Scott'ın açıklamaları, Yunanistan ile Kıbrıs'ı deniz altından bağlaması ve ileride İsrail'e uzatılması planlanan elektrik bağlantısı projesi nedeniyle Türkiye ile Yunanistan arasında gerilimin yeniden arttığı bir dönemde geldi.
ABD'li Cumhuriyetçi Senatör Rick Scott, cumartesi günü Türkiye'yi Yunanistan ve Kıbrıs'a karşı “zorba davranış” sergilemekle suçladı. Florida senatörü, iki ülkeye yaptığı ziyaretler sırasında NATO müttefiki Türkiye'ye yönelik sert eleştirilerde bulundu.
Associated Press'e (AP) konuşan Scott, Ege'deki hava sahası ve deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmazlıklar ile Türkiye'nin Kıbrıs'ın kuzeyindeki askerî varlığını gerekçe göstererek, Ankara'nın “NATO müttefiki gibi davranmadığını” ileri sürdü.
ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler ve Dış İlişkiler komitelerinde görev yapan Scott, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun geçen hafta Atina'ya yaptığı ziyaretin ardından Yunan yetkililerle savunma ve enerji konularında görüşmeler gerçekleştirdi.
Türkiye'yi eleştiren Scott, “F-16'larla başka bir ülkenin üzerinde uçtuğunuzda NATO müttefiki gibi davranmış olmazsınız. Başka bir ülkenin topraklarının bir bölümünü kontrolünüz altında tuttuğunuzda da pek müttefik gibi davranmış olmazsınız. Türkiye'nin yaptığı da bu,” dedi.
Scott, sözlerini şöyle sürdürdü: “Umarım bu değişir. Ancak baktığınızda bunun zorba bir tutum olduğunu görüyorsunuz.”
NATO üyesi Yunanistan ve Türkiye, yıllardır Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'deki deniz sınırları ile Kıbrıs'ın bölünmüş durumuna ilişkin anlaşmazlıklar yaşıyor. Deniz altından elektrik bağlantısı projesi de Ankara ile Atina arasındaki gerilimin son başlıklarından biri.
Great Sea Interconnector (GSI) projesinin, Yunanistan ile Kıbrıs'ı deniz altından elektrik kablosuyla birbirine bağlaması, ileride İsrail'e uzanması hedefleniyor.
Ankara, proje kapsamında deniz tabanında araştırmalara başlanmadan önce kendisine danışılması gerektiğini savunuyor. Atina ise projenin kendi deniz yetki alanı olarak gördüğü bölgelerden geçtiğini belirterek Türkiye'den izin alınmasının gerekmediği savunuyor.
Söz konusu proje kapsamında daha önce de yaşanan gerilim, araştırmaların yeniden başlatılmasına yönelik son girişimlerle tekrar gündeme geldi.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Gerapetritis geçen ay yaptığı açıklamada, GSI projesinin Yunanistan'ın kendi deniz yetki alanı olarak gördüğü bölgelerden geçtiğini ve uluslararası hukuka göre Türkiye'den izin alınmasının gerekmediğini söyledi.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) ise 1 Ekim'de yaptığı açıklamada, Türkiye'nin kıta sahanlığında gerçekleştirilecek kablo ve boru hattı döşeme çalışmaları ile bilimsel araştırmaların önceden Türkiye ile koordine edilmesi gerektiğini belirtti. Bakanlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de kıyı devleti statüsünden kaynaklanan hak ve yetkileri çerçevesinde, kendi "kıta sahanlığında izinsiz faaliyetlere izin vermeyeceğini" vurguladı ve Yunanistan ile Kıbrıs Cumhuriyeti'ne "provokatif" eylemlerden uzak durma çağrısı yaptı.
Yunan basınında yer alan haberlere göre Atina, yeni araştırmalar öncesinde Türkiye'yi bilgilendirmeyi ancak onayını istememeyi planlıyor. 16 Ekim'de Kıbrıs Cumhuriyeti'nin araştırmalarla ilgili NAVTEX duyurusunun ardından Türkiye de karşı NAVTEX yayınlayarak bölgedeki yetki iddialarını yineledi.
Öte yandan Scott, Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail'in elektrik bağlantısı girişimini desteklediğini belirterek, projenin bu ülkelerin yanı sıra ABD'nin de yararına olacağını savundu.
“Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail'in yaptıklarının iyi olacağını düşünüyorum. Onlar için de bizim için de iyi,” diyen Scott, “yardımcı olmak için elimizden gelen her şeyi yapacaklarını” ve Türkiye'nin projeye engel çıkarmamasını sağlamaya çalışacaklarını söyledi.
Scott ayrıca, ABD'nin Yunanistan ile ilişkilerinin, ABD'nin Atina Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle'un görevinden ayrılmasından etkilenmeyeceğini ifade etti. Beyaz Saray, uygunsuz ve yasa dışı olabileceği öne sürülen davranışlara ilişkin iddiaların ardından Guilfoyle'un istifasını kamuoyu önünde istemişti.
Öte yandan, Guilfoyle kendisine yöneltilen suçlamaları reddediyor.
Kıbrıs sorunu
Kıbrıs, 1974’teki gelişmelerin ardından fiilen ikiye bölündü. BM gözetimindeki siyasi süreç uzun süredir durağan seyrediyordu. Son aylarda artan temaslar ise ağırlıklı olarak 'güven artırıcı önlemler' ve teknik hazırlıklar üzerine yoğunlaşıyor.
Uluslararası alanda tanınan Güney Kıbrıs adanın güneyini yönetirken, kuzeyde ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni yalnızca Türkiye tanıyor.
Ada üzerindeki anlaşmazlık ve siyasi çözüm arayışları, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin de başlıca sorunları arasında yer alıyor.