Bize Ulaşın
Reklam

Mekke Ortak Savunma Anlaşması: Türkiye, Suudi Arabistan'a desteğini hangi sınırlar içinde sürdürecek?

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke'de savunma anlaşmasını imzaladıktan sonra poz veriyor.
Soldan sağa, Recep Tayyip Erdoğan, Muhammed bin Selman ve Şahbaz Şerif, Mekke’de üçlü savunma anlaşması sonrası poz veriyor. -  ©  Saudi Press Agency via AP
© Saudi Press Agency via AP
By Euronews Arabic
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Ankara, Husilerin saldırılarını kınarken, "başka bir ülke toprağına asker gönderip orada bir saldırı yapmayacağını" vurguluyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki ortak savunma anlaşmasının meclisteki onay süreci devam ederken, olası askerî katkının kapsamı henüz netleşmedi.

Türkiye, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları karşısında Riyad'a desteğini sürdürürken, bu desteğin kapsamı ve olası askerî katkısının sınırları henüz net değil.

REKLAM
REKLAM

Ankara, Suudi Arabistan'ın savunma kapasitesini güçlendirmeye hazır olduğunu belirtse de Yemen gibi başka ülkelerin topraklarında yürütülecek saldırı operasyonlarına katılmayacağını vurguluyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan salı günü Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesinde, Husilerin saldırılarını kınayarak Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın yanında durmayı sürdüreceğini belirtti. Aynı gün ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'nin Suudi Arabistan için askeri destek sağlayabileceğini düşündüğünü söyledi.

Ancak Trump'ın sözleri, Ankara'nın bu tür bir askerî destek için taahhütte bulunduğu anlamına gelmiyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan daha önce Türkiye'nin katkısının savunma odaklı olacağını, başka bir ülkenin topraklarında saldırı düzenlemek üzere asker gönderilmesinin söz konusu olmadığını belirtmişti.

Söz konusu açıklamalar, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ı bir araya getiren Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın onay için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunulmasının beklendiği bir dönemde yaşanıyor.

Üç ülke ittifakın kurumsal yapısını oluşturmaya ve Suudi Arabistan'da konuşlandırılabilecek askerî kapasiteye ilişkin düzenlemeleri görüşmeye devam ediyor. Ancak Türkiye'nin sağlayacağı kuvvetlerin sayısı, görev tanımı ve konuşlanma takvimi henüz açıklanmış değil.

Erdoğan desteği teyit etti, Trump olası katılımdan söz etti

Cumhurbaşkanlığı'nın açıklamasına göre Erdoğan, Muhammed bin Selman ile görüşmesinde Husilerin saldırılarını en sert ifadelerle kınadı ve Türkiye'nin Suudi Arabistan'a desteğinin süreceğini belirtti.

Görüşme, Suudi Arabistan'da Riyad Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan saldırıların ardından gerçekleşti. Haberde aktarılan bilgilere göre cumartesi günkü saldırıda 13 kişi hayatını kaybederken, 300'den fazla kişi de yaralandı. Pazar günü düzenlenen ikinci saldırıda ise 1 kişi öldü, yaklaşık 12 kişi yaralandı.

Trump da aynı gün Beyaz Saray önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, talep edilmesi halinde Türkiye'nin Husilere karşı mücadeleye katılacağını düşündüğünü söyledi. Erdoğan'ı “büyük bir dost” olarak nitelendiren Trump, “Benden istediğimi yapacaktır” ifadesini kullandı.

Ancak ABD Başkanı, Ankara'dan resmî bir talepte bulunup bulunmadığına veya Türkiye'den bu yönde bir onay alıp almadığına ilişkin bilgi vermedi. Trump, Muhammed bin Selman ile görüştüğünü de belirtti ancak Washington'un Suudi Arabistan'a ek askerî destek sağlayıp sağlamayacağı ya da Husilere yönelik doğrudan saldırılara katılıp katılmayacağı konusunda ayrıntı paylaşmadı.

Dolayısıyla Erdoğan'ın Suudi Arabistan'a destek açıklaması ile Trump'ın Türkiye'nin çatışmaya katılabileceği yönündeki değerlendirmesi aynı anlama gelmiyor. Ankara'nın kamuoyuna açıkladığı pozisyon, krallığın savunmasını güçlendirmek ve diplomatik çözüm arayışını sürdürmek üzerine kurulu.

TBMM süreci

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Ağustos ayında Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı imzaladı. Anlaşma, taraflardan birine yönelik saldırının tüm taraflara yapılmış sayılmasını öngörüyor.

Türkiye'de anlaşmanın Meclis onayına sunulmasına yönelik hazırlıkların büyük ölçüde tamamlandığı belirtiliyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, yaklaşık bir hafta önce metnin parlamentoya sevki için yürütülen çalışmaların büyük ölçüde tamamlandığını ve taslağın kısa süre içinde Meclis'e getirilmesinin planlandığını söylemişti. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de sonraki adımların onay sürecinin ardından netleşeceğini belirtmişti.

Reuters'ın aktarımına göre yetkililer, Meclis onayının ardından Türkiye'nin desteğinin kapsamının genişleyebileceğini ifade ediyor. Bununla birlikte asker, teçhizat ve görev tanımlarına ilişkin kesin ayrıntılar kamuoyuna açıklanmış değil.

Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi (DİPAM) Başkan Yardımcısı Dr. Ahmed İşcan ise parlamentodaki sürecin sahadaki durumu köklü biçimde değiştirmesini beklemiyor. İşcan'a göre, üç ülke arasındaki işbirliği ve siyasi koordinasyon zaten ilerliyor; anlaşmanın onaylanması ise bu yapının kurumsallaşmasına katkı sağlayabilir.

Üç ülke, anlaşmanın imzalanmasının ardından dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının katıldığı çeşitli toplantılar düzenledi. Ortak siyasi ve stratejik savunma komitesi ilk toplantısını 31 Ağustos'ta İstanbul'da yaptı. Eylül ayında New York'ta dışişleri bakanları, ertesi günlerde ise Riyad'da genelkurmay başkanları bir araya geldi.

5 Ekim'de Riyad'da yapılan olağanüstü toplantıda ittifakın sekretarya yapısı ve savunma sanayii işbirliği ele alındı. Toplantının ardından taraflar, kolektif savunma taahhütlerinin uygulanması ve Suudi Arabistan'da konuşlandırılacak kuvvet ve kapasitelerin hızlı biçimde sevk edilmesi konusunda uzlaştıklarını duyurdu.

Ancak ortak açıklama, her ülkenin sağlayacağı katkıyı ayrı ayrı ortaya koymadı. Türk birliklerinin sayısı, görevleri ve olası konuşlanma takvimi de açıklanmadı.

Fidan: "Türkiye'nin katkısı savunma odaklı olacak"

Hakan Fidan, Türkiye'nin ittifaktaki rolünü anlatırken anlaşmanın savunma niteliğini vurguladı. Fidan, askerî heyetlerin Suudi Arabistan'ın ihtiyaçlarını, özellikle hava savunması, elektronik harp ve teknik destek alanlarında değerlendirdiğini söyledi.

Bakan, Türkiye'nin başka bir devletin topraklarında saldırı operasyonu düzenlemek amacıyla asker göndermeyeceğini belirtti. Yemen'deki çatışmalara doğrudan katılım ile Suudi Arabistan'ın savunma kapasitesine katkı sunulması arasında ayrım yaptı.

Reuters'ın görüştüğü yetkililere göre, Türkiye'nin sağlayabileceği destek, askerî teçhizat ve silah sistemlerinin yanı sıra istihbarat paylaşımını da kapsıyor. Bilgi sahibi bir ABD'li yetkili ise planlama ve lojistik desteği, insansız hava aracı operatörlerine yardım, gözetleme ve keşif faaliyetleri ile savunma önlemlerinin güçlendirilmesini de olası katkılar arasında saydı.

Ancak bu açıklamalar, Türk askerlerinin Yemen'de doğrudan çatışmalara katıldığını göstermiyor. Türkiye'nin sağlayacağı desteğin miktarı ve uygulama ayrıntıları konusunda da kamuoyuna açık, kesin bilgiler bulunmuyor.

İşcan, Euronews'e yaptığı değerlendirmede Türkiye'nin ittifak kapsamında doğrudan askerî müdahaleye yakın görünmediğini söyledi. Uzman, Husilerin saldırılarının devam etmesi durumunda teknik desteğin genişleyebileceğini, bunun da diplomatik çabalarla birlikte yürütülebileceğini düşünüyor.

İşcan, “Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları sürerse, teknik destek olarak adlandırdığımız alanın olayların seyrini etkileyecek noktaya kadar büyütülmesi muhtemel. Türkiye aynı anda sorunun diplomatik yollardan çözümü için de çalışacaktır,” dedi.

Bu değerlendirmeye göre Ankara, doğrudan saldırı operasyonlarına katılmadan da Suudi Arabistan'ın savunmasına askerî ve teknik katkı sunabilir. Bununla birlikte desteğin hangi aşamada ve hangi koşullarda genişletileceği henüz netleşmiş değil.

İran ile ilişkiler ve diplomatik denge arayışı

Suudi Arabistan'a, İran'la müttefik olan Husilere karşı destek verilmesi, Ankara'nın Tahran ile ilişkilerini sürdürme ve bölgesel gerilimin daha da büyümesini önleme çabalarını da gündeme getiriyor.

İşcan, Türkiye'nin İran'la iletişim kanallarını korumasının Riyad'a katkı sunma kapasitesini artırabileceğini savunuyor. “Türkiye, İran'la ilişkisini koruyarak Suudi Arabistan'a en büyük katkıyı sunabilir,” diyen İşcan, Ankara'nın savunma sanayisi ve farklı bölgesel aktörlerle sürdürdüğü diplomatik ilişkiler sayesinde dengeleyici bir rol oynayabileceğini belirtti.

Fidan da Riyad'daki toplantının ardından yaptığı açıklamada, üç ülkenin krizin diyalog yoluyla barışçıl biçimde çözülmesi için atılabilecek adımları görüştüğünü söylemişti. Türk Dışişleri kaynaklarına göre Fidan ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de salı günü yaptıkları telefon görüşmesinde bölgesel gelişmeleri ve devam eden çatışmalara çözüm bulma çabalarını ele aldı.

İşcan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı bölgesel ülkelerin güvenlik ve istikrar konusunda daha fazla sorumluluk üstlenme arayışının bir parçası olarak değerlendiriyor. Uzman, Türkiye'nin bu süreçteki rolünü doğrudan askerî müdahaleden çok savunma kapasitesine katkı ve diplomatik temaslar üzerinden tanımlıyor.

Türkiye'nin Suudi Arabistan'a desteğinin gelecekte hangi ölçüde genişleyeceği ise anlaşmanın onay süreci, üç ülke arasındaki askerî koordinasyon ve bölgedeki çatışmaların seyriyle yakından bağlantılı olacak.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Trump yönetimi istifasını istemişti: ABD'nin Yunanistan Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle istifa etti

Mekke Ortak Savunma Anlaşması: Türkiye, Suudi Arabistan'a desteğini hangi sınırlar içinde sürdürecek?

Türkiye, Kolombiya’nın Tel Aviv'deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasını kınadı