Avrupa Yatırım Bankası’nın iklim finansmanı için ayırdığı 30 milyar euro, iklim değişikliğini önleme yaklaşımından ekonomik korumaya doğru bir yön değişikliğine işaret ediyor. Bu adım, Avrupa Komisyonu’nun kendi iklim direnci planını açıklamasından bir hafta önce geldi.
Avrupa Yatırım Bankası (EIB), Avrupa'nın altyapıyı, su kaynaklarını ve tarımı aşırı hava olaylarının giderek artan ekonomik maliyetinden koruma çabalarını hızlandırdığı bir dönemde, iklim uyumuna yönelik finansmanını 2030'a kadar en az 30 milyar euroya iki katına çıkarmayı planlıyor.
“İklim uyumu tartışmasız bir zorunluluk” diyen EIB Başkanı Nadia Calviño, önlemeye yatırılan her 1 euronun 10 euroluk hasar ve onarım masrafını önlediğini savundu.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) ile Mannheim Üniversitesi'nin ortak çalışmasına göre, 2025 yazında orman yangınları, seller ve sıcak hava dalgaları Avrupa Birliği genelinde tahmini 43 milyar euroluk ekonomik kayba yol açtı. Çalışma, birikimli ekonomik etkinin 2029'a kadar 126 milyar euroya ulaşabileceğini öngörüyor.
Bu yıl AB genelinde 600 bin hektardan fazla arazi yandı. Bu, son yirmi yılın uzun vadeli ortalamasının iki katından fazla. Haziran ayında ise sıcaklıklar Avrupa genelinde şimdiye kadarki en yüksek seviyelerine ulaştı.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, en az 35 bin aşırı ölümün sıcak hava dalgalarına bağlandığı dramatik bir yazın ardından, eylül ayında yaptığı ilk 'Birliğin Durumu' konuşmasında Avrupa çapında bir sıcak hava dalgası eylem planı açıkladı.
Emisyonları azaltmaktan hasarı sınırlamaya
EIB'in perşembe günü açıkladığı 30 milyar euroluk finansman, sera gazı emisyonlarını azaltma çabalarına paralel olarak, iklim değişikliğinin sonuçlarına hazırlanmayı yeniden ön plana çıkarıyor.
Zaman zaman kendisini Avrupa'nın iklim bankası olarak tanımlayan EIB, yatırımların artan iklim uyumu ihtiyaçlarının gerisinde kaldığını açıkça kabul etti.
EIB'in ikinci iklim uyum planında, “Fiziksel iklim risklerine dair anlayış son yıllarda önemli ölçüde artmış olsa da, uyum yatırımları sınırlı proje havuzları, kapasite açıkları ve finansman engelleri nedeniyle kısıtlı kalıyor,” deniliyor.
“Uyumu hızlandırmak için daha güçlü proje hazırlığına, daha iyi teknik kapasiteye ve kamu ile özel sermayenin daha fazla seferber edilmesine ihtiyaç duyulacak.”
Finansman planı, enerji şebekeleri, kamu binaları, su sistemleri ve tarıma yönelik yatırımları hedeflerken, AB şirketlerinin iklim uyum teknolojilerini pazara sunmasına da yardımcı olmayı amaçlıyor.
Finansman paketi, özellikle küçük işletmeler için uyum projelerinin tespitini ve finansmanını kolaylaştırmaya odaklanarak krediler, garantiler ve danışmanlık desteğini birleştirecek. EIB ayrıca kamu otoriteleri ve şirketlerin yerel iklim risklerini değerlendirmesine yardımcı olacak araçlar geliştirecek.
Girişim, hükümetler kuraklık, seller, sıcak hava dalgaları ve orman yangınlarından kaynaklanan artan maliyet olasılığıyla karşı karşıyayken, iklim politikasına doğrudan bir ekonomik ve rekabetçilik boyutu kazandırıyor. Aynı zamanda, Birliğin kredi kolunu dayanıklılık teknolojilerine yatırımı harekete geçirecek bir araç olarak konumlandırıyor.
Ancak açıklama, 30 milyar euronun ülkeler ve sektörler arasında nasıl paylaştırılacağı ve planın ne kadar ilave özel yatırım çekmesinin beklendiği sorularını şimdilik yanıtsız bırakıyor.
Para arayışı
AB ülkeleri zaten sınırlı mali alanla boğuşuyor; bir sonraki çok yıllı bütçeye ilişkin görüşmeler, 15-16 Ekim'deki son AB liderler zirvesinde çıkmaza girdi.
Buna karşın İklim Eylemi Komiseri Wopke Hoekstra, yakın zamanda mali hareket alanının darlığını kabul etti ancak başta yapılacak yatırımların iklim kaynaklı hasarları tekrar tekrar ödemekten daha ucuza geldiğini savundu.
Hoekstra, “Tüm veriler, bu yatırımları baştan yapmanın, yangınlardan, sellerden darbe alıp sonra hasarı ödemekten çok daha ucuza mal olduğunu gösteriyor. O senaryonun maliyeti açık ara daha yüksek,” dedi.
Komisyonun AB iklim dayanıklılığı çerçevesinin gelecek hafta açıklanması bekleniyor ve bu belge, von der Leyen'in eylül ayındaki açılış konuşmasında da dile getirdiği İklim Sigortası İttifakı konusunda daha fazla netlik sağlamalı.
Watchdog kuruluşu Finance Watch'ta kıdemli araştırma ve savunuculuk görevlisi olan Paul Fox, sigortanın işleyen bir ekonomi için kilit önemde olduğunu, en çok risk altındaki bölgelerin kapsam dışında bırakılmasının ise AB'nin ele alması gereken bir piyasa aksaklığı haline geldiğini söyledi.
Fox, "Posta hizmetleri, her nokta kârlı olduğu için değil, insanların ihtiyaç duyduğu bir hizmet sunduğu için Avrupa'nın dört bir yanındaki topluluklara ulaşıyor. Doğal afet sigortası da aynı ilkeye göre garanti altına alınmalı. Bu, insanların hayatlarını kurmalarına güvence sağlar ve geleceğe yatırım yapma cesareti verir,” dedi.