İBB davasında dört gün süren savunmasını 17 Ekim’de tamamlayan Ekrem İmamoğlu, Erdoğan’a 'Meşruiyetini kaybettin,' dedi. Hakkındaki suçlamaları reddedip somut delil bulunmadığını savunan İmamoğlu, muhalefete ortak sandık güvenliği ağı kurma çağrısı yaptı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri’de görülen İBB davasında dört gün süren savunmasını 17 Ekim Cumartesi günü tamamladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen İmamoğlu, "Hapse tıktığın rakiplerin Edirne'de, Silivri’de yatıyorsa, sen meşru olamazsın. Meşruiyetini kaybettin. Senin bu şekilde girdiğin seçim de meşru olmaz," dedi.
İmamoğlu’nun sözlerinde işaret ettiği Edirne Cezaevi’nde eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş tutuluyor. İmamoğlu ise 23 Mart 2025’ten bu yana Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.
53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 101’inci duruşma gününde konuşan İmamoğlu, yaklaşık 600 gün sonra savunma yapmak zorunda bırakıldığını söyledi.
Erdoğan’a yönelik eleştirisinde kayyum uygulamalarını da hedef alarak "Kayyumlarla güçlü devlet olamazsın. Rakiplerini hapse tıkarak güçlü devlet olamazsın," ifadelerini kullandı.
Yargılamadaki uygulamalardan söz ederken Erdoğan’ı da uyaran İmamoğlu, "Buradan uyarıyorum. Eyyy Sayın Cumhurbaşkanı; bu kalleş düzen, bu kurulu, pusu düzeni, pusu sisteminden kendini de koru. Bir hemşehri olarak, Sayın Cumhurbaşkanı, seni uyarıyorum," dedi.
Cezaevinde kaldığı koğuşa değinen İmamoğlu, "Onun için 12 metrekareden korkmadan sesimi yükseltiyorum. Onun için 12 metrekare bana Türkiye Cumhuriyeti'nin 786 bin kilometrekaresi gibi geliyor. Onun için birilerine saray 12 metrekareden bile küçük geliyor," diye konuştu. Devleti yönetenlerin hukukun üzerinde olamayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Devlet, parti devleti olamaz! Devlet bir hanedan devleti olamaz!"
Savunmasının son bölümünde Erdoğan’a yönelik eleştirilerini sürdüren İmamoğlu, "Siz bir fetret devrinin liderliğini yapıyorsunuz. Türkiye tarihinde kapanacak bir parantezin içindesiniz," dedi. Ardından "Devriniz bitmiştir," ifadesini kullandı.
İmamoğlu, konuşmasının devamında "Rakibinizi sandıkta değil adliyede yenmeye çalışıyorsunuz. Diplomamı iptal ediyorsunuz, kurultayı iptal ediyorsunuz, partiyi kapatıyorsunuz," dedi.
'560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar'
İddianamedeki suçlamaları reddeden İmamoğlu, kamu zararına ilişkin rakamların değiştiğini öne sürdü:
"560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler."
Dosyadaki eylem sayısının 155’e çıkarıldığını belirten İmamoğlu, şu soruyu yöneltti: "Hangisinde bana dair somut bir belge, somut bir evrak, somut bir söz var elinizde?"
Örgüt, rüşvet ve casusluk suçlamalarını da reddeden İmamoğlu, casusluk iddiasıyla ilgili olarak "Delil diye 5 dakikalık bir nezaket ziyaretinin fotoğrafını koydular," dedi.
Savunmalarında noter, tapu ve banka kayıtlarının yanı sıra denetim raporları ve kurumlardan alınmış belgeler bulunduğunu söyledi.
Davanın siyasi amaç taşıdığını savunan İmamoğlu, "Bu dosyada 31 Mart'ta sandığa giden milyonlar yargılanıyor," ifadesini kullandı. Ardından "Ben burada savunma yapmıyorum. Bu iftiranameyi yazanları ve yazdıranları yargılıyorum ve yargılamaya devam edeceğim," dedi.
Kendisi için ayrıcalık istemediğini de vurgulayan İmamoğlu, "Bana başka, rakibime başka hukuk istemiyorum. Bugün bize yapılanın yarın başkalarına yapılmasını hiç ama hiç istemiyorum," diye konuştu. Mücadelesini ise "Bizim mücadelemiz intikam mücadelesi değil. Bizim mücadelemiz adalet, demokrasi ve cumhuriyet mücadelesidir," sözleriyle tanımladı.
'Ekonominin patronu güvendir'
Savunmasının bir bölümünü Türkiye’ye ilişkin hedeflerine ayıran İmamoğlu, devlet kurumlarının bağımsız ve denetlenebilir olması, Meclisin denetim gücünün artırılması ve siyasi rekabetin adil koşullarda yürütülmesi gerektiğini söyledi.
"Millet kimi istiyorsa aday o olur. Millet hangi partiyi istiyorsa, onu kurar," diyerek iktidarın siyasi rakiplerini devlet gücünü kullanarak belirleyemeyeceğini savundu.
Eşit yurttaşlık vurgusu yapan İmamoğlu, "Herkes farklı olabilir, ama herkes eşit olacak. Cumhuriyet, herkesin cumhuriyeti olacak," dedi.
Alevi geleneğindeki 40’lar Meclisi’ni, farklı kimliklerden insanların eşit biçimde bir araya gelmesine örnek gösteren İmamoğlu, şu soruyu yöneltti: "Bu memleketin kendisi neden kocaman bir 40'lar Meclisi olmasın?"
Basın özgürlüğüne de değinen İmamoğlu, "Güçlü devlet, nüfusunun yarısının sesini kısmayan devlettir. Halk TV'yi kapatmayan devlettir. T24'ü kapatmayan devlettir. Diğer muhalif televizyonları, gazeteleri tehdit etmeyen devlettir. Gazetecileri hapse atmayan devlettir," ifadelerini kullandı.
Ekonomide işçi, çiftçi, sanayici, esnaf ve girişimcilerin katılacağı bir "iktisat seferberliği" önerdi. "Ekonominin patronu güvendir. Hukuka, kurumlara, kurallara, yarınına güven bu topraklara döndüğünde yatırım da dönecek, üretim de büyüyecek," dedi.
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile bütünleşmesini ise "tarihsel ve jeopolitik bir sorumluluk" olarak nitelendirdi.
İBB hizmetlerine ilişkin rakamlar verdi
İmamoğlu, İstanbul’daki görev dönemine ilişkin rakamları da savunmasına taşıdı. Kreşlerde ilk kez eğitim alan çocuk sayısının 27 bine, bu yıl eklenenlerle toplam sayının 40 bine ulaştığını söyledi.
"Metroyu 153 kilometreden 248 kilometreye büyüttük," diyen İmamoğlu, Halk Süt kapsamında 55 milyon litre süt dağıtıldığını, kent lokantalarında ise 10 milyon kişinin yemek yediğini belirtti. İBB Başkan Vekili Nuri Aslan’a ve belediyenin yaklaşık 95 bin çalışanına teşekkür etti.
Esenyurt ve Melih Geçek üzerinden yargı eleştirisi
İmamoğlu, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden alınarak belediyeye kayyum atanmasını eleştirdi. Kayyum yönetimindeki belediyeye yönelik rüşvet ve ihaleye fesat soruşturmasına değinerek, "Bu kayyum, bayağı bildiğiniz AK Parti siyaseti yaptı," dedi.
Bir evde nakit para ve değerli eşyaların bulunduğunu gösteren görüntüler üzerinden soruşturmalar arasında farklı muamele yapıldığını savundu.
Benzer bir durumun muhalefetin yönettiği belediyede yaşanması hâlinde belediye başkanı ve meclis üyelerinin de soruşturmaya dahil edileceğini öne süren İmamoğlu, "Tersi olsa böyle mi olurdu acaba?" diye sordu. Görüntüler için "Soruşturma böyle yürütülür biliyor musunuz? Delille olur, ispatla olur, tespitle olur," ifadelerini kullandı.
İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek’in tutuklanmasını da mahkeme heyetine taşıdı.
Geçek’e daha sonra yeniden ifade vereceğinin söylendiğini, ancak aynı gün tutuklandığını anlatan İmamoğlu, "Melih’i sabah tutuklamaya sevk etmemiş ki. Öyle olsa resmi evrakta yazar. Ama gün içinde hangi talimat gitmişse, hangi tuzak kurulmuşsa, hangi pusu kurulmuşsa Melih akşam tutuklandı," dedi.
Mahkeme başkanına ise "Bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları var," diye seslendi.
Muhalefete ortak sandık güvenliği çağrısı
İmamoğlu, bütün muhalefet partilerine seçim güvenliği için ortak çalışma çağrısı yaptı. 2019 İstanbul seçiminin iptalini hatırlatarak "13 bin 729 oyla seçim kazandık, sonra o seçimi iptal ettiler," dedi. Ardından şöyle konuştu: "O gün öğrendik ki sandığa sahip çıkan millet yenilmez!"
"Hangi partiden olursak olalım, ortak bir sandık güvenliği ağı kurmak zorundayız," diyen İmamoğlu, yurttaşların, sivil toplum kuruluşlarının ve hukukçuların şimdiden hazırlanmasını istedi. "Her oyu sayalım, her tutanağa imza atalım, her tutanağın fotoğrafını çekelim," sözlerini, "Sandık bu milletin elinde kalan son kale değildir, bu milletin ilk ve asıl kalesidir," ifadesiyle tamamladı.
Gençlere de şöyle seslendi: "Bu ülke sizin, hem de şimdi sizin sevgili gençler, şimdi sizin!"
Savunmasından hazırladığını ancak yayımlanmadığını söylediği kitabın maketini mahkemeye sunan İmamoğlu, "Bu benim yayınlanmayan kitabımın maketi," diye konuştu. Kitapta dava dosyasına ilişkin savunmasının yer aldığını belirterek bir nüshasının dosyaya delil olarak eklenmesini istedi ve "Bu kitap bir gün raflarda olacak," dedi.
Konuşmasını, "Adalet kazanacak. Demokrasi kazanacak. Cumhuriyet kazanacak. Bu aziz millet kazanacak," sözleriyle tamamladı. Savunmasının ardından İmamoğlu’nun mahkemedeki sorgusu başladı.
Mahkeme başkanının, Yakup Öner’in anlatımında geçen 100 milyon doların elden alındığı iddiasına ilişkin sorusunu, "Öyle bir şey yok. Onu kabul etmiyorum," diyerek yanıtladı. Avukatlarının söz alması ve davadaki 53 sanığın tutukluluk durumunun değerlendirilmesi bekleniyor.