla da tanınan yazarın eserinden uyarlandı. Filmin yönetmen koltuğunda “Host” ile bilinen Rob Savage otururken yapımcılığını “Saw” ve “Insidious” serilerinin arkasındaki James Wan üstleniyor.

Jessica Chastain, sekiz yaşındaki kızı Bela’ya adanmış bir anne olan Ursula’yı ve kızının karşısına çıkan şeytani benzerini canlandırıyor. Bela, çevresindekilerin göremediği bu varlıkla iletişim kurmaya başlayınca aile için sıradan hayat giderek korkutucu bir hal alıyor.

Film, doğaüstü korkuyu aile içindeki güven, ebeveynlik ve bir çocuğun yaşadıklarını anlamlandırma çabasıyla birleştiriyor.

5. The Social Reckoning

2010 yapımı “The Social Network”, Facebook’un kuruluşunu ve şirketin etrafında gelişen hukuki mücadeleleri anlatan önemli filmlerden biri olarak kabul ediliyor. Yeni film “The Social Reckoning” ise sosyal medyanın toplum üzerindeki etkilerine odaklanıyor.

Aaron Sorkin’in yazıp yönettiği yapım, Facebook çalışanı Frances Haugen’ın şirket içinden sızdırdığı ve platformun yol açtığı zararlara ilişkin bilgileri ortaya çıkaran belgelerden esinleniyor. Mikey Madison, “Anora” ile kazandığı Oscar’ın ardından ilk büyük rolünde Haugen’ı canlandırıyor. Jeremy Strong ise Mark Zuckerberg rolünü Jesse Eisenberg’den devralıyor.

Film, teknoloji şirketlerinin sorumluluğunu, sosyal medya platformlarının etkilerini ve şirket içindeki güç ilişkilerini mercek altına alıyor. İlk filmin kuruluş hikâyesinden farklı olarak bu kez sosyal medyanın sonuçlarına ve bu sonuçları kamuoyuna taşıyan kişilere odaklanıyor.

6. Fjord

Cristian Mungiu’nun yönettiği “Fjord”, bu yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazandı. Sebastian Stan ve Renate Reinsve’nin başrollerini paylaştığı film, Norveç’in uzak bir köyüne taşınan Rumen-Norveçli bir ailenin yaşadıklarını anlatıyor.

Beş çocuklarıyla yeni bir hayata başlayan çift, yerel halkın yoğun Hristiyan inançları nedeniyle kendilerine kuşkuyla yaklaşmasıyla karşılaşıyor. Çocuklardan birinin yüzünde morluklar görülmesi ve ebeveynlerin çocuk istismarı suçlamalarıyla karşı karşıya kalması, toplumsal gerilimi derinleştiriyor.

Film, muhafazakârlık, liberal değerler, din ve toplumsal hoşgörü arasındaki gerilimleri ele alıyor. Mungiu, karakterlerini kolayca iyi ve kötü olarak ayırmak yerine, farklı dünya görüşlerinin çatışmasını tartışmaya açıyor.

7. Possible Love

Güney Koreli yönetmen Lee Chang-dong, 2018 yapımı “Burning”in ardından “Possible Love” ile sinemaya dönüyor.

Film, ekonomik ve toplumsal açıdan birbirinden uzak iki çifti merkezine alıyor. Cho Yeo-jeong ve Zo In-sung’ın canlandırdığı varlıklı çift rahat bir hayat sürerken Jeon Do-yeon ve Sul Kyung-gu’nun canlandırdığı diğer çift, erkeğin fabrikadaki işini kaybetmesinin ardından geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor.

Varlıklı kadın, işçi sınıfından diğer kadının hayatını konu alan bir belgesel çekmeye başladığında iki dünya arasındaki sınırlar daha görünür hale geliyor. Film, sınıfsal eşitsizliği, ekonomik güvencesizliği ve insanların birbirlerinin hayatlarına ne ölçüde yaklaşabildiğini sorguluyor.

8. Tenzing

1953’te Everest’in zirvesine ulaşan ilk ekipte Edmund Hillary ile birlikte yer alan Tenzing Norgay, Jennifer Peedom’un yönettiği “Tenzing” filminin merkezinde bulunuyor.

Genden Phuntsok’un Norgay’ı, Tom Hiddleston’ın ise Hillary’yi canlandırdığı film, dünyanın en yüksek dağına yapılan tarihî tırmanışı bu kez Nepal-Hint kökenli dağcının perspektifinden anlatıyor. Norgay’ın deneyimleri ve Hillary ile kurduğu dostluk, hikâyenin temelini oluşturuyor.

Film, Everest’in zirvesine ulaşma mücadelesinin yanı sıra dağcılık tarihinde çoğu zaman geri planda kalan Norgay’ın katkısını görünür kılmayı amaçlıyor.

9. Street Fighter

Capcom’un ünlü dövüş oyunu “Street Fighter”, yeni bir sinema uyarlamasıyla beyaz perdeye dönüyor. 1994 yapımının ardından gelen film, video oyunlarından uyarlanan yapımların yeniden popülerlik kazandığı bir dönemde izleyiciyle buluşuyor.

Kitao Sakurai’nin yönettiği filmde Noah Centineo ve Andrew Koji başrolleri paylaşırken Jason Momoa, yeşil tenli dövüşçü Blanka’yı canlandırıyor.

Yapım, dövüş sahnelerini absürt mizah ve stilize bir anlatımla bir araya getirmeyi hedefliyor. Yönetmen Sakurai, geleneksel video oyunu uyarlamalarının dışına çıkan bir film yapmak istediklerini belirtiyor.

10. La Bola Negra

Javier Calvo ve Javier Ambrossi’nin yönettiği “La Bola Negra”, yapımcılığını Pedro Almodovar’ın üstlendiği, İspanyol şair ve oyun yazarı Federico Garcia Lorca’nın kayıp bir eserinden esinlenen dönem filmi.

Penelope Cruz’un 1930’larda yaşayan bir kabare yıldızı olarak konuk oyuncu kadrosunda yer aldığı film, 1932, 1937 ve 2017 yılları arasında geçiyor. Hikâyenin merkezinde, İspanya’da eşcinsel tarihinin nasıl silindiğini araştıran genç bir akademisyen bulunuyor.

Farklı dönemleri birbirine bağlayan film, aşkı ve kişisel hafızayı toplumsal baskı, kimlik ve tarihin dışında bırakılan hayatlarla birlikte ele alıyor. Lorca’nın edebî mirasına gönderme yapan yapım, İspanya’nın kültürel geçmişine de odaklanıyor.

12. Musk

Oscar ödüllü belgesel yönetmeni Alex Gibney, teknoloji milyarderi Elon Musk’ın hayatını ve kariyerini konu alan dört saatlik “Musk” belgeseliyle izleyici karşısına çıkıyor.

“Taxi to the Dark Side” ile tanınan Gibney’nin yönettiği yapım, Musk’ın Silikon Vadisi’ndeki ilk yıllarından otomotiv sektöründeki girişimlerine ve tartışmalı milyarder kimliğine uzanan yolculuğunu inceliyor.

Belgesel, Musk’ın teknoloji dünyasındaki yükselişini, iş dünyasındaki etkisini ve kamuoyunda tartışma yaratan kararlarını ele alıyor. Musk ise filmi kendisini hedef alan ve sıkıcı bulduğu bir yapım olarak nitelendirdi.

Yönetmenin önceki çalışmalarında olduğu gibi “Musk” da yalnızca bir iş insanının biyografisini anlatmakla kalmıyor; teknoloji, güç ve kamuoyu üzerindeki etki arasındaki ilişkiye de bakıyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Edebiyat uyarlamalarından gerilimlere: Ekim ayında öne çıkan 7 yeni dizi

Emmy Ödülleri: Widow’s Bay 14 ödül kazandı, The Pitt üst üste ikinci kez En İyi Drama Dizisi seçildi

Harry Potter dizisi 25 Aralık'ta yayında: Yeni uyarlamada hayranları neler bekliyor?